| Alıntı Yapılan Metin: |
YENİLİKLER (İNNOVASYON), KATMA DEĞER VE GİRİŞİMCİLERİMİZ Girişimcilerimizin karşılaştıkları önemli darboğazlardan birisi de yenilikler ve bu yoldan katma değeri yüksek alanlara geçme konusu ile ilgilidir. Genellikle bu konudaki olanaklar değerlendirilememektedir. Bu tespit özellikle ürün ve pazar yeniliği için geçerlidir. İnnovasyon konusunda Yaman Törüner'in Milliyet Gazetesindeki Çözüm başlıklı köşesinde "Yaratma Sanatı" adıyla yayınladığı makalesinde ilginç saptamalar yer almaktadır: "Yaratma sanatım öğrenmenin ilk dersi konuyla ilgili tüm bilgilere vakıf olmak. Piyasa ekonomisinin dünyadaki tüm örneklerin! İ ve kendi ülkenizdeki durumu tam anlamıyla bilmeden, bir piyasa yaratamazsınız. İkinci ders çocuklaşmada gizli. Yaptığınız işten büyük zevk almanız, oyuncaklarınızı kırmaktan korkmamanız ve oyuna konsantre olmanız gerekiyor. 4 yaşında bir çocuk için bir kaşık, sadece yemek yemeğe değil, davul çalmaya, masaj yapmaya, kulağı karıştırmaya da yarar. İşte yaratıcılık." Küçük ve orta ölçekli işletmelerin büyük işletmelerle mücadelesi, onların ürettikleri ürünleri üreterek değil, tam tersine, onların üretmediklerini yaparak yürütülmelidir. Bu işletmeler uyum (esneklik) avantajlarım iyi kullanarak, büyük işletmelerin girmedikleri veya giremedikleri piyasalara girmeye çalışmalıdırlar. Büyük işletmelerle mücadelede, ancak mücadele küçüğün üstün olduğu alanlara kaydırılabilirse başarılı olunur. Bu konuda Eskişehirli bir sanayicimizin görüşünü aynen aktarmak istiyoruz (Y. Zeytinoğlu, Eskişehir Sanayi Odası Bülteni, Ocak 1988). "Küçük sanayici çok daha özel, çok daha güzel üretimlere girmek zorunda. Çünkü Türkiye'de artık tüketici bir malın sadece var olmasını isteme aşamasından geçmiştir. Tüketicinin talebi bence üç aşamadan geçmektedir: • en ilkel aşaması, bir malın sadece var olmasını istemektir; • ikinci aşama, malın daha kalitelisini istemektir; • üçüncü aşama, malın daha güzelini istemektir.Şimdi Türkiye'de tüketicinin talebi ikinci aşamaya gelmektedir. Hatta bazı sektörlerde üçüncü aşamaya doğru kaymaktadır. Küçük sanayicilerin de şansı ikinci, bilhassa üçüncü aşamadadır. Küçük sanayici bunları büyük sanayiciden daha önce yapmak durumundadır. Yani ortaya sermayesini koyamadığı zaman, beyninin içindekileri koyma durumundadır. Zira küçük büyüğün cebindeki ile rekabet edemez, tek şansı beynindeki ile rekabet edebilmektir. Sonuç olarak bir Norveç atasözünün aşağıdaki sözleri bu konuda kulağımıza küpe olmalıdır. "Bir köyde herkes birbirini tras ederek karnını doyuramaz" Girişimcinin sürekli olarak arayış içinde olması gereken bir konu da katma değeri daha yüksek olan ürünlere, katma değeri daha yüksek olan piyasalara, katma değeri daha yüksek tedarik, üretim, pazarlama, finansman ve yönetim uygulamalarına kayma zorunluluğudur. Zira işletmenin ve ülke ekonomisinin gelişmesi buna bağlıdır. İşletmelerin milli gelire katkısı ve toplumu refah seviyesinin artması katma değeri yüksek ürünler üretmesine bağlıdır. Çeşitli ürünlerin hammadde aşamasındaki değeri ile nihai ürün olarak yarattığı katma değer arasında önemli farklar bulunmaktadır. Örneğin: kum, cam ve Pentium III çipi. Aralarındaki ortak nokta her ikisin de %100 kumdan yapılıyor olmasıdır. Oysa ki hammadde aşamasında 1 kg kum 0.7 cent iken, 1 kg cam 1 $ ve 1 kg Pentium III çipi 17.000 $'dır dır. Diğer taraftan tek tek ürünlere bakıldığında katma değer aşağıdaki tabloyu sergiliyor: 1 kg çimento 10 cent, 1 kg demir-çelik 65 cent, 1 kg otomobil 10 $, 1 kg yolcu uçağı 1000 $, 1 kg savaş uçağı 10.000 $, 1 kg uydu aracı 100.000 $, 1 kg viagra 100.000 $, Undan bisküvi, patatesten cips, demir cevherinden saç, saçtan otomobil, beyaz eşya vb. üretildiğinde katma değer her aşamada artıyor Katma değeri yüksek ürün ve hizmet üretme konusunda ülkemizin önde gelen girişimcilerinden biri olan Sakıp Sabancı'nın görüşü "Başarı Şimdi Aslanın Ağzında" adlı kitabında aşağıdaki şekilde dile getiriliyor: "Başarıya ulaşmak gün geçtikçe zorlaşıyor. Babamın zamanında pamuğu çuvala doldurmak, gün içinde daha çok pamuğu çuvala doldurmak başarı idi. Tarladan toplanıp çuvala basılan pamuğu, yabancı gemiye kadar taşıyıp rıhtımda satmak daha büyük başarı sayıldı. Derken birileri basit bir makine ile (çırçır makinesi) pamuğun içindeki çekirdeği ayırdı. Bunlara fabrikatör denildi. Fabrikatör olmak büyük başarı sayıldı. Bir başkası ayrılan çekirdeği iki cendere arasından geçirip yağım çıkardı. Başarılı yağ fabrikatörü oldu. Derken, pamuğu iplik yapan başarılı sayıldı, iplikten bez dokuyan başarılı sayıldı. Bezi İtalya’ya gönderip boyatan başarılı sayıldı, İtalya'da boyanan bezi Türkiye'de boyamayı başaran madalya aldı. Bugün, geri kalmış ülkelerde bunlar, hala yapılıyor. Bugün, bunlar dünya ölçüsünde başarı sayılmıyor. Dünya ölçüsünde başarı, en iyi kumaşı dokumak da değil. En iyi kumaştan en iyi giysiyi yapabilmek de değil. Başarı, en iyi kumaşı, en iyi çizime göre giysi haline getirip, buna bir marka takarak, çok yüksek bir katma değer yaratmak. Dünya pazarında bu giysi markası ile başa güreşmek... Şimdi artık başarının ölçüsü, dünya ölçüşü. Kaynak: Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU/Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi |
Referans bağlamı
Bu işaretler mesajda yazar tarafından kullanılan bağlantı ve alıntıları görünür kılar. Bir referansın bulunması, içeriğin doğrulandığı veya kaynağın güvenilir olduğu anlamına gelmez.
"Zirvelerde Kartallar da bulunur, Yılanlar da. Ancak birisi oraya süzülerek, diğeri ise sürünerek gelmiştir. Önemli olan nereye gelmiş olduğunuzdan çok, nereden ve nasıl geldiğinizdir."
ßeLki Sandığınız Kadar Ukala,
ßeLkide Tahmin Edemeyeceğiniz Kadar Mütevaziyim
ßiraz SakLıyım ßazen YasakLıyım Kimseyi Örnek ALmam
Kimseye Örnek OLmam Arkama ßakmam 'AsLa' Demem
'Keşke'Leri Sevmem !!
ELeştiri DinLerim Nasihat DinLemem
Şüpheciyim ama kuruntu yapmam Kendimle çelişebilirim ama kafama takmam Dalga geçerim ama kırmam Ciddiye alırım ama kapılmam Huzur veririm ama söz vermem Sahip olurum ama ait olmam....


