İKİNCİDEN İLK ve SON..
iki yıl önce küçük bir esintiyle çıkmıştım ayaz tepeye
yalnızlık ve sessizliğin farkını anlamamıştım
dolaşıp duruyordum var mı boş masa
hiç dolmayan bardakları olan bir masa
dününden kurtulmuş
ama dününe bağlanmış sanki
yavaş yavaş azalırken dakikalar
tanyeri ağarmaya başlarken bir gece
açıp kolllarımı kucak dolusu yalnızlığıma
belimden kimse tutmadan
atlamaya yeltendim
güçlüydü rüzgar
değiştirdikçe değiştirdi yönünü
bir türlü düşemedim yere
güçlüydü rüzgar sağlamdı
ne istediğini bilen bir rüzgar çıkmıştı
kollarımı açtım kucak dolusu yalnızlığıma
vardın sen yüzüme vuran ılık rüzgarda
bu kadar dokunmamıştı kimse yalnızlığıma
bu kadar paralel gelmemişti ki
paralellik de yalnızlığı doğurur
sol şerite geçmişken bir kalp
kollarımı açtım kucak dolusu yalnızlığıma
güneşimde balçık vvarken
hazırladım bavulumu
küçük bahçede kalan çimen oldum
bulutunu bulmuştu yağmur damlası hissetmiştim
açtım kollarımı kucak dolusu yalnızlığımaa
dün gece tanyeri ağarırken çıktım yola
elimde sadece onların attığı kürek ver
akıntıda bir ben..
yolum uzun..
açtım kollarımı kucak dolusu yalnızlığıma
yoksun sen artık esen rüzgarlarda
yokum ben artık esen rüzgarlarda
elvedasız bir gidiş
hiç yabancı kalmayacak bir güçlü rüzgar bıraktım ardımda
kucak dolusu yalnızlığı olmayan
sadece küçük bir damla yadigar rüzgara
mutluluklar dileklerim bolca...
................................................
Düşlerim Gerçek Gerçeğim Yalan...