Konu yayın tarihi yukarıda gösterilir. Tarih bilgisi, içeriğin bugün de geçerli olduğunu göstermez.
Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.
gecenin kör karanlığında uyandım toprak kokusuyla,, çimlere basarak indim düşlerimin vadisine. kana kana su içtim umut ırmağımdan.. tek tek kokladım sevda lalelerimi.. esen tutku rüzgarıyla dagıldı saclarım kan canaklarıma.. yagdı al al göz yasım birden umut ırmagıma.. körebe misali aradım saray patı sümbüllerimi.. aradım kostum acı cayırlarında cam kesikleri ayaklarımda.. rüya sehrinin eski tahta kapısını ittim var gücümle araladım.. buldum sandım ..sandım.. .sandıgım eski ayagı kırık bir sandalye.. sandıgım aglar içinde bir köşe.. sandıgım meger karanlık vadinin maskeli prensi.. sandıgım inci beyazım meger siyah gümüş...
Gitmek ruhen sürüklenmek... baktığımı gördüm yansımada.. yansıttım buldum aynı anlamda
Beyaz güvercinler Uzanıp da sere serpe Eski Turuncu çatıya Seyredalmak yıldızları Kırbaç gibi vuran Rüzgara Bırakmak birkaç yağmur damlası Sonrasında Demlenip Güneş ışığında Bulmak-kaybetmek arsı Kısa yolda İnanma ihtiyacı olmadan Sadece acı..
yükünü sırtına vurmuş gitmişse, geride kirlenmişliği bırakmışsa namus! üç kuruşa satılmışsa bir umut peşinde neye yarar geride kalmış ruhsuz! ne eski yenisi gibi olur ne yenisi eskisi gibi toplamak zor taşları üç kuruşa satılmışsa namus.
Bunuda her şeyin altına yapıştırmıycaksan eğer, sen her şeyden süpersin! fikirlerin , yazıların tekrar etmediğinde çok değerli bin parçaya bölünüp tekrar edilmemişse eğer, Her zaman fikirlerinleyiz, aydınlık Türkiye için
Sen yanmazsan Ben yanmazsam Nasıl çıkar Karanlıklar Aydınlığa demiş teşekkürler Hakan..sana katılıyorum.. bu söz gibi.. herkes hakettiği gibi yaşar.. eninde sonunda hakettiğini alır..
İnsan, insan gibi yaşamayı hakeder, özgürce emeğini alarak, devletine sahip çıkarak, devleti de ona sahip çıkarak, insan doğumda ya da açlıktan ölmemeli, ya da hastane kösşesinde sürünerek! insan okuyabilmeli okuyamazsa bu fırsatsızlıktan olmamalı, ektiğini satabilmeli emek vermişse biçebilmeli. sokakta birililerinin kapkaçına mağdur olabilmemeli polisine güvenmişse eğer beş parasız yaşamamalı çalışabilmeli insan hakediyorsa ve başarılıysa kimse önemsememeli ensesinin kıllılığını vatanını yönetenleri seçebilmeli, seçtiğini bilebilmeli. ve insan vatan dediği toprağı koruyabilmeli uğruna ataları şehit olmuşsa eğer
İzlediğim öncekileri gibi neye el atarsa eriten tüm sevgi damlalarını kurutan sevgi saydamlığı anlamından aciz sadece hercai vericileri faili meçhul cinayetlerin tek zanlısını mesken tutan hastalıklı bir cansın sen zorun yanında kolayın da var eskimeye çökmeye bir son ver... şarkıdaki gibi kelimeler yetse daha neler neler.. ayrı ayrı hepsiyle dans edecektim biraz sohbet ederek çözmeyi deneyecektim neden böyle olmuşuz nerelerde kaybolmuşuz aklımdaki soruların hepsini soracaktım....
Beyaz Sessiz bir gece başlıyor Penceremin karşısında Yapraklarını döken bir ağaç Duyuyorum Sokakta zamane şövalyeleri Ve gökyüzü bürünüyor turuncu rengine Kandırılmaya 1 kala Döküldü siyah incilerin Adım atacak Beyaz sandığım Siyah sularında yüzmeye soyunurken Açıldı kalbimin perdesi Eridin ışıkların altında Keskin bir sabah başlıyor Penceremin karşısında Yapraksız bir ağaç Hissediyorum Gökyüzümde gri bulutlar Fırtınaya işaret…
Bizimki Dağlanmış bir gençlik Kanayan bir yaşam Ve kelepçeli özgürlük sanılan Bir yerlerde Herkesin dilinde bir öykü Ben ruhumu örtecek Gecenin kör karanlığının cümlelerini arıyorum Kalın bir kitap olsun Ve Yabancılaşmaktan korkuyorum Yollarıma Tek cümlelik bir hayat hikayesiyle Ezbere almaya çalışan bir adam Ve İçimde kana kana bir özlem Kaldırımlara dudak izi bırakmak…
Histerikli son bahar gecelerim yabancılastırılmama isteğim kanatan milyonlarca hatanın dışında kalmış umutlarım ve her geçen saniye uzakta kalan kızıl çizgi bu evde alamadığım sümbül kokuları bıkmadan kemanımla nağmelerle bürüdüğüm yalnızlık dostu saatlerim sendin maskeli prensi çocukluğumun duru kalbi sokağa çıkma yasaklarında küçük bir kızdım sokakları ıslıklarıyla dinleten uyuşmamış zihniyet özlemim sümbül kokusu özlemim hataların arasında değer küçücük mutluluğuma kavuşamama kavşaklarım.....
kavuşamadığım özgürlüğüm değerini bilip gelemedim ya en çok ona yanarım beni benden edemedim ya en çok ona kanarım şu zindanın dışında olan umudum bir sana güvenemedim ya ondan zırlarım incinmişcesine dünyaya küstüğüm kaderim mutsuzluğumu bile sana malettim hep bir suçlu aradım hep senden bildim ya ona yanarım göremediğim cephem ve kıramadığım fanusum kimsesiz bıraktığım annem bir tek senin kıymetini bilemedim ya ona ağlarım.
Alamıyorum gözlerimi yağmur yüklü sokaklardan tek bir damla olmak var bulutlarda gözümde ince bir yağmur var tarasın saçlarımı da yağmurlar ve olayım sonbaharda asi keskin bir rüzgar sokak sadece bir hayal içimde yağmur yollarım var şimdi köprübaşı sokaklarında çocukluğumdaki ağaç Ey yağmur bulut rüzgar beni de yanına al...
Yanıp sönen göz kırpan yıldızlar gibi ah bu hatıralar senin gözlerin gibi ağlayan bulutlar gerçekçiliğin isli camları ardına saklanan yitik yüzlü adam zaman ilerliyor uzanan bir dal tutulmayı bekliyor sadece tek bir hareket bir nefes al zor değil inanınca kahverengi çukurlar hatırladım ama biri demişti benden çok var.......
Ayrımlar sağ şerit sol şerit yuvarlak dünya aynı yol aynı son başlangıç asıl sorular cevapsız olurmuşş yanıp sönen zihniyet olmadan siyah beyaz olmadan güzel çirkin yok tek bir sözcük sadece toprak bulut arası bilahareler olmadan...
Korkma bebeğim bu yolların sonu aynı..çok yukarlarda biriymişş beni aldıı..:( sorguların çıkar kendi cevapların çarp böl çıkar topla geride sen kalırsın kendin ol sonsuz ol soru o olsunn cevap sadece sende olsunnn.. ve yeni bir beste yap sadece senin olsun..
Gri sabahların içinde Ukde kalan Bir ufak ışığın namesi Sümbül kokuları Kurşuni kalemimin ise Sarı sabahlardaki yağmur damlası Artık karalamak istemediğim Karalanmaktan kurtulamayan Kabus yazılmaya mahkum olan sen Olmasın Sümbül kokulu kabuslar Ağır gelince Turuncu gemide sarsıntılar başlar Ziller çalar Kamaralar siyah su alır Git gide derinleşen Koyu mavi yalnızlıkta Farkındalıkları boyu aşar Ve kendi açıklarında batar..
Bu beyaz yağmurda ıslanmak başka haykırış olan gidenin ardından yalvarış olan yazılmaktan vazgeçilmeyen dönler,,yağmurlar,,kaldırımlar,,turuncu gemi,, Her geçen dakika azalır Bu yol aslında sana sevdalı kendi öz suyuna mutlu olmak istercesine yol uzayıp gider her şey formülden ibaret ekle anına birkaç tane yol da yine sen yine dönmelerle gitmelerle kalmalarla sen..
Ahh Şöylee en sıkısından bir şimşek çaksa da hersey daha net görülebilse..üzücü olacaksa da acı verecekse de kendimden!! nefret etmemi!! sağlayacaksa da şu şimşek çaksın artık.. :)
Gözümde damlalarla düşüp bulutlardan yağmurlarla devirdim 22yılı bir gecede artık uzun gecelerde yazmak anlamaya anlamsızlaştırmaya çalışmak kendimce tat vermiyor.. düşünmenin sonu yok karalanmış sayfaları silmek istiyor poh poh perisi gitmek istiyor uzun uzun yemen türküsü söylemek ayaz tepelerde uzanıp gökyüzünü seyretmek istiyor alçak basın ç yüksek basınç farkında ciğerleri patlarcasına nefes almak vermek kulakları kanarcasına çığlık atmak hatırlar denen müsvedde kağıtlarını bir bir yakıp ayaz tepede tıtrememk yalın ayak buz kesmek serin sularda yüzmek istiyor deli gibi kana kana koşmak uzaklaşmak kabullenmek herşeyi olduğu gibi tezatlıklarında can buluyor yine sabah oldu saatim çalıyor aşk acısı değil bu benimkisi bu kış masalında seni özledim anne....
Kazandıkça boşluk dolmadı Kaybettim Boşluk kara delik gibi Ayaz tepelere çıktıkça aslında dibe vurdum Seni seviyorum diyen Dudakları mühürledim Yok etme isteyişi vardı Sadece kendim için Kemanımla nagmelerle Soguk odamı ısıttım Bu ölü toprak kokusunun zamanla Yalnızlığın tabutuna saklanma umudunun Umutsuzluğunda Sadece birkaç yaprak Sarı olsun Kazandıkça boşluk dolmadı Kaybettim Tek tek yırttım hatıraları Bu dünyada ne yapılabilir ki Beklemek bulmak kaybetmek yitirmek Başka Olur ya da olmaz umudundan ötesi yok Kirlet ve yıkanan eller Hepsinde kendi izlerimiz var Kötü kadınlar kötü adamlar Adım adım yaklaşan kara gece Korku filmi kahramanları Bir türlü olunamayan temiz kalpler Çok uzak Ve özlenen ses Kazandıkça boşluk dolmadı Kaybettim Tek bir yumruk aslında Umarsız çıkan cümleler ağzımdan Sonuyok bası yitik nitelendirdin Bu sadece bir dönem Bir tek yağmur damlası Sel olurdu aslında Sen yağmayı bilemedin Ben durmadan siyah yağmurluk Giydim Niyet sırılsıklam olmak idi oysa Damlalarda yüzmek Olmayanmış derinlerinde.. Sana ithafen yazılacak Yüzlerce şiirim var şerefine gömülecek gözyaşlarım bir kalın kitap bir kara kalem bir yitik yüz.. Kazandıkça boşluk dolmadı Kaybettim
nerden geldim yolculuk nereye belki söyler o sorsan kadere..
Zaman zaman duraksayan Esasen sonsuza giden bir sorgu yumağı Gelmeler gitmeler Kalanlar kaldırımlar Sayıklanan farkılı heceler Penceremden duran sabah güvercinleri Musvette kagıtlarımda karaladıgım Aynı harfler Farklı isimler Zaman zaman duran Esasen hiç kabuk bağlamayan bir yara Gözyaşlarımla can bulan
Geçmişte kalan belkide yaşanmamış çocukluğum. Bitmesini hiç istemezdim. Çünkü biliyordum ki çocukluk bitince yaptığım herşeyden bir ömür boyu sorumlu olacaktım. Hep bu korkuyla belkide yaşanmamış çocukluk kalıyor anılarda. Ömrünün geri kalanı hep sorumluluk ve özlemle bitiyor. Hiç koynundan çıkmadığın anneni göremez oluyorsun. Sırtında sıcak bir el varken, yerini ark niyetli eller alıyor. Kırk türlü insanla tanışıp kırk bin kazık yiyorsun. Hergün ufacık şeylere ağlarken göz pınarların kuruyor ve boğazında düğümlenerek ağlayamıyorsun. Arada yaşlar süzülürken o kadar acı şeylere süzülüyorki sanki kan damlıyor. Ağlamaya bile utanıyorsun. O masum yüzünü her aynaya baktığında beğenirken sonraları üstünü iki kilo makyaj kaplıyor bir de maske takıyorsun. Tanrıya dua ederken oyuncaklar, gezmeler isterken yerini af dilemeler alıyor. Daha bir çok saçmalık hüzün üstüne hüzün geliyor, en kötüsü korkular başlıyor.
Nerden geldiğini bilmediğin rüzgar eser, İçini ısıtır bazen ılık ılıktır. Bazen ise ürpertir serin esiyordur çünkü! Rüzgar esene kadar tövbe edersin Ve yine bozarsın Rüzgara karşı gelemeyerek... Cesaret lazım rüzgarın önünde durmaya, En kolayı rüzgarla içiçe olmak. Rüzgara aşık olmaktır belkide! İyi geçinmek en az yoranı. Ilık ılık gelişi yokmu ilkten!! Ne kadar kolaydır çekip gitmesi, Şeytanla iş birliği yapmamışsa eğer. Sonrası işte cesaret ordadır, Rüzgar ateşi getirir. Yanından bile geçmemelisin!! Alev almamak çok zordur, Rüzgarla dost olduğu için. Sen asla ateşi cesaret saymamalısın! Çünkü yanmak en kolayı.
Sabah güvercinim anlık sandıgım Bulunan anlam cizgilerinde Gölgen bana kaçıyor sen yerınde say diyen cümlelerin farkındalıklarım boyumu astı farkındayım dev dalgalarında küçük çırayım bıraktım yagmurlarına kışlarıma inat gelen baharlarına inkarlarıma inat kattığın anlamlarına bıraktım umdugum mor menekşelere sen asırlık agacım bu sefer kendimi dallarında asmayacağım artık siyah yağmurluk giymeyeceğim yağmur damlalarıda derin sularında dünlerimi toplayan cöpcülere el sallayacagım cember ceviren cocuklara cocuklugumun hayali heybetli agacım sende gölgelenmeyecegim turuncu gemim üvey sevdalara iyi dileklerimle…
Cevabını beklemeden gittiler Dünde kalan fırtınanın bıraktıgı izler Dev dalgaların ***ürdügü dünler Vakit kaybetmeden hazırlanan bavullar İstemeden giyilen Buyuk gelen kötü cümleler Bir kelebek Rengarenk Suni yaşamaya çalıştığı binalar arasında gri bir kent Güneşi bekler durur Renklerinde yazılı anlamlar Sahip olduğu tek anlam Günlük gurur.
Güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli günler göre- -ceğiz... Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar, ışıklı maviliklere süre- -ceğiz... Açtık mıydı hele bir son vitesi, adedi devir. Motorun sesi. Uuuuuuuy! çocuklar kim bilir ne harikûlâdedir 160 kilometre giderken öpüşmesi...
Hani şimdi bize cumaları, pazarları çiçekli bahçeler vardır, yalnız cumaları yalnız pazarları.. Hani şimdi biz bir peri masalı dinler gibi seyrederiz ışıklı caddelerde mağazaları, hani bunlar 77 katlı yekpare camdan mağazalardır. Hani şimdi biz haykırırız Cevap: açılır kara kaplı kitap: zindan.. Kayış kapar kolumuzu kırılan kemik kan. Hani şimdi bizim soframıza haftada bir et gelir. Ve çocuklarımız işten eve sapsarı iskelet gelir.. Hani şimdi biz.. İnanın: güzel günler göreceğiz çocuklar güneşli günler göre- -ceğiz. Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar, ışıklı maviliklere süre- -ceğiz.....
Vazgeçilen rüyaların yokluğu Doğurdu buz mavisi gözlerinin soğukluğunu Yüzüme vuran kar tanelerinde anlık yasayan bir umut oldun ve eriyip giden bir gençlik yakın mı uzak mı belli olmayan istediğinde duyan bir adam bazen gamzede damla bazen bulutlarda karlı dağların ardında kahverengi yollarda çukurlarda sakin sokakların taslarında gören de bilen de yok ölüm sessizliğini anlayan yok duyan yok kalbimdeki har sen kar tanelerini sev ben bahar olmayı istiyorum
Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Gizlilik Prensiplerimiz