Merhaba,
Türkiye'de yaşadığımız problemleri çözebilecek entellektüel sermayenin mevcut olduğuna inananlardan birisiyim.
Bizim temel problemimiz; problemlere yaklaşım tarzımızda.
Esas problemin kendimiz dışında olduğunu düşündüğümüz sürece hiç bir problemi çözemeyeceğinin kanıtı yakın geçmişimizdir. Herkes kendisi dışındaki herşeyi değiştirmeye kalktı, tabi ki sonuç tam bir fiyasko...
Düşünebiliyor musunuz? ABD Kamuda Yeniden Yapılanmaya gittiği iki Clinton- Al Gore Hükümeti zamanında (1993-2001) kamuyu her yönden küçülterek %40 seviyesinde küçüldü. Kamu harcamaları 1960'lı yıllardaki seviyesine geriledi... Aynı dönemde bizim Kamu %30 büyüdü. O kadar çok örnek var ki!. İlgilenenler için bu konuda yapılanların anlattıkları aşağıdaki site yeterince doyurucu bilgilerle doludur.
http://govinfo.library.unt.edu/npr/index.htmBu site bir icraatın içinden sitesidir. Eğer Türkiye'de olsaydı, bir kere hala yayında olamazdı. Çünkü biz hep enkaz devralır, kötüler ve enkaz teslim ederiz!... Geçmişi hatırlatan herşeyi sileriz.
Aslında kamuda küçülme ile halkın beklentilerine o kadar güzel yanıt verdiler ki, 1994'te %25 sevilerinde olan hükümetlere güveni, %65 sevilerine çıkarabildiler.
Birçok kamu arazisi, binası, araçları özel şirketlere devredildi. Bunu yapan kim: ABD.
Başka yapanlar yok mu? Bir dolu var. Uç örnekler vereyim; Yeni Zelanda, Avustralya, Singapur, İsveç hatta katı bir devletçi olan Fransa ve İngiltere...
Biz neden yapamıyoruz? Sıklıkla ifade ettiğimiz gibi yönetenler yüzünden mi? Tabi ki hayır, buna kargalar bile güler. Sorumlu kim? Ev hanımı Ayşe Hanım mı, yoksa çiftçi Abdullah Bey mi, ya bankacı Temel Bey'e, millet vekili Mesut Bey'e ne dersiniz?
***Hepimiz sorumluyuz. bu ülkede geçmişte yaşamış, hala yaşamakta olan herkes sorumlu. şimdi samimi olalım; şahsi menfaatlerimiz sözkonusu olduğunda, ya da yakınlarımız için prensipleri birden bir kenara atmıyor muyuz? Kendimize çok da güzel bir savunma mekanizması icat etmişiz: "Herkes yapıyor, ben yapmazsam enayi duruma düşerim!.."
Mevcut paradigmalarımız içinde, iyi bir vekil ya da bakan ne demek?
Bence bu sorulara çok iyi cevap bulmalı, niyetimizi saflaştırarak yarınlara yeniden farklı bir şekilde bakabilmeli ve geleceğimizi yeniden yazmalıyız.
Zihinde başka bir sonuçla yola çıkmalıyız.
İkinci aşama mevcut durum analizidir. Bunu yapmadan bilimsel anlamda problem çözme süreci hiçbir zaman başlamayacak, diğer bir tabirle eğer başlarsa yalanlar üzerine kurulucaktır.
Biz nufus sayımında dünyaya rezil olan bir ülkeyiz. Hizmet vermesi gereken kamu organlarının özerk olamaması ve kendi ayakları üzerinde duramaması sonucu, tabirimi maruz görün "a***" bir kamu durumu ile karşı karşıyayız. Kelle başına bağlanan devlet desteği yüzünden nüfus saymayı bile beceremedik. Boşa giden trilyonların hesabı kime soruldu. Bu işi beceremeyen kurumlar kapatıldı mı? HAYIR. DİE düzeltmelerle ve tahminlerle nufus açıkladı, peki boşa giden trilyonları devlet birlerinden tahsil etti mi? Ya 21nci yüzyılda evlerinde hapsedilen insanların onuru iade edildi mi? HAYIR.
Yeni kurumlar kurarak eskilerini tamamen kapatmalıyız. Yamalarla bu işin olamayacağını artık görmemiz gerekiyor.
Kamudaki inşaat manyaklığına bir son vermek zorundayız. Koltuğuna sığamayan bir toplum haline geldik. Sistemle uğraşmak zor ama bir üstünüz geldiğinde; "yeni hizmet binamız, laboratuarımız v.b." demek o kadar kolay ki. Gezen için de kolay çünkü inşaata bakmak yeni bir bilgi gerektirmiyor!.. Hatta yorum bile yapabiliyor!..."Bu karoları daha açık seçebilirdiniz." Ne kadar önmeli bir ger besleme değil mi?!
Bizi çöküşe ***üren bu pragmatik saadet zinciri zihinlerimiz karartmış.
Uyanmalı, mevcut durum analizi yapıp, konularına göre çözüm üretebilecek herkesi biraraya toplamalı, think tank'lar kurarak, toplumsal bir uzlaşma ile uzunvadeli stratejik yönetim icra etmeliyiz.
Bizim bu işi yapmak için liderlere değil, herkesi birarada tutacak bir platforma ve koordinatörlere ihtiyacımız var.
Ve biz hazırız, bütün bilgi birikimimiz, tecrübemiz, duygularımız, beklentilerimiz, hayallerimiz, yapmak istediklerimiz ile hazırız.
Eğer hazır olmasaydık, zaten ülkemizde hizmet etmek için ısrar etmezdik. Ben böyle binlerin olduğunu düşüyorum. Zemin hazırlanırsa herkes koşacaktır. Liderlik yaklaşımları ise kişisel menfaatler dünyasını yarattığından böyle bir platforma hiçbir zaman ev sahipliği yapamayacaktır.