Ana içeriğe geç

Diğer Konular

Patriotizm (Yurdseverlik)

BaşlatanlastottomanTarih15/09/2009 18:58:25Yorum133

İlk mesaj
Üye979 yazı


Önce şu “Patriot” füzelerinin ne olduğuna bakalım:

Basında yeraldığı üzere “uzun menzilli” değil “orta menzilli” , yerden havaya kullanımlı bir roketmiş. TSK’nın istediği PAC-3 modelinin menzili muhtelif hedeflere göre 10-15 yâhut 15-45 kilometre. Hem uçaklara hem füzelere karşı kullanılabiliyor. Hızı 5 mach, yâni ses hızının beş katı. Bataryalar kamyonlara monte edilerek büyük bir mobilite (hareket yeteneği) elde ediliyormuş.

12 milyar liraya (7,8 milyar dolar) mâlolacak bu silah sistemi kime karşı kullanılacak?

Türk Genelkurmayı senelerdir tehdit algılamasının “bölücülük” ve “gericilik”den geldiğini belirtiyor. İkisi de kendi yurddaşlarından. Ondan sonra bir de İran’ın atom silahları üretmesi endîşesi biraz mahcûbâne bir ifâdeyle dile getiriliyor. Bunun üzerine benim gibi iyi niyetli bâzı yurddaşlar derin bir nefes alarak “Çok şükür, düşmanlarımız sâdece
bağrımızda değilmiş.” diye seviniyorlar. Şimdi PKK’nın ve Gülen Cemaati’nin hava kuvvetleri ve roketleri, en azından benim istihbârâtıma nazaran, bulunmadığı için geriye İran kalıyor. İran’ın Türkiye (Küçük Asya/Asia Minor)) için bir tehdîd oluşturması 2.500 yıllık bir vâkıa. Mesele Doğu Akdeniz Havzası’nda egemenliğin kimde olacağı. Fakat tam Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Tahran’a bir “dostluk gezisi” yaparken ve İranlı yöneticilerle sarmaş-dolaş fotoğrafları gazeteleri kaplamışken aynı gün bu Patriot alımı meselesinin “patlak” vermesi ne anlama geliyor?



Ben bu 12 milyar lirayla kaç düzine yangın söndürme helikopteri alınıp ilâveten kaç BİN gencimize Batının en parlak üniversitelerinde lisans üstü eğitim yaptırılabileceği hesâbına girmiyorum. Ama en azından şunu soruyorum: Bu kadar parayı SATIN alım yerine ORTAK ÜRETİM için harcasanız ki o teknolojiden birkaç kırıntı da bizim tarafa düşse günâha mı girersiniz? Ben bu İŞ için kimlerin kaçar milyon komisyon aldığını da sormuyorum, çünki cevâbını nasıl olsa vermezsiniz. Ama mâdem zımnen Amerika’nın İran’a karşı muhtemel bir seferinde “destek kıt’ası” olmayı kabûl ediyorsu
nuz, o zaman bu silah sistemlerini “bağış” olarak elde edecek kadar da mı pazarlık gücünüz yokdu? Yâni hem ABD’nin bir muhârebesine katılacaksınız hem de o muhârebeyi kısmen de olsa “finanse” edeceksiniz. Üstelik Hükûmet’in “komşularla sıfır problem” politikasına rağmen! Yâni demek istiyorsunuz ki “Siz ne halt ederseniz edin, biz yine bildiğimizi okuruz! Çünki Devlet biziz! Milletse 72 milyon koyundan ibâret.”

Eğer öyle olmasa hiç değilse sizler bu “iş”i kotarırken haberimiz olması gerekmez miydi?

Tıpkı maaşlarınız gibi bu para da bizim cebimizden çıkmayacak mı?

Satın alacağınız füzelerin adı “Patriot” (yurdsever). Eh, yurdseverlik sizin inhisârınızda olduğuna göre isâbetli bir seçim. Yurdsever adamın füzesi de yurdsever olur. Ancak o patriot “american patriot.”

Benim kullandığım palaskanın ve mataranın üzerinde de “US Army” damgası vardı.

Yagmur atsız abımızden.
“Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.” (N. F. Kısakürek)

Yerleşim Bulgaristan / Veliko TirnovaMeslek İthalat / İhracat
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
133 yorum
Üye2981 yazı
altına imza atılacak bir düşünce ,

komşularla 0 problem , zira , hepsiyle işleri düzelteceksiniz ki yeni ve daha büyük bir düşmanı ABD
sayesinde edineceksiniz . Ve ABD ye yardım ettiğiniz iç
in ABD oraya yakında saldırdığında onun müttefiki olan bize karşı kullanacağı füzeler için lazım bunlar .

Yazanı tebrik ediyorum
ismail karagülle

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Ymalat
Üye2311 yazı
AMAN HOCAM DÜNYANIN HER YERİNDEKİ KAOSUN SAHİBİ SİLAH AĞALARI DIR,VE NE İŞSE BUNLARIN YEDİĞİ NANELER HİÇ BİR ZAMAN ORTAYA ÇIKARILMAZ,DÜNYANIN HER YERİNDE KAOS ,BUNLARI BESLER,İRAN,YUNANİSTAN,PKK ,ERMENİLR OLMASA DÜNYANIN EN BÜYÜK ORDULARINDAN BİRİ NİYE GİDİP BUNLARA MİLYAR DOLARLAR ÖDESİN,İŞİN İLGİNÇ YANI BİZ BU SİLAHLARI TA KÖRFEZ SAVAŞINDA İSTEDİK,AMA NE İŞSE ADAMLAR VEREK İSTEMEDİ,NE ZAMAN BUNA BENZER SİLAHLARI RUSLARDAN ALMAYI DÜŞÜNÜNCE,BİRDEN AKILLARINA MÜTTEFİK OLDUĞUMUZ GELİYOR,ANLIYACAĞINIZ ÇIKARLARI DOĞRULTUSUNDA SATIŞ YAPIYOR YADA ASKIYA ALIYORLAR,YADA SATMIYOR,İSTEDİKLERİ ZAMAN AMBARGO KOYUYORLAR,SONRA F16 LARINIZ PKK YA KARŞI ATACAK BOMBA BULAMIYOR,YADA BTR ZIRHLI ARAÇLARINIZIN LASTİĞİ BULUNMUYOR,AMA SON YILLARDA GERÇEK OLAN BİR ŞEY VAR AKP HÜKÜMETİ GÖRÜLMEMİŞ ÖLÇÜDE MİLLİ SAVUNMA SANAYİİNE DESTEK VERİYOR,HEMDE ŞİMDİYE KADAR VERİLEN TÜM DESTEKLERDEN DAHA FAZLA,HER NE KADAR ÇOĞU POLİTİKALARINI BEĞENMESEKTE BUDA BİR GERÇEK,SANIRIM TÜRKİYE İLERDE ÇOK BÜYÜK BİR SAVUNMA SANAYİİNE KAVUŞACAK,BİZDE ALAN DEĞİL SATAN ÜLKELER SINIFINA GİRİNCE SEYREDİN SİZ MASADA GÜÇLÜ OLMAYI,HAYIRLISI DİYELİM ,SAYGILARIMLA.

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye2311 yazı


BU ARADA ASLINDA ÇAKTIRMADAN 3NCÜ DÜNYA SAVAŞI ÇIKARILIYOR,HEMDE ÖYLE İNCE BALANS AYARI İLE,SADECE TERÖR ÜZERİNDEN DEVAM EDİYOR BU İŞLER,AFGANİSTAN ,SOMALİ,VE IRAK TA ÖLEN MİLYONLARCA MÜSLÜMAN KANI İLE DEVAM EDİYOR,AMA MÜSLÜMANLAR TERÖRİST HEP,Bİ BAKIN BAKALIM O TERÖRİSTLER SİLAHLARI HANGİ MÜSLÜMAN DEVLETLERDEN ALIYOR,İŞTE İŞİN EN ACI KOMİK TRAJEDİK YANI O,SONRADA VER MEDENİYET DERSİ,DEMOKRASİ DERSİ,İNSAN HAKLARI FALAN,AMA BUSH UN AYAKKABISI İLK,SONRA VAN MİNUT,VE İDDİA EDİYORUM YAKINDA DOĞUDA BİR YERLERDE KÖPEKLER VE BATILILAR GİREMEZ LEVHALARI İLE BUNLARIN DEVAMI GELECEK,BATI BU İKİ YÜZLÜLÜĞÜNÜ,ÇİFTE STANDARTI NI BIRAKMADIĞI SÜRECE,DAHA ÇOK AYAKKABI YER,İŞTE GERÇEK BU,ADAMLAR ENFLASYONLARINI,HURDALARINI,ESKİ TEKNOLOJİLERİNİ,BAYAT KÜLTÜRLERİNİ SÜREKLİ BİZE İHRAÇ ETMEKTE,AMA BALON MEDENİYETLERİ YETERİNCE ŞİŞTİ VE ÇOK KÖTÜ PATLAYACAK,AYNI EKONOMİLERİ GİBİ,GELECEK DOĞUDA GÜNEŞDE DOĞUDAN DOĞAR..

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye2981 yazı
Hepsi doğru , İran a dikkat etmek lazım . ABD , ve diğerleri iran üzerindeki politikalarının zeminini hızla hazırlıyor. İran tarihinde olmadığı kadar iç muhalefeti oluştu ( kim ler desteklediğini tahmin zor değil ) ,Pejak faaliyetleri ile oyalanırken . Çevrede olası bir iran hareketinde kullanacağı müttefiklerine ,İran ı öcü gösterip bu silahları aldırınca .İran ne düşünecek .Bu türkiye bu silahları niya ve kime karşı alıyor .Diye düşününce ne sonuç çıkaracaktır acaba ? ve diğer ülkelerle problemlerini hemen halletmek için dış işleri değil çankayası ile başbakanlığı ile top yekün bir çaba içindeyiz. bir acelemiz olduğu gün gibi aşikar. Pkk ve kürt sorunu da çözülecek ama , sebep daha büyük bir bela için iranla kapışmamız için . Unutmamak lazım . Bir zamanlar saddamı kim iran a karşı silahlandırmıştı . Bizden bir ırak ve saddam olur mu ????
ismail karagülle

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Ymalat
Üye2981 yazı
Bu haliyle değil ama , türban görünümlü demokrasşmiz, yakında poşi görüntüsü ile renklendiğinde , İran ın
barzani ile pejak ıda hesaba kattığınızda türkiyede ki poşi görüntülü demokrasi ile tanıştığında , iran ın çevresi kürt olerle çevrildiğini görürsünüz.
ismail karagülle

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Ymalat
Üye2981 yazı
daha dün sayılacak bir zaman. IRAK IN KUZEYİNDE 36 paralelel de kürt varlığı oluşturularak .Saddam kürtlerle çevrilmişti Şimdi daha büyük bir kürt oluşumu ile iran çevrelenmek isteniyor.( kürtlerle kuşatılmak )
ismail karagülle

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Ymalat
Üye2311 yazı
Hocam İran bu bölgenin Yunanistan ve Rusya ile en iyi satranç oynayan ülkesi,takdir etmek lazım,acemler bu ülkede ilk defa adam gibi iktidarı yeşil kuşak sayesinde Hümeyninin ithalatı ile gördü,yoksa gidin bakın Avşarlar,Azerilerin ve Türklerin çok büyük etkileri vardır bu ülkede,ama ummadık taş baş yarar,batının en çok canını sıkan ülkesi olduğu muhakkak..Zira israil in ezeli düşmanı, bide Çin ve Rusya dan tutun tüm her yerde elleri ve ilişkileri var...ilerde Türki cumhuriyetleri ile Rusya ve Çin e sopa gösteren batıyı engellemede ve tüm planlarını karıştırmada kilit ülke,bide buna mezhep farkları ve Suudilerle husuetleri,tüm islam aleminde Türkiyenin gittikçe artan popilatiristi,dizileri müziği,örnek ülke gösterilmesi,israille ılımlı ilişkilerini de göz önünde bulundurun işte olay orda düğümleniyor,önümüzdeki yıllar kaçınılmaz olarak gerek siyasi gerek ekonomik,batı gazı ilede beraber bu ülkeyi karşımıza çıkaracak ister istemez,sayın putin bunu gördü sanırım o yüzden bu aralar bir daha farklı bakıyor ülkemize,kürt sorunu çözülmeden dediğiniz gibi Türkiye parmağını bile kımıldatmayacaktır..Önümüzdeki günler bu yüzden çok artılara ve çok eksilere gebedir,ama burda yine doğu akdenizin güvenliği işi KIBRIS da kilitlenmektedir....İlgi çok büyüktür oraya ama biz hala masallarla uyutulmaktayız....Aklımızı kullanırsak çok avantajlı konuma geçeceğiz,kullanamazsakta ermeni meselesi ni de ekleyin çok büyük kayıplarımızın olacağı aşikar,yalnız biriler iya bunu görmüyor yada görmek istemiyor,yada çok kötü kandırılmışlardır,nedense hep bizim siyasilerimiz kandırılır,aynı Özal,Evren paşa gibi,1 koyup 3 alacağız demişti rahmetli ,çok ayıp olacak ama 3ün biri olayına döndü,kurttan post batıdan dost olmaz,sadece Türkiyenin çıkarları gözetileceği politikalara yer vermek lazım,artık masada kazanmayı öğrenecek uzun vadeli ,gerekrise belden aşağıda vuracağımız politikalar gütmeliyiz,yalnız bu vuruşu hasımlarımıza yapacağımıza, kardeşlerimize,örneğin Azeri lere vurmaya kalkmamalıyız..

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye2981 yazı
Malesef , masada doğru oyna,yamıyoruz. Bu işi , dış işlerinin tecrübeli bürokratlarına bırakmayıp . Konuya müdahil olan tecrübesiz politikacılarının bazen ağzından düşünmeden çıkıveren bir tek laf, ile bile kendimizi bağlıyıveriyoruz. veya , güvenilmez duruma düşüveriyoruz.
İran rusya ve çin, batının sarsılmaz ittifakı karşısında resmen olmasada , birlikte hareket etmek zorunda .Tersi sağlandığında batının emperyalist sömürgeci politikalarının uygulamasına direbnecek hiç bir güç kalmaz . Batı ittifakının da bu durum tabii canını sıkar. ve Sıkıyor. Türkiye işte bu ayrışmanın arasında hiçbir tarafa tamamıyla birlikte olmadan denge politikası ile bu günlere gelebilmiştir. Yurt ta sulh cihanda sulh sloganıyla dengeyi tutturmuştur. zaman zaman , bir koyup hava alacak polit
ikacılar çıkmıştır ama . Bu oyunlar devletin diğer güçleri tarafından şimdiye kadar çok şükür engellenebilmiştir.

İşte şimdi , bir oyun daha sahneye konulmaya çalışılıyor . Ve denge politikası bozulmaya , İran a karşı silahlanıyormuş intibaı verilerek oradan uzaklaştırılmaya , çalışılıyor.( orası ÇİN+RUS +İRAN +VS )
yarın olası bir ABD İzrael İngiliz İş b irliği İran ı vurursa , Türkiyenin bu ittifakın içinde mecburen olması gereken alt yapı hazırlanılıyor. İran a karşı kullanmayacaksa bu silahlar kime karşı alınıyor . Diğer potansiyel düşmanlarında şimdilik bu füzelere gerek duyulacak silah olmadığı bilinmeyen bir şey değil . İran füze saldırısında bulunursa ona karşı önlemmiş ginbi yapılıyor.

Ben unutmadım .Başkaları unutmuş olabilir ama , saddamın elindeki füzelerle istanbulu bile vurabileceği lafları sürekli gazete başlıklarını süslerdi . Bununla saddam karşıtlığı sağlanmıştı . Palavra olduğu daha yeni anlaşıldı ama kimse farkında değil .Nasılsa bu numarayı bu toplum yiyor . Aynı senaryo, tekrar sahneleniyor.

İRAN BİZİM İÇİN TEHLİKE DİYE SÜREKLİ DUYMAYA BAŞLAR VE ÖYLA DÜŞÜNDÜRÜLÜRSEK . Direnç cephesinden uzaklaştırılmış oluruz. Bu da Diğerlerinin kucağına yaklaşmak demektir.
ismail karagülle

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Ymalat
Üye2311 yazı
Hocam bazen böyle şeyler hatalar işe de yaramıyor değil,1nci körfez savaşında nato bize saddam kimyasal kullanırsa diye sözüm ona kimyasala karşı elbise yollamış,ama bunların ne hikmetse esas işe yarayan carbon filtreleri bozuk çıkmış,o arada bir türk çılgın deha tek başına bir girişimci ile pastada aslan payı olan Almanya ve dünyada 4 ülkenin ürettiği kimyasal elbiselerinden yapmaya çalışıyormuş,ilk ortağı labaratuvar daki patlama ile işi bırakmış,bizim deha zor yırtmış,çünkü bu iş çok tehlikeli hatta ölüme bile sebeb olabilecek deneylerden geçmekteymiş,bizim çılgın başka bir ortak bulup yola devam etmiş ve Almanya nın atıyorum 10bin euroya sattığı bu giysiyi üretmeyi başarmış,hemde 5bin euroya satacak şekilde,sonra kazığı yiyen TSK nın da çabaları ile şu an ilkemiz bu teknolajiye sahip 5 ülkeden biri,batılıların niye ülkemizin gelişmesini istemediğinin,neden TSK ve Savunma sanayiini baltalamaya çalıştığının da yegane sebebi bunlardır,ASELSAN daki mühendis ölümlerini de bence böyle yaklaşmakta yarar var,birbirinden acar hiç bir sorunu bulunmayan adamların bir birinin arkasına intihar süsü verilerek ortadan kaldırılması gibi,bor,petrol,vb gibi gelişmeleride ele alındığında,gel şimdi bizim hödük aydınların silahlanmaya hayır,güçlü türkiye güçlü ordudan geçmez söylemlerine katıl bakalım,allahtan ordu var yoksa vallada vatanımızda derimizi yüzer bu hergeleler..Bu arada kendi tank ,kendi helikopterimiz,kendi piyade tüfeğimiz,yüzde yüz yerli sermaye ile üretilen savaş gemilerimiz,yine 5-6 ülkede olan sonar sistemimiz,dünyada sayılı ülkede olan gece savaş teknolojimizle,ve birileri sayesinde dünyada 10bin askeri ile bir yere belli saatte girip ve en az kayıpla çıkan ordu da ABD den sonra bizim ordu,buna insansız silah sistemleri,frekans karıştırıcı teknolojisi,yine dost düşman tanı sistemini çözen mühendislerimizi de katın ,evet birileri habire bizi gözetliyor ve gördükleri de hiç hoşuna gitmiyor,o yüzden de hiç rahat bırakılmıyoruz,bu coğrafyada korkacağımız hiç bir dış düşman yok,sadece içerdeki satış ekibi ile uğraşmamız gerek,ama maalesef orda da psikolojik harbi hep kaybediyoruz,bu aydın ve basın dene hergeleler yüzünden,siyasiler tabii melaike bu konuda onlar tamemen şu an dış lobilerin elinde süpürülmemek için uğraşıyorlar,bilerek yada bilmeyerek..Evet bu yıllar ulusalcılarla ,küreselci satılmışların mücadelesi ile geçecek denmişti bir yazar tarafından ,bakın oben değilim samimiyetimle,şu an mücadeleye küreselciler çok iyi başladı,ergenekon,kürt açılımı,ermeni meselesi ile çok hızlı gidiyorlar,bir nevide TSK yı kitlediler bence öyle sanıyorlar sanmayada devam etsinler,bakalım bundan sonra ne olacak,biz yedek oyuncular sabırsızlıkla bekliyoruz neyimi,işte o da arkası yarın olsun,zira bazıları heyecan seviyor,biz zaten heyecanlı bir milletiz,sadece bizim parça çalmıyor,çalınca çıkacak oynayacağız,alem zeybek görsün şimdiye kadar sadece tepiniyorlar birileri, meydan onlarda bırakın garipler tepinsin.....

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye979 yazı
yazı bıraz uzun olabılır ama sonuna kadar okunması gereken cok mukemmel tesbıtler var.

Birileri çok kötü şeyler planlıyor!

Dikkat etmeyenlere, izlemeyenlere, anlamak istemeyenlere veya hafife alanlara bir uyarı yapalım: Son bir ayda tanık olduğumuz, günü gününe izlemeye çalıştığımız bazı gelişmeler, önümüzdeki günlerde olağanüstü sonuçlara neden olabilir. Sürpriz, şaşırtıcı, sarsıcı olaylarla karşı karşıya kalabiliriz. Sanki bu sessizlik, bu tuhaf gelişmeler kötü şeylerin habercisi gibi. Bir savaş, bir saldırı, bir gizli ve kapsamlı operasyon ya da öngöremediğimiz ama dünyayı hareketlendirecek bir şeylerin gerçekleşebileceğine dair güçlü sinyaller alınıyor.

Hiçbir şey olmasa bile, son bir ayda gelişen bazı olaylar kendi başına dünyayı etkileyecek nitelikte zaten. Her biri uzun tartışmalar gerektiren, bizim de bundan sonra yoğun olarak tartışacağımız gelişmeleri bir araya toplayıp en azından bir çerçeve çizmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Çizilen bu resimden bakıldığında, münferit olayların derinliğini daha iyi kavramış olacağız ve neler olacağına dair tahmin yürütme şansımızı artıracağız. Bu sıralamaya ve çerçeve gelişmelere dikkat!

Finlandiya'dan kalkan kereste yüklü bir Rus gemisi, 20 Temmuz'da İsveç açıklarında kaçırıldı. Gemi 17 Ağustos'ta Afrika açıklarında serbest bırakıldı. Korsanlar kaçırıldı dendi ama sonra bir istihbarat operasyonu olduğu ortaya çıktı. İsrail istihbaratı gemiyi kaçırmıştı! Rus gemisinin Cezayir'e nükleer malzeme taşıdığı iddia edildi. Daha sonra İran'a S-300 füzeleri taşıdığı iddiası ortaya atıldı.

Kayıp geminin yükünün ne olduğunu ve istihbarat operasyonu tartışırken İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu 7 Eylül'de ortadan kayboldu. İsrail ve dünya basını Netanyahu'nun gizli gündemine ilişkin çok sayıda spekülasyon üretti. Bu kadar gizlenen şey neydi. Ağırlıklı görüş, İsrail Başbakanı'nın Rusya'ya gittiği yönünde oldu. 14 saatlik Rusya ziyareti neden gizlenmişti? İran konusunda pazarlık yapıldığı, İran ve Rusya'ya silah satışının, özellikle de S-300 satışının engellenmeye çalışıldığı söylendi. Ama bunun için ziyaretin gizli olması gerekmediği ortada.

Bu ziyaretten önce, geminin kaçırılmasından sonra İsrail ile İsveç arasında ciddi bir kriz yaşandı. İsveç basını, İsraillilerin dünyadaki organ kaçakçılığını yönettiğine dair haberler yaptı. İsrail askerlerin ve resmi yetkililerin Filistinlilerin organlarını çaldığı iddia edildi.

İsrail Başbakanı'nın kayıplara karıştığı günlerde de sormuştum; "Bu tür gizlilikler büyük felaketlerin habercisi olabiliyor. Suikastlerin, özel operasyonların hatta saldırıların" demiştim. Bazı çevreler, ziyaretin başka bir şeyi gizlemek için, dikkatleri o şey üzerinden uzaklaştırmak için gizli tutulduğu, üzerinde spekülasyon çıkarıldığı yani ortada bir mizansen olduğu şeklinde iddialarda bulundu. O çevrelere göre İsrail, İran'a saldırı için geliştirdiği yeni tür silahın denenmesinin dikkat çekmemesi için böyle bir şey planlamıştı!

Öyle ise feci, öyle değilse daha feci. Ama her halde de İsrail'in bu gizemli tavırlarının arkasında İran meselesi var. Bazı çevrelere göre İsrail'in İran'a saldırı hazırlıkları yoğunlaştı. İran, hava savunma sistemi için Rusya'dan S-300 almak istiyor, bu doğru. İran füzeleri İsrail'i tehdit ediyor, doğru. İran'ın nükleer çalışmalarında geri adım atmıyor, atmayacak da, doğru. İsrail, ABD'yi razı edemese de bu gidişi durdurmak için her yolu deneyecek, bu da doğru. İsrail bütün bölgeyi tehdit ediyor, bu da doğru.

Gerilim, bütün bölgeyi silahlanmaya itiyor. İran ve İsrail bütün güçleriyle silahlanırken ABD, Ortadoğu'yu kendi güvenlik şemsiyesine alma düşüncesinde. İşte burada Türkiye de devreye giriyor. Ankara'nın hava savunma sistemi için çalışmaları biliniyor. Bir yanda Rusya'nın S-300'ü beraber üretelim teklifi için bu ülkeye teknik heyet gönderiliyor, diğer yandan ABD'nin Patriot füzeleri için hazırlık yapılıyor. Nitekim son birkaç gündür Türk basınında çıkan konuyla ilgili haberlerin hiçbiri bu tartışmaların, gelişmelerin dışında değil. Milli Savunma Bakanlığı'nın 9 Eylül tarihli açıklaması, gelişmeleri doğrular nitelikte. Milyarlarca dolarlık silah ihaleleri var tartışacağımız.

Ancak biz bunu 1 Eylül'de yazdık. Daha önce yazdık. Üstelik çok güçlü tezlere dayanarak yaptık bunu. Temmuz ayında ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton görünüşte sıradan bir açıklama yaptı. "İran'ın nükleer çalışmalarından vazgeçmemesi durumunda, komşularının silahlandırılacağını ve bölgede Amerikan savunma şemsiyesinin kurulacağını" açıkladı.

Bu açıklama, 21. yüzyılın güçler dengesini belirleyecek, her ülkenin kaderini etkileyecek bir açıklamaydı. Biz şu yorumu yaptık: ABD ve Avrupa, Batı'ya yeni Doğu sınırı çiziyorlar. Bütün güvenlik politikalarında bunun izlerini görüyoruz. Soğuk Savaş döneminde bu güvenlik kalkanı Doğu Avrupa'daydı. Şimdi Ortadoğu'ya kaydı. Savunma hattı Doğu'ya kaydırıldı. Önceden Doğu-Batı sınırı, Doğu Avrupa, Boğazlar, Süveyş olarak görülüyordu. Yeni sınır Gürcistan, Doğu Karadeniz, İran-Türkiye sınırı ve Basra Körfezi.

Bütün bölgenin kaderi değişecekti. Belki Ortadoğu kavramı bile ortadan kalkacaktı. Eylül başında Polonya'nın Wyborcza gazetesi, ABD'nin Polonya ve Çek Cumhuriyeti'nde füze kalkanı sistemi kurmaktan vazgeçtiğini, bunun yerine Türkiye veya İsrail'i düşündüğünü iddia etti. Gazete, Obama yönetiminin füze kalkanını savaş gemilerine yerleştirmeyi veya Türkiye ve İsrail'deki üslere ya da Balkanlar'da bir yere kurmayı düşündüğünü yazdı. Gün geçtikçe bu bilgileri doğrulayacak gelişmeler oldu.

İşte Türkiye'nin füze kalkanı hikayesi de, İran'ın S-300 hikayesi de, Netanyahu'nun 14 gün kayıplara karışmasının sebebi de, Birleşik Arap Emirlikleri'nin Malezyalı silah tüccarları üzerinden füze satın almasının sebebi de, İsrail'in gizli savaş hazırlıkları da bu derin bölünmeyle, Batı'nın yeni Doğu sınırının çizilmesiyle ilgili.

Şu bir gerçek; birileri bugünlerde çok kötü şeyler planlıyor. Bakalım nasıl patlayacak! Bu sessiz gelişmelere çok dikkatli özlemeyi öneriyorum. Biz izlemeye ve aktarmaya devam edeceğiz.

ıbrahım karagul.
“Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.” (N. F. Kısakürek)

Yerleşim Bulgaristan / Veliko TirnovaMeslek Ythalat / Yhracat
Üye2311 yazı
Zaten israil denizaltıları gemileri köpek balığı gibi basra körfezinde dolanmaya başladı,artı Ruslarla ABD polanyaya falan yerleştirlmesi öngörülen füzeler konusunda bir şeyde anlaştı ama nede bilemiyoruz,bu artda elektriğini bile çok zar şartlarda beleş verdiğimiz her konuda aramızın iyi olduğu gürcistanın son türk gemisine el koyması bile bizim önümüze acilen gelen kimsenin ne olduğunu anlayamadığı,ermeni dosyasını da bir yerde açıklıyor,birileri birilerinin üstüne acaip baskı uyguluyor ama önemli olan bizden ne istendiği,tek kusur da şu an ülkemideki kurumlar arasındaki güvensizlik ortamı ,sanırım bu fırsatı da yabancı güçler hiç de kaçırmıyacak görünüyor,yunanistan da çok huzursuz nedense bu aralar ,beni soracak olursanız,ben doğal popilasyondan yanayım,ama maalesef hep bu işler müslüman ülkelerin topraklarında olmasına acaip kıl kapmaya başladım,o yüzden biz de bir an önce medeni olup,medeniyetler projesinde yerimizi almalıyız,sonra bakın demedi demeyin bizi AB ye almazlar haaaaa....

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye2311 yazı
Yalnız burda bir taş var yerinde durmuyor,bizim yumuşak karnımız Kürtler,İranın ise içindeki çok etkin ve azımsanamayacak,Azeri ve Kürtler var,yani İran a çakacak adamın Azerileri tarafına alması gerekmezmi,ama Türkiye ile Ermenistan meselesine bakınca bu amaç değil gibi,bence hedef İran değil,hedef ermeni,azeri,kürt,acem,arap ,kürt ,türk kırdırma işi sadece alan biraz daha genişletilmiş e benziyor,İYİCE KUZEYE KAYMIŞ BİR DURUMDA,kuzeye de kayması basradaki şii bölgesi için çok kötü,ilk kıvılcıomda burdan tutuşturulabilinir,burdanda 3-4 ülke kar sağlar ,İsrail,Ermenistan,ABD,Yunanistan,diğerlerinin hepsi kaybeder,Türkiye de birilerinin kucağına düşer ister istemez,temiz iş bölgede gelişen 2 ülke İran ve Türkiye,hatta Azarbeycan,KOLU KANADINI KIRARSIN,RUSYA MÜTTEFİĞİ KAYBEDER,İKİLİ OYNAYAN ERMENİ VE YUNANLILARI ,DOLAYISIYLADA TÜM KAFKASYAYIDA TEKRAR KARTLARI DAĞITACAK HALE GETİRİRSİN,SONRA DA NE İSTERSEN DİLERSİN,TEMİZ İŞ... Ya hocam şimdi onu bunu boş verin de biz şu ergenekon ve demokratikleşmeye bakalım hedef saptırmayın yav..

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye2311 yazı
T-129 Ay Sonunda Göklerde Olacak
Türkiye'nin taarruz helikopteri T-129 ilk deneme uçuşunu 28 Eylül'de Milano'da yapacak.
Yaklaşık 13 yıllık serüven, "mutlu son"a ulaşmak üzere...

Türkiye'nin uzun yıllar sonra sonuçlandırabildiği taarruz-taktik-keşif helikopteri projesi kapsamında üretilen ilk helikopter deneme uçuşunu 28 Eylülde Milano'da yapacak.

Yaklaşık 13 yıl önce açılan ihale 2007 yılında sonlandırılabildi ve İtalyan-İngiliz ortaklığı Agusta Westland firmasının üretimi olan A-129 Mangusta'da karar kılındı.

Projeye ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN gibi milli savunma sanayi kuruluşları da dahil edilerek "azami yerli katkı" hedeflendi.

İki yıldır süren üretim çalışmaları önemli bir aşamaya geldi ve prototip ortaya çıktı.

T-129 adıyla üretilecek helikopterlerin prototipi ilk uçuşunu 28 Eylülde İtalya'nın Milano kentinde gerçekleştirecek.

Proje kapsamında toplam 50 helikopter üretilecek. Gerek görülürse bu sayıya 40 helikopter daha ilave edilecek.

Türkiye'nin milli savunma sanayi kuruluşu TUSAŞ, helikopterlerin gövde üretimi, nihai montaj ve uçuş işlemleri konusunda dünyadaki tek kaynak konumuna geldi.

TUSAŞ ayrıca helikopterlerin İtalya ve İngiltere dışındaki tüm ülkelere satış hakkına da sahip.





Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Yeni Üye49 yazı
Bulunduğum yerden onlarca komplo teorisinde bulunabilirim bende... Bekleyip göreceğiz, ak/kara..
Umarım milletim ve ülkem için hayırlı olan olur.
no sacrifice no victory

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Bilgisayar-Bili?im
Üye2981 yazı
(((((((((. dünya duayla duruyor .
biz dua ederken , israel istihbarat yapıyor. Silah yapıyor . Dünya ya kafa tutuyor.
Biz de hakkımızda kim ne planlıyor diye merakla fikir yürütüyoruz.
Senaryoyu şu anda başkaları yazıyor .Biz merakla gelecek bölümde ne olacak diye bakıyoruz.
Önce ekonomi , yerli sanayii ( silah sanayii tabii ki dahil )
çok ihracaat daha azı kadar ithalat
Tasarruf ve yatırım
Az borç
Tam bağımsızlık
vE DUA İLE BİRLİKTE BUNLARI DA YAPMAK ESAS DUADIR.
dua ile birlikte çalışmak , ikisi birlikte olmalı . Sadece biri yetmez. Aynı anda birlikte çok çalışmak ve dua etmek .
Yer yüzünün hakimi ve halifesi olmanın yolu . Şu anda kim? Yer yüzünün hakimi sorusu , bizim müslüman dünyasının , bir şeyleri yanlış mı yapıyoruzu da düşündürmesi gerek .
ismail karagülle

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Ymalat
Üye2311 yazı
Olmadı hocam şimdi ,düşünmek demişsiniz,olurmu canım ,biz yer içer,ürer,kavga ederiz,hem çok düşününce gelecek yüksek faturayı kim ödeyecek,hem sana mı kaldı memleket kurtarmak,boş ver gitsin,parasız adam gereksiz adamdır zaten,sonra devlet malı deniiz yemeyende domuz,bu geçen öldürülen falanca var ya onu devlet temizlemiş,nerden mi duydum o....çocuğunun biri söyledi,ya bu devirde ya topçu,ya popçu olacan,okudun da ne oldu sen ne kadar maaş alıyorsun bakim,okuyup ta babialiye katip mi olacan,sen benim kim olduğumu biliyormusun,hakka hizmet halka hizmet,dün dündür bu gün bugündür,benim memurum işini bilir,bal tutan parmağını yalar,vs vs vs işte hocam bu hikayede romanda hep aynı hikaye bu coğrafyada ama can sıkıcı bir şey var,bu kadar okumuş adam var,ne yerler ne içerler nerde yaşarlar,aynı sokakta gördüğüm güzel kızlar gibi,bir tanesinden bizim mahallede yok ,aynı onlar gibi görünmüyorlar ortalıkta..

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye2981 yazı
okumuş adam var da , okuduğunu anlıyan yok . Daha doğrusu , Okuduğunu DOĞRU anlayan yok.
ismail karagülle

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Ymalat
Üye2659 yazı
Bu tip yazılara sevgili arkadaşım Mettin ve huyhuyhuy abim den fazla yorum yapan da yok gibi geldi bana:)) :))
"BEDAVA PEYNİR SADECE FARE KAPANINDA OLUR"

"Zirvelerde Kartallar da bulunur, Yılanlar da. Ancak birisi oraya süzülerek, diğeri ise sürünerek gelmiştir. Önemli olan nereye gelmiş olduğunuzdan çok, nereden ve nasıl geldiğinizdir."


ßeLki Sandığınız Kadar Ukala,
ßeLkide Tahmin Edemeyeceğiniz Kadar Mütevaziyim
ßiraz SakLıyım ßazen YasakLıyım Kimseyi Örnek ALmam
Kimseye Örnek OLmam Arkama ßakmam 'AsLa' Demem
'Keşke'Leri Sevmem !!
ELeştiri DinLerim Nasihat DinLemem


Şüpheciyim ama kuruntu yapmam Kendimle çelişebilirim ama kafama takmam Dalga geçerim ama kırmam Ciddiye alırım ama kapılmam Huzur veririm ama söz vermem Sahip olurum ama ait olmam....


Yerleşim Türkiye / SamsunMeslek Saty? / Pazarlama
Üye782 yazı
Bunları bilmek için Bugüngü Dünyanın Anatomisini bilmek lazım..
2.Cihan harbinden sonra BM Dünya Bankası IMF kuruldu..Kuvvet zoruyla (Filistine bir İsrail) yerleştirildi sözde insanlık huzur,barış ve saadete kavuşacaktı..
Halbuki ne oldu?
1989 da komünizmin iflası ve sovyetlerin dağılmasına kadar Soğuk Harp devam etti..
Dünyada Ekonomik bakımdan,fakir ülkeler daha fakir,zengin ülkeler daha zengin oldu..Ülkeler arasında,ülkeler içinde gelir dağılımları gittikçe bozuldu,Açların,işsizlerin sayısı gittikçe arttı,Milyonlarca insan Enflasyon ve Pahahalıktan dolayı her geçen gün artan geçim sıkıntısı ile ızdırap çekti..
Siyasi bakımdan Filistin,Keşmir,Kore,Vietnam başta olmak üzere sürekli harpler ve silahlı çatışmalar devam etti..
İnsanlığın üzerine bir kabus gibi çöken bu devir esnasında Batılılar hep şunu derlerdi..Biz insanlığa saadet getireceğiz ama ne yazıkki bir komünizim var,sovyetler var,soğuk harp var bundan dolayı hizmetimizi yapamıyoruz dediler dediler durdular..Nihayet 1989 da Komünizm iflas etti,sovyetler dağıldı o günden bu yana kaç yıl geçti..
Bu son dönemde bir yandan Ekonomik Alanda geri kalmış ülkelerin dış borçları ve bunun için ödedikleri faizler korkunç seviyelere ulaştı..Diğer yandan başta Müslüman Körfez Ülkeleri olmak üzere Harpler bir çok ülkenin Ekonomilerini büsbütün bozdu..
Siyasi Alanda ise,Yeryüzüne barış geleceğine tam tersine sıcak çatışmalar gittikçe arttı,yeryüzünün her yerine yayılmaya başladı.İran-Irak Savaşı çıkartıldı,Körfez savaşı körüklendi,Somalida yerli halkı ezmek için Somali işgal edildi..Bosna,Çeçenistan ve Azerbaycanda tarihin görmediği katliamlar yapıldı,bir çok Müslüman ülkeye haksız Ambargolar konuldu,adım adım bütün Dünya Sömürüldü ve Köle haline geldi,itaat etmeye mecbur hale getirildi..Böylece Yeni Dünya Düzeni adı altındaki tek Kutuplu bir Tahakküm ve Sömürü Düzeni gerçekleşmeye çalışıldı...
Sonuç onuda siz yorumlayın...
insanların en hayırlısı insanlara faydası olandır.

Yerleşim Türkiye / Elazy?Meslek Saty? / Pazarlama
Üye979 yazı
Müslümanlara en dibe neden ve nasıl vurduklarını hatırlatmanın yanında bu bölümün ayrı bir amacı daha vardır: İslam’ı doğru anlamak. İslam yalnızca nasıl namaz kılıp oruç tutacağımızı öğretmez ki buradaki niyetimiz ibadetin önemini kesinlikle azımsamak da değildir. Ancak, bir çok insan bu noktadan ileri gidememiş ve Ramazan’ı ve başörtüsünü nihai hedef gibi görmüştür. Bu programın amacı bu yanlış anlamayı, algılamayı düzeltmektir. İslam hayatın kurulması ile ilgilidir ve İslam’ın özünü anlayan başarılı ve mükemmel insanların yetiştirilmesini hedefler.



Burada Kur’an’daki en önemli ayet ile başlayacağım. İslam’ın geleceği, her gün Fatiha süresini okurken tekrarladığımız bu ayete bağlıdır. Her gün Kırk kez namazlarımızda bu ayeti tekrarlıyoruz. Allah (c.c.) bu ayette buyuruyor ki, “Yalnız Sana ibadet eder ve yalnız senden yardım isteriz.” (Kur’an 1:2). Çok açık anlamı O’na ibadetimizde O’ndan yardım istemektir. Ancak, çok önemli ve yaşamsal olan başka bir anlamı da bu programın özünü oluşturmaktadır. Bu anlam şudur, Allah (c.c.) der ki “(Herşeyde ve herbiriniz) Yalnız benden yardım isteyin.” (Kur’an 1:5) ve anlamı Allah’ın (c.c.) bu evrende bizim için yarattığı herşeyi O’nun hakkı olduğu biçimde O’na ibadet etmek ve başarılı olmak için kullanırız. Bu ayet bütün İslam dinini somutlaştırmıştır.



İbni Kayyım der ki, Allah (c.c.) üç kitabı (Tevrat, İncil ve Kur’an) bir araya toplamıştır. Sonra, bu üç kitabı Kur’an’daki Fatiha Süresi’nde ve bu ayette toplamıştır. Bütün İslam dini bu ayet özetlenmiştir. Ne yazık ki, biz onun yalnızca yarısını, yani Allah (c.c.)’a ibadet kısmını uygulamakta ve bize emrettiğinin yarısını kullanmamaktayız. İnsan zor ve kritik konular dışında asla yardım istemez. Bu konulardan hala o kadar uzağız ki ayetin sadece “Yalnız sana ibadet ederiz” kısmı ile yetiniyoruz. Batı ise çalıştı, başardı, üretti ve hayatın zor kısımlarını tercih etti ve Allah (c.c.) onlara bu yönde yardım etti. Ancak çabalarını diğer yarısına yöneltmedikleri için onların medeniyeti de çöktü. Her iki kısmını da uygulayanlar, Allah (c.c.)’ın bir sonraki ayette dediği “Sen’in nimetler ihsan ettiklerinin yolu”nu (Kur’an 1:7) hak edenlerdir. Bu ayet bir bütün olarak İslam Medeniyeti’nin hakimiyeti esnasında Peygamber (sav) dönemi hariç tam anlamıyla uygulanmamıştır. Müslümanlar ne kadar dindar olurlarsa olsunlar, bu ayetin diğer kısmını uygulamadan ilerleyemezler. Bu program (Hayat Kurucuları) size bunu hatırlatmayı amaçlamaktadır.



Gerçek bir hayat kurmak için her iki kısma da ihtiyacımız var. Gelin bütün resmi görelim. “Yalnız Senden yardım isteriz” kısmını göz ardı edersek, “yalnız Sana ibadet ederiz” kısmında da başarılı olamayız. Bu söylediğimin kanıtı şudur. Allah (c.c.)’a ibadet ederken kullandığımız şeyler, seccade, tesbih, namaz takkesi, Ramazan kandilleri ve ezan saatlerinin hepsi Müslüman olmayan ülkelerde yapılmıştır. Bu yüzden ikinci kısmında da başarısız olduk.



Biraz daha açıklayalım, hayatımızdaki standart ölçüm araçları ve bütün ekonomik projelerimiz Batı tarafından belirlenmiştir. Onlar da Kur’an ideallerine uysun diye değil kendi yaşam tarzlarına uyacak şekilde bu standartları geliştirmişlerdir. Metreden kilometreye, İSO standartlarına, otellere verilen yıldızlara kadar. Örneğin, turistler için lüks bir otel yapacaksanız, yapamazsınız. Çünkü dünya standartlarında beş yıldızlı bir otel yapmak için oteliniz içki sunmak zorunda ve kasinosu olmalı. Buna haram diye karşı çıkarsanız dünyanın tanıdığı standartlarda bir otele sahip olamazsınız. Buna kim karar veriyor? Maalesef, siz değilsiniz. Evet veya hayır deme hakkınız yok. Ekonominin anahtarlarını elimizde tutmuyoruz. Dünya ekonomisine girmeye çalışan a***lar gibiyiz. Oyunun kurallarını en güçlüler belirliyor.



Gördüğünüz gibi, ibadetiniz bile zedelenebiliyor. Kanatlarımızı açıp İslam Medeniyeti’nin ilk dönemindeki gece ibadet edip gündüz savaşan kurucular gibi uçmalıyız. İslam’da ibadetin özüdür bizi başarıya ulaştıran. Hayatın başka bir anlamı daha vardır. Yaratılışın ve onun amacı ardında yatan nedenle ilgili güçlü bir anlam. Uzun gözlem ve araştırmalardan sonra Plato, Allah'ın (c.c.) evreni yaratıp unuttuğu yönünde bir teori geliştirdi. Allah (c.c.) buna cevap olarak “… ve senin Rabbin asla unutan değildir.” (Kur’an 19:64). Karl Marx’ın teorisine göre de Allah (c.c.) oynamak ve eğlenmek istedi ve eğlenmek için insanları yarattı. Allah (c.c.) ise cevaben diyor ki, “Biz sizi bir eğlence olsun diye (amaçsız) yarattığımızı ve bize geri döndürülmeyeceğinizi mı sanıyorsunuz? Allah (c.c.) yücedir, gerçek hakimdir, O’ndan başka ilah yoktur….” (Kur’an 23:115-116). [Yani, Allah Teala iş olsun diye yaratılmadığımız ve ona dönüp hesap vereceğimizi anlatıyor. ç.n.).



Elia Ebu Madi evrenin yaratılış amacı konusunda tamamen kaybolmuştu. Kaybolmuşluk ve yaratılış konusundaki kafa karışıklığı konusunda bir şiir yazdı. Cevap ise Kur’an-ı Kerim’den geldi, “ve Ben (Allah) cinleri ve insanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım (Zariyat 56) ve Allah (c.c.) ayrıca “Ve (hatırla ki) Rabbin meleklere demişti, ‘Gerçekten yeryüzünde (insanı) kendime halife, temsilci olarak tayin ettim’ (Kuran 2:30). Diğer bir ayet ise “Adem’e (a.s.) herşeyin ismini öğretti” (Kur’an 2:31). Bu isimler günlük hayatımızda kullandığımız araçların isimleridir.



İslam’ınızın, dininizin eksik olmaması için bir kariyer ve başarı yöntemi aramaya başlamalısınız. Böyle yapmazsanız, Hz. Ömer’in (r.a.) duasında söylediği “Allah (c.c.)’ım, inananların ahlaksızlığı ve güçsüzlüğünden sana şikayet ediyoruz” diye duasına muhatap olursunuz. Bilin ki Hz. Ömer (r.a.) cennetle müjdelenmiş Müslümanlardan biriydi. “Allah’ım keder ve endişeden, zayıflık ve tembellikten, sefillik ve korkaklıktan, borç yükünden ve insanlara mahkum olmaktan Sana sığınırım” diye dua eden Peygamber’i (sav) hatırlayın. Hz. Muhammed (sav) öldükten sonra bile nasıl hayat kuracağımızı gösterdi: “Bir kimse öldüğünde bütün yaptıkları kesilir üç şey hariç, devamlı bir sadaka, başkalarının yararlanacağı bir bilgi ve Allah (c.c.)’a onun için dua eden bir evlat.” Kıyamet günü geldiğinde bile Hz. Muhammed (sav) elimizde bir fide varsa onu dikmemizi istiyor. Yine kıyamet gününde insanların dört şey hakkında sorgulanacağını söylüyor: gençliği, hayatı, serveti ve bilgisi.



Hz. Muhammed (sav)’e indirilen ilk üç ayette iki kez “oku” kelimesi ve iki kez “öğret” kelimesi geçmesi ilginç değil mi? Allah (c.c.) diyor ki, “Oku, (herşeyi) yaratan Rabbinin adıyla oku. O insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku, Rabbin en cömerttir. Ki O kalemle yazmayı öğretmiştir. Ki O insana bilmediğini öğretmiştir.” (Kur’an 96:1-5).

Hatta eğitim ve bilgi araçları (kalem) bile belirtilmiştir ve bu Allah (c.c.)’ın Kur’an'da sözünü ettiği ilk nesnedir. Neml (Karınca) süresinde medeniyette zirveye çıkmaktan bahseder. Hadid (Demir) süresinde askeri endüstriyi güçlendirmeyi teşvik eder. Mülk süresinde işsizliğe karşı çıkar. Cuma süresinde namazdan önce ve sonra çalışmalarını söyler: “Ey inananlar, Cuma günü namaza çağrıldığınızda, işi (ve diğer şeyleri) bırakıp Allah (c.c.)’ı zikretmeye gelin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Sonra (Cuma) namazı bitince, yeryüzünde dağılıp Allah (c.c.)’ın rahmetini arayın ve Allah (c.c.)’ çokça hatırlayın ki başarılı olasınız, kurtuluşa eresiniz.” (Kur’an 62:9-12).

Başarılı insan modelleri, yukarıda anlattığımız gibi, çoğu zaman küçük bir fikirle başlar. Bu fikir o insana tam hakim olur ve bu onun temel duygusu haline gelir. Hz. Muhammed (sav) demiştir ki, “Hiç kimse dinini bir bütün olarak almadıkça tam uygulayamaz.”



İbni Sina’yı hatırlayın, Avrupa’da “Doktorların Prensi” diye anılmıştı. Modern tıbbın temel prensiplerini ortaya koymuştu. El-Kanun fil-Tıb (Tıbbın Kanunları) adlı kitabı Avrupa’da dört yüzyıl boyunca okutulmuştu. Bütün bu zor soruları nasıl aştığı sorulduğunda, sırrın Kur’an’daki şu ayette yattığını söylemişti: “Sizi [Müslümanları] orta bir ümmet kıldık.” (Kur’an 2:143). Zor bir şeyle karşılaştığı zaman, hep ortasını bulmaya çalıştığını söyledi. Hicretin (Hz. Peygamberin Mekke’den Medine’ye göçünün), Abbas bin Firnas insanlık tarihinin ilk uçuş denemesini yaptı. Onu bu işe motive eden, “Ey cinler ve insanlar topluluğu, göklerin ve yerin sınırlarını aşacak güce sahip olmak istiyorsanız, onu [Allah (c.c.)’ın] otoritesi olmadan asla aşamazsınız.” (Kur’an 55:33). Bu ayeti uygulamaya koydu. Şahit olsunlar diye Kurtuba’da insanları etrafına topladı. Bir çok insan onun başarısız olduğuna inandı. Aslında o uçmada başarılı olmuştu ama yere inişte ayaklarını kırmıştı. İbni-Haldun ise sosyolojinin kurucusudur ve Mukaddime’sinde milletlerin yükseliş ve çöküşünün temel prensiplerini ve coğrafya ve iklimin insan davranışları üzerindeki etkileri tespit etmiştir. Onu motive eden, Allah (c.c.)’ın şu ayeti olmuştur, “Sizden önceki milletler bir çok benzer şeylerle karşılaşmışlardır ve Allah (c.c.)’a ve Peygamber’ine inanmayanların akıbetini görün.” (Kur’an 3:137). Hanginiz Kur’an’dan bir ayet alıp hayatta başarılı olmak için bunu takip edeceğim diyorsunuz?



Altıncı sorunun cevabını, yani, Dostlarla Buluşma ve Hayat Kurucuları arasındaki farkı, tespit ettik. Dostlarla Buluşma programı “Yalnızca sana ibadet ederiz.” ayetinin yarısında yardımcı oldu. Yer yüzüne kök salma ve gelişmede bize yardımcı oldu. Hayat Kurucuları programı meyveleri toplamayı amaçlamaktadır. Her iki program, sanki “Görmedin mi Allah nasıl bir misal getirdi: Güzel bir sözü, kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaca (benzetti). (Kur’an 14:24) ayetini izlemektedir. Dolayısıyla, Hayat Kurucuları köklerin meyve vermesini sağlamak.



Gelin birlikte düşünelim ve programın kime hitap ettiğini görelim. Bu program esas olarak gençliğe hitap eder ve gelecek umudunu ele alır. Bu, Arap (ve İslam ç.n.) Dünyasının sahip olduğu bir hazinedir.

Gençlik: Birleşmiş Milletlerin yayınladığı dünya durum raporuna göre, Arap dünyası dünyadaki 14 yaşın altındaki nüfusun % 38’ine sahiptir. (Türkiye de benzer durumda. ç.n.). Bu, geleceğin Arap dünyasının elinde olduğu anlamına gelir. Kendimize soruyoruz, ne tür bir geleceğe sahibiz? Bu kendi ellerimizle birlikte yapacağımız gelecektir, inşaallah.

Kadınlar: Toplumun yarısını temsil eden kadınlar toplumun diğer yarısını yetiştirirler.

Anne-Babalar: Çocuklarını yetiştirmekle sorumludur.

Dindar Olmayan İnsanlar: Halklarımızı uyandırmak, diriltmek ve hepimizin ihtiyacı olan onuru onlara kazandırmak için onların kişiliklerini biçimlendirmeliyiz.

Gayrı-Müslimler: Ülkelerimizin kalkınması için gereklidirler. Herkes için başarıya ihtiyacımız var. Benim fikrimin sizinkine eklenmesi iki fikre yol açmaz fakat sayısız fikre yol açar. Sanki iki ayna arasında duran insan gibi sonsuz sayıda yansıma görecektir. Bu nükleer füzyon gibi bir şey. Birlikte bu projenin bireysel, tekil bir proje olmadığı, bütün bir millet için bir proje olduğu konusunda anlaştık: Bizim projemiz. Kendi durumumuzu ve şartlarımızı sorgulayacağımız bir proje. Bu program sizin fikirlerinize dayanacak. Tekrar buluşuncaya kadar bir pratik ödevimiz olacak: Başarılı olmak için neler yapmamız gerektiği konusunda önerilerinize ihtiyacımız var. Bu kara çukurdan çıkmak için neler yapmalıyız? Düşünüp bize önerilerinizi gönderiniz. Bu projenin hedefine ulaşmasını sağlayacak her sözün bekliyoruz.



Son soruyu cevaplarsak, başarılı olacağımız konusunda nasıl bu kadar eminsiniz? Size, bir fikir için yaşayan ve bu fikri uygulamaya çalışan herhangi bir kimse başarılı olabilir. Zorluklarla yüzleşmeliyiz, hayat bir sınavdır. Allah (c.c.) “Kim iyi kim de kötü işler yapacak diye sizi sınayacağız.” (Kur’an 21:35). Zorluklar üçe ayrılır: (a) bir kişiyi motive etmeyecek kadar basit olan zorluklar, (b) aşılması çok zor olup kişiyi bunalıma (depresyona) sokan zorluklar ve (c) kişinin potansiyelini ve gücünü ortaya çıkaran zorluklar. Gelin birlikte beş dakikalık bir film seyredelim, çağdaş ve özgün bir başarı hikayesi. Hikayenin ismi, Haldun. Haldun, kolları ve bacakları felç ile sonuçlanan kaza geçiren bir genç. Hatta suni teneffüs makinasına bile bağlanmış ama Allah (c.c.) ona dünyanın en iyi bilgisayar programcısı olabilecek bir beyin bırakmış. Bu filmi seyredip bir şeyi gerçekten isteyen bir kimse için hiçbir şeyin imkansız olmadığını görün.
Amr halıt.


“Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.” (N. F. Kısakürek)

Yerleşim Bulgaristan / Veliko TirnovaMeslek Ythalat / Yhracat
Yeni Üye43 yazı
Arnıza yeni katıldım. iyik de katılmışım. paradan fazlasının peşinde olan herkese yürekten selam olsun. bir zamanlar sınırlar arasında vardı Banu AVAR'IN sunduğu bu yazıları okuduktan sonra yeniden göz attım arşivlere, senaryo hep aynı, sıkıntı hep aynı yerden pompalanıyor bize biz ise ne hikmetse o taraftan başka bir yere yüzümüzü çeviremiyoruz. Atatürk, size borç verelim diye ayağına gelen yabancıları sekiz defa reddetmiş . 'Paşam milletler cemiyetine(şimdiki AB) dahil olmak istermisiniz diye sorulduğunda 'biz ayakalarına gidecek değiliz ,bize uygun teklif gelirse değerlendiririz' diye onurlu bir cevap vermiştir. Peki ne olduda bu dik duruşu kaybettik? Şimdi haçlı idealleri için Kasr-ı Şirin antlaşmasından bu yana sıkıntı yaşamadığımız dindaşlarımıza karşı füzeleniyoruz. Avrasya bizi beklerken çoktan tükenmiş avrupanın kapısında arsızlığın sınırılarını zorluyoruz. Allahım sonumuzu hayır etsin inşallah.

Yerleşim Türkiye / AydynMeslek Ö?retmen
Üye2981 yazı
seslileri , saklanmış vatan sever hoş geldin .

ATA nın o onurlu duruşu . şimdi nerde ??...
ismail karagülle

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Ymalat
Yeni Üye43 yazı
:)) hoşbulduk İsmail bey. ATA'nın dik duruşu sizde, ATA'nın dik duruşu yaşanan ihanetlere , sergilenen tezgahlara üzülen, çıkş yolu arayan herkeste. Gelecek İnşallah milli politikası olan bir lider. Ve bugün ayrım yapmaya çalışanlara, dinimizi kullananlara, yalancıya ,yabancıya,yaltakçıya hesap sorabilecek, miileti ile karar verebilecek biri gelecek inşallah. Neyi ararsan o'sundur der Mevlana. Aşkı arıyorsan aşık, belayı arıyorsan bela... Aradığımız şey biziz aslında yeterki leş yiyenlerin aramıza, kardeşliğimize zeval vermesine engel olabilelim.

Yerleşim Türkiye / AydynMeslek Ö?retmen
Üye2981 yazı
Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın; Ama yurdumda , hemde devletten besleniyorlar
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. her gün neredeyse, gencecik fidanlar , bunu hakkıyla yapıyor.
ismail karagülle

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Ymalat
Üye2311 yazı
Tamam kardeşler İslam AÇISINDAN OLAYA BİR BAKALIM,ŞİMDİ DİNİ BÜTÜN İŞ ADAMLARI TANIYORUM CEMAATTAN,BİZİM İBADEDİTİMİZİ ORUCUMUZU KADINIMIZI KIZIMIZI ,TİCARETİMİZİ BEĞENMEYEN,AMA BAKIYORSUN YANINDA ORUÇLU PERSONELİ VARKEN BEYİM TAM İFTAR SAATİNE KADAR MAĞAZADA ELAMANI TUTUYOR,KENDİ İFTARA YETİŞECEK ŞEKİLDE TÜYOR,ŞİMDİ ONUN ORUÇLU PERSONELİ OLDUĞUNUZU DÜŞÜNÜN,ACABA EVE İFTARA KAÇTA VARACAK ORUCUNUZU KAÇTA AÇACAKSINIZ,YA ELAMANI TUTUYORSAN İFTARI YAPTIRIRSIN İŞ YERİNDE,YOK ÖYLE OLMAZ SA ELAMANI İFTARA YETİŞECEK ŞEKİLDE AYNI KENDİ ÇIKIŞ SAATİNDE SALARSIN,ŞİMDİ BU ADAMLAR SONRA GİDİP TARİKATA YARDIM ETMİYORMU,CUMADA ,KADİR GECESİNDE,YADA GÜNDE 5 VAKİT GÖSTERİŞ İBADETİ YAPIP,BİRDE HACI OLMUYORLARMI TÜYLERİM DİKEN DİKEN OLUYOR,.....Bakınız birbirimizi sevmediğimiz sürece iman edemessiniz,iman edmedikçede cennete gidemezsiniz,ilim çinde de olsa gidin alın demiş peygamberimiz,bizimkiler çürük çarık malı ucuza al müslüman kardeşine kakala anlamış,alın teri kurumadan emeğin hakkını verin demiş islamiyet,bizimkiler iş yerini dekarasyonu nu yaptır,hesabı görmeye gelince salla,sonrada fiyatı kır,canın istediğinde öde,işin erbabı adamı batır anlamış,yine peygamberimiz demiş veda hutbesinde size bir emanet bırakıyorum oda allahın kitabı kuran ona sıkı sarılırsanız şeytan bida zafer falan kazanamaz,bizim din adamları sakın ha arapçası okunmalı bilmeyen okumasında yorumlamsında demiş,bize parayı verin biz size cennetin anahtarlarını satarız pardon veririz anlamış,o yüzden de şimdi yoldan çok ,y, müslümanım diyenlere vbir sorun bakalım her korktuğunda duadan sonra,ölülerin ardında,her rekatta okuduğu FATİHA nın manasını kim biliyor,sonra peygamberimiz bizi aldatan bizden değildir demiş,birileri de aldatmazsam ne olim durumuna getirmiş,peygamberimiz içinde kibir olan cennete giremez buyurmuş,biz de maşallah her kes çırağan sarayından ,asillerden olacam derken rezillerden olmuş,faiz haram denmiş,gidin bakım mal aldığınız yere gününde borcunuzu ödeyemezseniz,sizi asıyormu yoksa haşırt vade farkını koyuyormu,bu arada dönen çekler,artan fuhuş,haksız gelir adaleti düzeni,kayıt dışıyı, birde vakıfın bir çivisinin hesabı sorulacakken,vergiyi verme,yanındakinin sigortasını yapma,sonra git o haram para ile cemaate,camiye gösteriş için yardım et,hacca git,yada uçaksavar yap milletin milyon dolarları ile sonra bak sadece pervaneli uçakları vursun onuda git g3 gibi teröriste karşı kullanmak zorunda kal,yada git AB girmeden GÜMRÜK BİRLİĞİNE GİR her yıl 10 milyar dolar hibe et cari açığı fırlat,sonra da çok iyi bir şey yapmışçasına medya ile bunu bayram havasında kutla,yada bir nımaralı siyonist düşmanıyım de sonra git armasında hilalı parçalayan kartal olan adamları konya semalarında tatbikat yaptır ankaranın bilmem ne kadar uzağında..buda yetmiyor medeniyet için,bebek katilini lider seçenleri uhatab al barıştan demokrasiden bahset,bu arada hiç bir subayın alamadığı 4 madalyalı gaziyi ergenekonducu de devleti yıkma iddiası ile içeri al,birine kanser tedavisi yaptırma öldür,birini kanserli kanserli ölmeden mahkemelerde süründür,ardından piyasa da gıybet yap türlü mesnetsiz iddialarda bulun ,sonra da git kanserli bir başka pkk lı tutuklu için devleti ayağa kaldır,yada zırhlı personel taşıyıcı yaptır birilerine dünyanın parasına sonra tüm mermileri suyu içine alsın,sonrada diyin bakın kendi silahımızı kendimiz yapıyoruz,sonra git işsizlik fonunda ki paraları gap a aktarıyorum diye birilerine peşkeş çek,esnaf işyerleri her gün topu dikerken,batarken ,sonra metro yap ,yapacağın güzergahta 30 yıllık esnafı bitir,niye birileri o işden para kazansın diye ,halka hizmet hakka hizmet diye,ve bu tecrübe sabitolmuş bunu göre göre banane batarlarsa batsınlar de hiç bir tedbir alma,sonra bizi her yerde arkamızdan vuranlar için 2-3 dost tundan biri olan azerileri küstür,kıbrısı ziyafet sofrasına koy,sonrada vatanı savunmak için patriot al ,bilmem ne al ,biten terörü hortlat sonra asker beceremedi gördüğünüz gibi böyle olmayacak de git terörist anası ile şehit anasını bir kefeye koy,adınada barış demokrasi,insan hakları cilası çek,içerdeki kuşuda habire öttür,evet haklısınız BÖYLE MÜSLÜMANLIK, VATANSEVERLİK, TİCARET,İBADET YAPILAN BİR ÜLKEDE SORMAZLARMI...NAPOLYON NE DEMİŞ DİYE,ATANIN NE DEDİĞİ,ATALARIMIZIN NE DEDİĞİNİ,PEYGAMBERİMİZİ ŞİMDİ KİM DİNLEMİŞ..

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Yeni Üye43 yazı
Yüreğinize sağlık Metin bey. Maalesef memleketimizde yalnızca yönetimde değil televizyonda, gazetede bir öğretmen olarak biliyorum Milli Eğitimde her yerde hep 'miş gibi' adamların kıskacındayız. Dindar mış gibi, vatansever miş gibi,aydın mış gibi gibi gibi...İşte bu iki yüzlü DOLARI GÖRÜNCE YULARI VEREN politikacılardan, gazetecilerden , bakanlardan , bakıpda göremeyenlerden kurtulmamız lazım. O sefiller hem dini ,hem memleketi, hem orduyu,hem de hukuku kirletiyorlar. Sonra da art niyetli insanlar kişilere değil de kurumlara çamur atıyor fütursuzca.Sizin yazdıklarınız paralelinde çok sevdiğim bir yazarın iki makalesini paylaşmak istiyorum.

Cumartesi, 05 Eylül 2009 13:46
Mondros Mütarekesi sonrası…


Karakteri istiklal üzere olan Anadolu insanına esaret zinciri vurmaya kalkan Yunan çılgınlarının, İngilizlerin direktifleri ile Batı Anadolu’nun temiz sinesine çöktüğü yıllardayız…



İşgal, bir ateş topu gibi nice fidanları, ciğerpareleri, kınalı kuzuları kıra kıra Osmanlıya beşiklik eden Domaniç, Sultan Dağları ve Kütahya yörelerini sarmaktadır. O sıra da işgal haberleri ile sarsılan İnegöl halkı da yediden yetmişine kadar silahlanmış, silah bulamayanlar, taş, odun ve demirlere sarılarak yurdu korumaya yeminleşmişlerdi.



Bu esnada Domaniç yaylarında tüm gençliğini harca****, bin bir güçlükle bir evlat yetiştiren Şerife Ana, evladının eline eşinden kalma bir silah tutuşturur ve Onu ata yadigârı öğütlerle düşmanla yaka paça olması için İnegöl’e uğurlar…



Ancak anasından yıllar boyu, ak-pak, termemiz ve helal süt içen, bu saf köylü çocuğu milletine ihanet eden bir jandarma onbaşısının oyuncağı olarak ve yaptığı işin tam olarak farkında bile olmadan düşmana haber taşıma gafletinde bulunmuştu. Günler geçer, aylar geçer, yurdunun bağımsızlığı için gece gündüz seccadesinin başından kalkma**** Mevla’ya yakaran dua çiçeği Şerife Ana’ya, oğlu Mehmet’in düşmana casusluk ettiği gerçeğini çekine çekine söyleyiverirler!



Şerife Ana’nın o küçücük ama termemiz dünyası bir anda başına yıkılır…



Ruhu depremlerle sarsılır, kaddi bükülür, paramparça olur. Düşünce anaforu onarılmaz bir heyelan ile göçer, başı dumanlanır, şakakları gerilir, sanki vücudunda ki tüm kanı bir iğne ile çekmektedirler.’’Benim oğlum ha! Hainlik ha! Casusluk ha!’’diyerek bir anlık duraksamadan sonra silahını kuşandığı gibi, beyaz atına atla**** yola revan olur.



Ne yalçın kayalar, ne uçurumlar, ne de kuytu ormanlar onu yolundan çeviremezler, bir hışım ile İnegöl’e ayak basar. Oğlunu sora sora bir Kuvay-ı Milliye karakolunda, parmaklıklar arkasında bulur. Orada bulunan vazifelilere uzak yoldan tek başına geldiğini ve oğlunu görmek isteğini söyler. Görevliler ‘’ana sen dışarıda bekle biz oğlunu dış avluya getiririz’’derler. Anasının geldiği haberi kendisine verilen saf köylü çoçuğu, büyük bir sevinç içinde hızlı adımlarla dışarıda bekleyen anasına doğru yönelir. Beyaz atının üstünde bir iman abidesi gibi duran Şerife ana, oğlunun kendisine doğru yaklaştığını görür görmez, kara feracesinin yeninde sakladığı silahını çıkartarak, hayata bağlandığı son ümidini vatana ve millete ihanet ettiği için kanlar içinde yere seriverir. Şerife Ana’nın tertemiz düşüncesine göre;’’evlatta olsa vatana ihanet cezasız kalmamalıdır’’.



Domaniçli Şerife Kadın da bir ana idi ve milli duyguları analık duygularını ezip geçmişti.



Sadece O mu?



Karlar altında sürdüğü, kağnı arabasında uyuyan, bebeğinin, üzerinden bir hışımla aldığı bezi taşıdığı mermilerin üzerine örten Kastamonulu Hatice Ana’nın analık duyguları yok muydu?



Saatlerce kağnı arabası ile mermi taşıdıktan sonra gecenin zifiri karanlığında Ilgaz da bir hana ulaşıp kapıyı yanaşarak;’’İçerisi tamamen dolu sizi alamayız’’cevabını alınca ‘’ne ben ne de yanımda ki yavrum mühim değil siz sadece mermileri alın yeter, onlara bir şey olmasın’’diyen Adile Kadın’ın analık duyguları ne olacak?



Batı Anadolu da Kavakönü köyünde düşmana gerekli bilgileri vermedi diye gözünün önünde çocuklarına olmadık işkenceler yapılan, ağzından bir kelime bile çıkmayınca köy fırınında diri diri yakılan Nazife Kadın’ın annelik hissine ne demeli? O çocuklarını düşünüp vatanı satmasını bilmeyecek kadar cahil miydi?



Ya Gördesli Makbule, Asker Saime Hanım, Antepli Yörük Fatma?



Veya evlatlarını kurban vermesi yetmezmiş gibi erkek kılığına girerek cephelerde savaşıp dokuz yerinden yaralanan Mücahide Hatice Hanım, kadın veya ana değimliydi? Kurşunlarla dans edip, ecel ile dalga geçen nam-ı değer Kara Fatma’nın aklı yok muydu?



Ya Halime Çavuş, Ya Necibe Nine?



Ve daha niceleri…



Önce yar, yaren evlat değil önce vatan demişlerdi…



Vatanımız olan ‘’Türkiye ‘’ toprakları, eşi cepheye gittikten sonra bir pencere kenarında yıllarca onu bekleyen ve dökülen saçları ile dişlerini bir bohça da biriktirip, evladı tarafından da ‘’ana bunları neden böyle biriktiriyorsun?’’diye sorulunca; ‘’bu dökülen dişler ve saçlar yarın ahrette babana sadakatime şahitlik edecektir oğlum ‘’diyen iffet abidesi anaların destanları ile yoğrulmuştur… Bugün oğullarını Allah’a adanan bir koç gibi kınala****, davul zurna eşliğinde Peygamber Ocağına adam olmaya gönderen analar, bu mirası kimden aldı dersiniz? Elbette tarihin o eşsiz kadın kahramanlarından…


Evet, dün ‘’derin Anadolu’’ da analarımızın, tertemiz, ak-pak, lekesiz, şekilsiz ve hesapsız sadece karşılıksız vatan sevgisi üzerine kurulmuş bir ideolojisi vardı. O ideoloji, o dava ve temelleri binlerce yıl öncesine dayanan o mefkûre, bize bugün üzerinde yaşadığımız cennet vatanı miras bırakmıştı…

Ve bugün…

Bu aziz mefkûre üzerine iman edip, hareket eden şehit anaları, teröristlerin anneleri ile aynı kefeye koymaya çalışılıyor. Hem de ‘’analığın ideolojisi olmaz’’gibi saçma bir söylem ile… Ne demek anaların ideolojisi olmaz? Asıl anaların ideolojisi olur ve biz bugün bu ideoloji sayesinde bağımsız bir devlette yaşıyoruz.

Ancak sakın beyhude beklemeyin…

‘’Bir kadın memesine vatanı satarım ‘’diyen sapıklar, kesinlikle vatanı sattığı için memesinden emzirdiği öz oğlunu gözden çıkartan bir anayı veya oğlunu bir gelin gibi süsleyerek şahadete gözünü kırpmadan gönderen günümüz analarını anlayamazlar!

Ve bu idrak kıtlığı içinde asla anlayamayacaklar!

Devlete vergi vermemeyi sivri zekâlılık, devlet malına zarar vermeyi akıllılık, ,çek, senet, para ve uyuşturucu işine girmeyi iş bilirlik, asker polis öldürmeyi kahramanlık olarak adlandıran çocukların anaları ile yere çöp atmaktan imtina eden evlatların analarını aynı kefeye ko****’’ kutsal analık duygusu’’potasında her ikisini de eritmeye kalkmak sadece ahmaklık değil, o aziz analarımızın hatırasına yapılabilecek en büyük hakarettir..

Yerleşim Türkiye / AydynMeslek Ö?retmen
Yeni Üye43 yazı
IMF, Dış Borç, Osmanlı’nın Çöküşü veya Duyun-u Umumiye deyince aklıma hep Osmanlı’nın en onurlu bürokratlarından biri olan cennet mekân Akif Paşa gelir…

Nereden çıktı şimdi bu Akif Paşa diyebilirsiniz, ama onu tanıyınca yazının başlığı daha çok itibar görecek ve sizde ister istemez dileğime katılacaksınız…

* * *

Osmanlı Devleti varlığını 19.asrın başına kadar dışarıdan bir kuruş borç para almadan devam ettirmişti. Ancak 1828 de cereyan eden Osmanlı-Rus Harbi ve bu savaşın sonunda varılan antlaşma gereği Osmanlı Devleti ilk kez Rusya’ya çok yüklü miktarda bir tazminat ödemek zorunda kalmıştı…

Bu durumu fırsat bilen o dönem ki müttefiklerimizden(!) İngiltere Osmanlı Devletini kendilerine karşı borçlandırarak bu fırsatı değerlendirmeyi düşünmüştü. Osmanlı’yı İngilizlere karşı borçlandırma görevi de İngiliz Diplomat David Urquhart’a verilmişti. Bu dönemde Osmanlı Maliyesinden sorumlu bakan Akif Paşa idi. Soluğu İstanbul da alan Urquhart, Akif Paşa’nın huzuruna çıkarak; Osmanlı Devleti’nin büyük bir tazminat ödemek zorunda kaldığını ve İngiliz Hükümeti’nin bu borcu Osmanlı yerine ödemek konusunda kendilerine yardımcı olabileceğini uzunca bir konuşma ile anlatmıştı. İngiliz diplomatı konuşması bitene kadar sakin bir şekilde dinleyen Akif Paşa verdiği cevap ile ismini Türk Devlet Tarihine altın harflerle yazmıştı;

‘’…Ben böyle tarihi ve milli bir felaket karşısında, sizin uzattığınız borcu almayacağım! Ben, Osmanlı’nın maliye bakanı olarak halkıma müracaat edeceğim! Halkımdan fedakârlık isteyeceğim. Ama asla size borçlanmayacağım. Ben halkımın etiyle, dişiyle, tırnağı ile kazandığı paraları size faiz olarak ödeyemem! Benim dinim, benden sonra ki nesilleri başkalarına karşı borçlandırmayı men etmiştir…’’

* * *

İngilizlerin faiz tuzağını elinin tersi ile itip, borçlanmayı kesin bir dille reddeden onurlu devlet adamı Akif Paşa, İngiliz Diplomat David Urquhart’ın üzerinde müthiş bir tesir bırakmıştı. Öyle ki ileri ki yıllarda samimi bir Türk dostu olan Urquhart, İngiltere de Türk dostu olmalarından dolayı Türkofiller olarak adlandırılan grubun başını çekmiştir. Bununla da yetinmeyen diplomat, Foreign Affairs Committee (F.A.C.) ismi altında 21 şubesi bulunan ve siyasi olarak Türk dostluğu güden komitelerde kurucu olarak görev almıştır. Akif Paşa’nın David Urquhart’ın üzerinde ki tesirinin bununla sınırlı olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Birkaç yıl önce Osmanlı’yı borçlandırmak için İngiliz Hükümeti tarafından görevlendirilen İngiliz diplomat, Akif Paşa’yı tanıyıp Türkler konusunda ki fikirlerinin değişmesinin ardından Sultan Abdülmecit, Sultan Abdülaziz ve Sultan II. Abdülhamit’e uzunca mektuplar göndererek Osmanlı’nın borçlanmasının ne gibi yan etkileri olacağını derinlemesine anlatmıştır. Akif Paşa ve David Urquhart’ın buluşmasının ardından 35 sene geçmemişti ki Osmanlı Kırım Savaşının ardından önce 2,57 milyon Osmanlı Lirası sonra da 5,64 milyon Osmanlı Lirası borç almıştı. Ve bu borç sarmalı alıp başını yürüdü… Önce borç ödenemedi sonra faizi derken Genel Borçlar İdaresi ve devletin çöküşü…

* * *

Şimdi düşünüyorum da Osmanlı bürokrasisi önce milletine sonra kendine güvenen on tane Akif Paşa’ya sahip olsa idi akıbeti ne olurdu?

Veya şöyle soralım…

80 küsur senelik Cumhuriyet tarihinde kaç tane Akif Paşa’mız oldu?

Kısacası dostlar; Deli Gönül Akif Paşa’lar ister…

OZAN ARİF BODUR

Yerleşim Türkiye / AydynMeslek Ö?retmen
Üye2311 yazı
Küçükken daha okumayı yazmayı yeni sökmüşken hocamız sayesinde bu yurdu bize verenler diye bir kitap vardı o zaman tanıştım ben bu isimli isimsiz çılgın türklerle,evet bu yurdu bize onlar verdi,tekrar söylüyorum bir doğu gazisi olarak kimin vatanında kime ne satıyorsunuz ,meydanı boş mu sandınız,birileride o hataya tarihde düştü sonlarını gördük,varsa bedelini ödeyecek bir baba yiğit buyursun alsın bakalım bizden istediklerini,merak etmeyin bizleride bir Türk anası doğurdu, aynı atamızı doğurduğu gibi,o doğuda ismi anılmayan bir gün bile anlı şanlı medya sayfalarında anılmayan şehidlikte bir hilal uğruna batan nice güneşler var biliyoruz,dünüde bugünü de yarınıda unutmayacağız,her zaman dediğim, abimimin askerde bir komutanından öğrendiği bir söz var,kimi insan anısıyla kimi insan anas......la anılır diye,işte hangi analar makbul göreceğiz,bakalım analar ne yiğitler doğurmuş onuda,at izinin it izine karıştığı bir zaman da ,şunu kimse unutmasın geçmişde de, bu günde, yarında biz varız ensenizde..ahirettede biz varız ensenizde,tüm Allahsız ve imansızlara duyurulur...

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Yeni Üye43 yazı
Keşke bu linkte yazılanları siteye giren herkes okuyabilse.

Yerleşim Türkiye / AydynMeslek Ö?retmen