Konu yayın tarihi yukarıda gösterilir. Tarih bilgisi, içeriğin bugün de geçerli olduğunu göstermez.
Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.
Yağmur yağıyor… Sağ elim buz gibi soğuk. Eğer biri hayatınızdan anlamsızca çıkıp giderse ne yapardınız? Gidip peşinden koşar mıydınız? Yoksa gidişinde mutlaka bir anlam vardır deyip, oturur muydunuz aşağıya….
Sanırım her ikisi de mümkün…Ama en doğrusu hangisini yapmakta? Şimdilerde bunu düşünüyor ruhum.
Kayboluyordu zaman yokluğunda. Gideli birkaç gün olmuştu ama tuhaf bir şekilde yokluğunun anlamıyla yoğruluyordum. Sensizliği bize yaşatan günün sabahını ve çekip giderken söylediğin sözleri anımsıyordum durmadan. Odamdaki koltuğun rengini görmeye dayanamıyorum.. Sen giderken yığılmıştım üzerine. Kayıyordum bir büyük boşluğa sessizliğinle birlikte gelen yalnızlıkta. Oysa daha söylenmemiş öyle çok cümle vardı ki!! Ben hangisini söylesem diye düşündüğüm zamanların birinde, içinden en olmaması gerekeni seçmiştim. İçim miydi bizi terkedilmişliğin sularına bırakıp giden? İçim miydi tüm senliliğine rağmen sensizliğin seçilmesine sebep olan? İçim.. İç…
Seninle gelen erken sabahları özledi yastığım. Sesimdeki o masum ton, sesinle uyanmayı, içimdeki kırmızı; teninle sarılmayı ve düşüncelerimdeki dinginlik; seninle ayılmayı özledi. Şimdi kimbilir hangi şehrin hangi evinde gözlerini kapatmış ve uykuya dalmıştın. Eğer birgün kalkıp hiç tanımadığım senin yanına gelsem; seni bulabilir miydim?
Bu giden sen miydin? Gidebilir miydin? Gitmiş miydin?
Canım Mimciğim hem bu kadın benim sevgilim dedin sonra değil sadece fiiliyat izlediğim bir olay. Hastalık herkesde hem kadında hem adamda. Adam evli gidiyor başkasıyla ilişkiye giriyor kadın sonra evleniyor ilişkisine devam dediyor. Yalan rüzgarını da geçti bu olay. Bence bu tür dejenere olmuş ahlak dışı ve sonu hep kötü biten olayları burda normalmiş gibi anlatmasanız diyorum. İnsanlar insanları neden aldatıyorlar, kandırıyorlar da sonra bunu aşka yoruyorlar anlayabilmiş değilim.
"Ama olay, gercekten yasanildi ve bende tüm detaylarini gören ve bilen bir sahidim.
Hem sizler, benim üzerimde degil, olayin üzerinde durmaya calisiniz.( Sizin üzerinizde ben şahsen durmuyorum ama öyle çelişik ifadeler vardı ki; sadece anlamak adına bazı şeyleri sorguluyorum. Yoksa kendi adıma söylüyorum, burda yazdığım çoğu yazı yaşanmamış, ama gözlemlenmiş şeyler...Zaten bir yaşanmış yazı koyma "gafletinde" bulundum; onda da sanki aynı şeyleri yapımıyormuşum gibi şimşekler bana çakılmaya başlandı)
"Görüyorsunuz ki, olayi yazanlar, eger islerini güzel yapiyorlarsa, kendilerini olay kahramanlari ile özdeslestirebilirler. Bu özdeslestirme, konunun gerceklere yakin ir görüntüsünü ve ictenligini koyar okuyucuya, dinleyiciye ve seyirciye...( Şimdi gelelim bu cümleye: olayı yazanlar var bir de kendilerini olay kahramanları ile özdeştirenler!!! ) Bu cümle olayı yaşayan kişlerin yaşadıklarını benimsediğinizi mi anlatıyor? Yani ben eğer özdeştirme kelimesini bir yerde kullanacaksam, bu galiba benim kişiliğime ve karakterime uygun kişi ve olaylarla olur ancak...
Yazmış olduğunuz bu yaşantıda bana ters gelen şeyler var..daha doğrusu kabullenişler. Şahsen ben sevdiğim insanı bu şekilde paylaşmak istemezdim. Bu çok ters bir ilişki..Buna müsamaha göstermek demek; beni ben yapan birçok şeyden uzaklaşmak demek ki, buna da ben izin vermem...
Şu cümle bile yeterli kabullenmemek için:
"13 yildan beri kesintisiz her gün koynumda idi. Dügünden cikti, oglani indirdi arabadan ve geldi gelinligi ile benim koynuma"
Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Gizlilik Prensiplerimiz