Ana içeriğe geç

Sanat, Edebiyat, Kitaplar

Işığınız Olsun...

BaşlatansiyahbeyazoykulerTarih10/11/2004 10:00:28Yorum8

İlk mesaj
Üye551 yazı
Uzun zaman oldu bir yerlere birkac cumle birseyler yazmayalı.Belkide bir yıl boyunca bitirmeye calıştığım kitabın sayfalarından bir zamanlar damlayan kanlardı beni geri geri ***üren.Ama insan bir defa alıştı mı sonu gelmeyen ruzgarların arkasına takılıp tozu dumana katmaya, kalemden de kitaplardan da yazılardan da ve en guzeli, kendi sozcuk dizimlerinden meydana getirdigi cumlelerden ne yazıkki vazgecemiyor.
simdi sonbaharın derinden derine can cekistigi bir aydayız.sokaklarda mevsim karmasasina donusen yalnızlıklar var. ne yana baksam birkac avuntu yaprak ve birkac kucuk damlacıktan baska birsey yok..gecip gittigim her kaldırımda biraz huzun ve biraz da ayrılık kokuyor...
gozyaslarının olusturdugu bir havuz kurabilseydik eger en cok hangi ask cıkmazının bizlerde yarattıgı duygu yer kaplardı simdilerde merak ediyorum.

sevgilerin varlığıyla mı uğraşmak zor;yoksa yokluğuyla mı?..

gungectikce hersey tuhaf bir sekilde kendi icine donmeye başladı.Durmadan yeraltışehirlerine kaçan insanlar var dışarıda..artık gunebakamıyoruz;gune yuzumuzu donuyoruz.karanlığımız aydınlığımızı gölgeliyor..lütfen ışığı unutmayalım..verecek bir parça da olsa ışığımız mutlaka kalmıştır bir yerlerde.sanırım çok da karanlık(!)olmamak gerek...
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Diğer
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
8 yorum
Üye370 yazı
Bu sabah evden çıktığımda telaşe içinde işe, okula yetişmeye çalışan insanları gördüm.
Aklıma arılar geldi. İşçi arı, erkek arı, kraliçe arı. Her biri sadece kendine verilen görevi yapmakta. Asla dışına çıkamamakta proğramlanmış olduğu sistemin.

İşte bu sabah o telaşeyi görünce insanları da arılara benzettim. Su gibi akıp giden ömür ve sadece yaşayabilmek için vermiş oldukları çabalar.
Kim kendi için ne yapıyordu ki. Ne zaman yapıyordu. Veya ne yapmalıydı ki sıra dışı olmak için.
İşte o anda AŞK geldi aklıma. Belki de bir insan için en güzel, en mutlu olacağı farklılık buydu. Ne mutlu bunu yakalayabilenlere diye düşündüm.
Şimdi bu yazıyı okuyunca yine değişik duygulara daldım gittim.
"sevgilerin varlığıyla mı uğraşmak zor; yoksa yokluğuyla mı?.."
Bence hem varlığın hem de yokluğun kendine has ayrı ayrı tadı var.
Ama ya beş paraya satılmışsa o temiz, yüce duyguların.
Ne tad kalır ne mutluluk.
Artık başka şeyleri istersin ama ne olduğundan emin değilsindir istediğin o şeyin.

Bir haftalık ömründe kendinin bile yiyemiyeceği bal yapan arı olmayı, çok ararsın çok. Ya da karanlığı.

Sağlıklar diliyorum.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye551 yazı
Tuhaf birgun...
Az önce dün buraya yazdıklarımı okuyordum ve birden ışığınız olsun'a gelene kadar ne de çok karanlıklardan bahsettiğimi farkına vardım. Aslına bakarsanız bir yandan da iyi olmuş...Hayatın zıt kavramlarını anlamadan bazı şeylerin değeri ne yazık ki anlaşılmıyor ve belkide değersizliği...

Bir zamanlar içime kadar çöken acı kavramını irdeler olmuştum. Tabii insan belirli yaşlarda acıyla, yaşadığı ilişkiyi karşılaştırıyor..Gerçi bu kavga hayatı boyunca da devam ediyor ama kendi bireysel tarihlerimizin bizlerde bırakmış olduğu kalıntıları temizlemek ve hayata yeni bir nefes alıyormuşçasına başlayabilmek de tıpkı acıyı bize yaşatan "biz gibi" "bize" bağlı...

Acının da bu hayatın vazgeçilmez bir parçası olduğunu kabullenmeyi öğrendiğimde, acıların da tuhaf ama katlanabilir bir yanı olduğunu gördüm.

Sevgili Melih...
Elbette sevgilerin varligi kadar yoklugunun da kendilerine has ayrı tadı olabilir ama bana göre daha çok ayrı ayrı "anlamları" var...tad ve anlam birbirinden farklı bence...neden mi? çünkü cümlene şöyle bir baktığımda tat kelimesinden sonra olumsuz bir duygu silsilesinin geleceğini anlamakta hiç zorlanmadım.
Birçoğumuz kelimeleri kullanıyoruz ve aslında onların gerçekte ne ifade edeceğini çok da fazla önemsemiyoruz.Lütfen bu yazdıklarımı yanlış anlama,çünkü bu genelde hepimizin sorunu..Ben yılardır bu konu üzerine eğitiyorum kendimi.Karşılaştığım şeyleri paylaşsam ne demek istediğimi sanırım daha iyi anlayabilirsin...Çok ufak bir örnek verbilirim sanırım..

Mesela "en nefret ettiğim hayvan yengeçtir." cümlesini inceleyelim...İlk bakışta gayet normal gibi görünen bu cümledeki "en" kelimesi cümleye kuvvet veren daha doğrusu nefreti güçlendiren bir zarf...ama gerçekten "en" mi? Bu cümleyi yıllar önce kullandığımda bir arkadaşım bana "Burcu gerçekten "en" sevemediğin hayvan onlar mı?" diye sorduğunda birden afallamıştım.Çünkü değildi.Ama bizler dilimize ve günlük hayatımıza öylesine yerleştirmişiz ki bazı kalıpları,güngeçtikçe onları kırmakta zorlanıyoruz.Bundan öte çoğumuz hangi kelimeyi nerede nasıl kullandığımızı tam olarak bilmiyoruz.Bu çok basit bir örnekti.Çok daha ciddi örnekler de var elbette."herşeyden nefret ediyorum" diyoruz arasıra...herşeyden mi? yoksa bize o an için rahatsızlık veren birşeyden dolayı mı bu kelimeyi kullanıyoruz...genelleme yapmaya bayılıyoruz desem yeridir...Suçu çoğaltmakta üzerimize yok...Acıyı bile bile üzerimize çekmekte de!!!Bir yerde okmuştum."Hayatta ki en büyük acılar, insanların kendilerine bile bile çektirdikleri acılardır" diye...o kadar doğru ki..Tamam hepimiz acı olaylar yaşıyoruz ama;acıyı gerektiği yerde sonlandırmasını da bilmeyi artık öğrenmemiz gerekiyor.Phaidros şöyle demiş: "Neşeniz de sınırlı olmalı, acınız yakınmanız da sakin.Çünkü bütün hayatınız boyunca karışacaktır neşeyle acı."
Eğer acıyı yükseklere çıkaran bizlersek hayatımızda;onu aşağılara indirebilecek olanlar da yine bizleriz...Muazzam bir dengede bulunuyor dünya...acının üzerine acıyla gitmek,acıyı çoğaltmak demek..
Bunları zaten biliyorum dediğini duyar gibiyim ama bazen bilmek yeterli olmuyor..önemli olan ve aslolan asıl sorunun ne olduğunu bulmak ve cesaretle üzerine gitmek.İnsan çok güçlü bir varlık..bu doğru..Acının sana gelmesine izin verme,kapıdan içeri girmesini engelle...çünkü bilinç hayal ve gerçeği ayırt edemez."Acı çekiyorum"dediğinde bil ki bilincin kapıdaki patrona şöyle diyor "acı çekmek istiyorum"...o nedenle kapıdaki patrona doğru konutu göndermeye çalış...

Hayata ve aşka dair herşeyi yaşamayı seviyorum...Çünkü artık onlarla çekinmeden yanyana durabiliyorum..

İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı


kimsenin ışığı bitmesin..
ışık ekosistemin vazgeçilmez bir parçası...karanlıklardan uzaklaşalım..yeteri kadar yaşayın her duyguyu..

kimse üzülmesin fazla...
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
:)))
ha gayret
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
ben senin için basıyorum o halde

sss ahh pardon zzzzzzzz:)
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
hocan devrik cümleyi anlatmadan anlatmış size bu bilgiyi..
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
şekerle aram iyi değildir;:)
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
...
yorumsuz bırak(ı)yorum: ihtiyacını hissetmedeğim "çoğu zaman" yegane şey:)
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er