Ana içeriğe geç

Motivasyon

Mutlu musunuz?

BaşlatanAkın ArslanTarih13/04/2001 15:22:19Yorum103

İlk mesaj
Üye320 yazı
Merhaba,

Mutlu musunuz?
Evimi bir toplantı sonrası temizlemek için saatlerce çalışabiliyorsam, birçok arkadaşım var demektir.

Faturalarımı ödeyebiliyorsam, bir işim var demektir.

Pantolonum biraz sıkıyorsa, aç kalmıyorum demektir.

Gölgem beni izliyorsa, güneş ışığını görüyorum demektir.

Otobüsten indiğim yerden iş yerime kadar yolu uzun buluyorsam, yürüyebiliyorum demektir.
Hükümet hakkında eleştiri yapabiliyor ve bu eleştirileri başkalarından da duyuyorsam, konuşma özgürlüğümüz var demektir.

Otobüs beklerken yanımdaki adam anahtarlarıyla oynuyor ve bu sesten rahatsız oluyorsam, duyuyorum demektir.

Camları silmem, çatıyı onarmam gerekiyorsa, bir evim vardemektir.

Doğalgaz faturam yüklü geliyorsa, ısınıyorum demektir.

Yığınla ütülenecek ve yıkanacak çamaşırım varsa, yığınla giyeceğim var demektir.
Çalar saatim sabahın köründe çalıyorsa, yaşıyorum demektir.

Akşamları kendimi yorgun hissedebiliyorsam ve bacaklarım ağrıyorsa, o gün üretici olmuşum demektir.

Ve tüm bunların ayırdına varabiliyorsam mutluyum demektir.

Mutluluk Yüklemesi

Mutlu insanlar sevgi doludur. Etrafa mutluluk yayarlar. Can sıkıcı insanlar iyilik yapmaya zamanları olmadığını söylerler.

Mutluluk bulaşıcıdır.

Dünyaya bakış açımız, etrafımızdaki dünyayı şekillendirir.

Sadece görmek istediklerimize bakarsak, bahçedeki diğer çiçekleri kaçırabiliriz.
Hayatımıza istediğimiz kişileri sokup, istemediklerimizi sokmamakta özgürüz.

Bütün hayaller gerçekleşene kadar imkansız görünür.

Yerleşim Türkiye / İstanbulMeslek Danışmanlık
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
103 yorum
Yazar81 yazı
"Mutluluk'"la başlayan bir konunun "Korku"ya dönüşmesi ,forumu 3 aylık bir süredir kesintiye uğratmış.Anlaşılan insanlar korkmuş!
Ben mutluluk üzerine devam etmekten yanayım.Mutluluğumuzu kendi kulvarında hem tartışşsak,hem tanışsak,hemde bizi mutlu edecek yeni kavram ve anlayışlarla bütünleşsek sanırım daha iyi olur.
Mutluluk...Bir heyecan..Bir iç huzur..Bir inanç..Bir sevgi yumağı..Bir özlem iklimi..Herkesin peşinde koştuğu ve aradığı tükenmez enerji..
Olanlarla mutlu olmak.Olmayanların sürüklediği mutsuzluk girdabında mutluluk aramamak..Herşey insan için..Her sonuç insana yönelik.. Mekanik sonuçların ve başarıların fiziksel boyutta yetmediği anlarda;varlığını ve iç dinamizmini keşfederek, mutluluk adasının sahillerinde çakılla,suyla,okyanusla ve güneşin sıcaklığıyla beraber bizim dışımızdaki ritmin parçası olmayı hissedebilmektir.
Bizimle sınırlı olmayan bir dünyanın sınırsızlığı ve eksenine bizim oturduğumuz yaşamın gerekleri arasında bir mutluluk vadisi kurabiliriz.
Gurbet günlerimde bana arkadaşlık eden,
"Ben gurbette değilim,gurbet benim içimde" şarkısını uyarlayan bir yazar :
"Evet, biz mutluluğun içinde olamazsak da,mutluluk bizim içimizde olabilir."diyor.
Başta bu tartışmayı başlatan Akın bey olmak üzere,herkese mutluluklar diliyorum.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Yn?.Yük.Müh.
Üye320 yazı
Merhaba,

Sanırım İsmail Bey, Doğan Bey ile beraber yavaş yavaş forumu keşfetmeye devam ediyor. iyi de oluyor çünkü geçmiş ile günümüz birleştiren entellektüel bakış açısı bizlere, bilgi ve sevgi bahçemize renk katıyor.

ALINTI YAPILAN METİN:


Bizimle sınırlı olmayan bir dünyanın sınırsızlığı ve eksenine bizim oturduğumuz yaşamın gerekleri arasında bir mutluluk vadisi kurabiliriz.

diyen İsmail Beye katılmamak mümkün mü?

Hiç özde mutluğu yakalamış birsinin başkasını üzdüğüne şahit oldunuz mu?

Bence mutlu olmak öncelikle mutluluğu istemekle başlıyor. Mutluluk ruhumuza hükmedebilmeli. Eğer mutluluğu elle tutulabilir maddi şeylerde ararsak, elde ettiğimiz zaman ne olacak? Mutluluk bitecek mi?

Bence mutluluk hayattan zevk almanın yolarını arayan bir süreç, arayışın kendisidir.

Güzel günlere,

Akın Arslan


Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Yazar81 yazı


Akın bey' in nezaketine teşekkür ederim.Bu forumdaki yazıları okuyor ve yararlanıyorum. Mutluluk vadisine dönmemiz ve başlığımızın rotasında konunun mutlulukla devamına sevindim.
Tolstoy, "Mutluluğum belki de şundan ileri geliyor;bende olanlara seviniyor,olmayanların üzerine düşmüyorum." diyerek hayata bakışını özetliyor.Kaybettiğine fazla üzülmeyen,kazandığına da aşırı sevinmeyen, böylece duygusal dengesini kurup stress azaltıcı mutluluklar önemlidir.
Maliyeti yüksek ve her an kaybetme korkusu ağır basan mutluluk denemeleri yerine,hayatın hesaplanamayan sonuçlarına hazır olmamız gerekir.Aksi halde deprasyonlara dönüşebilen şok durumlarla karşıkarşıya gelebiliriz.
Tanımı çok zor olan ve bilinmezleri insan sayısınca artan ve değişen insanın mutluluğu için ne yazılsa azdır.Biz insan tanımlaması ile mutluluğa yeni bir kapı açalım:

İNSANIN CEVHERİNDE RAKAMLARA SIĞMAYAN ANLAYIŞLAR VAR...
BU ANLAYIŞLARDA HESAPLANAMAYAN YETENEKLER VAR...
BUNLARDAN DOĞAN SINIRLANAMAYAN EĞİLİMLER VAR...
BU EĞİLİMLERDEN OLUŞAN SONSUZ DÜŞÜNCELER VE HAYALLER VAR...

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Yn?.Yük.Müh.
Üye320 yazı
Merhaba,

İşte bir tebessümle başlayan mutluluk üzerine bir hikaye...

Bir Küçük Tebessüm

Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi. Bu gülümseme
adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava
içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta
teşekkür etmediğini hatırladı. Hemen bir not yazdı,
yolladı. Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her
öğlen yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş
bıraktı. Garson kız ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu.
Aksam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her
zaman köşe basında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı.
Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki. İki gündür boğazından
aşağı lokma geçmemişti. Karnını ilk defa doyurduktan sonra,
bir apartman bodrumundaki tek odasının yolunu ıslık çalarak
tuttu. Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titresen köpek
yavrusunu görünce, kucağına alıverdi. Küçük köpek gecenin
soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha
kadar koşuşturdu. Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar
sardı. Bir yangın başlıyordu. Dumanı koklayan köpek öyle
bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra
bütün apartman halkı. Anneler, babalar dumandan boğulmak
üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtardılar.

Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan
bir TEBESSÜMSÜN sonucuydu.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Yazar81 yazı

Mütebessim bir küçük kızın zincirleme öğrettiği mutluluk dalgasının hikayesi ne kadar güzel.Başkasından esirgenmeyen ve maliyet bile gerektirmeyen iyi davranış,bizi mutlu ettiği gibi muhatabımıza da mutluluk yaşatır ve öğretir.Domino kuralı gibi yansımalar bir odadaki dört duvar aynasında çoğalarak görüntüleri artırır.Mutlu eden iyilikler ses gibi duyan herkesi etkiler.Saydam bir şekilde ışığı bir başkasına yansıtır.İyilikler iletkendir.Kendi akımını ve kimyasını taşır.İnsanda ferahlatıcı iç huzura evsahipliği yapar.Mutlu ettiğimiz kişinin teşekküründen öte ruhumuzda bir rahatlık ve iyiliğin heyecanını yaşayıp sürdürebiliyorsak mutluyuz.
MUT'lu olmayabiliriz,ama mutlu olabiliriz.
Mutluluk kaf dağında saklı bir sır değildir.İthal edilecek bir duygu transferi de değildir.Bir iç kaynaktır.Mutluluk,benliğimizi saracak kadar güçlü ve yaşama zorluklarını bile ona feda ettirecek kadar köklü ve asil bir duygu bütünlüğüdür.
"Yaşamdaki problemler ve zorlukların çeşitliliği,bir musikinin değişen nağmeleri gibi geliyor bana."felsefesiyle acılı günlerini dindiren bir yazarın yaklaşımı ilginçtir.
Bir kral,mutluluk reçetesi arayıp dururmuş.Uzun süre kendisini tatmin edecek bir cevap alamamış.Sonunda güvenilen birinin önerisini dinler. Kral'a, o ülkede yaşayan ve çoban olan birinin gömleğini giyerse sürekli mutlu kalacağını söyler.Tanımlanan coğrafi bölgede çobanı bulmaya çalışırlar.Nihayet çobanı bulurlar.Çoban elbisesi içinde gömleği göremeyen ve krala bir an önce güzel haberle dönmek isteyen mutluluk arayıcıları bakarlarki,
Çoban mutlu ama hiç gömlek giymemiş.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Yn?.Yük.Müh.
Yeni Üye4 yazı
mutluluk herkese göre farklı ama hissetmeye çalıştığımızda yada elimizde değilken hissettiğimizde bile hoşnut olabileceğimiz bir kavram ,mutluluk görüldüğü gibi herkesin kelimelerini bir araya getirirken bile yanlış ta olsa insana hoş bi tebessüm uyandırıyor.Bence burada sorun teşkil eden neden insanların mutluluğa bakış açısını yada bunun yanısıra hayata bakış açısını zaman ilerledikçe yanlarında sindirilmiş bir şekilde taşıyamadığı .yani şöyleki insan bir sevdiğiyle veya herhangi bir insan ile konuşurken gerçekten kendini bilerek mi,içindeki gerçek konuşmak istediği mutluluk vb. kavramları öne çıkartarakmı konuşuyor yoksa bu kavramlar istenildiği zaman mı geliyor akla .yada istenildiği zaman mı yansıyor davranışlara? yani gerçek mutluluk ta istenilmeden kazanılacak bir şey değilmi?bu gibi sorular dikkat edilirse hep düşünüldüğü zaman akla geliyor gibi gözüküyor. Burda anlatmak istediğim mutluluk istenilmeden de kapılarını çalan bi unsur zaten .oyüzden fazlası yada azı diye bir değerlendirmeye almamıza gerek yoktur .yaşanır ,hissedilir,ölçülür ve bazen tarif edilemez sözcüklerle.İşte bu gibi durumlarda neyin nasıl olduğu değilde ,o an hissettiğimiz şeyler ilgilendiriyor bizi.Sonra işin başka insanlara iza kısmı başlar sorulduğunda .Kim kendini tam olarak ifade edebiliyor yada kim anlatabiliyor tam hissettiği şeyleri .Anlatabilenler vardır veya anlatabilecekler.ne kadar anlatırsa anlatsınlar biliyorlarki bazı duygular anlatmayla tam ifade edilemeyebiliyor.mesela iki insanı ele alalım gece boş bir sokakta yağmurun bırakmış olduğu toprak kokusunun arasından yürüyorlar .birisi yolda yürürken ne kadar güzel olguğunu ve orda yürümenin ona ne kadar huzur verdiğini düşünürken ,diğeri bu yağmurun neden zamansız sokakları ıslattığını düşünerek asık bir suratla o sokaktan geçebiliyor.burda neden farklı insanların aynı şeylerden hoşlanmayacağının belirtisi olarak yaşama biçimlerini ve dedikleriniz gibi mutluluk yüklemelerinin tarzının boyutu önem kazanıyor.ama şu varki insan bunlardan daha farklı ve eklentili ve daha dolu yaşayamazmı.Hayatın değişimlerden ibaret olduğunu kafasına yerleştirmiş ve bunu iyi idrak etmiş bi insan kendini misal olarak o sokakta yürürken en iyiye yada en güzele yada en kötüye yönlendirebilir.yönlendirmelerinin nasıl olacağını geçirdiği zaman farklılaşımı yada yaşam tarzı değil ,ne hissetmek istediği belirler bilinç altı olarak.işte herşeyin kontrolünüz altında olarak yaşamanın verdiği mutluluğun getirdiği güven duygusunun mutluluğu size ne hissettirdi.hiç korku yok değil mi??yaşamaktan öncelikle kendimize sınır koymadan hislerimizin çıkabileceği en son ve en noktasına sınır koymaktan kaçınalım .bakın herşey nasılda iyi olacak . görüşlerinizi beklerim


Yerleşim Türkiye / YzmirMeslek Bilgisayar-Bili?im
Yeni Üye12 yazı
Jerry, cevresindekilerin cok sevdigi insanlardan biriydi. Keyfi her zaman yerindeydi. Her zaman soyleyecek olumlu bir sey bulurdu. Hatta bazen etrafindakileri cildirtirdi bile, "Bu adam bu halde bile nasil iyimser olabiliyor?" diye. Birisi nasil oldugunu sorsa
"Bomba gibiyim." diye yanit verirdi hep. "Bomba gibiyim..." Jerry dogal bir motivasyoncuydu. Yanindaki insanlardan biri o gun, kotu bir gundeyse, Jerry yanina kosar, duruma nasil olumlu bakilacagini anlatirdi. Bu tarzi fena halde dusunduruyordu beni. Bir gun Jerry'ye gittim
"Anlayamiyorum." Dedim.
"Nasil oluyor da, her zaman, her kosulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun? Nasil basariyorsun bunu?
"Her sabah kalktigimda kendi kendime Jerry bugun iki secimin var. Havan ya iyi olacak ya da kotu derim. Her zaman havamin iyi olmasini secerim. Kotu bir sey oldugunda yine iki secimim var. Kurban olmak ya da ders almak. Ben basima gelen kotu seylerden ders almayi secerim. Birisi bana bir seyden sikayete geldiginde, yine iki secimim var. Sikayetini kabul etmek ya da ona hayatin olumlu yanlarini gostermek. Ben olumlu yanlarini gostermeyi secerim.
"Yok yahu" diye dalga gectim.
"Bu kadar kolay yani"
"Evet...Kolay..." dedi Jerry.
"Hayat secimlerden ibarettir. Her durumda bir secim vardir. Sen her durumda nasil davranacagini secersin. Sen insanlarin senin tavrindan nasil etkileneceklerini secersin. Sen havanin, tavrinin iyi ya da kotu olmasini secersin. Yani sen hayatini nasil yasayacagini secersin."
Jerry'nin sozleri beni oldukca etkiledi. Onu uzun yillar gormedim. Ama hayatimdaki talihsiz olaylara dovunmek yerine olumlu secimler yaptigimda hep onu hatirladim.
Yillar sonra Jerry'nin basina cok talihsiz bir olay> geldi. Soygun icin gelen hirsizlar Jerry'yi delik desik etmisler. Ameliyati 18 saat surmus, haftalarca yogun bakimda kalmis. Taburcu edildiginde kursunlarin bazilari hala vucudundaymis. Ben onu olaydan alti ay sonra gordum.
"Nasilsin?" diye sordugumda "Bomba gibi" dedi.
"Bomba gibi"
"Olay sirasinda neler hissettin Jerry?" dedim.
"Yerde yatarken iki secimim var diye dusundum. Ya yasamayi sececektim ya olumu. Ben yasamayi sectim."
"Korkmadin mi? Suurunu kaybetmedin mi?"
"Ambulansla gelen saglik gorevlileri harika insanlardi. Bana hep 'iyileseceksin merak etme' dediler. Ama acil servisin koridorlarinda sedyemi hizla surerken doktorlarin ve hemsirelerin yuzundeki ifadeyi gorunce ilk defa korktum. Bu gozler bana "Bu adam olmus" diyordu.
"Birseyler yapmazsam, biraz sonra olu bir adam olacaktim."
"Ne yaptin?" diye merakla sordum.
"Kocaman bir hemsire yanima yaklasti ve bagirarak her hangi bir seye ihtiyacim olup olmadigini sordu. 'Evet' diye yanit verdim." "Var" Doktorlar ve hemsireler merakla sustular. Derin bir nefes alarak kendimi topladim ve bagirdim. "Benim kursunlara alerjim var!.."
Doktor ve hemsireler gulmeye basladilar. Tekrar bagirdim.
"Ben yasamayi sectim. Beni bir canli gibi ameliyat edin. Otopsi yapar gibi degil."
Jerry, sadece doktorlarin buyuk ustaliklari sayesinde degil, kendi olumlu tavrinin da buyuk katkisi ile yasadi. Yasamasi bana yeni bir ders oldu. Hergun hayatimizi dolu dolu yasamayi secme sansimiz ve hakkimiz oldugunu ondan ogrendim ve herseyin kendi secimlerimize bagli oldugunu.
1. Unutup gitmek,
2. Yaziyi dikkate alip kesip saklamak, arkadaslariniza gondermek.
Francie Baltazar Schartz'yn yazisini okuduktan sonra dusundum, iki secimim vardi:
1. Cope atmak,
2. Birileriyle paylasmak. Ben secimimi yaptim. Ya siz?...

bu bir alıntıdır.
ebuahmed

Yerleşim Türkiye / VanMeslek Y?çi
Yeni Üye12 yazı
TUZLU KAHVE
Kiza bir partide rastlamisti.. Harika birseydi. O gün pesinde o kadar delikanli vardi ki.. Partinin sonunda kizi kahve içmeye davet etti.
Kiz parti boyu dikkatini çekmeyen oglanin davetine sasirdi, ama tam bir kibarlik gösterisi yaparak kabul etti. Hemen kösedeki sirin kafeye oturdular. Delikanli öyle heyecanliydi ki, kalbinin çarpmasindan konusamiyordu. Onun bu hali kizin da huzurunu kaçirdi.. "Ben artik gideyim" demeye hazirlanirken, delikanli birden garsonu çagirdi..
"Bana biraz tuz getirir misiniz" dedi.. "Kahveme koymak için.."
Yan masalardan bile saskin yüzler delikanliya bakti..
Kahveye tuz!..
Delikanli kipkirmizi oldu utançtan, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye basladi. Kiz, merakla "Garip bir agiz tadiniz var" dedi..
Delikanli anlatti:
"Çocukken deniz kenarinda yasardik. Hep deniz kenarinda ve denizde oynardim. Denizin tuzlu suyunun tadi agzimdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.. Bu tadi çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadi dilimde hissetsem, çocuklugumu, deniz kenarindaki evimizi ve mutlu ailemi hatirliyorum. . Annemle babam hala o deniz kenarinda oturuyorlar.. Onlari ve evimi öyle özlüyorum ki.."
Bunlari söylerken gözleri nemlenmisti delikanlinin.. Kiz dinlediklerinden çok duygulanmisti.
Içini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmaliydi. Evini düsünen, evini arayan, evini sakinan biri.. Ev duyusu olan biri..
Kiz da konusmaya basladi.. Onun da evi uzaklardaydi.. Çocuklugu gibi.. O da ailesini anlatti. Çok sirin bir sohbet olmustu.. Tatli ve sicak.. Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel baslangici olmustu tabii.. Bulusmaya devam ettiler ve her güzel öyküde oldugu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yasadilar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kasik tuz koydu, hayat boyu.. Onun böyle sevdigini biliyordu çünkü.. 40 yil sonra, adam dünyaya veda etti.
"Ölümümden sonra aç" diye bir mektup birakmisti sevgili karisina.. Söyle diyordu, satirlarinda..
"Sevgilim, bir tanem..
Lütfen beni affet. Bütün hayatimizi bir yalan üzerine kurdugum için beni affet. Sana hayatimda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.. Ilk bulustugumuz günü hatirliyor musun?.Öyle heyecanli ve gergindim ki, seker diyecekken 'Tuz' çikti agzimdan.. Sen ve herkes bana bakarken, degistirmeye o kadar utandim ki, yalanla devam ettim. Bu yalanin bizim iliskimizin temeli olacagi hiç aklima gelmemisti. Sana gerçegi anlatmayi defalarca düsündüm. Ama her defasinda korkudan vazgeçtim.
Simdi ölüyorum ve artik korkmam için hiçbir sebep yok.. Iste gerçek.. Ben tuzlu kahve sevmem. O garip ve rezil bir tat.. Ama seni tanidigim andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pismanlik duymadan. Seninle olmak hayatimin en büyük mutlulugu idi ve ben bu mutlulugu tuzlu kahveye borçluydum. Dünyaya bir daha gelsem, herseyi yeniden yasamak, seni yeniden tanimak ve bütün hayatimi yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da.."
Yasli kadinin gözyaslari mektubu sirilsiklam islatti.
Lafi açildiginda birgün biri, kadina "Tuzlu kahve nasil bir sey" diye soracak oldu..
Gözleri nemlendi kadinin..
"Çok tatli!.." dedi..
ebuahmed

Yerleşim Türkiye / VanMeslek Y?çi
Yeni Üye7 yazı
Merhaba, bu sayfa ile bu gün tanıştım ve konu hakkında yazılanların bir kısmını okuma şansına sahip oldum. Pozitif enerji taşıyan ve hayata dahil olan arkadaşların burada olmasından ve paylaşmasından MUTLU olduğumu belirtmeliyim. Yazılanları okumaktan MUTLUYUM. Emek verip paylaşanların hepsine teşekkür ediyorum.


Yaşadığımız sürece gerçek amacımızın mutluluğu aramak olduğuna inanıyorum.Yani mutlu olabilmemiz için öncelikle hayatta olmamız gerekiyor. Güneşin doğuşunu görebilmek bir ayrıcalık, nefes alıyor olmak bir ayrıcalık. İşte mutlu olmamızı sağlayacak iki sebep..

Yazılanlarda dikkatimi çeken bir nokta var ki; aşırı mutluluğun mutsuzluğu getireceği endişesi taşınıyor. Verilen örneklerde ise "su faydalıdır ancak sürekli içmiyoruz, nefes alıyoruz ancak hemen ardından geri veriyoruz" deniliyor. Evet bunlar başlı başına doğru. Mutluluk ile karşılaştırmak ne kadar doğru bundan emin değilim. Sevgili Akın ARSLAN'ın "Mutluluk su ve hava kadar gereklidir" görüşene katılıyorum. Gereğinden fazla mutlu olarak mutlusuz olacağınıza inanıyorsanız, endişe etmeyin. Aldığınız nefesi tekrar vermek gibi, içtiğiniz ihtiyaç fazlası suyu doğal yollardan atmak gibi kendi doğal dengeniz fazlalıklarınızı atacaktır. Bu sebeple olabildiğince mutlu olmaya çalışın derim.

Mutlu olmamız her zaman neşeli olmamız yada bedensel zevkleri sonsuz derecede yaşamamız anlamına gelmiyor. Öyle mutluluklar vardır ki yüreğinizi burkar duygularınızı acıtır. Donmak üzere olan bir serçeyi avuçlarınıza alıp ısıtarak hayata döndürmeniz, yada maddi imkansızlıklar sebebi ile ölmek üzere olan bir çocuğu ameliyat ettirerek hayata döndürmeniz sizi mutlu etmiştir. Sonuçtan mutlusunuzdur ama bu duyguyu yaşamadan önce acıyı içinizde yaşamışsınızdır. Sizi mutluluğa ***üren şey aslında acının ta kendisidir bu noktada. Mutluluğunuz; bir acıdan, duygularınızın kanamasından kaynaklanmıştır. Acı ile mutluluk iç içedir. İşte bu doğal dengedir. Acı veren hislerimizi bastırdığımızda mutluluk duygumuzu da kaybederiz. Bu sebeple mutlu olmaktan korkmayın... Onun içinde yeteri kadar acı, yeteri kadar hüzün yeteri kadar çocukluğunuz ve sevinçleriniz vardır zaten. İlginçtir, mutluluğun içinde her türlü duyguyu bulur ve bunları yüreğinizde yaşarken nefret, öfke, kin, kıskançlık ve benzeri duyguların içinde mutluluğu yaşayamazsınız. Çünkü bu duygular zihinsel mutluluğunuzu yok ederler.Size negatif enerji yüklerler. Negatif enerjiniz ise başta size olmak üzere tüm çevrenize zarar verir..

Sonuç olarak, mutlu olmaktan, hayata dahil olmaktan, hayata dair duyguları yaşamaktan korkmayalım. Mutluluk zehirlenmesi yok.
MUTLU KALIN.. SEVGİYLE KALIN
www.hayatadair.net

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Di?er
Yeni Üye1 yazı
Bence MUTLULUK yeni yaşına girmiş bebeğin attığı ilk adımdır.. Bence 18 yaşına giren bir genç kızın hissettiği özgürlüktür...Bence bir öğretmenin sorusuna aldığı cevaptır..Bence sevdiğinin geri dönüşüne duyulan sevinçtir.. Bence yoksul insanların ellerine aldığı ekmektir... Neden o kadar uzak gibi geliyor ki... Bence Mutluluk baktığın ve görebildiğin her yerdedir.....

SERAP ÖZDEMİR

Yerleşim Türkiye / kocaeliMeslek ö?retmen
Üye406 yazı
Bemn olaya biraz daha farklı yaklaşmak istiyorum mutluluk ve ya mutsuzluk insanların belli bir dönem yaşadıkları ve devam ettirmak isteyip istememelerine bağlı bri durum yani bir kısım insanlar aslında hiç mutsuz olunacak bir şey yokken bile kendilerini üzerler buna ispat olarak şunuda söyleyebiliriz şu ana kdar olan hayatınızı bir düşünün acaba hatırladıklarınızın yüzde kaçı iyimser yoksa hep kötü olan şeylerimi hatırladınız.İnsanların benliğinde kendilerine acı çektirmek ve daha önceden yapmış olduğu yanlışları hatırlatmak gibi komut yüklenmiş sanki...
Demekki ne polyanacılık oynayın ne de başka birşey islam literatüründe kadercilik anlayışının ve kendini diğer insanlardan küçük görmenin de buna çözüm yolu olduğunuda söyleyebiliriz.Yani bırakın insanlar istediğini yapsın sinirlenmeyin yaratıcının size vermiş olduğu şeylerin kıymetini bilin ona şükredin başınıza gelen olaylar zaten ezelden belliydi geleceklerde belli o zaman hayatın tadını çıkarın.
Kendinizin yeryüzünün merkezi olduğunuzu unutmayın evvela kendinizi sevin ....
Açın pencerenizi merhaba deyin damlar kuşalar annenize onu sevdiğinizi söyleyin..
Evinizdeki çiçeğe merhaba deyin ,yoldaki direğe bile o bile bir amaca hizmet ediyor..yoldaki taşlar bile güzel ,doğa güzel ,insanlar çeşit çeşit kimi iyi kimi kötü zaten asıl olan güzellikde burda değilmi herkesten bir şey kapıp en doğruyuı bulmak..
Sizleri seviyorum,kendimi seviyorum,ay bilgisayar senide seviyorum sen olmazsan nasıl ulaşırdım size ...
Sevgi bir servettir herkesin kalbinin derinliklerinde kim bunu ortaya çıkarırsa asıl olan zenginde odur önemli olan bu hazinenin anahtarını bulmak.

Yerleşim Türkiye / KayseriMeslek Saty? / Pazarlama
Yeni Üye5 yazı
Mutlu olmak için çaba sarf edilmemelidir kendinden mutlu olunmalıdır bu da sizin yaşayış tarzınızla alakalıdır. Açmak gerekirse siz gün içinde insanlardan uzak sanız yardımcı diilseniz azarlayıcı ve toplumdan kendinizi soyutlayıp sadece benim diyorsanız mutlu olmanız imkansızdır. İnsanın mutlu olabilmesi için yazdıklarımın tam tersini yapması lazım çünkü ben yazdıklarımın tersini yapmıyorum çünkü mutlu olmak istemiyorum
LOVE NEVER DIES

Yerleşim Türkiye / TEKYRDA?Meslek Planlama
Üye1236 yazı
...evlendiler. Uzun ve mutlu bir hayat yaşadılar. (klasik masal sonu cümlesi)
...sevdiklerinle mutlu bir yıl geçirmeni diliyorum...(yeni yıl kartı klişesi)
...bir tek dileğim var tanrıdan mutlu ol yeter...(şarkı sözü)
...mutlu yarınlar için falanca parti adayı filanca'yı seçin...(seçim propogandası)
...mutluyum, mutlusun, mutlu. Mutlu Aküleri. :)(reklam)
...Ne Mutlu Türküm Diyene...(M.Kemal Atatürk)
...Oh, Fikret, ne kadar mesudum.. (Türk Filmi repliği)
...Magandalar Kadınları Daha Çok Mutlu Ediyor.(bir haber başlığı)

Mutluluk ile ilgili aklıma gelen bir kaç cümleyi sıraladım yukarıda.
Herhangi bir yorum yapmak için değil, öylesine.
Aklına başka kalıp cümleler gelen varsa eklesin. Belki kullanıldığı yerlere göre 'mutluluk' kavramını, ne anlamlarda kullanıldığını, bizler için hangi manaları içerdiğini daha iyi analiz edebiliriz.

Zann ile yakin zail olmaz. - Mecelle'den

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Yeni Üye1 yazı
merhabalar nacizane iki sözde ben söylemek istedim

mutluluk bir doğa dengesidir...

başı olan şeylerin mutlaka birde sonuda vardır.
önü olan bir şeyin mutlaka arkasıda olduğu gibi.
bir obje büyükse, küçüğüde bulunduğu içindir
iyilik varsa, kötülüğün varlığındandır.
ölüm olduğu için, doğmak var

peki mutsuzluk olmasaydı, nasıl mutlu olabilirdik, sonuç olarak:
mutluluk, mutsuzluğun eseridir...

Yerleşim Türkiye
Üye370 yazı
Yaşamım boyunca hep öğrenme çabasında oldum bir şeyleri yakalamak istercesine.
Araştırdım, okudum, deneyler yaptım, kendimden büyük insanlarla arkadaş oldum tecrübelerinden faydalanmak için.
Sanki bir hedefe ulaşmak bu yolllardan geçiyor gibiydi.
Hep bir şeyleri öğrendikten, hep bir şeylere daha sahip olduktan sonra mutlu olacağımı düşündüm.

Öğrendikçe, sahip oldukça mutlu olacağım şeyler sanıldığının aksine büyümedi, artmadı.
Tam tersi oldu.
Küçüldü küçüldü küçüldü.

Sonunda çimenlere uzanıp sevdiğinin elini tutarak hiçbirşey düşünmeden gökyüzüne seyretmek oldu mutluluk benim için.

Yaşamındaki tüm çabaların sonucu, beklentisi bukadar küçültmüşken bukadar kolaylaşmışken, bukadar yakınken, bir an olsun bunu da yaşayamıyorsan peki ben ne için varım ne için yaşıyorum diye sorulmaz mı?

Mutluluğu çimenlerin üstünde bulamadım ama mutlaka bulacağım çimenlerin altında da olsa……



Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Yeni Üye1 yazı

Merhaba,

DÜN ... Kendimi mutlu hissetmek için çalıştım.
BUGÜN.. Dün yaptığım çalışmadan, tatmin olmadım.Ama yarın için bir karar verdim.
YARIN.. BAŞKALARININ MUTLULUĞU İÇİN ÇALIŞACAĞIM.

Aranıza yeni katıldım, son derece mutluyum,saygılarımla.

Yerleşim Türkiye / NAZYLLYMeslek PAZARLAMA YÖNETYCYSY
Yeni Üye20 yazı
100 DOLARLIK DERS


Meshur bir hatip konusmasina 100 dolarlik bir banknotu elinde tutarak basladi.

200 kisilik salonda:
"Bu 100 dolarlik banknotu kim ister?" diye sordu.

Salonda eller tek tek havaya kalkmaya basladi.

"Tamam bu 100 dolari Icinizden birine verecegim,

ama once lutfen izin verin bir sey yapayim" dedi ve banknotu burusturmaya basladi.

Tekrar sordu: "Hala kim istiyor?"

Salonda ayni eller havaya kalkti.

"Pekala, sunu yaparsam ne olacak bakalim?" dedi.

Banknotu yere atti ve ayakkabisinin altinda ezmeye basladi.

Bir sure sonra egildi ve parayi aldi. Banknot kirli ve burus burus olmustu.

"Hala isteyen var mi?" diye sordu.

Salonda eller tekrar havaya kalkti.

"Arkadaslar, sanirim hepiniz cok onemli bir ders ogrendiniz.

Paraya ne yaparsam yapayim siz hala onu istemeye devam ettiniz,cunku biliyordunuz ki bu banknot degerinden bir sey kaybetmedi.Hala 100 dolar degerinde bir banknot!"

Iste bunun gibi hayatinizda cok defalar verdigimiz kararlar yuzunden ya da karsi karsiya geldigimiz durumlar yuzunden yere duseriz, cigneniriz, ustumuz basiniz kirlenir, camur oluruz. Ama basimiza gelenler ya da gelecekler, ne olursa
olsun degerimizi asla kaybetmeyiz. Kirli ya da temiz, burusuk ya da utulu olalim O'na gore bizler hala paha bicilmeziz


BU YAZI KONİKS SEVERLERE UFAK BİR HEDİYEDİR :)

Yerleşim Türkiye / KAYSERYMeslek YAZILIM DESTEK
Üye370 yazı
Çok özür diliyorum ama bu görüşe katılmıyorum. Neden kirli ya da buruşuk olmak durumudayız. Ne demek bu? neye örenek? Her türlü pisliği yaparız ama biz yine de biziz diyen bu düşüncedeki amaç ve öğreti nedir anlayamadım bir türlü.
Evet 100 dolar yine yüz dolardır. ama çiğnenmiş, pislenmiş, kirli ve aşğılık bir 100 dolardır o. Temiz 100 doların yanında ancak temizliğin ne olduğunu gösterebilecek bir pislik içindedir o.
Özür dilerim yanlış düşünüyorsam ama düşüncem bu.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye1236 yazı
Paranın değeri ile insanın değeri kıyaslanamaz ki...
İkisi de farklı nitelikte. Fakat bu hikayede anlatılmak istenen sanırım ne kadar ağır şartlarla karşılaşırsak karşılaşalım içimizdeki insani değerleri kaybetmememiz gerektiğidir.
selam ve sevgi ile,
Zann ile yakin zail olmaz. - Mecelle'den

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Üye370 yazı

Sanıyorum anlattığınız olaydaki örnek para ile insan kıyaslaması şeklinde. En azından ben böyle anlıyorum. Hiçbir etik değeri olmayan, Yerlerde sürünen tekmelenen pislik içinde olan ve paraya benzetilen bir insana "...ne olursa
olsun degerimizi asla kaybetmeyiz. Kirli ya da temiz, burusuk ya da utulu olalim O'na gore bizler hala paha bicilmeziz" denilemez.

Ha bu duruma düşülebilir o başka şey. ama bu durum özendirilimemez. Bütün etik değerlerini boş ver sen keyfin nasıl istiyorsa öyle yaşa ve öyle davran, sonunda sen yine o 100 dolar gibi kıymetlisin denilemez.
Böyle algılıyorum ve böyle düşünüyorum özür dilerim.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Yeni Üye2 yazı
Arkadaşlar öncelikle hepinize merhaba
Mutluluk kavramı bence anlık bir olay.Tamam insan mutlu olmak ister ama mutluluk
hiç farkında olmadığımız bir zaman çıkar karşımıza.Eğişik bir olgudur.

Ayrıca bir insan devamlı mutlu olamaz
Arada insanlara ne kadar mutluluk gerekiyor ve bir
ihtiyaçsa mutsuzluluk ta öyle bir ihtiyaçtır.
ddddddd

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Muhasebe
Üye551 yazı
mutluluk mu?
sanırım bunca yazıda yazıp anlatmaya çalıştığımız ama elde etmek için nedense çırpınmadığımız bir olgu...
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Yeni Üye21 yazı
1-bence mutluluk tamamiyle goreceli bir kavram
katilimci arkadaslrdan bir tanesi gazete mansetlerinden ve kupurlerinden alintilar yapmis o gazeteciler bir kere mutluluk kelimesine baska anlamlar yukledikleri icin sanki mutlulugun tanimi gibi olmus ornegin ''magandalar kadini daha mutlu ediyor manseti'' bence tatmin etmek anlaminda kullanilmis.[ gercekten de oyle olabilir-) meksika atasozu olsa gerek en iyi dal, alet en pis domuzdadir ] ne bileyim :-))
tipki cok yaygin yanlislardan olan olan savas ile, katliam arsinda ki nuans gibi

2- mim arkadasimizin yaptigi tanim ornegi bence en isbetlisi
Eger ben sunu sunu yaparsam diey baslayan sart edatiyla baslayan cumleler bize en iyi mutluluk tanimini verecektir.

ayrica ne kadar ogrenirsek de o kadar mutsuz olma sansimiz var maalesef. cunku elestiriyorsun bildigin icin beklentilerin yuksek- hedef baskisi- kolay tatmin olmuyorsun. yeni ihtiyaclar ve yeni cevaplar, careler uretiyorsun. olmayinca mutsuz oluyorsunuz.
bu da bilgi ilacinin yan etkisi iste




Yerleşim Türkiye / BursaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye115 yazı
Uzun zamandan beridir hayatın gerçek hayatın baslamak üzere oldugu izlenimine kapılmıstım.Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel, öncelikle erisilmesi gereken bir sey,bitmemis bir is, hala hizmet edilecek zaman, ödenecek bir borç oldu.

Sonra hayat baslayacakti. Sonunda anladim ki bu engeller benim hayatımdı. Bu görüş açısı, mutluluga giden bir yol olmadigini gösterdi. Mutluluk yoldur, öyleyse sahip oldugunuz her anın kiymetini bilin ve mutlulugu, vaktinizi harcayacak kadar özel biriyle paylastıgınız için, ona daha fazla deger verin.

Unutmayin,
zaman hiç kimse için beklemez.

Öyleyse;


Okulu
bitirene kadar,

XXX milyar
kazanana kadar,

Çocuklarınız
olana kadar,

Çocuklarınız
evden ayrilana kadar, ise baslayana kadar,

Evlenene kadar,

Cuma gecesine
kadar,

Pazar
sabahına kadar,

Yeni bir
araba, ya da ev alana kadar,

Borçları
ödeyene kadar,

Ilkbahara
kadar,

Yaza kadar,


Sonbahara
kadar,

Kışa kadar,


Maaş gününe
kadar,

Sarkınız
söylenene kadar,

Emekli olana
kadar,

Ölene
kadar.....

Mutlu olmak
Için Içinde Bulunduğunuz andan daha iyi bir zaman olduğuna
Karar vermek için
Beklemekten Vazgeçin. mutluluk bir varis değil bir yolculuktur
Pek çokları mutluluğu
Insandan Daha yüksekte ararlar, Bazılarıda daha alçakta.

OYSA MUTLULUK INSANIN BOYU
HIZASINDADIR.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Di?er
Üye406 yazı
BUGÜN -24.07.2003EN ÜSTTE DEKİ BİR YAZIMA BAKTIM LÜTDEN SİZDE BAKIN....
İNANAMADIM BUNLARU BENMİ YAZDIM DİYE... ŞİMDİYSE YÜZÜM PEK GÜLMÜYOR YAŞAMAYI DA SEVMİYORUM KUŞLARIDA...
BUGÜN 23.02.2005 BU ZAMAN ZARFINDA NE OLDU ACABA DİYE DÜŞÜNMEYE BAŞLADIM.........
ÇÜNKÜ O YAZIYI BENMİ YAZDIM DİYE DÜŞÜNDÜM.
GALİBA HAYAT İLK YARIYI 2-1 GALİP BİTİRDİ.
UMARIM İKİNCİ YARIDA BEN HAYATA FARK ATARIM ...,

Yerleşim Türkiye / KayseriMeslek Saty? / Pazarlama
Yeni Üye15 yazı
ya beyler mutluluk nedir sizce arkadaşlarınlamı olmak yoksa zengin olmak bence hayattan tat almak istedigin şeyleri yapmak

Yerleşim Türkiye / BalykesirMeslek Di?er
Üye239 yazı
BENCE MUTLULUK DOYUMLA ALAKALIDIR BİRAZDA.

İNSANOĞLU BÜYÜK ORANDA DOYUMSUZ VE HIRSLI, KİMBİLİR BELKİDE BİRŞEYLER BAŞARMAK İÇİN BU GEREKLİ.

AMA ARADA İNCE BİR ÇİZGİ VAR.

MUTLU OLMAK İÇİN BİRŞEYLER ELDE EDER ETMEZ, O OLAYIN MUTLULUĞUNU YAŞAMAK YERİNE, BİR SONRAKİ HEDEFİ GÖZÜMÜZ KESTİRİYORUZ.

BİR GÜN GELİR, BİR GÜN KALIR, BİR GÜN GELİR ODA BİTER
İYİ GÜNLER
İNCİ

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Kamu sektörü
Yeni Üye71 yazı
İNSAN KÜÇÜK ŞEYLERLEDEN DE MUTLU OLMAYI BİLMELİDİR. BU DA ONA NE DERECE ÖNEM VERDİĞİMİZ ORANDA GERÇEKLEŞİR.
Bold's dreams

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Y?siz
Yeni Üye24 yazı
MUTSUZLUK AHLAKSIZLIKTIR !


Mutsuz olmamız, kahır çekmemiz için ne çok sebebimiz var! Olup bitenin, acı verici durumu karşısında mutsuz olmak daha insana yakışan bir şey değil midir?


Değildir! Mutlu olmak, insan olma sorumluluğu taşıyan herkesin bir sorumluluğudur.


Son zamanlarda sık sık kendime söylediğim bir söz: "Mutsuzluk ahlâksızlıktır." ahlâk yaşamının hedefi mutluluktur; mutluluk ahlâkına göre yaşamalıyız anlamında söylemiyorum bu sözü. "Mutluluk", "mutsuzluk" kavramlarından, çağımız insanının çoğunlukla anladığını anlamıyorum. Bu kavramların farklı yorumlarına gerek duyduğumuzu düşünüyorum.


Akıllı mutsuz, *** mutlu mu olur ?


Alışılagelmiş bakışla, düşünen, araştıran, soruşturan, eleştiren insanın mutsuz olması gerektiğine inanılır. Dünyadaki gidişe "aklı eren" insan, oradaki akıldışı akışı, haksızlığı, sömürüyü, acıyı, iletişimsizliği, kısacası dünyadaki cehennemi görür ve mutsuz olur.


Aydın mutsuzdur; gördüğü karşısında; gördüğünü düzeltmeye çabalamasındaki yetersizliği karşısında. Düşününce mutsuz olur insan ; bir anlamda nasıl düştüğünü görmüştür, kendinin ve insanlığın.


Düşünüyorum: O halde mutsuzum der. Mutsuzluk dünyayı değiştirmenin bir gerekçesi olur; yalnız gerekçesi değil, itici gücü, enerjisi.


Mutsuzlar, dünyaya isyan edip, dünyayı değiştirmeye, dönüştürmeye çabalayacaklardır. Mutsuzluk, uyumamanın, uyanıklığın, isyanın, eleştirinin bir itici gücüdür. Mutsuz, bilinçlidir, bilgilidir, asidir.


Oysa, mutlu, tam bir ***tır. Düşünme gücünden yoksun, bilgisiz olduğu için mutludur. Aydın mutlu olamaz; o denli çok kaygısı; içinden bir türlü çıkamadığı kendisine, düzene, düzenin değiştirilmesine ait sıkıntıları vardır ki, mutlu olması olanaksızdır. Boş kafalı, yaşamayı yüzeyden alan, sorumsuz, bencil insanlar mutluyum diye dolaşırlar. Ne kadar kapsamlı, ne kadar derin düşünürseniz o kadar mutsuz olursunuz.


İşte yukarıda mutluluk ve mutsuzlukla ilgili saptamalara karşı çıkıyorum. "Akıllı mutsuz, *** mutlu" savının yaşama beceriksizliklerinin bir avuntusu olabileceğini düşünüyorum.


Mutsuzluk görüntüsünün, saplantısının ya da avuntusunun "gerçekle" yüzleşmekten bir kaçış olduğunu düşünüyorum.


Mutluluk bilinç ve yürek işidir.


Dünyada bir zulüm, haksızlık, sömürü düzeni olduğu bana açık geliyor.


Mutsuz olmamız, kahır çekmemiz için ne çok sebebimiz var! Olup bitenin, acı verici durumu karşısında mutsuz olmak daha insana yakışan bir şey değil midir ?


Değildir !


Mutlu olmak, insan olma sorumluluğu taşıyan herkesin bir sorumluluğudur.


Burada, "şişe yarıya kadar dolu" demiş mi oluyoruz, "yarıya kadar boş olan şişe"ye ? Mutlu olma bir çeşit aldanma sonucu mu elde edilecektir? Avunma, aldanma, görmezlikten gelme, sorunlardan kaçma yoluyla "mutluluk oyunu" oynamaktan söz etmiyorum.


Aldanma sonucu "mutluluk" sözde mutluluktur.


Mutluluk bir bilgi işidir : fark etme, ayırt etme, yargılama; düşünebilme işidir !


Dürüstlükle başarılır.


İnsanın ardında olduğunu söylediği mutluluğun, sorunlardan, acılardan,kaygılardan azade bir ruh haliyle yaşanması gerekmez. Gerçekle yüz yüze, onun sorunlarıyla içice olduğunuz halde de mutlu olabilirsiniz.


Önce şu soru: Neden ardındayız mutluluğun ?


Gerçekçi olduğumuz, gerçeği anlamaya, yorumlamaya, sorunlarıyla baş etmeye çabalamak için. Araştırmak için.


Mutsuzdan araştırmacı olmaz.


Mutsuzdan devrimci olmaz.


Mutsuzdan başkaldırı, umut, düş bekleyemezsiniz!


Karşı çıkışları duyuyorum: Mutsuz bilenmiştir, ödün vermez, kavgaya,savaşa, mücadeleye,zulüm görmeye hazırdır. Kelle koltuğunda yürür mutsuz. Mutlu, yitirmek istemediği mutluluğu için korkaktır, ödünler verir; dünyadan hoşnuttur, merak etmez, öğrenmez, kendini aşmak istemez.


İşte tam da bu noktada karşı çıkışlara karşı çıkıyorum! Böyle ***, böyle eblek, böyle sorumsuzdan mutlu insan çıkmaz !


Mutluluk bir bilinç işidir, yalnız bilinçli olmakla kazanılmaz mutluluk, yürek işidir aynı zamanda...


Mutluluk, uyuşukluk, tembellik, atâlet değildir.


Hamarat ruhların işidir.


Acı çeken, acı çekmiş, duyarlı insanların.


Mutluluk bir haz hali değildir. Acı yokluğu hiç değil!


Mutsuzluk yaşama beceriksizliğidir.


Mutluluk, iç ve dış özgürlüğe kavuşabilmede bir dönüm noktasıdır. İç dünyamızın, düşünce ve duygu dünyamızın bağımsızlığı, insanlarla kurduğumuz ikili ilişkilerin, toplumsal ilişkilerin özgürleşebilmesinde katkısı olan bir güçtür.


Kendimizi ve dünyayı değiştirebilme gücü.


Telos umuza, hedefimize, amaçlarımıza,düşlerimize, ütopyamıza bizi ulaştırabilme gücü. Bu gücü anlayamamak,bu güce bigâne kalmak elbette sorumsuzluktur. Güzel, hakça bir dünya için çalışmamak demektir. Elbette ahlâksızlıktır.


Mutsuzluk kendimizle yüzleşebilme cesareti için gereklidir. Gerçekle,dışımızdaki ve içimizdeki gerçekle, tarihle, kültürle karşılaşabilmek için.. Yılgınlığı, tembelliği, kolaycılığı yenebilmek için.


Mutlu insan, iç dünyasında gezebilen, içinde kolayca dolaşabilen; kendini tanımaktan ürkmeyen özerk bir insandır. Mutlu, gerçekliğin karşısına çıkardığı sorunlarla karşılaşabilme gücü taşır.


Mutlu, kendini, gerçekliği yaşamaya hazırdır: Elbette öteki insanlarla birlikte.


Mutlu, birlikte yaşamaya, paylaşmaya açar kendini.


Mutluluk, yaşamaya hazır olmadır : Geçmişi üstlenip, eleştirip, eleyip, yorumlayıp, geleceğe doğru yürüyebilme durumudur.


Tek başına mutlu olunmaz; birlikte olunur. Paylaşmayla olunur. Ortalık güllük, gülistanlık olduğu için değil; savaşta, kavgada, kuşkuda, zulüm görmede de mutlu olunur.


Mutlu, duygularını, aklını, bedenini bir bütün halinde yaşar. Duygu ve aklıyla iletişime geçer; onları tanır. Bedeninden gelen enerjiye haberlere, uyarılara açıktır.


Mutlu, dinlemeye, anlamaya, söyleşmeye hazırdır; kendiyle ve öteki insanlarla.


Taktik uygulayan; insanları sınıflandırıp, damgalayan, denetleyip, elinin altından bırakmayan, mutlu olamaz.


Mutluluk umut; mutluluk, içimdeki "daha var" diyen sestir.


Mutlu, kendini "aşmak", öğrenmek, üretmek ister. Mutluluk, olanaklarını gerçekleştirmeye çalışmada yatar. Mutsuz, olanaklarını keşfetse de, gerçekleştiremeyendir.


Mutsuzluk, insanın yaşama beceriksizliğidir. Kendini gerçekleştiremeyen, düş kuramayan, görüşlerini açık açık dile getiremeyenden mutlu olmaz.


Mutlu insan dünyayı değiştirecek insandır Mutluluk, edilgenlik demek değildir. Tembellik hiç değil.


Mutluluğun, dünyanın sonu olduğunu söyleyen masallarla kültürümüze geçtiğini görüyoruz. Mutluluk, öykülerin, romanların, filmlerin sonunda yer alabiliyor. Sonlara tıkılmış bir yaşam biçimi değildir oysa; somut yaşam alanında ortaya çıkıyor. Mutlu insan dünyayı değiştirecek insandır:Yaşamaya, kavgaya, düşünmeye, üretmeye hazır bir insandır.


Mutluluk bir haz hali değildir. Bir karakterdir. Mutlu insan bu ahlâki karakteriyle, başına gelmiş ve gelecek olanları yaşar. Mutlu insan, zulüm çekmiş, işkence görmüş biri de olabilir. Mutlu insan yerinde duramaz, etkindir; sorumludur.


Mutlu insanlardan söz ediyorum.


Dünyaya bir bakış biçimi, bir yaşam biçimi oluveren mutluluk, ağır bir sorumluluk taşır. Çünkü, mutluluk "hazır olma" durumudur; mutlu insan, gerçekleştireceği tasarılarının altında ezilmez.


Gelip geçici bir hâl değil de bir karakter oluveren mutluluk, bize yaşam boyu destek oluverecek bir güçtür.


Yanılır mıyız mutluluk konusunda ? Zaman zaman. Neyin mutluluk, neyin mutsuzluk olduğunu anlamak, hangilerinin mutluluk karakterine (ahlâk karakteridir!) uygun olduğunu önceden söyleyebilmenin zorlukları var. Bize mutluluk gibi görünen, öteki insanların mutsuzluğu olabilir.


Oysa, dünyadaki sorunları ele almanın, tavır koymanın, gerçekliğe yönelmenin, kimi eylemlerin çekirdeğini taşıyan bizim karakterimizdir. Karakterimiz “mutluluk karakteri” ise gelip geçici mutsuzluklarımızı görmezden geliriz, onları simyacı gibi mutluluğa dönüştürmeye çalışırız.


Siz kendinizi "mutlu", "karakterli" biri olarak görüyorsanız; kendinizle barışık, geleceğe ilişkin tasarımlar taşıyan bu karakterinizle dünyanın zorluklarıyla baş etmeyi biliyorsunuz demektir.


Bu yazıyı elbette kendini sorgulayan bir mutsuz, bir ahlâksız yazdı.


Prof. Dr. Ahmet İnam (ODTÜ Felsefe Bölümü Başkanı)

whatco dan selam

Yerleşim Türkiye / MersinMeslek Yöneticilik
Yeni Üye4 yazı
-Başarı istediğini elde etmektir; mutluluk ise, elde ettiğini sevmektir.kısacası başarılı insan mutlu insandır.

Yerleşim Türkiye / YzmirMeslek Saty? / Pazarlama