KUANTUM BİLGİSAYARI GERÇEK Mİ OLUYOR?
Kuantum bilgisayarı konusu şu sıralar epey tartışma konusu. Kuantum bilgisayarı gerçekleşirse bilgisayarların kapasitesinin milyonlarca kat artması ve olağanüstü bir devrim gerçekleşmesi söz konusu. Biz uyumaya devam edelim ama başkaları boş durmuyor. Einstein Kuantum fiziğine inanmıyordu ama Kuantum ile ilgili akıl almaz gelişmeler olmaya devam ediyor. Buradan soruyorum: Biz ne yapıyoruz, YÖK, Tübitak, Milli Eğitim Bu konuda ne yapıyor? Kuşkusuz gençlerimiz çalışıyor fakat bu gençler daha sonra yurt dışına gidiyor ve en büyük üzüntümüz de bu.
Neyse Kuantum ile ilgili bazı haberlere geçelim: Konuyla ilgili bazı haberler:
"Işınlama’ gerçek oldu Bilim adamları atomlararası özellik iletimini, 1 milimetreden kısa bir mesafede de olsa başardılar.
ASSOCIATED PRESS
17 Haziran 2004 — ‘Teleportasyon’ adı verilen bu yöntemle, atomlar, enerji, hareket, manyetik gibi kuantum özelliklerini birbirlerine aktarıyorlar. ‘Işınlama’ ya da atomlararası ‘kuantum aktarımı’nın başarılması, gelecekte üretimi öngörülen kuantum bilgisayarlarını mümkün kılacak. Son derece hızlı çalışacak olan kuantum bilgisayarlarının raflara çıkmasının 10 yıldan fazla sürmesi bekleniyor.
ABD’den National Institute of Standards and Technology öğretim üyesi David J. Wineland ve Avusturya’dan Innsbruck Üniversitesi’nden Rainer Blatt başkanlığındaki ekibin çalışması, atomların fiziksel özelliklerinin birbirleri arasında alışverişini sağlıyor.
Çalışma üzerine Nature dergisinde bir makale yayımlayan Dr. Wineland, aktarımın şimdilik sadece 1 milimetre’den küçük bir mesafe içinde yapılabildiğini, ancak gelecekte daha uzun mesafeler arasında da aktarım yapılabileceğini belirtti.
EŞLENEN ATOMLAR ÖZDEŞLEŞİYOR
Dr. Wineland ‘Kuantum aktarımı’ çalışmasını beril atomları arasında gerçekleştirdi. Avusturyalı ekip ise, aynı işlem için kalsiyum atomu kullandı. Her iki çalışmada da, bir atomun içinde bulundurduğu kuantum özellikleri diğer eş-atoma aktarıldı.
EİNSTEİN’I ‘KORKUTAN’ YÖNTEM
Bilim adamları, laboratuvar ortamında atomları birbirleri ile ‘entaglement’ denen, Albert Einstein’ın el yazmalarında “korkutucu” diye tarif ettiği, bir yöntemle eşliyorlar. Bu eşlemenin doğası gereği, bir atomun edindiği özelliği, ya da tam tersini, eş-atomu da otomatikman üstleniyor. Özelliklerin iletimi için, eş-atomlar arasındaki mesafe önem taşımıyor. Atomlar teorik olarak kilometrelerce uzakta olasalar dahi, özelliklerini ‘Kuantum aktarımı’ ile değiş tokuş edebiliyorlar.
Işınlama süresi sadece milisaniyelerle ifade ediliyor. Kaynak:
http://www.ntvmsnbc.com/news/274605.asp Kuantum bilgisayarları yolda Bilimadamları subatomik partikülleri birbirine iliştirmeyi başararak ilerde geliştiribilecek kuantum destekli bilgisayarlara da yol açılmış oldu.
Baltimore
NTV-MSNBC VE AJANSLAR
22 Mayıs 2003 — Teorik olarak birbirinden ayrı iki partikül birbirlerine iliştirildiği zamandan itibaren gelişimleri ortak oluyor. Einstein’ın bile tasarlamakta güçlük çektiği bu iliştirme gerçek oldu.
Birbirine iliştirilmiş partiküller mantık devrelerinde kapasite ve hız artırımı sağlıyorlar. ‘Science’ dergisinde yayımlanan makale kuantum fiziğinin yeni kuşak süper-bilgisayarlarda kullanılabileceğine güzel bir örnek teşkil ediyor. Kuantum iliştirilmesi denen bu teknik ayrı iki partikülün iliştirilmeden sonra gelişimlerini ortak olarak sürdürmeleri anlamına geliyor. Birbirinden fiziksel olarak uzakta bile olsa, hatta evrenin iki ayrı köşesinde bile bulunsalar, partiküllerden birinde meydana gelen değişim diğerini de aynı şekilde etkiliyor. Aslında işler bu kadar da basit değil, iliştirme doğanın ve evrenin işlemesinin en temel özelliklerine dayanıyor. Bir partiküldeki değişimin “iliştirildiği diğer partiküle yansıması ışık hızından da daha hızlı gerçekleşiyor; ışık hızının evrendeki en üst sınır olduğu düşünülürse, kuantum teknolojisi ile güçlendirilmiş bir bilgisayarın işlem gücü ve hızı da göz kamaştırıyor. İliştirilmiş partiküllerdeki bu hızlı etkileşim Einstein’ın da kafasını karıştırmıştı.
EİNSTEİN’IN HAYALİ Einstein ancak hayal edebildiği bu teknolojinin müthiş bir fenomen olduğunu biliyordu, kuantum fiziğinin de ötesine geçen bu iliştirilme tekniği evrenin işleyişi ile ilgili birçok ipucu da veriyor. 1970’de Alan Aspect adlı fizik kuramcısı “kuantum iliştirilmesinin” aslında gerçekleşebileceğini ve hatta bilgisayarlarda kullanılabileceğini öngörmüştü. Günümüz telefonları elektron hızıyla çalışıyor, ki gelecekte bilgisayarların ışık hızıyla çalıştırılması hayali gerçek olabilir.
Kuantum bilgisayarı, çalışmak için (qubit) kuantum bitlerini “iliştirmek” zorunda. Ancak şimdiye kadar “iliştirme” operasyonu sadece mikrometre (metrenin milyonda biri) seviyesinde gerçekleşti.
Maryland Üniversitesi’nden Andrew Berkley bir silikon çip içerisinde 0.7 milimetre üzerinden iki qubit’i iliştirmeyi başarmıştı. Belki milimetre evrenin iki köşesi gibi gözükmüyor ama, ancak kuantum bilgisayarı yaratmak için fazlasıyla yeterli bir uzaklık." Kaynak:
http://www.ntvmsnbc.com/news/216793.asp"Işınlamada dev adım Bilim adamları lazer ışığıyla ‘çok miktarda atomu’ toplu halde bir başka yere taşımayı başardı.
AA 27 Eylül — Danimarka’da Aarhus Üniversitesi bilim adamlarının, bilim dergisi Nature’ın son sayısında çıkan deneylerinde, ‘kuantum-atom ışınlaması’ için uzun vadeli bir araştırmaya imza attığı bildirildi. Aarhus Üniversitesi öğretim üyesi fizikçi Eugene Polzik ve meslektaşları, laboratuvar ortamında, lazer ışığı kullanarak ilk kez “çok miktarda atomun’ aradaki mesafeyi aşarak toplu halde taşınmalarını sağladı.
Daha önce ABD’de Caltech’de, yani California Institute of Technology yüksek öğretim kurumunda yine lazer kullanılarak birkaç atomun taşınmasının 1998’de gerçekleştirildiği bildirilmişti. Avusturya Innsbruck Üniversitesi’nden fizikçi Ignacio Cirac, Danimarkalı Polzik ve ekibinin deneyenin ileride kuantum iletişim sistemleri, kuantum hesap işlemleri ve sonunda ışınlama yollarını da açabileceğini söyledi. Cirac, “Deney kuantum fiziğinin gelişimi için başarıdır” dedi. Danimarka ekibi, ‘taşımayı’, en ufak enerji birimi kabul edilen kuantumun atomaltı kaynaştırma yöntemiyle elde etti.
Atomları taşıma veya ışınlamada kullanılan ‘Uzaktan atom sarmalaması’ kavramı için, yani, iki veya daha fazla atomaltı parçacığın fiziki temas olmadan sarmalanması için büyük fizik alimi Albert Einstein, ‘bir uzaklıktan hayalet gibi eylem’ tanımını kullanmıştı." Kaynak:
http://www.ntvmsnbc.com/news/109221.asp?0m=N1IO Haber:
"Işık durduruldu Dondurulmuş gaz kullanan araştırmacılar, ışığı yavaşlatmanın da ötesinde, tamamen durdurmayı başardı
ASSOCIATED PRESS
19 Ocak — Amerikalı bilim adamları, laboratuar ortamında ışık partiküllerini durdurup, daha sonra tekrar harekete geçirmeyi başardı. Deney, çok daha hızlı süper bilgisayarlar ve güvenli iletişim yolunu açma açısından bir dönüm noktası olarak nitelendiriliyor.
" En yoğun madde yaratıldı Harvard Üniversitesi ve Rowland Institue of Science’daki iki farklı laboratuarda farklı ekipler tarafından yapılan deneylerde, önce durdurulan ışık partikülleri, daha sonra saniyede 297 bin kilometre hızla yollarına devam etti. Deney, son zamanlarda sayıları giderek artan, ışığın yönetilmesine yönelik deneylerin son halkası. Işık, evrendeki en hızlı ve ömrü en kısa olan enerji biçimi.
Bilim adamları daha güçlü bilgisayar ve diğer teknolojilerin geliştirilmesinde ışık taneciklerinin hızından yararlanmayı umuyor. Bilgisayarlarda halen veri saklamak için elektronlar kullanılıyor. Araştırmacılar, bu elektronların yerine ışık taneciklerini kullanmayı hedefliyor.
‘GAZ KAPANI’ KULLANILDI
Bu deneyi diğerlerinden ayıran, ışığın yavaşlatılmasının yanı sıra, tamamen durdurulmuş olması. Araştırmacılar bunu yapabilmek için, içinde manyetik olarak - 273 dereceye kadar soğutulmuş gaz atomları bulunan bir çeşit kapan hazırladı. Gruplardan biri sodyum atomları kullanırken, diğer grup ribidyum kullandı.
Normalde gaz atomları kapana yönlendirilen her hangi bir ışığı absorbe eder (soğuruyor), ancak bilim adamları, bu sorunu EIT olarak bilinen işlem sayesinde aştı. Bu işlemde gaz atomlarına iki ayrı lazer ışını gönderiliyor. Kontrol amacıyla kullanılan ilk lazer ışını gaz kümesini saydam hale getirdiği için, ikinci ışın gazın içinden geçip yoluna devam edebiliyor. Yani soğurulmuyor. İkinci ışın gaz kümesinin içinden geçtiği anda, kontrol ışığı kapatılırsa, ikinci ışın duruyor. Kontrol ışını tekrar açıldığında, ikinci ışın yoluna devam ediyor.
Bu çalışmanın en büyük etkisinin kuantum bilgisayar ve iletişim alanında olması bekleniyor. Teoride, mevcut makinelere göre kuantum bilgisayarları çok daha hızlı. Kuantum iletişiminde ise başka birisinin araya girmesi imkansız. Ancak deneyin pratiğe geçmesi için araştırmalara devam edilmesi gerekiyor. Deneylerin sonuçları, Nature ve American Physical Letter dergilerinin gelecek sayısında yayımlanacak. " KAynak:
http://www.ntvmsnbc.com/news/57787.asp?0m=H14F HAber:
"Maddenin yeni hali yaratıldı Bilim adamları, süper soğuk gaz ortamında maddenin yeni bir halini yarattıklarını açıkladılar.
Bilim adamları atomları 'dağ' ve 'vadiler' arasına sıkıştırarak, akışkanlıklarını engelledi.
ASSOCIATED PRESS
14 Ocak — Maddenin yeni halinin, ileride araştırmacıların süper güçlü kuantum bilgisayarlar yaratmalarında önemli bir adım oluşturabileceği belirtiliyor. Çalışmanın, katılardaki atomların ilginç davranışları (bilgisayar disk sürücüleri ve süper iletkenlikte kullanılan bazı maddelerin direnç göstermeden elektriği iletmesi) üzerindeki araştırmalara da katkı sağlaması bekleniyor.
Nature dergisinin 3 Ocak tarihli sayısında, Immanuel Bloch ve Ludwig Maximilians ortak imzasıyla yayınlanan makaleye göre maddenin en iyi bilinen formlarının katı, sıvı ve gaz olduğu, diğer bir halinin ise farklı bir gaz biçimi olan plasma olduğu hatırlatılıyor. Alman bilim adamları maddenin halleri teriminin, aynı zamanda yukarıda belirtilen hallerin özelliklerini taşımayan diğer formlar için de kullanılabileceğini savunarak, yeni formu maddenin diğer bir hali olarak adlandırıyorlar.
Bloch ve meslektaşları çalışmalarına eksi 460 dereceye (fahrenheit) kadar soğutulmuş ilginç bir tür gaz olan Bose-Einstein kondensatıyla (yoğuşuk) başlamış. Bu tür kondensatlar geçen sene bilim adamlarına Nobel ödülü getirmişti. Bose-Einstein kondensatındaki atomlar sürtünme yaratmadan akışkan olabiliyor (sözde süperakışkanlar). Bu atomlar bir anlamda kendi kimlikleri kaybederek büyük bir süperatom gibi davranıyor.
Nobel ödülü maddenin yeni haline
Bloch ve meslektaşları bu davranışı ortadan kaldırmak için lazer ışınları kullanarak ortaya çıkan süper atomu parçaladılar.Bu işlem sonucunda düşük enerjili vadilerle birbirinden ayrılmış yüksek enerji dağlarından oluşan pütürlü bir yapı ortaya çıktı. Atomlar vadilere hapsoldular ve artık serbestçe akamaz hale geldiler. Ortaya çıkan pütürlü diziliş katı özellikleri de taşıyor, ancak atomlar arası açıklık katılarda rastlanandan 10 bin kat daha fazla.
Bir gazı alıp, düşük sıcaklıklarda katı özellikleri gösteren sıvı haline getiren bu çalışma, katıların atomik davranışları konusunda ip uçlarıyla dolu. Çözülecek sırlar, geçen sene Nobel Ödülü kazanan Eric Cornell’e göre kuantum hesaplamaları ve bu hesaplamaların bilgisayar teknolojisinde kullanımı için önemli adımların atılmasını da sağlayacak gibi görünüyor. Kaynak:
http://www.ntvmsnbc.com/news/129923.asp?0m=A11K Haber:
"Silikon çipler tarih oluyor
HP tarafından nano teknoloji metodları kullanılarak üretilen hafıza çipleri, silikon temelli mevcut DRAM çiplerinden 10 kat daha fazla kapasiteye sahip olacak.
HP, yeni hafıza devrelerini test ortamında biraraya getirmeyi başardı.
NTV-MSNBC
10 Eylül — ABD’li bilgisayar firması Hewlett - Packard’daki araştırmacılar yeni moleküler teknoloji metodları kullanarak, nanoteknolojinin sınırlarını daha da öteye taşıyan bir hafıza çipi ürettiklerini açıkladılar.
Daha önceden patentledikleri bir teknolojiyi kullanan HP bilim adamları bir mikron karelik bir alana 64 bit hafıza birimi sığdırmayı başardı. Her kenarı bir milimin binde biri uzunluğundaki alana sığdırılan çip, günümüzün en gelişmiş DRAM bilgisayar hafıza çiplerinden 10 kat daha fazla kapasiteye sahip.
HP bilim adamları 5 ile 10 yıl arasında elde ulaştıkları teknolojinin, atomları ve molekülleri şekillendiren nano - baskı yöntemleri kullanırak ticari ürünler olarak piyasaya sürülmesini bekliyorlar. HP labarotuvarları Kuantum Bilimleri Araştırma yöneticisi Stan Williams “Elimizdeki teknolojinin ticari ürün haline gelmesi için en iyimser tahminimiz 5 yıl. Bu süreç en kötümser tahminle ise 10 yıl içerisinde gerçekleşecektir” derken, HP’de görevli bilimadamları ellerindeki teknolojiyi daha da küçülterek 1 santimetrekarede 100 gigabit (100 milyar bit) sığdıracak ticari ürünler üretmeyi tasarlıyorlar. Bu çalışmaların başarılı olması durumunda mevcut teknolojinin ulaşabildiği limitler 15 kat ileri taşınmış olacak.
Halen üretilen DRAM’lerin sıkıştırılması mevcut teknolojilerin kapasitesi ile sınırlı. On yıllık bir süreç içerisinde mevcut teknoloji fiziksel sınırlarına dayanmış olacak. Şu anda çip üretimi, optik ekipmanlar kullanılarak, minyatür devrelerin ve transistörlerin, silikon üzerine yerleştirilmiş metal plakalara takılmasıyla gerçekleştiriliyor. Çiplerin daha hızlı, daha ucuz ve daha enerji verimli olması için küçülmesi gerekiyor.
MOORE YASASI
Intel kurucularından Gordon Moore’un adıyla anılan ve her bir doların her 18 ayda bir iki katı güçlü bir işlemci satın alabileceğini savunan Moore Yasası’nın gerçekliğinin koruyabilmesi için yeni üretim teknolojilerine ihtiyaç duyuluyor. HP Labarotuvarları adın konuşan Williams, California’daki UCLA üniversitesiyle birlikte geliştirilen teknolojinin Moore Yasası’ndan çok daha hızlı bir gelişme sağlayacağını öne sürdü.
MOLEKÜLER MANTIK VE HAFIZA BİRARADA HP tarafından geliştirilen hafıza çipi 64 bitlik bir yapıya sahip. Her bit iki set tel arasına yerleştirilmiş bin molekülden oluşuyor. Tel setlerinden bir kuzey - güney diğeri ise doğu - batı istikametinde birbirlerine dik olarak yerleştiriliyor. Tel setlerinin kesişme noktalarında, platin teller üzerinden gönderilen elektronik akımlarla moleküller açık ya da kapalı (veya 1 ya da 0) hale getirilebiliyor. Bu sayede ilk kez olarak nano ölçüdeki bir devrede moleküler mantık ve hafıza birimleri beraber çalışma başarısını gösteriyor."Kaynak:
http://www.ntvmsnbc.com/news/174775.asp?0m=-11O Haber:
"HP’den ‘mandallı’ çip devrimi HP çiplerde silikon işlemcilerin işini görebilecek ‘crossbar latches’ (köprüleme mandalı) adını verdiği yeni bir teknoloji geliştirdi. Moleküler PC’lerde son aşamaya gelindi.
CNET.com
NTV-MSNBC
1 Şubat 2005 — Köprüleme mandalının silikondan farkı çok daha küçük ve düşük maliyetli olması. Mikroskobik ölçüde küçük devrelerin moleküller yoluyla birleştirilmesinden oluşan ‘köprüleme mandalları’, HP’nin inkjet yazıcılarında kullandığı bir teknoloji ile yaratılıyor. HP’nin mandal teknolojisini çip üretiminde değerlendirmesi durumunda çiplerin küçülebileceği ve fiyatlarının ineceği bekleniyor.
MOLEKÜLER PC 2012’DE PİYASADA Dünyanın en büyük ikinci PC üreticisi Hewlett Packard’ın Palo Alto’daki ArGe bölümünde geliştirilen ‘crossbar latches’ teknolojisi, moleküler bilgisayarların üretiminde son aşamaya gelindiği şeklinde yorumlanıyor. HP Kuantum Araştırmaları Merkezi yöneticisi Stan Williams, ‘köprüleme mandalı’ teknolojisinin teliflendiriliceğini ifade ederek, köprüleme teknolojisinin 32 nanometre çiplere entegre edileceğini ve ticari olarak 2012’de piyasada olacağını belirtti.
HP Kuantum Araştırmaları Merkezi yetkilileri, çip endüstrisini uğraştıran ebat küçülmesi, ısı dağılımı kontrolü ve maliyet gibi konuların köprüleme mandalı teknolojileri ile aşılabileceğini iddia ediyor.
Intel, 20 yıl sonrasına hazırlanıyor
MANDAL AÇIK-KAPALI, 0 VEYA 1 Bir köprüleme mandalı düzeneği, bir mandal ve iki adet kontrol kablosu olmak üzere üç kablodan oluşuyor. Mandal kablosu diğer iki kablonun alında yer alıyor. Kablolar birbirlerine moleküller ile bağlanıyor, bu moleküller elektrik akımını bir kablodan diğerine transfer ediyor. Mandal bölümü ise esas olarak, karbon, hidrojen ve oksijenden oluşuyor. Elektrik akımı moleküllerden geçerken, birinci kontrol kablosundan dönerse 0, ikinciden dönerse 1 olarak yazılıyor.
TRANSİSTÖRLER MİYADINI DOLDURDU HP’nin yeni teknolojisini öne çıkaran bir nokta da ebat. Köprüleme mandalı teknolojisinde kablolararası eklem noktası 2 nanometre. Mevcut 90 nanometre çiplerde aynı eklem noktaları 60 nanometre civarında. Diğer bir deyişle, arada kalan bu aralığa birçok devre sıkıştırılabilirken, geleneksel transistörler pratik olarak eklem mesafesini hiçbir zaman bu kadar küçültemeyecek. Transistör fiziği 15 nanometre’ler civarında miyadını dolduruyor.
MOORE KANUNU’NDA SONA DOĞRU Intel’in kurucusu Gordon Moore tarafından ortaya atılan teoreme göre, bir devreye sığdırılan transistör sayısı her iki yılda bir, iki katına çıkacak.
Intel'in kurucusu Gordon Moore.
Intel bu kanunun en az 2010’a kadar tutacağı garantisini veriyor. Ancak, kimi çip endüstrisi uzmanları Moore Kanunu’nu sürdürmenin olanaksızlığına işaret ederek, sonun yakın olduğunu savunuyor. Moore Kanunu’nun tutması, çiplerin küçülmesi ve transistör sayısının artması bilgisayarların ve cep telefonlarının küçülmesi anlamına geliyor. Kısacası, Moore Kanunu’nun sürdürülmesi son kullanıcının avantajına. Moore Kanunu, bir noktada yerçekimi gibi çip endüstrisinin temelini oluşturuyor, bu kanunun çökmesi sektörde radikal bir değişim süreci açacak.
HİBRİD ÇİPLER MOORE’U KURTARACAK MI? Uzmanlar, geleneksel silikon transistörlerinin küçülmesi sürecinin sonuna gelindiği uyarısını yapıyor. Çip üreticilerinin silikon temelli çipleri küçültmesi giderek zorlaşıyor. Tahminlere göre, 2021 yılında geleneksel bir transistörün içine elektron akımını üstlenecek yeteri sayıda atom sığdırılamayacak noktaya gelinecek. Bu süreç 2015’lerde hibrid çipler denen kısmen silikon temelli, kısmen de şimdi bilinmeyen yeni materyellerden oluşan yeni teknolojiler ortaya çıkacak. 2020’lerde ise yepyeni, henüz üretilmemiş olan maddelerden müteşekkil çipler piyasada olacak.
Köprüleme mandalı teknolojisi ile ilgili, HP Kuantum uzmanlarından Phil Kuekes’in kaleme aldığı makale hakemli bilimsel dergi Journal of Applied Physics’de yayımlandı." Kaynak:
www.ntvmsnbc.com/news/307561.asp - 23k
Bir de bizden birinin yaptığı güzel bir çalışma
"Liseli gençten PC’lere hız dopingi İzmirli Mehmet Özdemir, işlemcilerin hızını artıran ‘kuantum mantık kapısı’ adlı bir tasarım geliştirdi.
NTV
22 Ağustos — TÜBİTAK tarafından ‘Yılın Genç Araştırmacısı’ seçilen İzmirli Mehmet Engin Özdemir, hazırladığı ‘kuantum mantık kapısı’ tasarımı ile bilgisayarların hızını artırmayı amaçlayan bir sistem geliştirdi. Lise son sınıf öğrencisi Özdemir’in tasarımı sayesinde bilgisayar aynı anda birden fazla komutu yerine getirerek, işlem hacmini artırıyor.
Bornova Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi Engin Özdemir, hazırladığı tasarım ile TÜBİTAK Genç Araştırmacı Ödülü’nün yanı sıra fizik dalında da Türkiye birinciliği kazandı. Üç aylık bir çalışma ile ortaya çıkan tasarım, bilgisayar işlemcilerinin hızını artırarak, verilen tüm komutların aynı anda yerine getirilmesini sağlıyor.
Normal bilgisayar işlemcilerinde bir işlem yapıldıktan sonra bir diğerine geçilebildiğini hatırlatan Özdemir, buluşunu şu sözlerle anlattı: “Yapılacak kuantum bilgisayarla aynı anda bir çok işlem yapabiliyoruz. Aynı anda yapılabilecek işlem sayısı sınırsız. Normal bilgisayarlarda belli bir işlemden sonra bir diğerine geçilirken, bunda yapacaklarımızda 10 tane işlem, eğer 10 işlem yapıyorsak, normal bilgisayarda bunu 10 aşamada hallederiz. Fakat bu on işlemi kuantum da tek aşamada hallederiz”. Özdemir, peşi sıra yapılan işlemlerde süre sınırı olduğunu ancak kuantum bilgisayarlarda bu sınırın olmadığını da söyledi.
Bilkent Üniversitesi Elektrik, Elektronik Mühendisliği bölümünde eğitim görmek isteyen Engin Özdemir sistemin bir an önce hayata geçirilmesi için patent çalışmalarına başladı." Kaynak:
www.ntvmsnbc.com/news/101491.asp" rel="nofollow" target="_blank">http://
www.ntvmsnbc.com/news/101491.asp Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.