| Alıntı Yapılan Metin: |
Yazıyı gönderen - Arif Vilnius Batmak herseyden once bende atilim ister. ............ |
Bu ne demek ?
Batabilmek için bir atılım yapıp iş kurmalıyım mı demek istenmiş ?
Ayrıca ; "bence" yazılacakken tanlışlıkla "bende" mi yazılmış. Gerçi bu hata cümlenin ana temasını pek fazla değiştiremiyor.
Bu bir örnek. Ama herkes böyle . . .
Yazılarınız genellikle anlaşılması zor yazılar oluyor.
Ama insanoğlu akıllı işte bir kaç kelimeden çıkarımlar yapıp yazanın demek istediğini bir şekilde çözüyor beyin.
Bu hızlı okuma kurslarında da karşımıza çıkan bir durum. Bir sayfada gözün yakaladığı 10-15 kelime ile koca bir sayfa anlaşılabiliyor tek şart sayfanın bütünündeki konu hakkında önceden bir fikir sahibi olmak. Gerisini beyin eski kayıtlardan ve tecrübelerinden çözüyor siz farkında olmadan.
Burada bir paylaşım yapıyorsunuz. Bildiğiniz bir şeyi ifade edeceksiniz. Aklınızdaki bir bilgyi veya anınızı herkese açık bir yere yazarak dünyayla bir iletişim kuracaksınız. Bunu siz istiyorsunuz. Zorlayan yok. Gönül rızasıyla iki satır yazı yazacaksınız.
Aklınızın tabanındaki bir şeyleri yazmak için istek duydunuz. Bir isteğinizi tatmin edeceksiniz.
Dondurma yemekten pek bir farkı yok ya da su içmekten. İstek duyuldu yapılacak. Kişisel tatmin için.
Ama cümle hepimizin kolayca anlayacağı bir durumda yazılmamış. Kuralsız olduğu gibi anlam da taşımıyor. Ya da anlamı bir iki kelimeye gizlenmiş halde sunulmuş.
Bu gizleme ne yazık ki bilinçli yapılmamış. Kazara öyle olmuş. Hatta kendini ifade için şartlar zorlanırken kafası gözü kırık bir cümlede bir anlam gizlenmiş. Tamamen kazara olmuş. hiç bir anlam ifade etmeyebilirdi de !!
Deşarj olmak isterken içe kaçan duygular durumu tezahür etmiş olurdu o zaman.
İfade yeteneği doğuştan yüklü geliyor canllarda !!!
Kedi , köpek, fare, kuş, tilki hatta balık . . . .
Bizim gibi konuşamıyorlar, daha ilkel bir yöntemleri kullanarak iletişim kuruyorlar.
Vücut hareketleri, duruş, ağzın durumu, kulakların durumu, kuyruğun durumu, bakılan yer, çıkarılan bir ses gibi fiziksel durumlardan bazen de yayılan bir kokudan bazı mesajlar çıkıyor ortaya.
Seni sevdim, buradan git, kafanı kırarım, seni yerim, burası bana ait, iyiki karşıma çıktın yuvam şurada hadi gidelim, bana şefkat göster, sıkıldım oynayalım, karnım çok aç bana bak, onunla değil benimle ilgilen, seni korurum gibi bir sürü iki boyutlu mesaj bu fiziksel duruşlardan çıkıyor.
Ciddi ciddi iletişim kuruyorlar yani anlayacağınız. Hayvanların tamamı bu dili doğuştan biliyor. Kafeste büyüyen de ormanda büyüyen de bu dili otomatikman biliyor.
İnsanlarda doğuştan iletişim dürtüleriyle doğuyor. Önce iki boyutlu. Acıktım doyur. Burası rahatsız beni rahatlat, sıkıldım ilgilen gibi.
Sonra ses çıkarma işi çetrefilleniyor. Konuşma öğreniliyor. Ardından yazı işine giriliyor. Yazı işi kolay sonuçta üç beş kuraldan ile 20-30 harf ezberlendi mi iş bitiyor.
Artık gerisi kişiye kalmış vatandaş romancı,köşe yazarı vs bir elemansa yazıyı çok iyi kullanır.
Yazıyla işi olmayan başka bir meslekte ise yazısı ifadesi o kadar gelişmemiştir.
Ancak her iki gruptada temel ögeler mevcuttur. Ben okula gittim yazmayı ikisi de biliyordur. Bu yaz tatile Rize' ye gideceğim yazmayı ikiside biliyordur.
Bu kadar basit iletişim yazısını her insan yazabilir. Yazabilmelidir.
Ama yazamıyorlar. Çok fazla gözlüyorum. Aklındakini ne cümleye ne de yazıya dökemiyorlar. Ne dilinden ne de kaleminden dökülemiyor çok istediği halde aklındaki ifade . . .
Cahillikten mi ? Eğitimsizlikten mi ?
Bence değil.
Bu daha ziyade kekemelik gibi bir şey. Biraz üzerinde durulduğunda çözülecek bir şey.
Çünkü bu kendini ifade edemeyenlerin iki satır yazıyı yazamayanların hemen hepsi de kendi hallerine bırakıldığında döktürebiliyorlar. Özgür hissettiklerinde şair olabiliyorlar.
Bir insanın face profili ile yaşamı birbirini tutmuyorsa örneğin bu durum var demektir.
Mikrofonu tutup yolda bir soru sorduğunuzda insanlar tutulur. İsterse profesör olsun hatta edebiyat öğretmeni hatta belki Orhan Pamuk. Konuşamıyor yada kısa sürede kurtulmak için şablon cümleleri kullanıyorlar. Mesela Orhan Pamuk' un televizyon konuşmaları bence hep çok kötüdür. Ama adam yazar. Kitap yazıyor. Konuşamıyor ama kitap yazabiliyor. Altında bir şey aramıyorum O' nun iyi bir yazar olduğuna eminim ama konuşma kıvraklığında bir zekası yok yazarken döktürebilen bir zekası var.
Bence burada kendini ifade etmek isteyen birinin biraz daha özen göstermesi gerek. Kendi hayatı için biz daha güzel şeyler okuyalım diye değil.
Bir cümle ile kendimi ifade etmek isterim ama buna bile özenmem. O zaman hayatta neyi iyi yaparsın ki ?
Bu durumda hiç bir şeyi !!
Saygılar hürmetler.