Ana içeriğe geç

İnovasyon, Yeni Trendler Ve Çözümler

Gelecekte Farkı Yaratmak. . . Nasıl?

BaşlatanAkın ArslanYayınlandı

İlk mesaj
GÜVEN BAĞLAMISinyalleri ve bağlamı gör

Aşağıdaki sinyaller içeriği değerlendirmenize yardımcı olur; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı320 katkı
Profil alanıDanışmanlık
Profil konumuİstanbul, Türkiye
Yayın
ZAMANSAL BAĞLAM

Konu yayın tarihi yukarıda gösterilir. Tarih bilgisi, içeriğin bugün de geçerli olduğunu göstermez.

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Merhaba,

Gelecekten bahsetmek insanı heyecanlandırıyor. Acaba nasıl bir gelecek bizi bekliyor? Yaşlanınca çocuklarımıza ve torunlarımıza anlatacağımız dünya ile yaşadıklarımız arasında nasıl bir bağ olacak? Kimler hala ayakta olacak?

Gelecekte var olacaklar ile geçmişte uzun süre var olmayı başarabilmiş olanlar arasındaki ortak nokta "FARKI YARATMAK" tır.. Şirket ve kurumların ayakta kalabilirliğinin ölçütü "farkı yaratabilme" süresi ile doğru orantılı olacaktır.

Şimdi geçmişten günümüze bir yolculuğa çıkalım ve farkı yaratanlardan bazılarına bakalım:

- Tekerlek
- Para
- Buharlı Lokomotif
- Elektrik
- Telgraf
- Telefon
- Otomobil
- Transistör
- Uçak
- Radyo
- Televizyon
- Uçak Gemisi
- Atom bombası
- Aspirin
- Bilgisayar
- Uzay Yolculuğu
- Güneş Enerjisi
- Hipermarket
- Tüp Bebek
- Yarı İletkenler
- INTERNET
- Windows İşletim Sistemi
- E-Posta
- Cep Telefonu
- Sanal Ticaret
- Klonlama
-

Bu listeyi genişletmek ve uzatmak tabi ki mümkün. Yukarıdakiler hayatımıza girdikleri andan itibaren bizi alışık olduğumuz birçok paragidmamızdan kopardılar. Bize varlıkları ile yeni bir hayat sundular ve sunmaya devam ediyorlar.


Şimdi farkı yaratabilmeyi bir başka açıdan ele alalım :

- Elektronik eşya satın almak için girdiğiniz bir mağazada neden SONY'i tercih edersiniz?

- Cep telefonu satın alırken hangi markayı almayı tercih edersiniz?

- Türkiye'de beyaz eşya alanların büyük bir çoğunluğu neden ARÇELİK ürünlerini tercih ediyor?

- Neden arabanızı birkaç yıl sonra değiştirmek ihtiyacı duyuyorsunuz?

- Çocuğunuzun hangi üniversitede okumasını istersiniz? Kararınızı etkileyen faktörler neler?

- Aynı yemeği 2 milyona yeme imkanınız varken eğer maddi imkanlarınız yeterli ise neden 20 milyona başka bir yerde yemeyi tercih ediyorsunuz? Size bu tercihi yaptıran nedir?

Kuşkusuz bu soruları çok arttırmak mümkün. Ve bu soruları bir yerlerde sınırlamamız da olanak dışı.

Sizi yukarıdaki cevaplarına iten temel güç "fark"tır. Siz o farkı hissetiğiniz için o kararları veriyorsunuz.

Farkı yaratmak özeldir. Bu işi sürdürebilmek, yani sürekli farkı yaratabilmek ise çok güçtür. Tabi ki burada işin bir de ahlaki yönü var. FARK, hem insanlık yararına sonuçlar doğurmak, hem de insanlığa zarar vermek için yaratılabilir.

Geçtiğimiz hafta farkı yaratmanın en güzel fakat en acı örneklerinden birisi ABD'de yaşandı. Alışılmış ve oturmuş savunma ve savaş doktrinlerinin tamamen dışında, kimsenin düşünemediği yepyeni bir stratejiyi uygulanarak binlerce masum insan öldürüldü. ABD gibi dünya jandarmalığını üstlenmiş, dünyanın en büyük ve en etkili silahlı kuvvetlerine, dünyanın en etkili aktif hava savunma sistemine sahip bir ülkeye hiçbir savaşta hasımı tarafından fiili olarak verilemeyecek bir zaiyat, bir saat içinde, görünürdeki sayıları 20'yi geçmeyen bir grup terörist tarafından verildi.

Çünkü o ana kadar kimse, bir yolcu uçağını tamamen insanlıkdışı niyetlerle bir bomba gibi kullanabilmeyi hayal dahi edememişti. Ve tabi ki tehdit değerlendirmelerinde stratejik savunma planları yapılırken kimse gökyüzünde binlercesi serbestçe dolaşan ve dolaşması da gereken yolcu uçaklarını potansiyel bir tehdit olarak algılamamıştı.

Farkı tamamen insanlık aleyhine yaratmak isteyen birileri bunu gördü ve plandadı. Sonuç tam anlamıyla bir katliam!..

Durum öyle gösteriyor ki; aynı şirketler gibi devletler de alışılmış paradigmalarından kurtulup, gelecekte farkı yaratarak kötü niyetlilerin bire adım önünde olacak araçları geliştirmek zorundadırlar. İşleri geçmiştekilerden daha zor. Bilgi teknolojilerinin gerçekten geldiği seviyenin ne kadar farkındayız?

İyi insan, iyi vatandaş ve güzel yarınlar için hep beraber elele,

Akın Arslan



Yerleşim Türkiye / İstanbulMeslek Danışmanlık
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
42 yorum
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 49Profil alanı Master Black BeltProfil konumu Eskişehir, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Sana bu konuda katılıyorum. Ffarklı yada fark kelimelerine aktivitelerimizle, ürünlerimizle anlam kazandırmak gelecekteki başarımızı belirleyecek temel değişkenlerin belkide en önemlisi. Ancak fark yaratmak her ne şekilde olursa olsun günümüz dünyasında 3 temel şeye ihtiyaç duymakta.
1. Kesinlikle ve kesinlikle çok güçlü bir finansal yapı veya destek. Paranız varsa yola çıkma şansınız var malesef. Günümüz dünyasında herşeyin temelinde bu mefhum var. Son terörist saldırı için milyonlarca dolar harcandı ve gariptir ki düzenlediği söylenen adam bu işten borsada onlarca milyon para kazandı. Şimdide bunu yine düşman ilan ettiklerine karşı kullanacak. O halde öncelikle finansal yapımızı güçlü ve kırılmaz hale gelmesi için kısa ve orta vade de önlemler almamız gerekli.
2. Bilgi, herşeyin temelimde yatan sihirli ikinci kelime. Bilgi çağına ilerlediğimiz şu dönemde bilgiyi üreten toplumlar, kullanan toplumlardan daha fazla kazanıyor. Siz burda araba üretiyorsunuz para kazanıyorsunuz., ama onunla ilgili bir teknolojik farklılık tasarlayana size kzandırdığının 10 larca katını kazandırıyor. 1 saat sonrada rakipleriniz aynı teknolojiyi kullanmaya başlıyor. O halde bilgiye sahip olmalı yada sahip olanla işbirliği içinde bir risk ortaklığı mantığıile çalışmanın yolunu bulmalıyız. İlim ABD de tek yolda gidip almak.
3. Çaba, ilk iki madde de bahsttiğimiz herşeye sahip olabilirsiniz ama eğer çaba ve inat yoksa sonuç sıfıra sıfır elde var sıfır. Edison eğer o kadar inatçı olmasa idi bu gün GE 600 milyar dolarlık borsa değeri ve çalıştığı hersektörde dünya lideri olma gücünü bulabilirmiydi? Burada direk olarak disiplinli çalışma ve rekabet alışkanlığının bir sonucu var.

Gelecekte sadece acımasızca rekabet edebilecek bilgiye paraya ve güce sahip olanlarındır.

__________________
Dogan Atik

Yerleşim Türkiye / Eski?ehirMeslek Master Black Belt
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 320Profil alanı DanışmanlıkProfil konumu İstanbul, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Doğan Bey Merhaba,

Yeni bir aktif üye kazanmak bizleri sevindirdi. Aslında aktif olarak düşüncelerinizi bizimle paylaşarak siz de farkı yaratmada düşünsel eşiği geçtiniz. Artık kaya yerinden hareket etti, itmesi daha kolay...

Sizin de ifade ettiğiniz gibi yeni ekonomide entellektüel sermaye başarıya giden yolda temel ayırt edici güç olarak karşımıza çıkyor.

Alıntı Yapılan Metin:
Teknoloji tek başına hiçbir şey, insan herşeydir.


Bu yaklaşımdan da anlaşılacağı üzere eğer onu etkin olarak kullanabilecek olan insan yoksa sahip olunan konvansiyonel teknoloji ne işe yarayacak?

Şu anda zamanımız hakikaten farkı yaratma devri. Dünyada risk sermayesi yönetimi konusundaki kurumlar ve bunların yönettiği fonlar milyar dolarları geçmeye başladı. Artık birçok büyük grup -bunların arasında Microsoft, SAP, Matsushita, Motorola, GE gibi dev şirketler; MIT gibi üniversiteler var- fikir avcılığı yapıyorlar. ARGE bütcelerinin haricinde neredeyse onun kadar risk sermayesi yatırımı yapıyorlar ve parlak fikirler arıyorlar.

Tabi ki konuştuğumuz parlak fikir "Farkı yaratabilecek kadar farkı olan fikir" . Bu fikir belki saçma, anlaşılamaz, hatta hayal dahi edilemez bir fikir ama farkı yaratacak kadar aykırı...

Bana göre burada en az farkı yaratacak fikri üretmek kadar önemli olan bir şey var. Bu aykırı fikri, içinde yaşadığı paradoksların ortamını ve paradigmalarını bir kenara bırakıp, değerlendirebilecek, uygulanabilirliğini hayal edebilecek ve riski üstlenme kararını verebilecek yöneticiler ya da uzmanlar. İşte gelecekte şirket ve kurumlar için esas bu yönetici ya da uzman kişiler daha da önemli bir hal alacak.

Bu kişiler; zekasının bütün boyutlarını etkin olarak kullanabilen, üst seviyede kavrama yeteneğine sahip, değişimin doğasına inanan ve bir bukalemun suratinde yeni düşüncelere ayak uydurabilen, çılgınca hayaller kurabilen, üstün bir analiz ve sentez yeteneğine sahip özel insanlar olarak karşımıza çıkacaklar. Belki de bunların organizasyon şeması içinde net bir yeri de olmayacak. Nerede ihtiyaç duyulursa orada olacaklar.

Tasvir ettiklerim sizlere biraz abartılı gelebilir ama ben buna inanıyorum. Belki de herşeyin olağanüstü bir hızda değiştiği bir dünyada buna inanmak istiyorum.

Güzel günlere,
Referans bağlamı1 alıntı

Bu işaretler mesajda yazar tarafından kullanılan bağlantı ve alıntıları görünür kılar. Bir referansın bulunması, içeriğin doğrulandığı veya kaynağın güvenilir olduğu anlamına gelmez.

Alıntı 1 bölüm

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 49Profil alanı Master Black BeltProfil konumu Eskişehir, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →


Merhaba Akın Bey ve diğer arkadaşlar,

Düşüncelerini ve bireysel dinamiklerini fark etmiş ve bunları başkaları ile paylaşan insanlarla beyin fırtınaları yapmak ve tartışmak gerçekten güzel. Evet risk yönetimi yada farklılıkları yaratacak görecek ve yönetecek insanları yetiştirmek. Bu konuda yapılan yatırım herhalde en verimli ve ciddi olanı. Pardigma değişimi ve için sarf edilen ve adına integrity denilen şey ile aslında şirketler bunu en başında birey örgüte katıldığı an başlatıyorlar. ;Böylece yatırımlarını garantiye almaya çalışıyorlar. Sizlere eminim birçok arkadaşımızın bildiği ama yinede paylaşma ihtiyacı hissettiğim bir stratejiden bahsetmek istiyorum.

Şirketimiz meşhur dev GE ; bilindiği üzere şu anda dünyanın enbüyük şirketi. O kadar güçlü ki ABD ekonomisi hatta dünya ekonomisi küçülürken, yılın son çeyreğinde %2,4 reel büyüme kaydetmiş bir şirket. Net karlılığını son beş yılda 3 kat artırarak %20 nin üzerine çıkarmıştır ki dünya pazarında %12 bile çok büyük bir rakkam. Ötesinde geçtiğimiz yıl50 Milyar $ lık Honeywell birleşmesi ile olay yarattı ve bu yüzden AB GE ye tekel oluşturduğu için izin vermiyeceğini söyledi ve bu yönde karar aldı, ama hiç birşeyi değiştiremedi. GE nin yeni başkanı 2002 de göreve Jack Welch'in yerine başlıyacak, bu işi bile yeterince rekabetçi bulmadı. Peki ama devletlerin ve ekonomilerin ötesinde bir güce sahip olan bu şirketin sırrı ne. İki temel faaliyet ve bu faaliyetleri yaratan bir temel neden. Eğitim.

GE nin eğitim bölümününün bütçesi TC üniversitelerinin toplam bütçesinin 2 ( İKİ ) katı. Peter Durucker, Toffler, Baba Bush, gibi adamlar şu anda eğitimci olarak bu departmanda çalışıyorlar. Geçmişte de böyle düşünürler yada nobel ödüllü bilim adamları hep burada yer almış. Edison kurduğu şirkette tek birşeyin değişmesine izin vermemiş, değişim ve eğitim, araştırma. Bu gün eğer GE de işe başlarsanız 2 yıl dünyanın sizin seçtiğiniz dört ülkesinde oryantasyon stajı ve eğitim alıyorsunuz. Daha sonra ise işbaşı yapıyorsunuz. Böylece gerekli temel yetenekleri kazandığınız gibi, gerek üst gerekse alt benliğinizdeki tüm değerler yeniden şekillendiriliyor. Ardından iki yıl içerisinde ise bu insanların en yeteneklileri Black Belt olarak yada daha iyiler Master Black Belt olarak organizasyonda organizasyon üstü proje liderleri ve eğiticileri olarak görev yapıyorlar. Bunların içinden koyulan edeflere ulaşanlar ve geçenler yönetim kademelerinde görevlendiriliyorlar. diğerleri ise kendilerine iş arıyor. Böyleceeğer yönetici olmak istiyorsanız tek şansınız bu yoldan geçmek. Ünvanlar ve uygulama şekli değişsede başından beri böyle işleyen bir sistem elbetteki böylesine başarılı oluyor. O kadarki en büyük rakiplerinin başkanları GE nin bu okulundan mezun. BÖyle oluncada farkı yaratmak her anlamda kolay hale geliyor. Düşünün yılda 1,500,000 patent alan yeni ürün geliştiren bir şirket. Teknoljiyi üretiyor, stratejiyide üretiyor. Entellektüğel bilgi havuzunun kendi kollarında neredeyse tamamı onun eseri bir dünyada yaşıyor. Sadece verilerle ve rakkamlarla konuşan bir şirket. Farkı yaratıyor yönetiyor ve kazanıyor.

İşte farklılık yaratmak için önce düşünce devrimi yapmak gerekiyor görüşüne kesinlikle katılıyorum. Paradigmaları ise bu yönde gelişmiş yönetim takımı ile çalışan danışmanşlar ve bilim adamları farkı yaratıyor o yönetim takımıda bunu kullanıyor. Sanıyorum Türkiyenin birincil ihtiyacı düşünce devrimi yapmakta bu da cesur söylemleri olan ve bunları söyleyen yaşayan girişimcilerle mümkün.

__________________
Dogan Atik

Yerleşim Türkiye / Eski?ehirMeslek Master Black Belt
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 320Profil alanı DanışmanlıkProfil konumu İstanbul, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Merhaba,

Jack Welch ve Konosuke Matsushita; devrimci yönetim yaklaşımları, stratejiyi uygulama becerileri, amaca olan kenetlenişleri ve organizasyonlarında insana verdikleri değer açısından benim de hayran olduğum iki profesyoneldir. Bence ikisi de yönetim bilimini, gerçekleştirdikleri uygulamalar ile sanata çevirebilmeyi başarmışlardır.

Doğan Bey'in de ifade ettiği gibi, hem GE'de hem de Matsushita şirketler grubunda eğitim her şeyin başında gelir. Özellikle önceden bahsettiğimiz farkı yaratacak, ya da farkı yaratacak düşünceleri yakalayacak liderleri kurum içinden tespit etme ve yetiştirmeye yönelik yapılan faaliyetler insanları hayrete düşürmektedir. Örneğin Matsushita, Jack Welch'ten çok önce 1930'larda fabrikalarında çalıştıracağı işçileri, 2 yıla kadar varabilen bir eğitim sürecinden geçirebilmek için okul kurmuştur. İşçi adaylarına bu okulda öğrenciyken çalışıyormuş gibi maaş vermiştir. 1940'lı yılarda iş yürürken ilave olarak hizmet içi eğitim programları yapmanın katma değer yaratmadığını keşfetmiş, hizmet içi eğitimlerde kaliteyi arttırabilmek için üretim hatlarında dah fazla işçi istihdam ederek hizmet içi eğitim alanların sadece bu işle uğraşmasını sağlamıştır.

1946 yılında dünyada ilk defa şirket içinde güven ortamı tesis etmek ve savaştan büyük bir yıkımla çıkan halka moral kazandırmak için PHP Enstitüsünü kurmuştur. PHP japon dilinde "refah aracılığı ile barış ve mutluluk"demektir. Yine 1979'da Matsushita Kamu Kamu Yönetimi ve Yönetim Enstitüsünü kurmuştur. Bu enstitüden sadece kurumuna yönetici değil Japonya'ya sayıları azımsanamayacak liderler yetiştirmiştir.

Kısacası Matsushita kötü başlayan hayatını, vizyoner bir yaklaşım ile sürekli farkı yaratmayı düşünerek, insanı organizasyonda etkili yapacak araçlar geliştirerek aynı GE gibi bir devi sıfırdan yaratmıştır.

Gelelim Jack Welch'e...

Sanki dünyaya farkı yaratmak, farkı yaratabilecekleri fark etmek, paradigmaları yıkmak için gelmiş.

Doğan Bey daha iyi bilecektir, şu felsefeye bir bakınız:

Sor,
Araştır,
Kap ***ür...


İşte size sorgulayan ve farkı arayan bir vizyonerin hayat felsefesinin üç kelimeye sıkıştırılmış bir görüntüsü: Welchizm...

Welch, başkaları tarafından başarı olarak nitelendirilen gerçekleştirdiklerin sırrını şöyle açıklıyor :

ALINTI YAPILAN METİN:


"Başkalarından daha zeki değilim. Ben sadece 270 bin kişinin beni birçok kişiden daha zeki göstermesine yardımcı oldum."



Etkileyici değil mi? Bu ifadede;

Kararlılık,
Bütünlük,
İnanmışlık,
Başarıya olan tutku,
Kendine güven,
Yetkinlik,
Farkı olma duygusunu algılamak mümkündür.

Doğan Beyin de özet bilgi verdiği GE yönetici geliştirme programı hakikaten olağanüstü başarılara imza atmış, ürettiği sonuçlar itibariyle fikir babası ve rol-modeli olan, kuruluşu 1936 yılına kadar dayanan Kennedy Yönetim Okulu'nu geçmiştir. Sürekli kendini sorgulayan bir şirketin değişim ajanlarını, diğer bir değişle farkı yaratacak, ya da farkın yaratılmasını sağlayacak yöneticilerini yetiştirmek üzere kurulan bu okul GE Power System olarak adlandırılan örgütsel yapının da beynidir.

Welch savaşan bir ordu yaratırken verimliği ve farkı yaratabilmenin gerekliliğini söyle tanımlamıştır:

ALINTI YAPILAN METİN:


Verimlilik bir paçavranın insafsızca ezilip yok edilmesi değildir. Verimlilik, birşeyi geliştirmek için sonsuz bir kapasitenin varolduğu inancıdır. Burada yanıtlara sahip olmadığımızı bilerek yaşıyoruz. Yanıtların birisinde olduğun biliyoruz. hergün onları orada bulmak için peşlerine düşüyoruz, çünkü verimliliği yaratan zihinsel sermayedir. Bugün GE'de sınırsızlığın sorgusuz sualsiz en önemli değer olmasının nedeni de budur.



Dikkat ederseniz Welch "sınırsızlık"(Boundaryless) diye bir kavramdan değer olarak bahsetmektedir. GE yeniden yapılanma stratejileri ve yönetim modeli üzerine yaptığım araştırmalarda bu kavramın 1992 yılından itibaren GE terminolojisi içinde telafuz edilmekte olduğunu gözlemledim. Aynı zamanda sınırsızlık GE içinde başarılı bir şekilde uygulanmakta olan 360 derece değerlendirme sisteminde yöneticilerde ölçülen ve sorgulanan 11 temel kriterden birisi olarak da karşımıza çıkmaktadır.

Ben bu "sınırsızlık" kavramını çok seviyorum. Bana sanki farkı yaratma konusunda özgürce dolaşabildiğim, herşeyi hayal edebildiğim, sınırsız denemelerde bulunabildiğim ve yapmak istediklerimi bağırarak haykırabildiğim bir özel alan yaratıyor. Bu alan benim alanım; hayallerimden, düşüncelerimden, bedenimden, yaptıklarım ve yapamadıklarımdan sadece ben sorumluyum. Burada tek bir amacım var; yaratmak.

Özellikle "yaratmak" sözcüğüne de dikkat çekmek isterim. Yaratıcık ile yaratmak arasında büyük bir fark var. Yaratıcılık, sahip olunan farklı düşünebilme potansiyelini, yaratmak ise bu potansiyelin eyleme dönüşmesini ifade eder.

Bizim hayalini kurduğumuz ve kendimizi hazırladığımız geleceğin organizasyonlarında ; yaratıcı bireylerden ziyade yaratan bireylere ihtiyacımız olacaktır.

Dünyada milyonlarca sandalye yapılmıştır ama sandalyeyi birisi yaratmıştır. İşte her zaman o biz olabilmeliyiz.

Güzel günlere,

Akın Arslan




Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 49Profil alanı Master Black BeltProfil konumu Eskişehir, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Merhaba,

Bu konuda iki kişinin katıldığı bir beyin fırtınasının ötesine pek geçemedik galiba. Yada çok iyi şeyler yazıyoruz ki kimse üstüne birşey eklemiyor.? Evet yukarıdaki görüşlerinde söylediği şey aynı farkı liderler yaratır. Lider nedir o zaman? Sosyal bilimciler iki tür liderlik tanımlar. Karizmatik liderlik ve öğrenilebilir liderlik. Ama burada bizim konumuz karizmatik lider. Diğer grup pek öyle radikal değişimler yaratmazlar ama iyi yiöneticidirler. Bu yüzdende örgütleri karlı ve büyüyen örgütler yada bunların parçasıdır. Karizmatik liderlik nedir o zaman, basit tabir tanımlama ile kitleleri kendisine inandıran ve sürükleyen hemde kolşulsuzca sürükleyebilen insanlardır. Üç tane önemli karizmatik lider Dünya tarihinde yeralmıştır. Daha doğrusu en büyük üç lider Hitler, Napolyon ve M. Kemal Atatürk. Her üçüde ülkelerini ve toplumlarını sürüklemiş ve kaderlerini geri dönülmiyecek şekilde değiştirmişlerdir. Fakat ilk ikisi uluslarını ve ülkelerini felakete ***ürürken, Mustafa Kemal yeni bir ufuk ve gelecek açmıştır. Peki nedir aradaki fark?… Üç kelime sağduyu, beceri ve iyi bir eğitim. O zaman karizmatik özellikler başarı için tek başına yeterli olmuyor. Geçtiğimiz yüzyılın liderleri politika ve askeri alanda kendilerini gösterdiler. Toplumları sanatçılar yönlendirdi. Günümüzde ise işler biraz değişti. Artık en etkileyici liderler hap CEO ların arasından çıkıyor. Sporcularda sanatçıların yerini aldı. Bu sonderece doğal çünkü değişiyoruz. Peki dünyada bilinen temel liderlik davranış şlkeleri var. Bunlar öğrenilebilir liderlik dediğimiz şeyin ta kendisi zaten. Ama karizmatik liderlerin bir çoğunda bu ilkeler pek de %100 örtüşmüyor. Şimdi bence farklılık, değişim ve gelişim kelimerinin yönetim bilimindeki karşılıkları, liderlik, liderler ve yönlendirme olarak eş köklü olarak ortaya çıkıyor. O halde biz öncelikle liderlik kavramını tanımlamalıyız. O zaman…

“TÜRKİYEDE LİDER MODELİ VE DAVRANIŞLARI, İLKELERİ NEDİR? NE OLMALIDIR ?”


En kolay şey sorunu tanımlamaktır. Zor olan ise nedensellik analizi yapabilmek ve çözüm üretmektir. Bu yüzden tüm Dünyada insanlar hep sorunlardan bahseder. Bende burada affınıza sığınarak sadece sorunu tanımladım ve ilk raundu sizlere bıraktım. Devamında görüşmek dileği ile.


Şimdilik hoşça kalın.


__________________
Dogan Atik

Yerleşim Türkiye / Eski?ehirMeslek Master Black Belt
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 81Profil alanı İnş.Yük.Müh.Profil konumu Ankara, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Akın bey ve Doğan beye merhabalar,
Yazılarınız ve seçtiğiniz konu için teşekkür ediyorum.Yararlanıyorum.
Anahtar kelimeler bile üzerinde çok uzun tartışmaların yapılabileceği konular:
GELECEK,FARK,EĞİTİM,LİDERLİK ...
Gelecek farkını öncelikle ortaya koymak gerekir.Geleceği tanımlayan evrensel parametrelerle bizim ortamımızın oluşamayan parametreleri arasındaki farkı veya açığı doğru belirlememiz gerekir.Her olayın nezle etkisi yaptığı toplumumuzda,projeksiyonları sağlıklı tutacak ve 21. yüzyılın ortak hafızasına bizi uyarlayacak, bağımsız düşünmeyi sağlayacak iklimi ve ekipleri oluşturmamız lazım.Yüksek öğrenim proğramında "eğitim-öğretim"e dayalı bir yapı ile ve enson araştırma fonunu bile iptal etmeye kalkışan bir maliye ile dünya mukayeseleri arasında optimisazyona ihtiyacımız var.
Aradaki farkı görerek FARKI oluşturmak ve NASIL sorusuna bu noktadan cevap aramak sanırım gerçek sonuçlara bizi taşır.
Yönetimi tanımlayan yaklaşımlar arasında en çok beğendiğim ,
"YÖNETİM ÖNGÜRÜDÜR." ifadesidir.Yönetici ile lider farkını ÖNGÜRÜ olarak anlamakta mümkün.Lider kalıbına uygun modeller bulmak yerine,bireysel olmayan ve kurumsal liderliğe dönüşebilecek demokratik liderlik önemlidir. Değişime hazır olmamız için,dokuyu dikkate alan bir rehabilitasyon ile daha gerçekçi sonuçlar elde edebiliriz.
Bu açıdan bakıldığında Doğan beyin, Türkiye'deki liderlik uygulamaları sorusunu irdelerken, evrensel uygulamalar arasındaki farkı ortaya koymamız gerekir.Yani gerçek eksikliğimizin boyutlarını bilmemiz gerekir.Bunun içinde yukarıda belirttiğim gibi,bilinen doğrular yerine bilinmesi gereken doğrulara ulaşarak ve sorgula**** yeni sonuclar elde etmeliyiz.Böylece demokratik bir liderliğe dönüşümü sağlayabiliriz.Bu kurumsal liderlik, ortak kabul alanları oluşturarak,katılımın öncülüğnde FARKI yakalayacak HIZI görürüz. sağlar.
HIZ FARKI ile gelecekte düşünerek , sonsuz ve sınırsız düşünceleri konuk edecek bir DÜŞÜNCE FİDANLIĞI kurabiliriz.
Bu girişten sonra buluşmak dileğiyle..

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Yn?.Yük.Müh.
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 320Profil alanı DanışmanlıkProfil konumu İstanbul, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Merhaba,

Doğan Bey'in aşağıdaki yaklaşımları ve İsmail Bey'in yorumlarından yola çıkarak düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istüyorum:

ALINTI YAPILAN METİN:


Şimdi bence farklılık, değişim ve gelişim kelimerinin yönetim bilimindeki karşılıkları, liderlik, liderler ve yönlendirme olarak eş köklü olarak ortaya çıkıyor. O halde biz öncelikle liderlik kavramını tanımlamalıyız. O zaman…

“TÜRKİYEDE LİDER MODELİ VE DAVRANIŞLARI, İLKELERİ NEDİR? NE OLMALIDIR ?”



Değişim kafalarda başlıyor diyoruz. işte değişimi diğerlerinden ayıran temel öge bu olsa gerek. Buradan doğrusal bir mantıkla şu sonuca da ulaşabiliriz. Elinizde ne kadar fikizi ve maddi imkanınız olursa olsun, kafaların içine hükmedemediğiniz zaman beklediğiniz sonuçları hiçbir zaman alamazsınız. İnsan doğası gereği statükoyu muhafaza etme eğilimindedir. Eğer olan sizi doğrudan ilgilendiriyorsa ilk tepki genellikle direnç şeklinde olacaktır. Bu durumda ön plana çıkan kavram "dineçleri yönetmek"tir. Evet, bence değişimi yönetmek, vizyoner bir yaklaşımla krumsal amaçları gerçekleştirebilmek için dirençleri yönetmektir.

Peki bu drençlere kaynak teşkil eden hurafeler nelerdir?

* Bu geçici bir şeydir.
* Eğer kızarsam etkisi olur.(durdurabilirim..)
* Bu benim kariyerim için kötüdür.
* İşleri her zaman yaptığım gibi yapmaya devam edebilirirm.
* Problemler bu değişimin bizim için kötü olduğunu ispatlıyor.
* “Onlar” bize söylediklerinden daha fazlasını biliyorlar.
* “Onlar” bizi umursamıyorlar.
* Ben bir şeyi değiştiremem.
* “Onlar” bu işin başarısından sorumludurlar.
* “Onlar” ne yaptıklarını bilmiyorlar.
* Bu değişimler gerekli değildi.


İşte liderlerin kritikliği ve vazgeçilemezliği bu noktada son derece önemli bir hal alıyor. Lider büyük değişimlerde kitleri amaca inandıran onları gelecek konusunda ikna edebilen kişidir.

Tarihte ulusları arkasından sürüklemiş Atatürk gibi liderlere baktığımızda bu gerçeği daha iyi görüyoruz. Halk ona inanmış ve her türlü fedakarlığı yapmaya motive olmuş, canı dahil...

Gelelim Türkiye'ye....

Sizlerle, onlarca kurumda yüzlerce yöneticiye gruplar halinde düzenlediğimiz beyin fırtınalardan edindiğimiz kritik sonuçları paylaşmak istiyorum.

Sayıları 20-30 arasında değişen gruplara iki soru yönelttik:

Birinci soru: "Yöneticilerinizde olması gereken özellikler nelerdir? "

İkinci soru : "Astlarında olmasını istediğniz özellikler nelerdir?

Yöneticilerde olmasını istediğimiz özelliklere yönelik sonuçlardan ön plana çıkanlar ise;

* Dürüstlük
* Güvenilir olma
* Vizyonerlik
* Networking (Türkçede tam anlamıyla ifade edemeyeceğimden ingilizcesini yazdım)
* Kendini yenileme ve bu konuda önder olma
* Selfless Service (kendini düşünmeden hizmet edebilme)
* Paradigmaları çabuk değiştirebilme
* İnisiyatif kulanma ve risk alma'dır.

Özellikle Türkiye'deki uygulamalarda dürüstlük ve güvenilir olma çok bariz bir şeikilde bütün gruplarda baskın özellik olarak karşımıza çıkmaktadır. Gruplarla yaptığımız genel değerlendirme toplantılarda bunun özellikle duyulan eksiklikten kaynaklandığını söyleyebilir. Burdan şu sonuca da gidebiliriz: "Eğer birileri sahip olduğu yetkinliklere bu iki özelliği ilave eder ve astlarına bunu ispat edebilirse lider olarak kabul edilebilecektir.

Astlardan beklediğimiz özelliklere yönelik sonuçlar ise:

* Dürüstlük
* İnisiyatif kullanabilme,
* Kendi kendini motive edebilme,
* Müşteri odaklılık
* Değişime açık olmak,
* Takım içinde çalışabilme
* Selfless Service (kendini düşünmeden hizmet edebilme)
* Kendini geliştirme


Şimdi bu sonuca bir resim olarak baktığımızda yöneticilerde aradığımız özelliklerin bir kısımını astlarda da arandığını görebilmekteyiz. Bence esas çarpıcı olan sonuç budur. Özellikle beyin fırtınası yapılan grupların katılımcı profillerini incelediğimizde hem yöneten hem de yönetilen pozisyonda olmaları bize ülkemiz için kritik ipuçları vermektedir.

Dürüstlük, güvenilir olma, değişime açık olma, kendini yenileme gibi özelliklerde beklediklerimiz ile gerçekleştirdiklerimiz arasında samimiyet sorunları var.

Örneğin dürüstlüğü isityoruz ama uygulamalarımız bizim tam olarak dürüst olduğumuzu göstermede yeterince ikna edici olamıyor.

Türkiye'nin her davranışı ile tutarlı, vizyoner, kendini sürekli yenileyen ve bu konuda astlarına model olabilen, iş ahlakı gelişmiş, networking becerisi çok yüksek olan, ilke merkezli liderlere ihtiyacı var.

Çok beğendiğim bir liderlik tanımını sizlerle paylaşmak isterim:

"Liderlik, organizasyonu yarınlara taşıma ve misyonu başarıyla gerçekleştirme doğrultusunda insanları motive etme, yöneltme, hedefe odaklamaya yönelik etkileme sürecidir.

Evet liderlik bir etkileme sürecidir. Çünkü kafaları ancak etkileyebilirseniz değiştirebilirsiniz.

Güzel günlere,

Akın Arslan

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 49Profil alanı Master Black BeltProfil konumu Eskişehir, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Herkese selam,

Yukarıda konuşulan konular bir konuda sanırım gerek İsmail gerekse Akın Beyi ortak noktada buluşturan temel kavram “İlkelilik”. İlke merkezli liderlik, günümüz dünyasının gerçek bir fenomeni. Tüm dünya buna inanan ve uygulayan liderler aramakta zaten. İlkeli ama nasıl ? Son dönem dünyasına bakarsak Saddam güçlü ve iyi bir ilkeli lider ama ilkeleri ne kadar doğru ve yönettiği Ülke ve insanları için ne kadar doğru ? Her ülkenin, toplumun ve örgütün ilkeleri tabiki bireyinde ilkeleri farklılıklar gösterecektir. Tüm dünyada ortak ilkeler bütünü öncelik olarak ortak temel olmalı o zaman.
Evrensel ilkeler bütününe bakarsak benim favori düşünürüm Covey dir. Covey ilke merkezli liderlik ve etkili insanların 7 alışkanlığı kitaplarında bu konuyu oldukça iyi açıklamış. Tabi her zaman olduğu gibi ticari olabilmasi adına biraz uzun açıklamış. Eğer özetlersek;

7 temel davranış şekli bie bir evrensel ilkeler bütünü kazandırmaktadır ki bu bütün tüm dünyada etik kuralların tamamı ile uyumludur. Bunları açıklarsak;

1. Proaktif ol, reaktif tepkiler ile tutarsızlık yaratmadan ani olarak ortaya çıkan mesajlarını bütünlük teşkil edecek şekilde ver.
2. Sonunu düşünerek işe başla, günü kurtarmak sadece akşam tedirgin uyumanızı sağlar. Anlık çıkaralar ile değil tüm sonüçları objektif olarak değerlendirmeden hiç bir işe girme, karar alma.
3. Önemli işlere öncelik ver, her an herşeyi yapamazzsınız. O halde bir öncelikler matrisi oluşturarak buraya tüm işleri yerleştirin ve en önemliden başla**** işleri yapın. Başkasının maymunlarını beslerseniz işiniz hiç bitmez ve maymunlar ölür. Sakın başkasının maymunları ile kendinizinkiler dururken ilgilenmeyin.
4. Kazan-Kazan’ı hedefle, tüm anlaşmalarınızda ve kararlarınızda herkezin çıkarına olan ve kabul edilebilecek çözümler üretin. Kendinizi koruduğunuz kadar karşı tarafıda koruyun ve bunu gösterin.
5. Önce anlamaya çalış sonra anlaşılmaya, Empati yaparsanız iki büyük avantaja sahip olursunuz. Birincisi karşınızdakileri anlarsınız. İkncisi ve belkide daha önemlisi kendinizi karşınızdakileri nasıl anlatabileceğinize dair yollar ve ip uçları öğrenirsiniz. Böylece etkili konuşan davranan inandırıcı ve ikna edici olursunuz.
6. Sinerji yarat, tüm ekibinle çalış onlara güven yetki ve sorumluluk ver. Bırak iyi yaptıkları işi onlar satsın ve fayda sağlasın sadece kendine saklama ki her zaman arkandan gelsinler. Başarısızlıkta ise içerde hesaplaş ama dışarıya karşı başarısızlık ve sorumluluk senindir bunu unutma ve asla ekibini suçlama.
7. Baltayı bile, her zaman demokrat ve iyi olmak zorunda değilsiniz. Ceza ve yokedici rekabet te en az ödül kadar gerekli ve etkilidir. Örgüt içinde asla örgüte zarar verecek düzeyde iletişimi sıfıra indirecek şekilde rekabete girme. Ama dışarıda düşünmeksizin yok et. Başarıda eğer ödül varsa iyi niyetli olmayan her başarısızlıkta da ceza olmalı..

Yukarıda biraz farklı bakış açısı ile bazı açıklamalar yapmaya çalıştım. Biliyorumkistandart olanlara herkez uzman düzeyde hakim zaten. Eğer bir nebze katkım oldu ise biraz fark yaratabildiysem ne mutlu.
İlke merkezli liderlik için evrensel ilkeleri tanımlamaya çalıştım. Şimdi biraz kendi ülkemize döner isek. bİzim için bunlarındışnda ilkelerde olmalı. Bunların başında gelen ile söylemlerimizde taşıdığımız ideallere sahip çıkmak velişmeden davranmak. Yani tutarlılık.
İkinci önemli kavram ise kararlılık, tüm aldığımız kararlarda ve yaptıklarımızda sonuna kadar arkasında durmak. Yanılmışım diyebilmek tabiki beraberinde.
Üç numara politik gündem veye popüler yönelimlerin dışında da olsa planlarımıza sağdık kalmak.
Dört ve bence en önemlisi, astlarına güvenmenin ötesinde onları yetiştirmek, geliştirmek ve yerine hazırlamak.

Bu noktaya kadar olan görüşlerim özetle bu kadar daha sonraki noktalarda buluşmak dileği ile.

Şimdilik hoşça kalın.


__________________
Dogan Atik

Yerleşim Türkiye / Eski?ehirMeslek Master Black Belt
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 49Profil alanı Master Black BeltProfil konumu Eskişehir, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Herkese selam,

Yukarıda konuşulan konular bir konuda sanırım gerek İsmail gerekse Akın Beyi ortak noktada buluşturan temel kavram “İlkelilik”. İlke merkezli liderlik, günümüz dünyasının gerçek bir fenomeni. Tüm dünya buna inanan ve uygulayan liderler aramakta zaten. İlkeli ama nasıl ? Son dönem dünyasına bakarsak Saddam güçlü ve iyi bir ilkeli lider ama ilkeleri ne kadar doğru ve yönettiği Ülke ve insanları için ne kadar doğru ? Her ülkenin, toplumun ve örgütün ilkeleri tabiki bireyinde ilkeleri farklılıklar gösterecektir. Tüm dünyada ortak ilkeler bütünü öncelik olarak ortak temel olmalı o zaman.
Evrensel ilkeler bütününe bakarsak benim favori düşünürüm Covey dir. Covey ilke merkezli liderlik ve etkili insanların 7 alışkanlığı kitaplarında bu konuyu oldukça iyi açıklamış. Tabi her zaman olduğu gibi ticari olabilmasi adına biraz uzun açıklamış. Eğer özetlersek;

7 temel davranış şekli bie bir evrensel ilkeler bütünü kazandırmaktadır ki bu bütün tüm dünyada etik kuralların tamamı ile uyumludur. Bunları açıklarsak;

1. Proaktif ol, reaktif tepkiler ile tutarsızlık yaratmadan ani olarak ortaya çıkan mesajlarını bütünlük teşkil edecek şekilde ver.
2. Sonunu düşünerek işe başla, günü kurtarmak sadece akşam tedirgin uyumanızı sağlar. Anlık çıkaralar ile değil tüm sonüçları objektif olarak değerlendirmeden hiç bir işe girme, karar alma.
3. Önemli işlere öncelik ver, her an herşeyi yapamazzsınız. O halde bir öncelikler matrisi oluşturarak buraya tüm işleri yerleştirin ve en önemliden başla**** işleri yapın. Başkasının maymunlarını beslerseniz işiniz hiç bitmez ve maymunlar ölür. Sakın başkasının maymunları ile kendinizinkiler dururken ilgilenmeyin.
4. Kazan-Kazan’ı hedefle, tüm anlaşmalarınızda ve kararlarınızda herkezin çıkarına olan ve kabul edilebilecek çözümler üretin. Kendinizi koruduğunuz kadar karşı tarafıda koruyun ve bunu gösterin.
5. Önce anlamaya çalış sonra anlaşılmaya, Empati yaparsanız iki büyük avantaja sahip olursunuz. Birincisi karşınızdakileri anlarsınız. İkncisi ve belkide daha önemlisi kendinizi karşınızdakileri nasıl anlatabileceğinize dair yollar ve ip uçları öğrenirsiniz. Böylece etkili konuşan davranan inandırıcı ve ikna edici olursunuz.
6. Sinerji yarat, tüm ekibinle çalış onlara güven yetki ve sorumluluk ver. Bırak iyi yaptıkları işi onlar satsın ve fayda sağlasın sadece kendine saklama ki her zaman arkandan gelsinler. Başarısızlıkta ise içerde hesaplaş ama dışarıya karşı başarısızlık ve sorumluluk senindir bunu unutma ve asla ekibini suçlama.
7. Baltayı bile, her zaman demokrat ve iyi olmak zorunda değilsiniz. Ceza ve yokedici rekabet te en az ödül kadar gerekli ve etkilidir. Örgüt içinde asla örgüte zarar verecek düzeyde iletişimi sıfıra indirecek şekilde rekabete girme. Ama dışarıda düşünmeksizin yok et. Başarıda eğer ödül varsa iyi niyetli olmayan her başarısızlıkta da ceza olmalı..

Yukarıda biraz farklı bakış açısı ile bazı açıklamalar yapmaya çalıştım. Biliyorumkistandart olanlara herkez uzman düzeyde hakim zaten. Eğer bir nebze katkım oldu ise biraz fark yaratabildiysem ne mutlu.
İlke merkezli liderlik için evrensel ilkeleri tanımlamaya çalıştım. Şimdi biraz kendi ülkemize döner isek. bİzim için bunlarındışnda ilkelerde olmalı. Bunların başında gelen ile söylemlerimizde taşıdığımız ideallere sahip çıkmak velişmeden davranmak. Yani tutarlılık.
İkinci önemli kavram ise kararlılık, tüm aldığımız kararlarda ve yaptıklarımızda sonuna kadar arkasında durmak. Yanılmışım diyebilmek tabiki beraberinde.
Üç numara politik gündem veye popüler yönelimlerin dışında da olsa planlarımıza sağdık kalmak.
Dört ve bence en önemlisi, astlarına güvenmenin ötesinde onları yetiştirmek, geliştirmek ve yerine hazırlamak.

Bu noktaya kadar olan görüşlerim özetle bu kadar daha sonraki noktalarda buluşmak dileği ile.

Şimdilik hoşça kalın.


__________________
Dogan Atik

Yerleşim Türkiye / Eski?ehirMeslek Master Black Belt
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 320Profil alanı DanışmanlıkProfil konumu İstanbul, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Merhaba,

Stephen COVEY ilke merkezli liderlik yaklaşımı ile aslımda bilim dünyasında yalnızca yeni bir sayfa açmamış, dünyada insanlık olarak geldiğimiz durum itibariyle yüzümüze bir tokat vurarak bizleri uyandırmak istemiştir.

Geçen süre zarfında teknoloji kendini sürekli olarak yenilemiştir. Hatta bazı araştırmacılar son 30 yılda üretinen bilginin 0ndan önceki 5000 yılda üretin bilgiden kümülatif olarak çok daha fazla olduğunu ortaya koyuyorlar.

Peki "insanlık"!...

Acaba aynı dünya, geçen yıllarda insanca yaşamayı ne kadar yaygınlaştırabildi?

Teknoloji gelişirken "insan"ı unutmuştuk ki, COVEY gibiler ve bütün aklı başında olanlar bunun sonuçlarından endişe duymaya başladılar.

Şu anda bütün dünya şu gerçeği kabul ediyor :

"İnsan'a rağmen, onu düşünmeden ve kazanmadan hiçbir zaman başarıyı kurumsallaştıramazsınız."

İlke merkezlilik "insan olmak"tır.

Ancak böyle toplumlarda yaratıcılık üst seviyede gerçekleşir ve onlar yaratabilmenin hazzını yaşarlar.

Güzel günlere,

Akın Arslan



Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 81Profil alanı İnş.Yük.Müh.Profil konumu Ankara, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Doğan bey'in S.R.COVEY'den 7.alışkanlık olarak alıntı yaptığı ,
"Baltayı bile,her zaman demokrat ve iyi olmak zorunda değilsin." önerisine bir not düşmek istiyorum.İlke merkezli liderlik kavramı,Akın beyin belirttiği "insan olmak"önceliğini korumalıdır.COVEY'in "Baltayı bilemeye zaman ayırmaktır."
ifadesi, mutlaka demokratik ve "iyi olmanın" gerekliliği sınırlarında kalmalıdır ve öyle anlaşılmalıdır..Sanırım aynı şeyleri düşünüyoruz .
S.R.COVEY'in Etkili İnsanın 7 Alışkanlığı isimli Kitabı, David Starr JORDAN'ın,

BÜTÜN BU DÜNYADA,DOĞRU YAŞAMAKTAN AYRILABİLECEK GERÇEK BİR ERDEM
YOKTUR.
anlamlı sözü ile başlamaktadır.
Bir espri ile mesajımı noktalamak istiyorum.Ormana/ormanlara dalan baltaların keskinliği,sirke gibi küpüne de zarar vermeye başladığı gönümüzde,iyi olmaya daha çok ihtiyacımız var.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Yn?.Yük.Müh.
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 320Profil alanı DanışmanlıkProfil konumu İstanbul, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Merhaba,

"İnsan olabilmek"; İsmail Bey'în de vurguladığı gibi, ilk bakışta gösterdiği manadan çok daha büyük bir anlam taşıyor. Covey "İlke merkezli liderlik" yaklaşımında, insan olmanın özünü, insani değerler ışığındaki ne yaptığını bilen, oturmuş bir karaktere ve kişiliğe sahip olan insanın diğerlerinden farkını ortaya koyuyor.

Aslında "insan olma"nın bir de sistem boyutu vardır. Bu özelliği, farkı yaratma ve yarınlara hazır olmada sahip olunan dinamikler doğal potansiyel dinamikleri göstermesi açısından çok önemlidir.

Charles Darwin diyor ki ;

ALINTI YAPILAN METİN:


"Dünyada varlığını sürdürebilen; yaşayan türlerin(canlıların) ne en güçlüsüdür, ne de en zekisi ... Hayatta kalmayı başarabilen değişime en çok ayak uydurabilendir."



İnsan zekaya ve mükemmel bir sisteme sahiptir. Bu ikisi birleştiği zaman doğada değişime en çabuk adapte olabilecek canlıdır. Bir taraftan da zekasını kötü yönde kullanması halinde kendine ve nesline büyük bir farkındalık içinde en çok zarar verebilecek potansiyeli de mevcuttur.

Gerçek anlamda "insan olmaK", insanın özünde bulunması gereken bütün iyi özellikleri bünyesinde toplamak demektir.

Güzel günlere,

Akın Arslan


Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 81Profil alanı İnş.Yük.Müh.Profil konumu Ankara, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Orwell'in senaryolaştırdığı gelecek romanı ile John Naisbitt ve Patricia Aburdene'nin Megatrends 2000 çalışmaları geçtiğimiz son on yılı tasarla**** 21.yy algılamalarımıza başlangıç niteliğindedir.
Bu günlerde güncel olan Medeniyetler Çatışması senaryosu ise gündeme uyduğu için biraz daha dikkat çekmektedir.Bu tezin tersine MEDENİYETLER BULUŞMASI olacağını düşünüyorum.Bunu ileriki aşamalarda tartışabiliriz.
1982'de Büyük Yönelimler adlı eseriyle 1980'lı yılları şekillendirecek on büyük yönelim olarak;
1-Endüstri toplumundan bilgi toplumuna,
2-İşgücü ağırlıklı teknolojiden yüksek teknolojiye,
3-Ulusal ekonomiden dünya ekonomisine,
4-Kısa dönemden uzun döneme,
5-Merkezi yönetimden yerel yönetime,
6-Kurumsal yardımdan kendi kendine yardıma,
7-Temsiliyetçi demokrasiden katılımcı demokrasiye,
8-Hiyerarşiden şebekelere,
9- Kuzeyden güneye,
10- Kısıtlı seçeneklerden çeşitli seçeneklere,
geçileceği söylenmekteydi.
Bu yönelimlerin çoğu dünya bütünlüğü içinde yaşandı.Biz bu geçişleri yeterince yapamadığımız gibi bunu engelleyen ciddi kısıtlarda yaşadık.Yine de toplumsal dinamikler bizi bu yönelimlerin parçası yaptı.
1990'lı yıllarda ise, Megatrends 2000 Değişen Dünyada 1990'ların On Yeni Hedefi çalışması ile karşımıza çıkan ekip,Büyük Yönelimleri şöyle sıralamaktadır:
1-1990'lı yıllarda evrensel ekonomik patlama
2-sanatta yeniden doğuş
3-serbest piyasa sosyalizminin doğuşu
4-Evrensel yaşam tarzları ve kültürel milliyetçilik
5-Refah devletinin özelleştirilmesi
6-Pasifik kuşağı'nın yükselişi
7-Kadın liderlerin onyılı
8-Biyoloji çağı
9- Üçüncü binyıldaki dinsel yeniden doğuş
10-Bireyin zaferi

On yıllık zaman peryotları ile geleceği fotoğraflamaya çalışan bu seriler anlaşıldığı zaman üçüncü binyılın tasarlanması daha sağlıklı parametrelere dayanmış olacak.Bizim bu iki aşamayı içiçe ve geçmişin ödenmeyen bakiyeleri ile beraber kapatmaya çalıştığımız dikkate alınırsa,yönelimlere yakın olduğumuz düşünülebilir.Bütün mesele algılamada gecikmeyecek proğramların yapılabilmesi.
2000'lı yılların senaryolarıda yazılmaya devam ediyor.Geçişlerdeki yoğunluk ve bilginin hızı ile dünyadaki yapısal değişimler göz önüne alındığında,bundan böyle;
- Esnek dünyanın yumuşak geçişleri ve yeni değişimleri kendi içinde yaşayabilmesi için, gelecek senaryoları sürekli ama kısa metrajlı olacak.
-Her senaryo revizyona gerek duyacak.
-Arzumuza paralel yaşanan gelişmeler, sonuçları itibariyle bizi doğrulamanın adı olamayabilir.Daha geniş perspektife ihtiyaç olacak.
-Kontrol edilemeyen bir süreci yaşamaya başladık.Büyükleri tedirgin eden bu olumsuzluklar,karşılıklı ortak arayış ve çözümler ile ortak medeniyete dönüşecek.Zannedildiği gibi gelecek çatışma ve mutsuzluğun değil,uzlaşma ve birbirini anlama süreçlerini hızlandıracak.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Yn?.Yük.Müh.
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 320Profil alanı DanışmanlıkProfil konumu İstanbul, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →

Merhaba,

İsmail Bey'in "Mega Trends 2000" hakında yazdıkları için teşekkürler. Hakikaten bir kitap kendinden ancak bu kadar söz ettirebilirdi. Hakkında yüzlerce makale yazıldı, televizyon programı yapıldı, sohbet toplantıları organize edildi. Neden mi? Çünkü o da alanında farkı yaratmış, insanların 2000'e nasıl bakmaları gerektiği konusunda öngörülere dayanan yeni paradigmalar oraya koymuştu.

Şimdi de ben size 2000'li yılların başında olduğumuz bir gerçekten "dijitalleşme"den bahsetmek istiyorum. Çünkü "dijitalleşme", rekabette üstünlüğün sırlarından birisi olarak bütün heybeti ile karşımıza dikilmekte...

Yeni ekonomi bizi dijitalleşmeye zorluyor. Sanırım bu dijitalleşme sözü hem dünyada hem de Türkiye’de doğru olarak algılanmıyor. Dijitalleşmeden anlaşılan, mutlaka INTERNET üzerinden yapılması öngörülen ticaret. Bu e-ticaret dijitalleşmenin olmazsa olmazı değil. Siz INTERNET’te hiç ticaret yapmadan da şirketinizi veya kurumunuzu tamamen dijtal bir hale getirebilirsiniz.

Dünyada dijitalleşme konusunda önemli yönetim gurularından birisi kabul edilen, “How Digital Is Your Business”(İşiniz ne kadar dijital?) kitabı ile oldukça ses getiren Adrian Slywotzky, kitabında yeni ekonominin yeni olan değerleri ışında dijital şirketi tanımlıyor. Kitabındaki en enteresan örneklerden birisi Meksikalı bir çimento fabrikası olan Cemex. Cemex INTERNET’te iş yapıyor olmamasına rağmen oluşturduğu kuvvetli dijital iş tasarımı ile bir çok yeni ekonomi şirketine rehber olmaya aday. Bütün filolarındaki araçlarına GPS(Uydu aracılığı ile yer bulma sistemi) teknolojisini yerleştirip bir bölgesel ağ kurarak yüklü filolarının sevkıyatlarını incelemeye başlamış ve böylece elde ettiği güçlü ver tabanı ile anlık taleplere reaksiyon süresini çok kısaltarak müşteri memnuniyetini en üst seviyeye çıkarmıştır.

Dijitalleşme, gelecekte farkı yaratabilmek için etkin olarak kullanmamız gereken, yeniden yapılanma stratejilerinde mutlaka yer alması kaçınılmaz olan bir süreçtir. Dijital iş tasarımı kurum içinde bilgi akışını çok süratlendireceği gibi, doğruluğu da aynı oranda arttıracak, karar vermedeki tepki süresini kısaltarak etkinliği maksimize edecektir.

Dijital bir iş tasarımı şirket ve kurumlara sonuç olarak üç temel fayda sağlayacaktır.

1- Şirket ve kurumlara müşteriyle üstün bir iletişim kurma imkanı sağlamaktadır. Dijital altyapı sayesinde müşteri ile her koşulda ve her zaman iletişim halinde olma imkanına sahip oluyorsunuz.

2- Şirket ve kurumlar, tahmin edileni değil, gerçek talebi karşılayabilme becerisine sahip oluyorlar. Müşterilerle sürekli iletişim halindeyseniz onların beklentilerinin ne olabileceğini tahmin etmek zorunda olmazsınız çünkü bilirsiniz.

3- Şirket ve kurum içinde verimlilik artacaktır. Firma eğer son kullanıcılar ile arasında duranları saf dışı bırakır, envanterin yerine gerçek bilgiyi koyar, işteki adımları hızlandırırsa verimliliğin misli misli arttığını görmek mümkün olacaktır.

Dijitalleşme, bilgi çağının vazgeçilmez bir unsuru olan bilginin organizasyon içinde kontrol altında tutulması; toplanması, analiz edilmesi ve geri besleme olarak sisteme girmesinin sağlanmasında çağın gereklerine uygun olarak entegre sistemlerin kurulmasını ifade etmektedir.

Güzel günlere,

Akın Arslan

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 81Profil alanı İnş.Yük.Müh.Profil konumu Ankara, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Akın bey sağolsun, 2000'lı yılları Dijitalleşme olarak tanımlayıp yeni bir boyutu dikkate almamızı sağladı.Dijitalleşmenin iş ortamına hızlı,zamanında ve verileri aracısız toplayıp değerlendirme imkanı vermesi açısından, hedeflerimizi ve izlemesini rasyonel bir şekilde görme imkanı veriyor. Beyin ağımızın verdiği karar sinyalleri eşliğinde dijital yapıyı kullanabilirse,benzeşen insan ve sistem ikilisini tamamlamış oluruz diye düşünüyorum.
Üçüncü bin yıllık gelecek tasarımlarında, teknolojinin tartışmasız üstünlüğü ve heyecanlandıran buluşları, eğer insan anlamına yönelik yeni katkı ve felsefelerle teknoloji taçlandırılamazsa herkesi yanıltıcı sonuçlarla karşılaşabiliriz.ABD'de yaşanan 11 Eylül terörü paradigmaların tamamlanamayan boyutunu herkese farkettirdi.
Simetrik bilgi oluşmadan geleceğin ortak paydasında teknoloji bir tehdit ve güvenliği zora sokan bir amaca hizmet etmek riskini taşıyor.Proğramlanamayan insan beynine en yakın noktada gelecek ve insan okumaları ile Dijitalleşmenin çok verimli ve amaca uygun bir bütünlük içinde fonksiyon göreceğini düşünüyorum.
Asimetrik terör dalgası, nasıl dünyayı istenmeyen bir yeni Globalizm tartışmaları ile karşı karşıya getirdi ise,simetrik olmayan ve tarafları dikkate almayan asimetrik büyüme,kalkınma ve hatta eşitsiz bir dünya oluşumlarının ürünü olan 1.ve 2. dünya savaşlarının insanlığa akıttığı acıların sonunda yarım yüzyılı aşan insan odaklı demokratik sistemler veTKY çalışmaları, küreselleşme ile beraber ortak dünyanın vatandaşları olmamızın zorunluluğu var.Kültürel farklılıkların yanında ortak değerlerinde oluştuğu global birlikteliğin sınırlarının da belirlenmesi gerekecek.
Dijitalleşmenin bu amaçlarla yüklü bir proğrama hizmet etmesini umuyorum.Aksi halde şu anda yaşanılan kargaşanın kontrolsuz sonuçlarına insanlık olarak katlanmak zorunda kalırız.
Demokrasinin elektronikleşmesi ile beraber, bireylere bağımsızlık ve sorumluluk eşdeğer kavramlar olarak yüklenmektedir.Elektronik demokrasi, teknolojinin sistem olarak insana verdiği bir ödül olarak düşünüyorum.İnsan merkezli dijitalleşme dileğiyel...

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Yn?.Yük.Müh.
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 49Profil alanı Master Black BeltProfil konumu Eskişehir, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Herkese selam,


Öncelikle kısaca demokratik liderliğe değinmek istiyorum. Demokratik liderlik tıpkı Otokratik yaklaşımlar kadar tehlikelidir. Herzaman demokrat yada kazanmaya yönelik ikna edici iyimser çabalar sonuç vermez. Bazen acımasız olmak gerekir. İlkeleri ve geleceği korumak adına yapılması gereken şeyler arasında bazen acımasız ve yok edici olmak zorunda kalabiliyoruz. Biraz paylaştığımız insanlık ülküsü ile çelişir bir görüntüsü var ama insan için insana rağmen seçeneği önümüze çıkıyor. Eğer Atatürk çok demokrat olsaydı, Hitleri kazanmakya çalışsaydık ne olurdu ?

Bu kısa girişten sonra son trend olan dijitalleşme ile ilgili birşeylerden bahsetmek birazda deneyimlerimi aktarmak isterim. Dijitalleşme Akın beyin de ifade ettiği gibi sadece e-ticaret ile ilgili bir kavram eğil. Günümüzde hayatın her alanına giren bir zorunluluk. Tüm bilginin elektronik ortamda aktığı ve değerlenerek saklandığı bir dünya. Bu dünyada iki temel amaç var birincisi hız; eğer yeterince hızlı olursanız ayakta kalırsınız. Refleks zamanlarınızı saatler ile ifade edilen sürelere hatta dakikalara düşürmek zorndasınız. Bu gün Türkiyede ortalama refleks zamanı 1 yıl. Değişen koşulları algıla**** tepki geliştirme süremiz o kadar uzunki treni her seferinde kaçırıyoruz. Oysa yüz milyar dolarlarla ifade edilen bir sürü şirket için bu süre birkaç dakika. Düşünün eğer ABD nin refleks zamanı 1-2 daki olabilseydi bu eylem böylesi bir boyutta gerçekleşebilirmiydi.

İkinci adımı ise bilgiyi toplama ve işleme yeteneği o kadar fazla yığın bilgi oluşuyor ki bunu bir ekibin bilgisayar kullanarak bile yapmaları imkansız. Tek şansımız bu bilgiyi ya tam elektronik olarak işleyerek saklıyacağız ve kolay erişim sağlayacak düzeneği geliştireceğiz. Yada bundan vazgeçip az bilgiyle yetinerek insan hafızasının sınırları ve hard diskimizin büyüklüğü ile kısıtlı entegre olamamış bir sistemler bütününde çalışarak ölüme doğru ilerleriz. Öğrenen organizasyonlar yada dinamik yapılar bunu gerektiriyor artık. Eğer yalın üretim sistemlerini benimseyecek isek (sadece mal üretimi değil hizmet ve yönetim de dahil) zaten başka şansımız yok.

Ama bunca zorunluluk ve getirdiği avantajlar dışında birazda korkutucu bir trend içine girdi dijitalleşme. Son terör olayı ise bunu körükledi. Kocaman bir elektronik denetim ağı içerisine giriyoruz. Big brother gerçekleşiyor. ABD tüm hava alanı tren istasyonları, büyük alışveriş merkezleri yada diğer kalabalık yerlere bilgisayar sistemleri yerleştiriyor. Bu sistem elektronik olarak kimlik tepiti yapıyor ve ve sizi Interpol, FBI ve Cıa in sisteminde aryor. Sonraki aşama polis ve bankacılık sistemi. Düşünün gelecekte bu tüm dünyaya yayılırsa ve siz bir büyük alışveriş merkezinde gezerken ödenmemiş bir trafik cezanız yüzünden tıpkı bir uluslar arası terörist gibi yakalanarak ***ürülüyorsunuz. Belki çok abartılı oldu ama zaten gelecek hep abartılı olarak ortaya çıkmıyormu? Hep takip edilen denetlenen ve kendini yaşayamayan bir dünyanın insanı olmak. Buda dijitalleşmenin bir sonucu. Teknoloji geliştikçe zenginlik artıkça bu kaçınılmaz biçimde karşımıza çıkıyor. Zenginler klübü ve onların yanındaki hali vakti yerinde ülkeler ile diğer açlık sınırındaki ülkeler arasındaki fark büyüdükçe de terör bitmeyecek aksine çılgınca bir paranoyaya dönüşecektir. Teknoloji kendini ve zenginliği korumak için çabaladıkça sadece bizleri baskı altına alınmış zengin bireyler yani zengin kölelere dönüştürecek. Kaynak ve zenginlik paylaşımı anlamına gelen bir globalleşme için çaba başlamadığı sürece de çözüm oluşmaz. Son olayın faturası en az 50-60 Milyar dolar olarak otaya çıkıyor ki bu sadece direk maliyet. Bu paranın sadece yarısı bunu yapan insanların dünyasında çoook şey değiştirirdi. Artık bunun farkına varılmaya başlandı. Çabanın da buunla gelmesi en büyük beklentimiz.

Tam özgür ve mutlu bir dünyayı paylaşmak dileği ile.


__________________
Dogan Atik

Yerleşim Türkiye / Eski?ehirMeslek Master Black Belt
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 81Profil alanı İnş.Yük.Müh.Profil konumu Ankara, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
21.yy'ın en önemli gündemi ,dijitalleşme ve küreselleşme ile birlikte yönetim sanatı olacaktır.Yönetimi bir sanat olarak icra etmek, insan ve liderlik kavramlarına yeni yüzyılla beraber yeni anlamlar katmamızı gerektirecek.

20.yy'ın ortalarında başlayan Profesyonellerin iktidarı, Ivan Illıch'ın tanımıyla "Körelten meslekler Dönemini" beraberinde getirmiştir.Illıch'e göre,"İnsanların "problem"lerinin,uzmanların "çözüm"lerinin olduğu,bilim adamlarının "yetenekler"gibi,"ihtiyaç" gibi ölçülemezleri ölçtükleri bir dönemdir...Profesyonellerin herşeyi bildiği herşeye muktedir olduğu yolundaki sosyal kabul,ya faşizmin yeni versiyonlarından başka birşey olmayacak siyasi inançlarla,ya da neo-prometyan yapının tarih sahnesine bir kez daha çıkmasıyla, ama her durumda başarısızlıklarla sonuçlanacaktır."

Abartılı eleştiriye katılmama hakkımızı kulanarak buradaki anafikre dikkati çekmek istiyorum.Illıch;soruşturmacı ,kendi problemini hiç kabul etmeyen,inatla çözüm empoze eden,cari düzene uymayanları dışlayan,vereceği hizmetlere yönelik gereksinimi kendisi oluşturan profesyonel iktidarın egemenlik alanının genişlemesi zamanla politik bir olguya dönüşürmü? tartışmasını beraberinde getiriyor.

Çok teorik , baskın karakter çizgisi taşıyan yaklaşımlarla bilgiyi kullanma ve yansıtma fonksiyonlarından uzaklaşmış bir "profeyonelliğin" katma değeri ve maliyetleri tartışılabilir.

Illıch, "Bilinçli tercih, bu dönemde,kimin kimden neyi ve niçin aldığının belirlenmesinde mesleklerin oynadığı özel rolün açığa çıkarılmasını bizlerden istemektedir." ifadesiyle çözüm önerisi yapmaktadır.

Gelecekte farkı farkettime de önemli bir sorumluluğu olan profesyonelliğin, 21.yy ile birlikte yeni bir döneme girdiğini ve yenilendiğini düşünüyorum.Profesyonellikle ilgili eleştirel boyut yerine,yeni donanımlara ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Profesyonel bir gelecekte fark oluşturma dileğiyle...

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Yn?.Yük.Müh.
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 320Profil alanı DanışmanlıkProfil konumu İstanbul, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Farkı Yaratmak....

Özellikle Doğan ve İsmail Bey’e entellektüel birikimleri ve katkıları için teşekkür ediyorum. Sanırım geldiğimiz şu nokta itibariyle düşünsel transformasyon ve uygulama metodolojilerine yönelik önemli bir eşiğe ulaştık. Karşılıklı bilgi paylaşımının amaç olduğu seviyeli tartışmalarda yarattığınız fikir sinerjisi ile resme bakma kabiliyetinizi geliştirebiliyorsunuz.
Toplum olarak yeni dünya düzeninde farkı yaratabilmemizin önünde o kadar önemli eksiklikler var ki....

İŞTE SIRALAYABİLDİKLERİM:

· Okumamak,
· Eğitim almayı gururumuza yedirememek,
· Eleştirmek ama çözüm üretmemek,
· Düşüncelerimizi özgürce aktaramamak,
· Başkalarının düşüncelerine onların sınırlarında saygı gösterememek,
· Anlamadan anlamayı beklemek,
· İşin felsefesini palavra olarak adlandırıp uygulamalarda deneme yanılma yöntemi kullanmak, hatalarla öğrenmek,
· Kendi fikirlerimizin dışındaki alternatiflere tahammül edememek,
· Hayallerimizi paylaşmamak,
· Çok konuşmak ama yazmamak,
· Demokrasiye kişiye özel tanımlamalar getirmek,
· Kuralları koymak ama uygulamamak,
· ARGE’yi lüks olarak algılamak,
· Kalite kavramını modanın ötesine taşıyamamak,
· Anlamadan anlaşılmayı beklemek,
· Günü yaşamayı kültürümüzün bir parçası yapmak,
· En çok dilimize dolağımız kavramlar hakkında net açıklar vermek,
· Düşünen, girişimci adamı yok ederek, sadece denilenleri yapan ve şükreden bir toplum yaratmak,
· İnsana değer vermeden verimliliğe ulaşamayacağımızı hala anlayamamak,
· Denetime dayalı bir yönetim sisteminde ısrar etmek,
· Başkalarının yaptığı güzel şeyleri hazmedememek,
· Şeffaflaşamamak,
· Kendimizin de problemin bir parçası olduğunu ısrarla görmezlikten gelmek,
· Problemleri çözmek için aynı adamlarla, aynı kurallarla, aynı kurumlar ve sistemlerle aynı yolda ilerlemekte inat etmek,
· Ve insanlarımıza güvenmemek...

Aslında biz burada sizlerle beraber en azından düşünsel bazda paylaştıklarımız ile “farkı yaratmada” bir fark yarattık.

Acaba dikkat çektik, diyebilir miyiz?

Bence diyebiliriz. Farkı yaratabilmenin en somut göstergelerinden birisi de dikkat çekmektir.

Geleceğin dünyasında bu yeni kavram daha çok konuşulacaktır: “Dikkat Ekonomisi”. Yeniden Yapılanma Uzmanı Thomas DAVENPORT “The Attention Economy” adlı kitabında tamamen bu konu üzerine yoğunlaşıyor.
Düşünceleri, hayalleri, uygulamaları, sürati, reaksiyon süresi, üzerindeki kıyafeti, kokusu, ambalajı, çarpıcı sistemi, müşteri ilişkileri, vizyonerliği, öngörüleri, çalışanlarının adanmışlığı, bilgi teknolojilerini kullanmadaki etkinliği, hatta pazardaki yürüyüşü ile dikkati çekecek olanlar farkı yaratacaktır.

Biz de sizlerle beraber farkı yaratmak için farklı bir yürüyüşe çıktık. Büyük bir çoğunluk bizim farkımızda bile değil, ama bilgi bahçemiz büyüyüp sayımız arttıkça, muhteşem ahengimizin bir sonucu olarak ayaklarımızdan gür sesler çıktıkça, daha çok insan pencereye çıkacak, daha çoğu aramıza katılacak, coşup marşlar söyledikçe sesimiz her yerden yankılanacaktır. bu hareket yeni Türkiye'nin hareketidir.

Bu ses, farkı yaratmak isteyen Türkiye ve Türkiye’linin sesi olacaktır.

Güzel günlere,

Akın Arslan

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 49Profil alanı Master Black BeltProfil konumu Eskişehir, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Merhaba,

Akın Beyin sözlerine yürekten katılıyorum. Küçük bir ekleme yapmak istiyorum. Bu da benim gözlemim ve okuduklarımdan öğrendiklerimin sonucunda vardığım bir sonuç. Biz malesef son 60 yıldır tamamen içine kapanık ve cesur adımlar atamayan hiç bir zaman risk almayan veya zorlanmaktan korkan bir topluluk olduk. Bunun sonu olarak rekabet gelişme, hız, atılım ve benzeri birçok politik ve sosyal olguda geride kaldık( politikaya girmek istemediğim için özellikle bu konuda örnekler vermiyorum). Taraf olamamak, rakipo olamamak yada fazla çabalamadan herşeye sahip olma isteği. Böyle bir hastalık bizi her geçen gün daha da yiyip bitirerek buralara getirdi. Fark yarattık ama olumsuz olarak. Artık gerçekten kendi gücü nün ve olanaklarının farkında olan atılgan bir topluluk olarak fark yaratmalıyız. Zaten sanırım Arkadaşlarımızın yazdıklarının üstüne de söylenecek fazla birşey yok.

Görüşmek dileği ile

__________________
Dogan Atik

Yerleşim Türkiye / Eski?ehirMeslek Master Black Belt
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 320Profil alanı DanışmanlıkProfil konumu İstanbul, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Merhaba,

Farkı yaratmanın sırrı sanırım yine dönüp dolaşıp "yönetim"e geliyor. Eğer Türkiye'de olduğu gibi sokaktaki insan, işyerindeki çalışan, evdeki kadın, tarladaki köylü, dışarıda oynayan çocuk, akşam evine koşan anne-baba halinden memnun değilse "yönetim" e yönelik ciddi problemler var demektir. Hele hele bu durum Doğan Bey'in de ifade ettiği gibi 60 yıldır devam ediyorsa o zaman biz hala aynı şeyleri yapmaya devam edip mucizeler bekliyoruz.. Ne kadar bekleyeceğiz?...

Yönetim, kurumların organıdır. Bu organ bir kalabalığı organizasyona, insan çabasını ise performansa çevirebilir. Bizim bunu yapabilmek için bütün paradigmalarımızı, şahsi beklentilerimizi bir kenara bırakıp, yarınlar için yanyana gelip yeni bir bakışlar geliştirmeliyiz.

Jack Welch 1981'de GE'nin başına geldiğinde "Turnaround Management"ı geliştirerek bütün şirket genelinde süratle uygulamaya koydu. Bu bir nevi dönüşümü başlatma süreciydi. Üç temel aşamadan oluşuyordu;

1- Uyanış,
2- Vizyon oluşturma,
3- Yeniden mimari oluşturma

Bana sorarsanız bu onlar için hakikaten başlangıç için net bir çözüm iken bizde fazla anlam içermiyor.

Biz toplum olarak vizyon olmadan birşeyleri sadece popülarite için değiştirmeye kalkabiliriz. Üstelik bu stratejinin henüz bir parçası bile değilken!...MEB'in yıllardır yaptığı, birbirini takip etmeyen projeleri bunun en güzel örnekleridir.

Uyanış...Peki insanlar; " yaaa, beni bırakın yaaa, uyumak istiyorum" diyorsa, ve acı olan böyle yüzlerce kişilik binlerce koğuş varsa!...

Aceleci bir toplumuz. Hemen sonucu görüp puanımızı almak istyoruz. Peki bu acelecilikte strateji oluşturabilecek sabrı göstermeye hazır mıyız?

Bence düşünmek lazım...

Değişimin en önemli aracı eğitimdir. Ne zaman ki ana ve baba adaylarını , daha çöcuk doğmadan eğitmeye başlarsak, o zaman gelecekte birşeyleri hakikaten kökünden değiştirecek, farkı yaratacak hamleleri yapabiliriz.

Güzel günlere,

Akın Arslan

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 320Profil alanı DanışmanlıkProfil konumu İstanbul, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Merhaba,

Gelecekte farkı yaratabilenler ayakta kalacak. Bir gerçek daha var; gelecekte farkı yaratmak geçmişte farkı yaratmak çok daha zor olacak. En azından daha az zamanınız olacak.

Özellikle "bilgi" bu konuda temel ayırt edici öge olarak karşımıza çıkacak. Müşteri ve son kullanıcı bilgisi ne kadar önemliyse, kurum içi bilgi transferinin sürati, sınırsızlığı ve güvenliği de o oranda önem kazanacak.

İlgilenenler için http://www.sikayetvar.com un Editör kısımındaki makalemi okumanızı tavsiye ederim. Mevcut eğilimler gösteriyor ki müşteri bilgisindeki değişim hayal edebildiklerimizden çok farklı olabilecek.

Bütün bunlara ayak uydurabilmek için ise oluşturacağımız "esnek paradigmalarımız" ile alışılmışın dışında bir yolculuğa çıkmamız gerekiyor:

Sürekli bir arayış içinde kendimizi yenileyerek...
Referans bağlamı1 dış bağlantı

Bu işaretler mesajda yazar tarafından kullanılan bağlantı ve alıntıları görünür kılar. Bir referansın bulunması, içeriğin doğrulandığı veya kaynağın güvenilir olduğu anlamına gelmez.

Dış web 1 bağlantı

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 30Profil alanı Öğretim görevlisi / AsistanProfil konumu Ankara, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Merhaba Akın bey,

Farkı yaratmak konusundaki düşüncelerinize kesinlikle katılıyorum...
Bilgi konusuna gelince ise iki üç şey de ben söylemek istiyorum... Bilindiği gibi bilgili bir insan deyince hemen akla şu kavramlar geliyor; zeka ve yetenek ve bunların eğitimle yoğrulması sonucu ortaya güzel bir varlık çıkartıyoruz... BİLGİLİ bir insan... bu tip bireyin kuruluşa ne gibi yarar sağlayacağını bilmemiz gerek ..öncelikle bilginin sınırı yoktur bilindiği üzere tek yapmamız gerekenin o kişiyi daha verimli daha etkin nasıl kazanmak olmasıdır.. işte şartlar dönüp dolaşıp toplam kalite yönetiminin kapılarına dayanıyor... eveet ... şimdilik diyeceklerim bunlar ama devam edeceğim...
_________________
Daha Güzel günlere

Arda KİRAZ

__________________

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Ö?retim görevlisi / Asistan
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 320Profil alanı DanışmanlıkProfil konumu İstanbul, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Merhaba,

"Farkı Yaratmak" başlığı altında çok güzel entellektüel bir birikim oluştuğu kanaatindeyim. Umarim en az okuyanlar da bizler kadar zevk almışlardır.

Farkı yaratmak, bugünden çok yarını ilgilendiren bir kavram. İçinde, en az tahmin kadar bireysel sezgi ve duygular da var. Sanirim bu boyut gelecekte daha da önem kazanacak. Gittkçe karmaşık bir hal alan sosyo-kültürel ortamlar, insanın yüreğinin ve beyninin derinliklerine inmeyi zannedildiği gibi kolaylaştıramayacak, aksine zorlaştırcak gibi geliyor bana.

Bildiğiniz gibi, yaşadığımız çağda iletişimin gerçekleştiği boyutların üç temel ilişkisi ı var:

* İnsan-İnsan
* İnsan-Makine
* Makine-Makine

İnsanı ve insani değerleri yok sayan tek taraflı bir teknolojik ilerlemenin, insan-makine ve makine-makine arasındaki iletişimi kuvvetlendirmesi beklenirken, insan-insan arasındaki iletişimi yok etmeye doğru görütmesi doğal bir sonuç olabilecektir.

İnsanlık belki de önümüzdeki yüzyılda insan olmanın özellikleri yeniden kazanabilmek ve bir sonraki yüzyıla yeniden insan olarak girebilmek için yapay olan herşeye karşı savaş açacaktır.

Farkı yaratacağız derken, bizi biz yapan insani değerleri yok etmeyelim. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de insanın beyninin ve gönlünün derinliklerine inebilenler, onların hayallerine vesile olabilenler, uygulamalarda rehber rol üstlenebilenler, teknoloji bayrağını insanla birlikte önden koşturabilenler başarıyı yakalayacaklardır. Bir konuda başaryı yakalamak ise asla son değil, yeni bir arayışın başlangıcıdır.

Farkı yaratmak bir arayıştır:

- Kurulacak hayallerin,

- Zevk alınacak dakikaların,

- Bilinmez yarınların,

- Fark edilme arzusunun,

- Memnun olunmayan günün,

- Tatmin olamayan "BEN"in arayışı...

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 30Profil alanı Öğretim görevlisi / AsistanProfil konumu Ankara, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Merababalar Akın Bey ,
ben de size şunu söylemek isterim...
hani derler ya Tüfek icat oldu mertlik bozuldu diye ... orda anlatılmak istenen ana düşünce sizce nedir? bir söz daha üçüncü dünya savaşının kılıç kalkanla yapılacağı sözü size ne anlatıyor?
teşekkür ederim...

sevgilerle..
Arda KİRAZ


__________________

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Ö?retim görevlisi / Asistan
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 320Profil alanı DanışmanlıkProfil konumu İstanbul, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Sevgili Arda,

İsterseniz "tüfek icat oldu, mertlik bozuldu"yu önce siz açıklayın. Ben sizleri yönlendirmiş olmayayayım. Bu aralar epey sorularla uğraştım. Ben daha sonra bu konudaki kendi düşüncelerimi sizlerle paylaşırırım.

Kolay gelsin..

Akın Arslan

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 30Profil alanı Öğretim görevlisi / AsistanProfil konumu Ankara, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
meraba Akın bey,
"Tüfek icat oldu mertlik bozuldu"
bunu iki boyuttan ele alalım...
birincisi; ben savaşırken kılıç kullanıyorum ama karşı taraf tüfek kullanıyor.. EŞİTLİK olarak ele alındığında bariz bir uçurum var... yani insanın işine gelmez dişe diş kana kan ilkesi bu eşitsizlikten dolayı yok olup gitmektedir...
ikincisi; insanın işine gelmemesi diyebilir.. tamam insan-makine ilişkisinin unsuru ama... çağa ayak uydurma yeni dünya ve yeni icatlar ama....
benim kıyaslamak istediğim ve hatta merakım şudur.. üçüncü dünya savaşının kılıçlarla yapılması sözü... sizin fikirlerinizi bu boyutta istiyorum...

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Ö?retim görevlisi / Asistan
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 81Profil alanı İnş.Yük.Müh.Profil konumu Ankara, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Arda'nın "Tüfek icat oldu,mertlik bozuldu."deyimi için Akın bey'den istediği yorum var..İyisi mi ben oraya girmeyeyim.Yoksa söylenecek o kadar çok şey var ki..
Tüfek
İcat
Mertlik
Bozgun
kelimeleri ve bunların bende çağrıştırdığı deyimler dizini aklımdan geçti.

Dağlarda asil duruşun ve halk kültürünün ozanı köroğlu'nu hatırladım.Yalınlığı ve derdini söylemeyi bize öğreten şiirleriyle.
Tüfeğin ucunda hedefe kilitlenen mermiyi; kontrollü,doğru,savunma amaçlı ve insani kullanan çelik iradeleri hatırladım.Mertlik mahallesinin geçmişte kalan sakinlerini..Bu gün haritalarda zor okunan mahalleyi..

İcadın,sanayinin,teknolojinin evreleri içinde insanlığa hizmet aracı olması gerekirken,insanın var olan güzel vasıflarını yok etme makinesine dönük acımasız dramını ve acı sonuçlarını hatırladım.Tam bir insanlık bozgunu.Tabir yerinde ise,bağ bozumu.

Büyüklerimizin,"Bizi,değil namerde,merde dahi muhtaç etme Allahım."dileği ne kadar anlamlı.Mertliği tehdit eder hale gelen teknolojinin amaç dışı kullanımını sanki öngürüleriyle fark etmişler.

Mertlik,bize yağız insanların tarihteki mitolojisi veya akıllı olmama gibi kaba çağrışımlar yaptırabilir.Bu kültür erozyonumuzun bize kazandırdığı yanlış algılamalardan biridir.

Mertlik; açıklık,şeffaf iletişim,yürekten kopanın riskine katlanma cesareti,doğru sözün yankısı,söylemin arkasındaki güvenilirlik,sözün güvencesi olan duruş ve eylemdeki asalettir.

Makinadan insana geçişini tamamlayamamış bir kıta medeniyetinin evrenselliği,hep tartışılacaktır.

Köroğlu ile dertleşecek çok konumuz var.

Ben,maalesef konuya girdim.Sözümde duramadım.Bu gün Megatrends Asia'dan söz edecektim.John Naisbitt'nin sözlerinden daha anlamlı geldi Köroğlu.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Yn?.Yük.Müh.
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 320Profil alanı DanışmanlıkProfil konumu İstanbul, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Merhaba,

Arda'nın sorusuna yeniden geliyorum. Bu arada İsmail Bey'in katkıları için de teşekkür ediyorum.Tatmin edici açıklamalarda bulunmuş.

"Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu"

"Mertlik" ne demek? Eğer "mertlik"ten bedeni gücü kasdediyorsak, ki bu deyimde bedeni güçtür, bedeni gücü zayıf olana doğuştan iri olanın tasladığı üstünlük "mertlik" mi? Bence hayır. Benim görüş açımdan bu durumun tüfek-kılıç ilişkisinden hiçbir farkı yok.

İnsanoğlu hayvani güdülerinden dolayı sürekli hemcinslerine karşı üstün olabilmek istemiş ve bunun için ner gerekiyorsa yapmıştır. Bugün ileri teknolojilerin en üst seviyede kullanıldığı alan "savaş"tır.

O zaman tüfek arayışları kesinlikle "mertlik" arayışları değildir. Mertlik ile savaşın aynı çizgide olabileceğini düşünmüyorum.

Savaş eğer zorunluluk değilse bir insanlık suçudur. Bunu Atatürk adeta haykırarak söylemiştir. Mertliğin özünde saygı vardır. Kendine ve karşındakine.

İnsanoğlu konvansiyonel anlamdaki tenkolojik gelişmeler ile yeni çağlar açarken, temelinde sevgi, sosyal adalet, mertlik gibi özel değerlerin olduğu "insanlık"ta sınıfta kalmıştır.

Tüfek icat olunca mertik bozulmamıştır. Mertliğin kendisi bozulmuştur.

İnsanlık şimdi gelecekte farkı yaratabilmek için "insan"a yeniden dönmüşlerdir. Liderlik yeniden çok popüler olmuştur.

"İlke Merkezli Lider"...Kimdir ilkeli lider? Sözü, özü bir olandır, güven verendir, davranışlarında tutarlıdır, kıacası "mert" olandır.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 49Profil alanı Master Black BeltProfil konumu Eskişehir, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Merhabalar,

Tüfek icad olunca bozulmadı aslında mertlik. Kılıç icad olunca da bozulmadı yada mızrak veya sopa yada taş atmak. İnsan oğlu düşünen, üreten ve geliştiren bir yaratık olarak sahne aldığında bozuldu. Rekabet ve güçlü olma güdüsü beraberinde birçok yeni ürünü ve gelişmeyi getirdi. Bu da bizim kültürümüzde Köroğlu'nun dizelerinde anlam buldu. Kaldı ki sevgili Arda sana bir dedikodu, Aslında iki Köroğlu olduğu bunun birisi Ozan Köroğlu diğeri ise Eşkiya köroğlu. Aynı dönemde yaşadıkları ama farklı insanlar oldukları söyleniyor. Ama tabi bu bir dedikodu yada farklı bir söylem.

Değişim herzaman geleneksel değerler içerisinde güçlü olanı rahatsız eder ve mevcut durumu korumaya zorlar. Fakat bu durum bir biçimde değişim başlamışsa kaybedilecektir. İşte bence bu söz de bunun gelenekçiler tarafından bir ifadesidir.

İsana değer veren insan ögesi ve değerlerinin ön plana çıktığı yükseldiği bu dönemde ben bir. 3. Dünya savaşına inanmıyorum ama olursa; 4. sü Albert Einstein'nın da dediği gidi taş baltayla olacaktır.

Savaşın olamadığı bir dünya dileği ile

Yerleşim Türkiye / Eski?ehirMeslek Master Black Belt
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 5Profil alanı Öğretim GörevlisiProfil konumu Kütahya, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
Merhabalar

siteye yeni katıldığım için yazılarınızı okuma şansınıyeni elde ettim.Farklılık üzerine çok şey söylenmiş ancak ben bu konuda değinilmeyen ve sizinkilere nazaran biraz daha karamsar bir fotoğraftan bahsetmek istiyorum.
Farklı olabilmek için gerekli olan 3 şarttan bahsedilmiş PARA,BİLGİ VE ÇABA.Güzel Türkiyemden para olmasada bilgi ve çabayla farklılıklar ve yenilikler oluşturulabileceğine birkaç örnek vermek istiyorum.
Örnek 1:Birkaç yıl önce Balıkesirde bir vatandaş tamamen kendi bilgi ve çabasıyla ve kendi imkanlarıyla bir uçak yapmıştı.Ancak devlet bu vatandaştan uçağın vergisini isteyince adamcağız uçağı Balıkesirin meydanında yaktı!
Örnek 2:Antalyada bir doktorumuz yine kendi imkanlarıyla kanserin zakkumla tedavi edilebileceğini keşfetti.ve ürettiği ilaca patent istedi.Ancak devlet onada patent vermedi.Hatırladığım kadarıyla şimdi o doktorumuz İngilterede bir üniversitede.Hemde ilacına patent almış!
Aslına bakılırsa güzel ülkemde bunlar gibi daha birçok yorumlanması gereken fotoğraf mevcut...
Demek istediğim bizim ülkemizde farklı olmak yada olmaya çalışmak biraz zor.
Son bir örnek:merhum Hablemitoğlu.Oda faklıydı...(tabi bu olayın farklı bir çehresi)
bengül

Yerleşim Türkiye / KütahyaMeslek Ö?retim Görevlisi
KATKI FIRSATI

Bu toplulukta ilk yanıtını bekleyen bir tartışma var

TOPLULUK HAFIZASI

Bu toplulukta yeniden keşfet