| Alıntı Yapılan Metin: |
Yazıyı gönderen - ersanayaz dedektife nasıl güveneceksin demişler?bu işi yapan kişiler. 1.dedektiflik bürosuna kayıtlıdır.yani sabıkası olan kötü niyetli kişiler böyle yere kayıtlı olamaz. 2.bu işi yapan devlet memurudur ve emekli komser polistir. 3.ayrıca bu yerlerde hukuk danışmanı avukatlar vardır.
söyler misiniz? böyle yerlerde bize kazık atmaya çalışırsa artık hiç yaşamayalım.kendimizi gidip köprüden atalım.devlete polise savcıya avukata güvenemeyeceksek kime güvenelim?
|
Çok enteresan bir yaklaşım. Saf ve temiz bir merhalede kalmış. Çocukluğunuz ve hatta delikanlılığınızda çok sade bir hayat yaşamış olmalısınız. Belki de böylesi daha iyidir bilemiyorum.
Sayın Erkanayaz ukalalığımı inşallah hoş görürsünüz.
Benim mentalitem ya da tespitim şöyle temiz insan konusunda ;
Dünyada doğan her insanda tüm yazılımlar basit haliyle yüklü. Yani sapıklıklar, hirsizlık, öldürme, yakma, yıkma, dürüstlük, yardımseverlik, kol kanat germe, şefkat, sevgi, iyilik vs. tüm eylemlere bir yatkınlık var.
Bu her çeşit dürtüyü iki şey ortaya çıkarıyıor yada en alta itiyor.
Birincisi kısmen genetik faktörler. Yani kişinin elinde olmadan, hareketli, durgun, hırslı, kızgın ya da sakin oluyor. Yalan söyleme eğiliminde veya çok doğrucu olma eğiliminde. genetik faktörler dış etkilerle örtülenebilir veya daha da geliştirilebilir.
İkincisi çevre şartları. doğumdan büyüklüğe alınan tüm eğitim gözlenen tüm olaylar yaşanan tüm tecrübeler duyulan her söz kişinin özelliklerini belirliyor.
Dindar, ateist, dürüst, hilebaz bir insanın ortaya çıkması yaşanan çevre ile ilgili yani.
Yani doğuşta aklın tabanında bulunan dürtüler yaşanan büyünen kültürel ortamla bir şekil alıyor.
Belkide bu yüzden ağaç yaşken eğilir demişler.
Çocukken babanızın önünüzde yaşadığı bir dürüslük eylemi kafanıza kazınır ve tüm hayatınız bu kritere göre devam edebilir. Ya da babanızın siz 6 yaşında iken yerde bulduğu külliyetli bir parayı aman ya ne olacak bizim daha çok ihtiyacımız var diyerek cebine atmış hatta size de bir dondurma almış olması sizin artık gerçek anlamda dürüst bir insan olmanızı perdeleyip gelmiş olabilir.
İçinizdeki hangi dürtü gelişmişse osunuzdur. Hatta bazen çaresizce. Çalmaktan vazgeçmediği halde bu işe çok üzülen hirsizları belki böyle açıklamak daha kolay.
Filmlerde kan çeker derler. Ağrıda doğan bir bebeği Californiyalı bir aileye verin bakalım büyüyünce Ağrıya dönüp gelecek mi ? Birileri sen Ağrıda doğdun evlatlıksın demezse hayatta dönmez.
Çocukluğumda hatta bebekliğimde diyebiliriz, Avare diye bir Hint filmi vardı. hirsizin çocuğu da hirsiz olur diye bir tez savunuyordu film.
İnsan yapısı buna müsait değil. hirsizın çocuğu hirsiz olmaz eğer babası büyütmemişse. Bir mala fütursuzca sahip olma içgüdüsü barındırır her insan ama bu duygusu aklının en derininde kalarak büyüdü ise kafasına silah dayasanız başkasına ait olduğunu bildiği bir şeyi ona aldıramazsınız. Ölür ama yapmaz. Çocuğun aklına ne sokulduysa ona göre şekillenecektir. Hirsiz bir babadan olma bile olsa dünyanın en dürüst insanı olabilir.
Sonuç ; İmam diye kadınlara bakmaz aklından bir şey geçirmez diyemeyiz. Polis veya veznedar diye paraya gözü oynamaz diyemeyiz.
Sizin işte sonuç almanın bir yolu var ama.
Bu konuda psikolojik testler var. İnternette bulacaklarınızdan çok daha kapsamlılar. Kişinin bütün iç dünyasını gözler önüne seriyorlar. Sapıklığa ne kadar yakınsınız, hirsizlığa ne kadar eğilimlisiniz, dağınık mısınız düzenli mi, dürüst müsünüz, yala ncı mı kabak gibi ortaya çıkarıyor.
Bazen insanlar inanmıyor. Kendisini tanıyor. Bir içgüdüsü var çok kuvvetli ama hayat boyu örtmüş üstünü öyle değilim diye inkar ediyor. Testten geçince inanmıyor kabullenip itiraf ediyor çıkan doğruluk karşısında.
Size böyle bir şey lazım. İstanbul da bir psikolog bulun üniversitede. Para kaygısı olmasın.
Bu tür testlere nasıl ulaşırsınız nasıl uygularsınız söylerler size. Kendinize de uygulayın. Çok şaşıracağınızdan bazı özelliklerinizi inkar edeceğinizden eminim.
Saygılar.