Size geçenlerde yazdığım bir yazıyı göndermek istiyorum.
Saygılarla.
Newton ve Kuantum Anlayışı
“Kainatta belirsiz olan, ortada olan, bulanık olan hiçbirşey yoktur” diye söyleyen Sir Isaac Newton, 1687 yılında yayınlanan “Principia” adlı kitabına şunları da eklemişti; “İnsanlığı, kainatın nasıl işlediğini öğrenmekten alıkoyacak hiçbirşey yoktur.”
18. yy’ın başından beri, modern dünyayı şekillendiren, anlayış ve kavrayış mekanizmalarını belirleyen, sosyal ve sayısal bilimler, edebiyat, sanat ve müzik klasik fiziğin kuralları doğrultusunda gelişmiştir. Klasik fiziğin kurallarının geçerli olduğu bir dünya ise doğrusal mantıkla işleyen, bir ya - ya da veya evet-hayır dünyasıdır. Olaylara ve fikirlere karşı sorduğu sorular, hep evet ve hayırla cevap verilecek türdendir. Klasik fizikte zaman ve mekan mutlaktır. Saptanmak istenmesi halinde zamanı ve mekanı aynı anda saptamak olasıdır. Parçaların gözlem, ölçüm ve deneyler sonucunda ortaya çıkacak birkaç sade, basit ve kesin kanunların “bütün’e” uygulanabileceğine, hatta bu kanunların “bütünü” kesin olarak açıklanabileceğine olan inanış sadece fizikte değil, birçok ilimde de şekillendirmeye gitmiş olmas, kesin ifadelerin yer aldığı, tek doğru ve tek yanlışların bulunduğu mekanize bir dünyaya kapı açmıştır. Anlama, kavrama ve alışkanlıklardaki bu şekillendirmeye birçok örnek vermek istenirse, aslında bize çok normal gelen, olmazsa olmaz gibi görünen fakat aslında değil kainatın işleme mantığına, insanı insan yapan değerlere bile ters düşen, üşüşmeyen çevremizdeki olayları ve fikirleri ele almak en doğrusu olur. Birbirlerine karşı olarak bulunan sol ve sağ kavramlar, ideolojiler klasik fiziğin siyasetteki tezahürleridir. Burada hem sağcı, hemde solcu olunamaz. Orta bulucu olmak mantığa ters düşer, kabul edilemez ve horgörülür. Edebiyattaki tezahürlerine ise yapıtlardaki kahramanlarda rastlamaktayız. Kahramanlarımız ya düzenbaz, hilekar, gaddar ve kötü kalplidir, ya da yardımsever, sevecen, iyi kalplidir. Hem hırsız, zalim, zengin, hem de cömert, yardımsever, iyikalpli bir kahramana rastlamak abest kaçar, hatta bu tür eserler edebiyat camiasında kabul bile bulamaz.
Işık, hem parçacık, hem de dalgacık serileri halinde hareket eder. Bu özelliği üzerine düşünen klasik fizik camiası, bunu kabullenemeyip bir bölümü parçacık halini, geri kalanları ise dalga halini kabul etmişlerdir. Kuantum fiziği ışığın her iki halde de görülebileceğine, görmek isteyenin isteğine göre görüneceğine inanır.