Bizim gibi dilek tutan canlı ve cansız varlıkların olduğunu düşünüyorum.Bir arkadaşımdan duymuştum:"Muratta bir inattır."diye.Annesi ona dilekte bulunurken veya kendisi dileklerini söylerken herdefasında "Muratta bir inattır."dermiş annesi.Anlamak için bir süre düşünmüştüm.Bu bir deyim.Murat; isteği veya dileği ifade ediyor.Sürekli olan,devam eden,peşini bırakmadığımız,zorluklara direnme inadı gösterdiğimiz zaman,muradımıza erme şansımız daha yüksek oluyor.Genellikle amacımıza ulaşıyoruz.
Tıpkı,bulunduğu kabı donarak parçalayan su gibi.Ama donmayı göze almalı.
Tıpkı,"Piliç olacağım." diye yumurtasında gününü bekleyen civciv gibi.Sonuç,habersiz bir atmosfere haızrlık yapan bir dileğin ısrarı ve sabrıdır bence.
Canlı ve cansız sayısınca dileğini yaşama yansıtan olayları sayabiliriz.Ekolojik dengede,bir anlamda isteklerin buluşması ve kurduğu orkestranın ahenkli sesi var.Biz bu dengeye katkı sağlayacak dileklerimizle elde edeceğimiz mutluluk,bizi evrensel yapmaz mı?
Dili olmayanların dileği,anlayanlar için daha anlamlı değil mi?
Acaba "Beden dili" sadece bizim içinmi olmalı ?
Başkasının dileğini dikkate almak, ortak dileğimiz olamaz mı? Kurmak istediğimiz ortak dünyanın buna ihtiyacı yok mu?
Herkesi mutlu edecek ortak dilekler,özel dileklerimizi dahada kolaylaştırmaz mı?
Her diri ister,dilekte bulunur.Onun için DİLekçe bile yazarız."ARZ ederim."e muhatap olanın hizmet sunmaması,bize odaklanmaması dileme gücümüzü kırmaz mı?Bu kişi,başkasına yazacağı ARZ DİLekçesinde bizim durumumuza düşerse,onun da dileme gücünü kırmaz mı? Böylece kırık dilekler ordusu ile hayatın hangi sınavına hazırlanabiliriz?
Öyleyse,önce ortak dilek,ortak mutluluk ve ortak rüya...İletişimin engüçlü altyapısıdır bu.
Artık aynı yastıkta kocamak yetmiyor,aynı rüyayı da görebilirsek mutluluk çemberi büyür.
Her insan için bunu diliyorum.