Ana içeriğe geç

Sanat, Edebiyat, Kitaplar

İtirafım Var!!!

BaşlatansiyahbeyazoykulerTarih19/11/2004 13:50:57Yorum134

İlk mesaj
Üye551 yazı
Hayatımızda öyle çok aştığımız, aşmak zorunda olduğumuz ve belkide aşmak zorunda kalacağımız engel var ki; sanırım sabır ve sebat hiçbir şekilde terketmememiz gereken iki olgu...ve tabii bir de bizi biz yapan birtakım erdemler... Bunlara sahip olmayı unuttuğumuz ve bunları bir an olsa bile gözardı ettiğimiz anlarda yaşam bize kendi yüzünü istemediğimiz şekillerde gösteriyor. Huzurun bir damlası bile bizi kendimize getirebiliyorken; acının zerresi canımızı canımızdan alıyor...

Yaşam bazı yönlerini zaman zaman bize göstermekte gecikse bile, öyle muhteşem dengeler üzerinde kurulu ki; sanırım bizden beklediği de o dengeleri gerektiği şekillerde ve gerektiği zamanlarda koruyabilmemiz... Zamanla o dengeleri altüst etmemize yardımcı olan insanlar hayatımıza giriyor.. iki çift laf, iki güzel davranış, bizim tav olmamız için nedense yeterli... Çok mu aç bırakıldık acaba ilişkilerimizde; yoksa bu açlığı kapatacak doğru insanları mı hayatımıza almadık? Sanırım cevaplanması gereken soru bu... İlk bakışta basitmiş gibi görünen bu sorunun cevabini bulabilmemiz ve iyice içimizin derinliklerinde sindirebilmemiz gerekiyor...

Yıllarca algıladığım şeylerin ve yapmak zorunda olduğunu bildiğim ancak yapamadığım yanlış duyguların, mantıkların peşinden koştum... Ve her defasında varolan mantığımın ve zekamın beni ilişkiler konusunda daima yanlış denizlere çıkardığını gördüm... Oysa akvaryum bile yeterdi bana... ama hep zoru başarmanın kavgasında ve inadında oldum... Göz yumdum... Kendi kişiliğime de beni ben yapan değerlere de... Oysa ilk başlarda aklıma gelen ayrılık rüzgarlarının peşinde koşsaydım ve gözümü bir an bile kırpmadan düşüncelerimi ziyaret eden "ayrılmalı mıyım? yoksa acı çekeceğim" düşüncesini hayata geçirebilseydim, şimdi bu denli ağır bir ruh halim olmazdı diye düşünüyorum... Bir var ki bunları görebilmek ve kesin kararları uygulayabilmem için hayatımda, yaşamam gerekiyormuş... Gönül isterdi ki taa en başından beri farkında olduğum ve doğru olduğunu bildiğim şeylerin takipçisi olabilseydim... Yaşamın dengesini bozdum; o da benim dengemi... Şimdi kaybettiğim o dengeleri toparlıyorum...

Ben galiba hayatım boyunca bunları birinde bulabilirim umuduyla daldan dala atladım... Hoş atlamak bir kenara en acısı sanırım, oturduğum bazı dalların baştan çürük olduğunu bilmeme rağmen oturdum... ki bu da az önce şana bahsettiğim konuyla doğru orantılı... Yani farkındalıklarımı gözardı etmemle... Kaybetme korkusu, bir daha yenisinin beni bu kadar sevmeyeceğini düşünmem ya da kendi içimde onu bir anlamda "en üst seviyelere oturtmam" beni hep olması gereken sonuçlardan alıkoydu... Yani ayrılma dürtüsünden... Çoğu ilişkimde aklıma gelmedi mi sanıyorsunuz "ben ayrılayım" düşüncesi...elbette geldi; ama başaramadım.. Başaramadıkça da kendimi kandırdım... Hani o savunduğum mantığım, hani zekam, hani her şeyi anlayabiliyorum yetim "...büyük bir kandırmacadan başka bir şey değildi tüm bunlar...ama şu da bir gerçek ki işletmeyi becerebilseydim ya da daha doğrusu gözardı etmeseydim; evet bunların hepsi ben de vardı.. Zaten acı olan da bu ya...niteliklerinin sonuna kadar bilincinde olup,onu kullanmak için harekete geçmemek!!!

Hisler kontrol edilmedikçe deprem yaşatır insana... İçinizde yankılan öncelikli sese konsantre olun ve onu takip edin..ve takip ederken de o ilk gelenin değişmemesi için dirençli olun...çünkü 5sn gibi kısa bir sürede sizi caydırmak için bekleyen kaybetmemeliyim dürtüsü sizi ele geçirir...yok aklınıza ilk gelen şey buysa o zaman onu takip edin....


İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Diğer
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
134 yorum
Üye551 yazı
Merhabalar,

Güzel ve güneşli ANKARA... İçimdeki sıcaklık yeter Ankara'yı da soğuğu da ısıtmaya.. Çok mu narsistim, bilmem..belki de!! Biliyor musunuz 2005 çok güzel başladı..

Bundan tam 52 gün önce; yani 19 KASIM 2004'te " İTİRAFIM VAR" adlı bu yazıyı yazdığımda, konuların dolana dolana buralara geleceğini tahmin bile etmemiştim.. Şahsıma gelen saldırıları tüm anlayışımla elimden geldiğimce yanıtlamaya ve kimseyi kırmamaya özen gösterdim. iyiki de kendi değerlerimden ve insana olan saygımdan ödün vermemişim. Böylelikle öncesinde kötü başlayan; ancak şimdilerde rahatlıkla bazı şeyleri konuşabildiğim bir arkadaşım bile oldu. Kendimi övmek için değil de; başka bir insan olsaydı böyle bir paylaşım yaratabilir miydi o kötü sataşmalardan, bilemiyorum. dayanmanın kimi zaman zorlaştığı cümlelerde sabrımı sonuna kadar korudum.. Yine olsa yine aynı şeyi yaparım. Zaten çoğu şeye ılımlı yaklaşmaya çalıştığımı az çok biliyorsunuz..

Sonuna kadar iletişimden yanayım. Ancak bu iletişim doğru kullanıldığı müddetçe. Yazımın bu kadar yorum almasının ve bilmem kaç kere okunmasındaki en büyük etken sanırım içinde saklanan "sevda" dandı diye düşünüyorum. Aslında sevda çıkmazlarının bir insanın hayatında yarattığı boşlukların bir zaman sonra yaşayan tarafından, eleştirel bir yaklaşımla, bir dostuna yazılmış mailin parçalarıydı oradaki cümleler. Tabii konunun başlığı da sizleri çekmiş olabilir. İtirafım var!! ne ola ki diye düşünmüş de olabilirsiniz..Ne kadar hoşlanmıyoruz desek de insanların özel hayatları dikkatlerimizi çekiyor. Televizyonda nereyi açsanız paparazziler, evin içinde toplanmış gelinlik(!) kızlar ve damatlar(!) bütün gündemi kaplıyor. Semra Hanım'ın şarkısı bile yapılmış daha dün izledim.. Gülümsedim, geçtim.

Bu programlar yurtdışında da inanılmaz derecede rağbet görüyor ve yapımcılarımız gayet ticari bir mantıkla(tabii kendilerince haklılar sonuçta işleri bu), gelip Türkiye'ye adapte(!) ediyorlar. Türkiye'nin örf, an'ane vs. faktörlerini gözardı ederek yayınlıyorlar. İşin ilginç tarafı bu tarz programları her kesimden insan büyük bir dikkatle izliyor. İzlerken küfür edenler, "ahh yazık yavrum" şeklinde ağlayanlar, altın takmak için sıra bekleyenler, bir de hem izleyip hem de gündemi böyle boş işlerle dolduruyorlar diyenler bile var.. Şu bir gerçek ki bu tür programlar Ne denilse denilsin izlenmeye devam edecek. İstediğimiz kadar bağıralım çağıralım... Ben kendi adıma sevmiyorum bu programları ancak uzun süreli bakmasam da izliyorum... Bu biraz da insanları, davranışları, sözcükleri her kim olursa olsun takip etme duyarlılığımdan(!) kaynaklanıyor. Yazı yazıyorum ve etrafımdaki her şey benim için bir kaynak.. Önceden Can Dündar'ın programlarını severek takip ederdim. "AYNALAR" "40 DK" benim için izlediğimde bana oldukça büyük haz veren programlardı. Şimdilerde yayınlanmıyor. Fakat ona yakın programlar da var.. "5N 1K", "32.GÜN" vs.. Zaten 32. Gün ekibinde çalışanlar Türkiye'deki birçok TV kanalında yansımalarıyla devam ediyor. Mithat Bereket, Can Dündar, Cüneyt Özdemir hep o programın yetiştirdiği gazeteciler.. Şimdi kendi rotalarını çiziyorlar..ve gerçekten de iyi yetişmiş gazeteciler, bana göre..

Bu tarz programları izleyen kitle de oldukça azınlıkta.. Çünkü bir sonraki gün ne vereceğini merak ettirmiyor. Ben ediyorum o ayrı mesele:) Yapay gündem yaratmak Türkiye'nin en sevdiği işlerden biri..Tabii bunu yaptıranlara asıl söylenilmesi gerekenler.Ancak bazı şeyleri yazmak da suç bu ülkede. Ağzınıza tıkanıp kalıyor birtakım gerçekler. İçinizde yaşatıyorsunuz bu da insani olarak beni rahatsız ediyor. Aşılacak gibi de görünmüyor. Bu duvarları yıkacak, derinlikleri(!) yerlebir edecek bir güç gelir mi? gelirse ne zaman gelir? gibi bir yığın soru var..Ben görmeyeceğim eğer olacaksa da birgün..

Çok radikal çözümler düşünüyorum ancak benim düşünmem yeterli olmuyor. Bir ülkenin gelişimde sivil toplum örgütlerinin yeri ve varlığı yadsınamaz kanaatimce; ancak bu örgütler bile kendi içlerinde bir bütünlük oluşturamıyorlar. Ya da bir şekilde susturuluyorlar..Düşündükçe bazı şeyleri, okudukça yakın tarihi içim acıyor..

Nerden nereye geldim..Oysa ben sizlere başka bir şeyden bahsedecektim. Uzun bir süre burada İstanbul İstanbul deniz deniz diye yakındım, bağırdım durdum..Önümüzdeki hafta gidiyorum. Belki de hayatımın yönünü belirleyecek bir yolculuk olacak benim için. Ara sıra bahsettim burada romanımdan. Onunla ilgili bir görüşme yapacağım ve çook uzun süreden beri görmediğim bir arkadaşımı göreceğim.. zaman paylaşılanları ne de çok harmanlıyor öyle değil mi? İşte bizim de bu zaman zarfında harmanladığımız nice başlık var birbirimizi görmeden.. Bu dördüncü yıl onu görmeden geçirdiğim. Herkes bir keşmekeş içinde savruluyor hayat içinde. Acaba biz nerelere savrulduk bu geçen yıllar içerisinde? Güzel bir sohbet olacağını düşünüyorum...Ben hayatım boyunca "paylaşmayı" sevdim; paylaşmayı bilmeyen insanlar arasında. Bu o kadar zor bir durum ki! Hepiniz zaman zaman yaşamışsınızdır. Acı bir döngü..Olsun, ben yine de sevgi ve sevgi demeye devam edeceğim. Sevginin aşamayacağı şey yoktur düşüncesine sonuna kadar inanan bir insanım. Sevgisizlikse insanı her şeyi yaptırıyor. Oysa kime sorsak mutlu olmayı istediğini ve neden birtürlü mutlu olamadığı bilmediğini söyler..Sonra da bunu "bende de ne şans var" şeklinde yorumlar. Olayın şansla ilintili olduğunu düşünmüyorum.. Aynaya baktığınızda başka birinin yüzünü mü görüyorsunuz siz?!?!...

Çok uzadı farkındayım; bıraksanız sabaha kadar bile yazabilirim...

Ben haftaya İstanbul'a gidiyorum. Kimileriniz için yaşayan bir şehir, kimileriniz için kaçak(!) bir şehir, kimileriniz için aşk kokan, kimileriniz içinse nefretin konuçlandığı bir şehir...Yeditepe İstanbul...Benim içinse geleceğin şekilleneceği bir şehir... İsteklerim var yıllardır büyüttüğüm; hayallerim var beslediğim. Yılmadım, takipçisiyim..Benim vercek bir hediyem var içimdeki çocuğa; onu üzmemem lazım..Savaşım ve tüm çabam bundan..

İçinizdeki çocuk kaybolmasın; bir o biliyor gerçek masumiyetin anlamını, yitirdiğimiz değerlerin gerçek halini...

Sevgiyle kalın...

İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
Herkese merhaba...

Buraya yine en son ben yazmışım. Birkaç şey söyleyip uyuyacağım..Yarın İstanbul yolcusuyum. Hani sizler de bilirsiniz aylardır burda da "gitmek istiyorum" diye yırtındığım şehir. Sonunda gidiyorum. Beş gün buralarda olmayacağım. Tabii fırsatım olursa İstanbul'dan da sizlerin yanına gelmeyi isterim. Bakalım...

Benim için ne olduğunu bilmeseniz bile şans diler misiniz? Dileyin ki o şehir bana uğurlu gelsin ve bir daha beni bırakmasın:)

Şimdi uyku zamanı..şimdiden herkesin bayramı kutlu olsun...
Kendinize iyi bakın
Kavga etmeyin:)))
Işığımın birazını burada bırakıyorum. Belki ihtiyacı olan olur.İçine de biraz gülümseme katayım ve bir parça da anlayış....veee hepsini kapsayacak kadar da sevgi...

MUTLU BAYRAMLAR KONİKS....
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı


Sayın Soyut duruş,

yazdıklarınızı bütünleyebilmekte biraz zorlandğımı söylemeliyim. O kadar çok şey yazdım ki burda, hangi paranteziçi açıkçası bulamadım...bir de anlamsal düşüklükleri var cümlelerinizin, toparlayamadım. Yeniden yazabilirseniz mutlu edersiniz beni.

sevgilerle
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Yeni Üye1 yazı
Merhaba arkadaşlar

Zamanda yolculuk konusunu görünce yorumlarınızı okumadan geçemedim...Bir de baktım ki üye oluvermişim.
Tümünü okumam mümkün değil ama ilk gözlemler itibariyle çok değişkenli bir fonksiyona yada her telden çalan bir saza benziyor bu site.
Sanırım bir (ya da birkaç) arkadaş edebiyat takılıyor ama ben zamanda yolculuk konusunda fikir beyanatında bulunacağım.Bunun için de sizlere, düşündürücü bulacağınızı umduğum bazı sorular yöneltmek istiyorum;

1- Diyelim ki ben saniyenin milyarda biri bir hızla aya gittim;
SORU ŞUDUR ARKADAŞLAR:

Ben bulunduğum zamandan saniyenin milyarda biri kadar
ileri mi gittim;yoksa zamanda yolculuğu destekleyen kişilerin görüşüne göre
ışıktan daha hızlı olduğum için zamanda geriye mi gittim?
2- Hiç bir yere gitmedim arkadaşlar ben buradayım;farzedelim ki şu anda ayda biri
var ve benim zamanıma göre benden geride...
Bu benim için neyi değiştirir ki?Sular akmaya devam ediyor.
Ayı,dünyayı,tünelleri v.s. bir kenara bırakalım arkadaşlar,hiç kimse bir metre
ötesinde olan olan biteni bile o anda görmüyor...Ay ile dünya arasındaki
mesafe hiç bir şeyi değiştirmez...
Söylemek istediğim şu ki arkadaşlar; zamanda yolculuktan kastedilen geçmişte
yaşananları görmekse zaten hiçkimse bir başkasının o anda yaşadıklarını
görmüyor...
3- Diyelim ki ben ışıktan daha hızlı bir şekilde,dünyanın kendi etrafında dönüşünün
tersi yönünde,dönüyorum...Başım dönmeye başladı ama zaman geriye dönmedi;neden?
Çünkü dünya da dönmeye devam ediyor;
Yani : 1 saniyede dünyanın etrafında bir milyon defa dönmek beni yalnızca bir
saniye sonrasına ***ürür...

4- Diyelim ki ben dünyanın yörüngesi üzerindeki bir noktaya ışınlandım...ve dünya
bu noktadan tam yüz gün sonra geçecek...İşte şimdi zamanda yolculuk başladı(!)
Bilimsel olarak değil!!!Ama hiçbirşeyin olmadığı yerde 100 gün=1 asır.Bu da
benim denklemim.Hayatın olmadığı yerde zaman da yoktur arkadaşlar.Yani zaman
göreceli kavramdır ayağından girersek;
Futbol aşkıyla(!) yanıp tutuşan bayanlar için maçlar 9 saat sürer,kodeste
geçen üç yıl otuz yıla eşittir.
Özetle arkadaşlar; zamanda yolculuğu bir bilim adamının tartışmasını bile
esefle kınıyorum:)) (Einstein ile Hawkins'e söz hakkı doğdu) Çünkü zamanda
yolculuk bir felsefe konusudur ancak...

İşin bir de dini felsefesine girersek zamanda yolculuk yaratılışın amacına
aykırıdır.Ben bir gün teknolojinin ışık hızında madde transferini
gerçekleştirebileceğine inanıyorum ama bu zamanda yolculuk değildir;çok daha
basit:sadece yolculuktur.çok daha kısa sürede başka bir yerde olmaktır...

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Ö?renci
Üye551 yazı
Sayın soyut duruş..
Ben de zaten artık buraya pek yazı göndermiyorum. O nedenle gecikmiş olduğunuzu mailime gelen “itirafım var” adlı yazınıza yeni bir yorum gönderildi uyarı sayesinde okuyabildim…

“ben çay isterken neden ekmek alabilir miyim açık olsun lütfen diyemiyorum gibi bi şey bu,,”

size bir kitap önereceğim Alberto Manguel “Okumanın Tarihi”

sevgiyle..



İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Yeni Üye24 yazı
siyahbeyazöyküler,
seni tebrik etmek isterim,yüreğini insanlara açmışsın, ve bu açık bir yüreklilikle yapmışsın.yanlış anlamazsan günah çıkarmışsın. ama bizler leş kargası olmayı severiz.
paylaşılacak güzel bir şeyler var,tecrüleler ve kazıklar.diger görüşlerde saygı duymak lazım ama bir insanın üzerine bu kadar gidilmez.
insan hayatta yoğurulunca güzelleşir. tecrübe kazanır.ama biz onun bir yolunu bulup onu neden böyle yaptın bak bizim gibi hiç bir şey olmamış gibi davran deriz.
kendileri hiç hata yapmamışlarmıdır. sütten çıkmış kaşık veya bu gün mü doğdular.
hayat bu her şey insanın başından geçer saygı duymak gerekir. sen başkalarına ders çıkar diye yazdığın yazılar başkaları tarafından yem olmak içinmi sanki paylaşamıyorlar.
kendine iyi bak
eleştirenler lütfen!
mutlaka sizinde itiraf edecek bir şeyleriniz vardır.
whatco dan selam

Yerleşim Türkiye / MersinMeslek Yöneticilik
Yeni Üye24 yazı
bana göre değil,
konu kendi kendine başka alana çekilmiş,
ve netice oratda felsefe bile var
whatco dan selam

Yerleşim Türkiye / MersinMeslek Yöneticilik
Üye551 yazı
Sevgili Arkadaşlar,

Ben sayıt Soyut Duruş ile özel konuşmuyorum...Nasıl olsa burada çok da özel konuşma hakkınız yok.Başıma gelenler açık.Özellikle de bu yazıda. Ancak ben evet "sert çıkmadım"...Çünkü sevgiden ve saygıdan yanayım.Bir şeyleri anlatırken sert çıkışmayı sevmyorum;sanırım epey sabırlıyım.Ancak baktım ki;benim çabalarıma rağmen karşımdaki zat-ı muhterem bildiği yolda ilerliyor,işte o zaman belki sert çıkarım ya da tamamıyla muhabbeti keserim. Aslında bu insandan insana değişmekte.Herkesin iletişim dili nihayetinde farklıdır.

"Sizler asagida oldugu gibi üstü kapali konusursaniz;
“ben çay isterken neden ekmek alabilir miyim açık olsun lütfen diyemiyorum gibi bi şey bu,,”, insanlar özel konustugunuzu farkedip, uzak dururlar yorumlardan.

Açıkçası ben anlamak istediğimi anladım ve kendisine bir kitap okumasını önerdim. O kitapta da tam bu cümleye benzer şeylerden bahsediliyor.Sizlere de tavsiye ederim....

Unutmadan sevgili whatco,

Bilemiyorum başından sonuna okuyabildin mi bu başlık altına yazılanları ancak;hakikaten iyiylikle bazı şeyleri anlatmaya çalışırken resmen debelendim...Ancak hiçbir şekilde üslubumdan,insanlığımdan ödün vermedim.Herkese eşit ölçüde,olabildiğimce uzlaşan bir görüntüde cevap vermeye çalıştım. Beni anlayan anladı;anlamayansa soru işaretleriyle kaldı. Yapabileceğimin en iyisini yapmaya,yazmaya çalıştım. Dilerim başarılı olmuşumdur bir dönemi anlatırken...


Sevgiyle Kalın
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Yeni Üye24 yazı
teşekkürler,
whatco dan selam

Yerleşim Türkiye / MersinMeslek Yöneticilik
Üye551 yazı
Sayın Mim,

Yazının başından itibaren bakarsanız farkedersiniz. Ancak uzun süredir bu konuya yorum yapılmıyordu. Varolan tartışmalar halledildi. Şu andan itibaren tekrar bir polemiğe girmenin lüzümu yok kanaatimce...Sayın Whatco biraz değindiği için olandan bahsettim. Benim açımdan şimdi bir sorun yok... Saygılarımla

Işık ve sevgiyle...
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye239 yazı
BEN GERİ GERİ GİDERKEN BİLE ÖNÜNÜ GÖREBİLMEK FİKRİNİ TUTTUM.

İNSANIN KENDİNİ BİR ANLAMDA VE BİR NEBZE OLSUN AŞMASI BENCE BU!!!
BİR GÜN GELİR, BİR GÜN KALIR, BİR GÜN GELİR ODA BİTER
İYİ GÜNLER
İNCİ

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Kamu sektörü
Üye551 yazı
Merhabalar,

Aslına bakarsanız sayın Soyut Duruş, şu noktalama ve yazım kurallarına dikkat ediverseniz fena sayılmayacak metinler yazıyorsunuz.

Yalnız noktalama konusunda polemiğe girmeyelim lütfen. Görüşlerinizi, anlatmaya çalıştıklarınızı fazlasıyla anladım:))

Kelimelerin sesi olmayınca işaretlerle anlatabiliyorum, mazur görün. Burası bir anlamda kafanızı boşalttığınız bir yer sanırım.Yanlışsam düzeltin. Bu kanıya varmamın nedeni yazılarınızdaki "çalakalem" görüntüdür.

İnsan kaynakları sorumlusu olarak -ki öyle yazıyor- bu tarz cümleleri özel bir şirkette metne dökemeyeceğinize göre burada bazı farklılıklarınızı yaşatmak sizi mutlu ediyor olmalı. Mutlu oluyorsanız; elbette mutlu olmanıza sevinirim. Ancak Türkçemizi de bu şekilde "farklılaşma" adına çarçur etmeyelim. Bunun bilincinde olduğunuzu düşünüyorum.

Ben yıllardan beri edebiyatla yakından ilgileniyorum. Sanırım burada, yani Koniks'te bu konuya eğilenlerden biri de benim. Eğer hiçbir yazınızda en ufak noktalama işaretine rastlamasaydım bu yazı bu kadar uzun olmayacaktı ancak görüyorum ki bazı yerlerde siz de dayanamayıp(!) koymuşsunuz. Tabii bazıları da dümdüz devam ediyor yola. Bu arada unutmadan virgül demişsiniz; "..." desem; işlevi karşılar ama sizin düşüncelerinizi sanırım "hayır",

Rica ediyorum beni yanlış anlamayın, bu konuda kim olursa olsun tutamıyorum kendimi ve düzeltme ihtiyacı duyuyorum. Aslına bakarsanız size çok önceden yazacaktım ancak sizi okumak istedim biraz. Baktım olacak gibi değil ben de en sonunda bugün yazayım dedim...Hoşgörünüze sığınarak...

Unutmadan yazdığınız yazılar varsa okumak isterim; güzel düşünceler yakaladım cümlelerinizde..

Sevgi ve saygılarımla....
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
Sayın Soyut Duruş,


"BANA BERRAK Bİ HAVADA BUĞULU Bİ KARANLIK GİBİ GELİYO"...Cümleniz güzel...teşekkürler. "r" vurgusu atlanılmış olsa da; en azından seslendirdiğimde daha anlamlı oluyor...

Hemen ardından ikinci cümleniz: " İNSANI MERAKLANDIRAN ". Belki de :)

Karşılıklı anlayış çizgisini aşındırmadan, geçtiğimiz yolları, bakarak ve görerek geçmek en güzeliydi. Anlayışınıza teşekkürler.

Unutmadan:)

"It has been said that something as small as the flutter of a butterfly's wing can ultimately cause a typhoon halfway around the world" Chaos Theory


Enteresan bir filmdi bu arada, hazır söylemeye fırsat bulmuşken.


Sevgiyle..
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
Önceden izlemistim.:))
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
Yalnızca nasıl yorumlar yapacağınızı merak etmiştim. Kandırıkçılık değil; beklenti ve belki biraz kurnazlık:))
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
anahtarlar olmadan neler yapabileceğinize baktım yalnızca...(!)

ve bir de unutmadan, insan neden almak istediginde "cımbız" ı kopyalar(!)?

sevgiyle...
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
Anahtar = Kelebek Etkisi + İzlemek ve/veya izlememek
Kapı = Akıl + Analiz + Fikir
Cımbız = ‘Yalnızca’ almak istenilenin alınması ve/veya umulanın düşünceye yansıması sonucu, gerçeğe ‘belki’ dönüştürme isteği…

Kısaca evet, kelimeler bir anahtardır!! Açmayı bilen için şifresi zaten baştan kırılmıştır. İş, açabilmekte… Girizgah yapılır, gelişme ve sonuç bırakılır.

Kılcal damarlarınız kaşınmasın, bilgi güçtür; doğru kullanmasını bildikten sonra ve elbet en önemlisi paylaşabildikten sonra!!
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
Mevlana ne demiş biliyor musunuz?

..."Dünle beraber gitti, cancağızım,
ne kadar söz varsa düne ait
şimdi yeni şeyler söylemek lazım.


-ben degil demedim ki!!!
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
Sayın Mim,

Daha önce de söylediğim gibi özel değil bu konuşmalar. Sadece karşılıklı cevaplar verildiğinden dolayı öyle anlaşılıyor. Lütfen buyrun ve siz de görüşlerinizi belirtin. Özel olsaydı; zaten burada "özel mesajlar" diye bir bölüm var - en azından ben- orayı kullanmayı tercih ederdim. Anlatabildim mi?
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
:))
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
bekliyoruz ...
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
İlahi sayın Mim,

Bakın yeniden geldim buralara...Hay Allah!!

Aslında işim gücümde fazlasıyla mevcut. Tıpkı sizin gibi...

Neyse yolculuklar iyidir; zaman buldukça bu istasyona uğruyorum,eskisi kadar olmasa da gelen gidene bakıyorum.

sevgiyle..
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
Yolculuklar tükenmez sevdası yaşamın... Hep hüzne mi endekslidir bilinmez, ben bilmiyorum..Belki de çok önceden, bir varmış bir yokmuş zamanlarında öyleydi. Fakat şimdilerde hüzün kovan kuşluğu yapıy yüreğim..ve dilimde bir şarkı: "MUTLU OLMAK VARKEN BU DÜNYADA"

SEVGiyle
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
Ne kadar söylersen söyle dermansızlığın içinde bir derman var yazılarda. Ama'lar bahaneyi getirir...bu konuda sonra konuşacağım...

Yüreğine hüznü yerleştirmek istersen yerleşir -ki ben de bir zamanlar tam da senin gibiydim...Biliyor musun isteyince her şeyin güzel bir yönü bulunabiliyor. O ve diğerleri önemli değil; yeter ki sen iste...

sevgiyle
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
şarkı eski olsa da onu çalacak bir gramofon varmış...demek ki?!
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
Ama karamsarlık da bir yere kadar.!!!
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
Ne tuhaf, siz bir nevi yaşamınızı anlatıyorsunuz, benimse aklım yazdıklarınızdan çook uzakta...Hangi şehirde olduğunuzu bilmiyorum, profilinize hiç bakmadım...Gerek de yok zaten..İlginç bir şeyi farkettim ama; bugünlerde kimi görsem kimi okusam hepsinin İstanbul'da olduğunu düşünüyor ve inanılmaz mutlu oluyorum.. Gri bir şehirde yaşamak ne kadar ağır bu bedene bilir misiniz? Bilmiyorsanız öğrenin...Çok zor...Yaratıcılığınızın an be an köreldiğini, köreltildiğini hissediyorsunuz...Bu ne acı;ama yine de birgün oraya gidebilmenin hayaliyle yaşıyorum..26 yaş...zaman durmuyor ben neden durayım ki?...Neyse yaa, işte böyle siz A derseniz ben İ anlıyorum...Lakin sizi de kağıt üzerindeyken kelimeler anlıyorum...


Huysuz ve tatlı...

Sevgiyle...
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
Belki de Sayın Mim,

Fakat cümlenin belki ile başlaması bile kesinlik olmadığını gösteriyor, kendi düşüncelerimce...Taşması güzel de taşacak bir yerin olmaması kötü.

Sevgiyle..
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye370 yazı

MİMMMMMM artık seni de filozoflar arasında sayabiliriz.
Sevgili siyahbeyaz, biliyorsun filozofluğun ön şartı şüphedir ve bu da belki ile ifade edilir.
(Ha bu arada, yaşadığım şehre de giri deme lütfen lanetli birinin yaşadığı İstanbul'dan iyidir yine de.)
soyut duruş ise zaten adı üstünde tek kelime etmiyorum.

Kalın sağlıcakla.


Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye551 yazı
Sevgili Melih15....gri işte gri:))))

her yanı gri...bunalıyorum...boğuluyorum var mı ötesi....:))))
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er