"Evet aç kaldım çünkü nasıl doyurulmasını gerektiğini düşünüyor ama yaşayamıyordum"
diyorsunuz.
1. Acligin; soyut bir adi vardir herhalde sizce ?
Açlığın soyut ismini düşünmemiştim hiç; çünkü genelde yaşarken soyutladığım şeyler yazı esnasında bambaşka kimliklere bürünebiliyor. Kalemime dur diyemiyorum ve akmasına izin veriyorum. Ama “açlık” belkide içimizdeki şeytandır; kimbilir…ki ben bu şeytana acı dilencisi de diyorum; ama şanslı bir dilenci!!!!
2. Aclik ile, tokluk arasindaki fark ta bellidir herhalde sizlerce ?
İlla ki belirgin; en azından kendi adıma “belli” derim.
3. Acligi siz mi yarattiniz, yoksa tabiatin kendinde mi var ?
Tabiatın kendinde de bir açlık olduğu kesin; biz de tabiatın bir parçası olduğumuza göre biz varolanı alıyoruz. Sanırım yaratılan veya alınan dozajlar kişiden kişiye değişiyor. Benzetme yaptığım zamanlarda “yoğun bir gerçekçilik arayışına “ girmezseniz daha iyi olur sanırım. Bazen düşüncelerimin derinliğinde ben bile kendimi kaybediyorum. Kelimeler ilk anlamıyla yerleşmeyebiliyor yazıya…Ama elbette ki bu soruyu sormakla siz de haklısınız.
4. Acligi, her insan bilebiliyor mu ? Bilebiliyorsa nasil bilebiliyor ? "Kendi açlığımı kendim yarattım. Aç bırakıldım,"dediginize göre...
Kimine göre bir parça ekmeğin yokluğu; kimine göre sevgi yokluğu; kimine göre vurdumduymazca yaşatılan bir açlık( kastım maymun iştahlılar)…evet sonuçta herkesin kendine göre bildiği bir açlık var nihayetinde.. Hatırlıyorsanız saplantıları(M)ız diye bir yazı yazmıştım. Orda az da olsa bir şeylerden bahsetmeye çalıştım. Aslında çok#61514;
Kendi açlığımı “zamanında” kendi yaratmamın sebebi, tamamen karşımdaki insanın duygularını hiçe sa****, kendi beklentilerimin doyurulmasını beklememden kaynaklanıyordu. En azından bunun böyle olduğunun farkına çook sonra vardım. “Aç bırakıldım kısmına gelince de bazen de sessiz kaldığım, pasif olduğum ruh hallerimde karşımdaki insan hiçbir çaba sarfetmedi sevginin oluşabilmesi veyahut ilerlemesi adına…
5. Siz ne istediginizi gercekten biliyormuydunuz ?
"çünkü ben hep onların, benim sevdiğim gibi beni sevmelerini bekledim." derken;
Galiba yukarıda buna da bir cevap verdim. İstediğimi bildiğimi sanırken asıl istediğimin kendi istediğim ölçülerde birini yaratma gayretinden başka bir şey olmadığını gördüm…hata!!! Büyük hata!!!(Y)dı.
6. Sizin acliginizi, nasil giderebileceklerini hakikaten biliyor muydunuz ?
Birbirine benzer içerikli sorular. Bildiğimi sanıyordum. Şimdi düşünüyorum da kendi istediğim doğrultuda bir insan olabilselerdi; büyük ihtimalle çok daha kapsamlı açlıklar yaşayacaktım. Sonuçta benim için özgürlük düşüncededir. Ben nasıl ki bugün, özgürlüğümün kısıtlanmasına veya olduğum ben’in dışında davranmam istendiğinde zorlamaya gelemiyorsam; mutlaka bir yerde patlak verecekti.
7. Sizin istediginiz gibi yi kenara birakipta, baska sekillerde de acliginizin giderilebilme sansini karsinizdakilere verdiniz mi ? (Ayni hedefe giden bircok yol vardir) "Kıyıdan köşeden bulduklarımla yetinmek zorunda kaldım...Yaşadım, itiraf ediyorum dedim bir kere.." derken
Bazılarında evet; ama sonuçta “insan kısım kısım” denmiş, bu defada benim yaşadığım dönüşümler beni engellemişti.
8. Giderilemeyen acligi doyurabilmek icin, kirintilara tenezzül etmek zorunda kaldiginizi, daldan-dala atla**** ta kirintilarla doymaya calistiginizi mi vurguluyorsunuz ?
Bir dönem böyle oldu; ama bu açlığı doyurabilmek adına mıydı; yoksa boşluğun yarattığı belirsizlik miydi..bilemiyorum…aslında boşluk ve belirsizlikti….çünkü şu zamanda tahammül edemediğim şeylerden biri de “belirsizlik”..
9. Acligin giderilmesinin, kiyilara, köselere müracaata kadar uzandigini, yani bu acligi giderebilecek kisilerin bu toplum icerisinde bulunabilmesinin zorluguna mi deginmek istediniz ?
"Bugün nereden geride bıraktıklarıma dönmek istedim açıkçası onu da bilmiyorum." derken,
Geriye dönmek, özlem demektir. Acliklarin giderilmesi hususunda, zamaninda verdiginiz mücadeleleri hatirla****,
Zor olduğunu düşünmüyorum.. Doğal olanı yaşamak ve ilişki içerisinde herkesin aynı olamayacağı gerçeğini kabullenerek, bir şekilde ortak paydalarda buluşmaya çaba göstererek sanırım kolaylaşıyor. Karşılıklı ödünlerin dengede olması gerekiyor. Çünkü denge hangi başlıkta olursa olsun birkez sarsıldı mı, toparlamak güçleşiyor. Tabii bu yine her iki tarafın insiyatifinde…Sonuçta “aşk iki kişiliktir”…Tek kişi de yaşarsın belki ama yaşadığın paylaşım nasıl bir paylaşım olur bu tartışılır..
10. mücadelelerinizin, hüsranla sonuclandigina mi icerlediniz.
İçerlemekten öte, aa evet o zamanlar içerliyordum. Yaşarken hissediyorsunuz bunu bir şekilde. Ama artık “açlık” konusunda daha farklı düşünüyorum..Belkide bu kavramı uzaklaştırıyorum. Kendim olmaya ve kendileri gibi olmalarını kabul etmeye başladım
11. Aclik problemini cözebildiniz mi mazide ?
geçmişte hayır…
12. Daldan-dala atliyormusunuz halen ?
" ..sevenim başka; burda da sunulanı geri çevirme var...Kısır döngü gibi...Sen onu istersin o seni istemez; sen istemezsin o seni ister..." derken,
Atlamıyorum. Çünkü boşluğun ne anlama geldiğini ve beni nerelere ***ürebileceğini biliyorum. Önceden arardım; ama şimdi aramıyorum…sevgiliyi kalıplara oturtmak sakıncalı#61514;
13. Secimlerinizde kullandiginiz süzgeci hic sorguladiniz mi ? ör: Boy, Yakisiklilik,vs..gibi
"Bulduğun, anlaşacağını düşündüğün kişiyle de gün gelir hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını görmeye başlar, yavaş yavaş soğursun..." derken,
Bunu o zamanlar dışarıya yansıtmasam da galiba fiziki özellikler ön planda oluyordu bir şekilde. Şimdilerde sanırım duygusallıktan biraz daha uzaktayım. Daha doğrusu dengede tutmaya çalışıyorum mantığımı ve duygusallığımı. Çünkü zaten aşırı duygusalım; bu yönümle dünyaya baktığımda yoğun bir karamsarlık, kaygı, kıskançlık…yani korkunun bütün çocuklarını yanımda taşıyorum. O nedenle dengede olması beni huzurlu yapıyor.
14. Hep ayni hatalari yaparak, hep ayni noktaya geldiginizi farkettiniz mi ?
Hem de çok…Değişen yalnızca mevsimler ve insanlar oluyordu. Ama hatalarım hep aynıydı.
15. Secme kriterlerinizi degistirme mecburiyetinizi hissedebildiniz mi ?
O dönemlerde hissetmem yeterli değildi anlatmaya çalıştığım bu…farkındaydım çoğu hatamın ama sanki içimdeki şeytana dur diyemiyordum. O da sağolsun beni sürükledi de sürükledi…aslında ben izin verdim ve tüm o olanları yaşadım…dediğiniz gibi her şey bizim elimizde yani karşımızdakini suçlarken bile 4 parmağımız bize dönük…
Ben ne zman ki içsel yolculuğuma çıktım ve kendimle yüzleştim…(acıydı) çünkü yaptıklarıma ve yaşadıklarıma inanamadım…artık birçok şey düzene girdi..hangimiz aynaya baktığımızda gülümseyebiliyor ki gerçekten? Ben artık önce aynada kendime gülümseyebiliyorum sonra da dünyaya….
Olanlardan pişman mıyım? Pişman olmak değil de tekamül sürecimde belkide olması gerekenleri yaşadım…sonuçta farkına vardım ve düzeltmek için 25 yaşımda da olsa çaba sarfettim. Şimdi 26 yaşındayım…ve inanın hiç olmadığım kadar huzurlu ve olumluyum…
Yazılarımda ise geçmiş sanki patlıyor kelimelere…
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...
ışık ve sevgiyle kalın.