Ana içeriğe geç

Motivasyon

Maymun Hikayesi

BaşlatankeshifciYayınlandıYorum1

İlk mesaj
BAĞLAMBağlamı değerlendir

Bu bilgiler doğruluk puanı değildir; yazar ve içeriğin bağlamını görünür kılar.

Topluluk katkısı103 katkı
Profil alanıDiğer
Profil konumuKayseri, Türkiye
Yayın
ZAMANSAL BAĞLAM

Konu yayın tarihi yukarıda gösterilir. Tarih bilgisi, içeriğin bugün de geçerli olduğunu göstermez.

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Maymun Hikayesi
Asya'da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır. Bir hindistancevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır. Hindistancevizinin altına ince bir oyuk açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu oyuk sadece maymunun elinin açıkken girebileceği kadar büyüklüktedir, yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. Maymun, tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar ve yiyeceği kavrar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması imkansızdır. Sıkıca yumruk yapılmış el, bu oyuktan dışarı çıkamaz. Avcılar geldiğinde, maymun çılgına döner; ama kaçamaz.
Aslında bu maymunu, tutsak eden hiçbirşey yoktur. Onu, sadece kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey, elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.

Bizi tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Tüm yapmamız gereken, elimizi açıp benliğimizi ve bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır. ( KAYNAK; Joseph Golstein)

Serçe ile Avcı
Avcının biri, bir gün bir serçe avlar, serçe dile gelerek avcıya "Bana ne yapmayı düşünüyorsun" diye sorar, avcı serçeye " seni kesip yiyeceğim" cevabını verir.
Bunun üzerine serçe avcıya "vallah, benim etim ne kahvaltılık olur, ne de karın doyurur. Fakat eğer beni salıverecek olursan sana üç şey öğretirim, onlar etimi yemekten daha çok işine yarar. Kabul edersen bu üç şeyin ilkini şimdi elinde iken, ikincisini elinden uçup karşıdaki ağaca konunca, üçüncüsünü de ağaçtan uçup önümüzdeki tepeye varınca söyleyeceğim" der.
Kuşun teklifine avcının aklı yatar, onu salıvermeye karar verir, "öğreteceğin ilk şeyi söyle bakalım" der. Bunun üzerine kuş avcıya "elinden kaçan fırsatlar için hayıflanma" der. Avcı kuşu salıverir. Uçup karşı ağacın bir dalına konunca da ikinci şeyi öğretmek üzere "olmayacak şeye inanma" der. Bu sözlerden sonra kanatlanan kuş, avcının önündeki bir tepeye varıp konar, oradan avcıya şöyle der. Ey Bedbaht adam:"Eğer beni kesmiş olsaydın kursağımdan her biri yirmi miskal ağırlığında iki inci çıkaracaktın" der.
Bu sözleri duyan avcı kaçırdığı fırsat karşısında hayıflanarak dudaklarını ısırır. Artık elinden bir şey gelmeyeceği için kuşa "üçüncüyü söyle" der.

Kuş avcıya "Sen ilk iki nasihatimi unuttun üçüncüsünü sana nasıl söyleyeyim ben sana" kaçırdığın fırsatlar için hayıflanma" demedim mi? Oysa sen daha az önce beni elinden kaçırdın diye hayıflanıverdin. "Yine ben sana "olmayacak şeye inanma" demedim mi? Benim etim, kanım ve tüylerimin hepsi tartılsa yirmi miskal çekmez, kursağımda her biri yirmi miskal ağırlığında iki inci nasıl olabilir?" der; ve uçup gözden kaybolur.
Bu hikâyenin özü şudur: İnsanoğlu, kendisini aşırı tamahkârlığa kaptırınca basireti kapanarak gerçeği idrak edemez oluyor ve olmayacak şeyi olabilir gibi görüyor. (KAYNAK; Mükaşefetü'l Kulûb s.217-218)
Süleyman DÜNDAR

Yerleşim Türkiye / KayseriMeslek Diğer
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
1 yorum
Yazar bağlamı

Bu bilgiler doğruluk puanı değildir; yanıtı değerlendirirken yazarın topluluk bağlamını görünür kılar.

Topluluk katkısı 124Profil alanı EsnafProfil konumu Ankara, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
yav negüzel hikayeler eklemişsin.ikinci hikayedeki yanlışları yaptım bedelini çok ağır ödedim çook.
Honoré de Balzac

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Esnaf
KATKI FIRSATI

Bu toplulukta ilk yanıtını bekleyen bir tartışma var

TOPLULUK HAFIZASI

Bu toplulukta yeniden keşfet