Ana içeriğe geç

Motivasyon

Mutlu musunuz?

BaşlatanAkın ArslanTarih13/04/2001 15:22:19Yorum103

İlk mesaj
Üye320 yazı
Merhaba,

Mutlu musunuz?
Evimi bir toplantı sonrası temizlemek için saatlerce çalışabiliyorsam, birçok arkadaşım var demektir.

Faturalarımı ödeyebiliyorsam, bir işim var demektir.

Pantolonum biraz sıkıyorsa, aç kalmıyorum demektir.

Gölgem beni izliyorsa, güneş ışığını görüyorum demektir.

Otobüsten indiğim yerden iş yerime kadar yolu uzun buluyorsam, yürüyebiliyorum demektir.
Hükümet hakkında eleştiri yapabiliyor ve bu eleştirileri başkalarından da duyuyorsam, konuşma özgürlüğümüz var demektir.

Otobüs beklerken yanımdaki adam anahtarlarıyla oynuyor ve bu sesten rahatsız oluyorsam, duyuyorum demektir.

Camları silmem, çatıyı onarmam gerekiyorsa, bir evim vardemektir.

Doğalgaz faturam yüklü geliyorsa, ısınıyorum demektir.

Yığınla ütülenecek ve yıkanacak çamaşırım varsa, yığınla giyeceğim var demektir.
Çalar saatim sabahın köründe çalıyorsa, yaşıyorum demektir.

Akşamları kendimi yorgun hissedebiliyorsam ve bacaklarım ağrıyorsa, o gün üretici olmuşum demektir.

Ve tüm bunların ayırdına varabiliyorsam mutluyum demektir.

Mutluluk Yüklemesi

Mutlu insanlar sevgi doludur. Etrafa mutluluk yayarlar. Can sıkıcı insanlar iyilik yapmaya zamanları olmadığını söylerler.

Mutluluk bulaşıcıdır.

Dünyaya bakış açımız, etrafımızdaki dünyayı şekillendirir.

Sadece görmek istediklerimize bakarsak, bahçedeki diğer çiçekleri kaçırabiliriz.
Hayatımıza istediğimiz kişileri sokup, istemediklerimizi sokmamakta özgürüz.

Bütün hayaller gerçekleşene kadar imkansız görünür.

Yerleşim Türkiye / İstanbulMeslek Danışmanlık
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
103 yorum
Üye64 yazı
Mutlu olup olmamak tamamıyla kişinin tercihi.Bakınız Roosevelt bu konuda ne diyor:
"İzniniz olmadıkça kimse size zarar veremez."Gandi ise:
"Biz kendi elimizle teslim etmedikçe,onlar özsaygımızı alamazlar."diyerek üzüntülerin ve mutsuzlukların kaynağının kişinin kendisi olduğunun üzerini vurguluyor.
Hiç kimse iznimiz olmadan bizi üzemez,şayet mutsuzsak bu kendi tercihimizdir.
Reaktif(tepkisel) kişiler çoğu zaman fiziksel çevrelerinden bile etkilenirler.Hava iyi ise onlar da kendilerini iyi hissederler.Hava iyi değilse, bu duygusal dünyalarına da yansır.Tutumlarını ve davranışlarını etkiler.
Proaktif insanlar ise havalarını birlikte taşıyabilirler.Yağmur yağmış,fırtına çıkmış onlar için fark etmez.Onları gerçek değerler etkiler...

Kendimizin mutsuz olmasına izin vermeyelim... Mutlu yarınlara...


levent

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Ö?renci
Üye320 yazı
Bence mutlu olmak demek her zaman polyanacılık yapmak demek değil.

Mutlu olmak demek hayatta her zaman bir anlam bulmak demek.

İşte bu tamamen sizin elinizde.

Bence bardağın yarısı dolu diyebilenlerin mutlu olmak ve mutlu etmek için çok sebepleri var....

Ya boş diyenler?

Onlar için bardak her zaman kusurludur...

AA


Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Üye64 yazı


İyi güzel de,bardağın yarısını dolu görmek

de polyannacılık değil mi?Değilse ne?Belki

şöyle açıklayabiliriz.Önemli olan bardağın

yarısını dolu olarak kabul ettikten

sonra,kalan yarısını da nasıl

dolduracağımızdır.Bence mesele burda.Ne

halimize şükredelim ,ne de bizim dışımızda

gelişen olaylara küfredelim.Her zaman daha

iyisini yapabileceğimizi düşünüp bu

doğrultuda hareket edersek mutlu bir yaşam

süreceğimizi düşünüyorum.

Saygılar...

levent

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Ö?renci
Üye320 yazı
Sanırım doğru yolu bulduk.

Mutluluğun özünde geleceğe yönelik bir umut var.

Yarınlarından umudunu kesmiş birisinin yaşamasının da gereği kalmamıştır.

Bir insan neden intihar eder?
Neden beklentisi olmayan topluluklar zon derece tehlikelidir?

Hayatı anlamlı kılan, yarınlara umutla bakmaktır.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Yazar997 yazı
çok hoşuma gitti

Happiness....

We convince ourselves that life will be better
after we get married, have a baby, then another. Then we're frustrated that the kids aren't old enough and we'll be more content when they are.

After that, we're frustrated that we have
teenagers to deal with. We'll certainly be happy when they're out of that stage.

We tell ourselves that our life will be complete when our spouse gets his or her act together, when we get a nicer car, are able to go on a nice vacation, when we retire.

The truth is, there's no better time to be happy than right now.

If not now, when?... Your life will always be filled with challenges.
It's best to admit this to yourself and decide to be happy anyway.

One of my favorite quotes comes from Alfred D. Souza. He said, "For a long time it had seemed to me that life was about to begin - real life. But there was always some obstacle in the way, something to be gotten through first, some unfinished business, time still to be served, or a debt to be paid. Then life would begin.

At last it dawned on me that these obstacles were my life." This perspective has helped me to see that there is no way to happiness.
Happiness is the way. So, treasure every moment that you have and treasure it more because you shared it with someone special, special enough to spend your time with.. and remember that time waits for no one.

So, stop waiting until you finish school, until you go back to school, until you lose ten pounds, until you gain ten pounds, until you have kids, until your kids leave the house, until you start work until you retire, until you get married, until you get divorced, until Friday night, until Sunday morning, until you get a new car or home, until your car or home is paid off, until spring, until summer, until fall, until winter, until you're off welfare, until the first or fifteenth, until your song comes on, until you've had a drink, until you've sobered up, until you die, until you're born again to decide that there is no better time than right now to be happy.

Happiness is a journey, not a destination.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Bilgisayar-Bili?im
Üye47 yazı
Merhaba,

Son cümle gerçekten çok hoşuma gitti:

"Happiness is a journey, not a destination!"

Hepinize mutluluklar!

İzzet

Yerleşim / Amsterdam
Üye1236 yazı
Mutlu olmak konusu üzerinde neden bu kadar durulduğunu ben pek anlayamıyorum. Bardağın yarısı boş ise diğer yarısı doludur. Bunu görmemek bence mutsuzluk hastalığından değil, gözlem-muhakeme-idrak zincirinin bozuk işlemesinden kaynaklanır. Bu diğer benzer örnekler için de geçelidir. Yürüyebilmek, aç kalmamak, ev sahibi olmak vs. vs...
Mutluluğun olması gereken, mutlaka içinde bulunulması gereken bir hal, bir durum olarak sunulması, insanların bu şekilde şartlanması asıl mutsuzluk kaynağı olarak karşımıza çıkıyor.
Değişim kaçınılmazdır. Engellemek mümkün değildir. Değişimi yönlendirmeye çalışmak, kendi hoşnut olacağımız şekilde gerçekleşmesini sağlamak için çaba harcamak veya hiç bir etkimizin olmadığı değişimlerden mutluluk sebebi bulmaya çalışmak boş, boş olduğu kadar da gereksiz, yorucu, seyreltici, mutsuz edici bir çabadır bence. Düşünün, bu gün mutlu olmak için tutunduğumuz sebepler yarın aynı şekilde devam edecek mi? Bırakın yarını bir anda ortadan kalktığı zaman devrilecek miyiz?

Bir başka açıdan baktığımız zaman mutluluğun motive edici değil, rahatlatıcı hatta duyarsızlaştırıcı etkisinin olduğunu görürüz. Mutluluk hormonlarının insanı nasıl etkilediği konusunda küçük çapta bir araştırma yaparsanız bu hal içinde olmak isteyeceğinizi pek sanmıyorum. Hele hele kendisi için zor hedefler belirlemiş bir insanın narkotik kullanmış biri gibi mutlu bir halde bu hedeflere nasıl ulaşacağını merak ederim doğrusu.
Hem acaba 'Büyük Adam' diye nitelendirdiğimiz insanların kaç tanesi mutlu bir hal içindeyken o büyük başarılara imza atmış!

Şimdi bu noktada mutlu olmak için çaba harcamayın hatta mutlu olmayın derken mutsuz ve olumsuz olun manası çıkmasın sakın. Mutluluk insan kimyasında nasıl olumsuz etkiler yapıyorsa mutsuzluk veya üzüntü de hemen hemen aynı etkileri yapıyor. Yani her ikisi de zararlı. Ancak çok küçük dozlarda kullanıldığı zaman hayatımızın dengeli ve düzenli olmasını sağlayabiliriz. Mutluluğu veya motive edeceğini düşündüğümüz diğer etkenleri bir zamanlar vitaminler faydalıdır düşüncesiyle dengesizce alan ve sayısız zararını gören insanlar gibi kullanmayalım.

Mutlu olmak için veya üzülmek için sebepler aramayalım. Mutlu olmayalım ama mutsuz da olmayalım.

Hayat, canlı oluğumuz sürece yaşamaya mahküm olduğumuz bir mecburiyettir. Hayatı oluşturan her unsurdan dengeli ve dozu aşmayacak şekilde kullanalım. Her fazla mutluluktan, üzüntüden, neşeden, sevinçten, kibarlıktan, kabalıktan, iyilikten, kötülükten ve saymadığımız diğer tüm hallerden (aşk hariç) korunmaya çalışalım. Dengeli bir hayat yaşadığımız zaman kendimizi belki 'ot' gibi hissedeceğimizi düşünebiliriz ama tüm başarıların ve doğrulukların 'DENGE' unsurunda olduğunu aklımızdan çıkarmayalım.


Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Üye47 yazı
Merhaba,

Kenan'ın 'denge' vurgusunu önemsiyorum. Geleneksel İslam literatüründe vurgulanan 'Sırat-ı Müstakim' yaklaşımıyla da örtüştüğü düşüncesindeyim.

Herkese mutluluklar, 'dengeli' mutluluklar dilerim.

Selamlar,

İzzet

Yerleşim / Amsterdam
Üye320 yazı
Bence mutlu olmanın yolarını aramak çok ciddi ve önemli bir konu. Hafife almak, hayatı hafife almaya benziyor.

Denge yaklaşımı ise oldukça güzel. Peki "denge"den neyi kasdedi
yorsunuz?

Acaba buradaki "denge" "kontrol" ile ilişkili mi?

"Duygularımı kontrol edebilirim" dediğimde "gerekirse baskı altında tutabilirim" mi demek istiyorum?

AA


Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Üye1236 yazı
"Happiness is a journey, not a destination!"

Su iyidir. Susayınca içeriz. Fakat sürekli su içmeyiz.

Hava önemlidir. Nefes alırız. Fakat sürekli nefes alma halini yaşayamayız. Ciğerlerimize çektiğimiz havayı hemen ardından geri veririz.

Yemek, uyumak, konuşmak(ifade etmek), barınmak, giyinmek, temizlenmek vs. bunların hepsi temel ihtiyaçlarımızdan olmasına rağmen sürekli bu hal içinde bulunamayız. Bunları, yeri ve zamanı geldiğinde ihtiyacımızın içeriğine ve ortaya çıkış biçimine göre yerine getiririz. Fakat hepsinde bir ölçü mevcuttur. Bütün bunlarda Ölçüleri nasıl ayarlıyorsak ve ölçü kaçırıldığında mutlaka bir arıza nasıl meydana geliyorsa, hayatın diğer unsurları diye bahsettiğimiz konulardaki denge de işte bu ölçü meselesidir. İsteyen kontrol der isteyen başka bir şey.

En basit şekliyle mutluluk temel ihtiyaçlarımızın karşılanması ile oluşur. Bu açıdan baktığımız zaman Mutluluğun tek başına mevcut olmadığını bir durum karşısında ve duruma bağlı oluştuğunu görürüz. Bu mantıkla düşündüğümüzde ve mutlu olmak hedef olduğu taktirde ya mutluluğa sebep olaylara bağımlı yaşamaya başlarız ya da var olan olayların bizde mutluluk oluşturması için çaba harcarız. Birinci durumda yani mutlu olmak için olayları yönlendirme çabası eğer 'Hayatın asıl sebebi' (hayatı ciddiye almak) gibi görülüyorsa ortaya çıkan yapı sadece kendi mutluluğu için çaba harcayan bencil bir yapı ortaya çıkartır.
İkinci durumda ise yani olaylardan mutluluk payı çıkarma meselesi gözlem-yorum-anlama diye bahsettiğimiz hayati zincirin bozulmasına yanlış gözlem-yanlş yorum-yanlış anlama zincirine dönüşmesine sebep olur.

Dikkat edersek her iki durumda mutluluk merkezli hareket ettiğimiz taktirde ortaya çıkıyor.

İnsanlar ya mutludur ya da mutsuz diye bir kural yoktur. insanlar bilgisayar değildir. İnsanların tüm canlılardan, bilgisayarlardan ve yapay zekadan üstün ve farklı taraflarndan biri de "UMURSAMAMAK" tır. Mutluluğu umursamayın. Böylece hiç bir zaman mutsuz da olmazsınız.
Son olarak söylemek istediğim; Mutluluk hiçbir şeydir. Önemli değildir. Mutlu olmaya çalışmayın. Çaba harcamadığınız halde mutlu oluyorsanız eğer umursamayın nasılsa çabucak geçer.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Üye320 yazı
Merhaba,

Özellikle bu güzel ve anlamlı deneme için Kenan'ı tebrik etmek isterim.

Sanırım benim mutluluk anlayışımız bir noktada ayrılıyor.

"Su iyidir. Susayınca içeriz. Fakat sürekli su içmeyiz." diyorsunuz.

Kuşkusuz su iyidir ve sizin de belirtdiğiniz gibi susayınca içeriz. Sürekli su içmediğimiz de doğrudur.

Peki susadınız ve su yok. Ne yaparsınız? Ne kadar vaziyeti idare edebilirsiniz? Kuşkusuz arabanızı satmak zorunda kalsanız uzun bir süre idare edebilirsiniz.

Susuz ne kadar idare edebilirsiniz?
Peki bir çöldesiniz ve su alabileceğiniz hiçbir yer olmadığı gibi bulma umudunuz da yok.

Ne yaparsınız?


Bence ya çaresizlikten ölür ya o sonu bekleyemediğiniz için akli dengenizi yitirir ya da intihar edersiniz.

Kısacası bence mutluluk su kadar hava kadar önemli ve vazgeçilemezdir.

AKIN ARSLAN







Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Yazar997 yazı
Akın bey'e mutluluğu aramak gerektiği konuunda katılıyorum.

Ancak benim mutluluktan anladığım biraz farklı. Mikhael Chieksenmihaly( muhtemelen yanlış yazdım :)) )'nin yazdığı "Finding Flow" adlı bir kitabı okumuştum, gerçekten de en beğendiğim kitaplardan.

Burada yazar, hayatta elde edilebilecek mutluluğun "Finding Flow" sonucu olabileceğini söylüyor ve istatistikler "case studies" vs. ile bunu açıklıyor.

Kenan bey'e katıldığım nokta mutluluğun modern dünyada metalaştırlıması ile ilgili. Televizyonda gördüğümüz gülen,kahkalar atan,mutlu insan tipleri ister istemez bizim kafamızdaki mutluluk tipini de maddi br gösterge biçimine çeviriyor.

Sonuç olarak,bana göre mutluluk bir denge bulmaktır.

Herkese mutluluklar...
:):)

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Bilgisayar-Bili?im
Üye1236 yazı
Mutluluk basit bir yanılsamadır.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Üye32 yazı
Merhaba,

Bu sayfayı okumaya başlayınca, ilk olarak mutluluk için yazılmış hoş bir yazı diye düşündüm. Ancak okumaya devam ettikçe, sanki bir doktora tezinin ortasına düşmüş gibi hissettim kendimi.
Meğer insanlar, mutluluk konusunda ne kadar duyarlı ve de, ne kadar dolu imişler.
Ancak mutluluğun yazıldığı gibi, yaşanırken bu şekilde tahlil edildiğini de sanmıyorum.
Ben sizleri mutluluk konusunda daha fazla sıkmak istemiyorum. Bununla ilgili söylemek istediğim birkaç söz var sadece.

Yukarıdaki yazılarda, mutluluğu; kimi bir kimya formülü gibi, kimi bir oyun, kimi bir şartlanma olarak tanımlamış.

Aslında bunların hepsi doğru, fakat biraz kafa karıştırıyor. Bu sayfayı okuyan bir kişi "mutluluk labirentinin" içinde sanırım kaybolur.

Tanımların hepsi doğru diyorum çünkü; mutluluğu gerçekten çok farklı algılayan insanlar mevcut, yaşadığımız bu yerkürede.

Son Söz: Tatminsiz bir insan asla mutlu olamaz.

Boon

Yerleşim / YstanbulMeslek Gazeteci
Üye1236 yazı
Tatmin duygusu, gelişimin önündeki en büyük engeldir.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Üye320 yazı
İnsanlar eğer elindeki le tatmin olabilseydi, medeniyetteki gelişme bu kadar hızlı olamazdı.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Üye32 yazı
Medeniyet sizce nedir. Teknoloji mi, yoksa daha insancıl veya çağdaş olmak mı, yoksa...

Sayın Arslan, tatminsizlikle medeniyetin geldiği noktayı birbiriyle paralel görüyor.

Ben bu fikre katılmıyorum.

Arslan'ın sözüne ettiği medeniyet, teknoloji ise;

Teknolojiyle gelen tehlike bilim adamları tarafından da kabul edilmiş bir gerçektir.
Günümüz insanı tatminsizliği sonucu dünyayı yok etme boyutuna gelmiştir.
Dünyada doğal ve ekolojik denge altüst olmuş birçok hayvan ve bitki türü yok olmuştur.

İnsanlar bunu hayatta kalmak için değil sadece ve sadece maddi tatmin için yapmaktalar.

İnsanlar her dönem teknolojiyi birbirlerini yok etmek için kullandıkları bir gerçektir.

Günümüz medeni (!) dünyasında, hala açlıktan ölen insanlar var ise ve hala insanlar sokaklarda, köprü altlarında yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlarsa, kırmızı ışıkta duran araçların arasında minicik çocuklar mendil satmaya devam ediyorlarsa...

Ve birileri bu tabloyu, gökdelenin bilmem kaçıncı katından, elinde viskisiyle duyarsızca seyrediyorsa....

Ben medeniyet istemiyorum.



Boon

Yerleşim / YstanbulMeslek Gazeteci
Yazar997 yazı
Haşmet Babaoğlu'nun 18.04.2001 tarihli Sabah'taki yazısı:

Alıntı Yapılan Metin:
Sevgililer boğar, arkadaşlar açar

Dün nerede kalmıştık?..

Aşkın yeni moda "acıları"ndan söz ederek lafı çağın gözde kavramına getirmiştim, değil mi?
Çağın gözde kavramı; "iyi vakit geçirmek!"
Bu rastgele bir deyim değil; gençler anlamını gayet iyi biliyor: Mutluluk, güven içinde olmak, özlemek... Bunlar başka, "iyi vakit geçirmek" bambaşka!
Mutluluk arayınca mutsuz oluyorsun çünkü...
Çünkü güven içinde olmayı arayınca, sorumluluk ve yükümlülükler de peşi sıra geliveriyor.
Ve özlemek, çok özlemek aynı zamanda hayatın "gerçeklerine" bir türlü uymayan garip bir teslimiyet ve acı demek...
O zaman, en iyisi "iyi vakit geçirmek" diyorlar.
Ya da "maksat kafalar iyi olsun" durumu...


Not: Yazının devamı konu ile ilgili olmadığından eklemedim.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Bilgisayar-Bili?im
Üye320 yazı
Merhaba,

Şu taşlamalara cevap vereyim dedim. Bu konunun bu kadar hit olabileceğini doğrusu pek düşünmüyordum ama çok "dolu" olduğumuzu fark ettim.

Bir insan olarak yaşadığımız toplumda yeterince önemli olmadığımızı hissetmek sanırım bu duyguları daha da pekiştiriyor.

Öyle ki bir süre sonra bazı kavramlarımızı ancak paradigmalarımızın müsade ettiği açıdan sorgular hale geliyoruz.

Örneğin "MEDENİYET".

Nedir "MEDENİYET?"
Sözlüklerde “Medeniyet: Adaletseverlik, insanca iyi ve ferah yaşayış, şehirlilik, yaşayışta içtimâî münasebetlerde, ilim ve fen ve san’atta tekâmül etmiş cemiyetlerin hâli”. olarak tanımlanmaktadır.

Neden biz sadece "teknolojik yeniliği" anlıyoruz?

"Medenileşmek" dediğimizde yukarıdaki herşeyi anlamalıyız.

Bana sorarsanız medeniyet:

"İnsanca yaşamaktır." (Zamanın gerektirdiği en iyi şartlarda yaşamaktır.)


Ve tabiki; mutlu olmak ve mutlu etmektir. :)

AKIN ARSLAN

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Üye32 yazı
Mutlukla başlayan kısır döngüye doğru;

Sayın Arslan'a;

Medeniyetin; lugatlarda geçen açıklamalarını tabii dir ki, biliyoruz.

Ancak Sayın Arslan beni sanırım, yanlış anladı. "Kendisinin medeniyet olarak tanımladığı, şayet teknoloji ise" diye belirtmiştim"

Şimdi medeniyet olarak kastetdiği şeyin ne olduğunu kendi yazısından daha iyi anlıyoruz.

Medeniyeti: "Adaletseverlik, insanca iyi ve ferah yaşayış, şehirlilik, yaşayışta içtimâî münasebetlerde, ilim ve fen ve san’atta tekâmül etmiş cemiyetlerin hâli”. olarak sözlüklerde tanımlandığını söylüyor.

Sayın Arslan'nın medeniyet olarak ele aldığı bu tanım, tatminsizliğin günümüze kadar ulaştığı boyut oluyor.

Yani insanlar tatminsizlikleri sonucu Sayın Arslan'a göre medeniyetin bugünkü seviyesine ulaştılar.

Sözlük anlamıyla medeniyet;
"Adaletseverlik, insanca iyi ve ferah yaşayış, şehirlilik, yaşayışta içtimâî münasebetlerde, ilim ve fen ve san’atta tekâmül etmiş cemiyetlerin hâli"

Şimdi forum üyelerine ve ziyaretçilerine soruyorum: "Dünyanın ve özellikle Türkiye'nin içinde bulunduğu durum, yukarıdaki tanıma ne kadar uyuyor."

İşte insanların tatminsizlikleriyle ulaştığı medeniyetin sonuçları.



Boon

Yerleşim / YstanbulMeslek Gazeteci
Yazar997 yazı
Konunun tamamen başka br yere gittiğini görüyorum. aarslan ilk mesajında herşeye, her türlü soruna rağmen insanların nasıl da mutlu olacağından bahsediyor arkadaşlar.

mutluluk "denge"yi bulmaktır.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Bilgisayar-Bili?im
Üye32 yazı
İsmail Kırtıllı çok haklı bu konuyu yeterince iğdiş ettik zaten.

Artık bu konuyu kapatmalıyız diye düşünüyorum.

Boon

Yerleşim / YstanbulMeslek Gazeteci
Üye320 yazı
Merhaba,

Bence bu konu forumun şimdiye kadarki en başarılı tartışmasıydı. Ortaya orijinal fikirler çıktı ve sonunda sanırım uzlaştık. Eğer birleri organize ederse yazılanlar derlenip çok güzel bir yazıya dönüştürülebilir.

İsmini de şöyle koyabiliriz: "Mutluluk Üzerine Bir Deneme..."

Herkese katıldığı için teşekkür ederim.

AKIN ARSLAN

Bu konuyu kapatmadan bir öneri:

"Korku" yu tartışmaya ne dersiniz?


Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Üye32 yazı
Sayın aarslan forumun "mutluluk" konu başlığı altında toplanan yazılardan memnuniyetle sözetmesi ve forumun amacına ulaştığını söylemesi çok güzel. Ben de kendisine katılıyorum.

Yeni konu için ise (korku) eyvah!!! (Yine başlıyoruz) diyorum.

Not: Şaka şaka

70'i bulan üyelerimizin bu konulara daha fazla ilgi göstermesini ve katılımın fazla olmasını temenni ediyorum.

Rasgele.....

Yerleşim / YstanbulMeslek Gazeteci
Üye47 yazı
"Korku"ya ne zaman basliyoruz?

Yerleşim / Amsterdam
Üye320 yazı
Merhaba,

Bizimle mutluluğu paylaşan ve tartışan, tartışmalara katılan ve izleyen herkesi "korkularımızı yenmek" için "korku"ya bekliyor.

Gelin şu "korku"nun anatomisini ve yapabiliyorsak kimyasını çıkaralım. "korku"yu tartışmaktan korkmayalım.

Aslında bir başlangıç olarak bence herkes kendisini "korku"nun onun için neyi ifade ettiği konusunda önceden hazırlamasının faydası olacaktır.

Siz de bilinmeyenden korkuyor musunuz?

Öyleyse bilinen yapmak için katkıda bulunun...

AKIN ARSLAN

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Üye47 yazı
Herkese selam,

Madem "korku" bahsini aciyoruz, muzakereye neden hala "mutluluk" basligi altinda devam ediyoruz?

Saygilar,

Izzet

Yerleşim / Amsterdam