Önce şu “Patriot” füzelerinin ne olduğuna bakalım:
Basında yeraldığı üzere “uzun menzilli” değil “orta menzilli” , yerden havaya kullanımlı bir roketmiş. TSK’nın istediği PAC-3 modelinin menzili muhtelif hedeflere göre 10-15 yâhut 15-45 kilometre. Hem uçaklara hem füzelere karşı kullanılabiliyor. Hızı 5 mach, yâni ses hızının beş katı. Bataryalar kamyonlara monte edilerek büyük bir mobilite (hareket yeteneği) elde ediliyormuş.
12 milyar liraya (7,8 milyar dolar) mâlolacak bu silah sistemi kime karşı kullanılacak?
Türk Genelkurmayı senelerdir tehdit algılamasının “bölücülük” ve “gericilik”den geldiğini belirtiyor. İkisi de kendi yurddaşlarından. Ondan sonra bir de İran’ın atom silahları üretmesi endîşesi biraz mahcûbâne bir ifâdeyle dile getiriliyor. Bunun üzerine benim gibi iyi niyetli bâzı yurddaşlar derin bir nefes alarak “Çok şükür, düşmanlarımız sâdece
bağrımızda değilmiş.” diye seviniyorlar. Şimdi PKK’nın ve Gülen Cemaati’nin hava kuvvetleri ve roketleri, en azından benim istihbârâtıma nazaran, bulunmadığı için geriye İran kalıyor. İran’ın Türkiye (Küçük Asya/Asia Minor)) için bir tehdîd oluşturması 2.500 yıllık bir vâkıa. Mesele Doğu Akdeniz Havzası’nda egemenliğin kimde olacağı. Fakat tam Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Tahran’a bir “dostluk gezisi” yaparken ve İranlı yöneticilerle sarmaş-dolaş fotoğrafları gazeteleri kaplamışken aynı gün bu Patriot alımı meselesinin “patlak” vermesi ne anlama geliyor?
Ben bu 12 milyar lirayla kaç düzine yangın söndürme helikopteri alınıp ilâveten kaç BİN gencimize Batının en parlak üniversitelerinde lisans üstü eğitim yaptırılabileceği hesâbına girmiyorum. Ama en azından şunu soruyorum: Bu kadar parayı SATIN alım yerine ORTAK ÜRETİM için harcasanız ki o teknolojiden birkaç kırıntı da bizim tarafa düşse günâha mı girersiniz? Ben bu İŞ için kimlerin kaçar milyon komisyon aldığını da sormuyorum, çünki cevâbını nasıl olsa vermezsiniz. Ama mâdem zımnen Amerika’nın İran’a karşı muhtemel bir seferinde “destek kıt’ası” olmayı kabûl ediyorsu
nuz, o zaman bu silah sistemlerini “bağış” olarak elde edecek kadar da mı pazarlık gücünüz yokdu? Yâni hem ABD’nin bir muhârebesine katılacaksınız hem de o muhârebeyi kısmen de olsa “finanse” edeceksiniz. Üstelik Hükûmet’in “komşularla sıfır problem” politikasına rağmen! Yâni demek istiyorsunuz ki “Siz ne halt ederseniz edin, biz yine bildiğimizi okuruz! Çünki Devlet biziz! Milletse 72 milyon koyundan ibâret.”
Eğer öyle olmasa hiç değilse sizler bu “iş”i kotarırken haberimiz olması gerekmez miydi?
Tıpkı maaşlarınız gibi bu para da bizim cebimizden çıkmayacak mı?
Satın alacağınız füzelerin adı “Patriot” (yurdsever). Eh, yurdseverlik sizin inhisârınızda olduğuna göre isâbetli bir seçim. Yurdsever adamın füzesi de yurdsever olur. Ancak o patriot “american patriot.”
Benim kullandığım palaskanın ve mataranın üzerinde de “US Army” damgası vardı.
Yagmur atsız abımızden.
“Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.” (N. F. Kısakürek)