Ana içeriğe geç

Sanat, Edebiyat, Kitaplar

Dürüstlük Mü ? Patavatsızlık? Saygısızlık Mı?

BaşlatanİNCİTarih20/12/2004 14:19:53Yorum58

İlk mesaj
Üye239 yazı
SON ZAMANLARDA PEK MODA OLAN BİR DAVRANIŞ BİÇİMİ VAR BU SIRALAR
DÜRÜSTLÜK YANİ DOĞRULUK ADI ALTINDA SERGİLENEN BİR DAVRANIŞ.
İNSANLAR GÜNAH ÇIKARMA EDASI İÇERİSİNDE GEÇMİŞTE YAPTIKLARINI AÇIK YÜREKLİLİKLE ANLATIYORLAR.
KENDİLERİ DÜRÜST TANITIYORLAR
VE İNSANLAR HAKKINDAKİ TÜM DÜŞÜNCELERİNİ DÜRÜSTÇE SÖYLÜYORLAR.
AKILLARINA HER GELENİ, DİLLERİNE GELDİĞİ BİÇİMDE SÖYLÜYORLAR, ÖLÇMEDEN BİÇMEDEN, KARŞIDAKİ KİŞİNİN DÜŞECEĞİ DURUMU HESAPLAMADAN KONUŞUYORLAR VE ADINA DA AÇIK SÖZLÜLÜK DİYORLAR.
KENDİ HAYATLARINDA YAPTIKLARI HATALARI AÇIK SÖZLÜLÜKLE ANLATIYORLAR.SANKİ YAPILAN HATALAR YANLIŞLAR DÜRÜSTÇE ANLATILINCA HATA OLMAKTAN GÜNAH OLMAKTAN ÇIKIYOR VE YAPTIKLARI HATALARI DÜRÜSTÇE ANLATTIKLARI İÇİN BİR DE TAKDİR EDİLMELERİ GEREKİYOR.
YAPILAN İHANET, YANLIŞ, BİR ANDA DÜRÜST BİR İNSANIN AĞZINDAN DAMLAYAN SADAKAT CÜMLELERİNE DÖNÜŞÜYOR VE KARŞIMIZDA BİR MELEK OLUŞUYOR.
YENİ BAŞLAYAN İLİŞKİLERDE, SÖZDE İLİŞKİMİZ SAĞLAM TEMELLERE DAYANSIN DENİLEREK, (İLERDE EVLİLİK OLABİLİR) GEÇMİŞTE YAŞANAN TÜM İLİŞKİLER DÜRÜSTÇE ANLATILIYOR, ÜSTELİK AYRINTILARIYLA.
ESKİDEN NE GÜZELMİŞ BAYANDA ERKEKTE SEN BENİM İÇİN İLKSİN DİYE YALANLAR SÖYLER, BU YALANLARDA BİR TERSLİK OLMAZSA MEZARA KADAR GİDERMİŞ.
ERKEK İHANETİ NASIL YAKALANIRSA YAKALANSIN BEN MASUMUM DER VE TÜRLÜ YALANLAR SÖYLERMİŞ , ÖRF VE ANENELERİNE DÜŞKÜN BAYANDA ERKEKTİR, DER KABUL EDERMİŞ VEYA KOCAM DOĞRUYU SÖYLÜYOR DER İNANIR VE MUTLU EVLİLİKLERİ, (KADININ GÖZÜNDE KİRLENMEDEN ) DEVAM EDERMİŞ.
ŞİMDİ ÖYLEMİ, DUYMA İHTİMALİ OLUNMAYAN OLAYLAR BİLE, KENDİNİ TANITMAK BAŞLIĞI ADI ALTINDA, DÜRÜSLÜK BAŞLIĞI ALTINDA KARŞIDAKİNE SUNULUYOR.
BENCE BU DÜRÜSTLÜK DEĞİL. BAZEN DAHA DA ABARTILARAK HİÇ SÖYLENMEMESİ GEREKEN ŞEYLER SÖYLENİLİYOR. NEDEN Mİ SÖYLENİLİYOR.
ÇÜNKÜ KARŞIDAKİ DÜRÜSTLÜK ABİDESİ VEYA PATAVATSIZ.
PATA =OYUNDA YENEN VE YENİLEN OLMAMASI, BERABERE KALMA.
PATAVAT = DÜZGÜN DAVRANIŞ.
PATAVATSIZ= ANLAMINI HERKES BİLİYOR.
BU PATAVATSIZLIKLAR KENDİNDEN BÜYÜKLERE YAPILAN DÜRÜSTLÜKLERE ÇEVRİLİNCE DE SAYGISIZLIK OLUYOR.
İNSANLAR KENDİNDE BÜYÜKLERE KARŞIDA DÜRÜSTLÜK SERGİLEMEYE BAŞLIYOR. BEN AÇIK SÖZLÜYÜM, AÇIK KONUŞURUM DİYE BAŞLIYORLAR SÖZE VE ARDI DA GELİYOR.
GERÇEKTE OLSA BAZI ŞEYLERİN SÖYLENİLMEMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM BEN, BAZI DUYGULAR SAKLANILMALI, BAZI FİKİRLER İNSANIN İÇİNDE KALMALI.
ŞİMDİ SİZE ÇEVREMDE ŞAHİT OLDUĞUM BİRKAÇ PATAVATSIZLIK YAZIYORUM :
“BİR İNSANIN EVİNE GİTTİĞİMİZDE, AÇIK SÖZLÜ OLDUĞUMUZ İÇİN, EVİNİZ KİRLİ DEMEMELİYİZ” BUNU YERİNE KENDİ İÇİMİZDE KARAR VERMELİYİZ, BU ARKADAŞIN EVİ KİRLİ, KENDİDE PİS BİR İNSAN DEMEK Kİ, BUGÜNDEN SONRA BEN ONUN HAZIRLADIĞI ŞEYİ YEMEYECEĞİM, ONUN EVİNE GELMEYECEĞİM DİYE. BU DÜŞÜNCEMİZİ BAŞKASIYLA DA PAYLAŞMAMALIYIZ KENDİ İÇİMİZDE KALMALI. BENCE BU AÇIK KONUŞMAKTAN İYİDİR.
“BİR BAYANA EVLENME TEKLİF EDERKEN, SENDEN ÖNCE 10 KIZ ARKADAŞIM OLDU DEDİKTEN SONRA, ONUYLA DA NELER YAŞADIĞINI VE NEDEN AYRILDIĞINI ANLATMAMALI İNSAN, BUNLARI ANLATMA GEREKÇESİ OLARAK TA SEN BUNLARDAN ALMAN GEREKEN DERSİ AL DİYE ANLATIYORUM DEMEMELİ” BUNUN YERİNE SENDEN ÖNCE BİR TAKIM İLİŞKİLERİM OLDU, AMA ÇEŞİTLİ NEDENLERLE BİTTİ, SENDEN İLİŞKİMİZ AÇISINDAN BEKLENTİLERİM ŞUNLAR VE BEN SENİNLE İLERİYE YÖNELİK BİR BAŞLANGIÇ YAPIYORUM DEMELİ.
“SÖZDE İŞ DİYALOGU KURACAĞI BİR BAYANA, KENDİNİ VE KİŞİLİĞİ ANLATIRKEN BİR ERKEK OLARAK KADINLARLA İLİŞKİLERİNİ ANLATMAMALI” BU ÇALIŞMA ARKADAŞININ İKİLİ İLİŞKİLERDEKİ BU DAVRANIŞI HİÇBİR BAYANI İLGİLENDİRMEZ, BU BUNU ANLATAN ERKEĞİN ERKEKLİĞİNİ ARTTIRMAZ, SADECE İNSANI YANLIŞ DÜŞÜNCELERE SEVK EDER.
BEN BİLMİYORUM İFADE ETMEK İSTEDİKLERİMİ TAM OLARAK İFADE EDEBİLDİM Mİ, BU SON ZAMANLARDA ÇEVREMDE FAZLA GÖZLEMLEDİĞİM VE BENİ RAHATSIZ EDEN BİR DURUM.
İNSAN HAYATINDA YALANDA OLMALI DOĞRU DA. DÜRÜSTLÜK ADI ALTINDA İNSANIN AKLINA HER GELENİ SÖYLEMESİ PATAVATSIZLIK, SAYGISIZLIK BENCE VE BEN BUNU HİÇ DOĞRU BULMUYORUM.
BİR GÜN GELİR, BİR GÜN KALIR, BİR GÜN GELİR ODA BİTER
İYİ GÜNLER
İNCİ

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Kamu sektörü
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
58 yorum
Üye239 yazı
BENCE CİNSELLİK 4-5 YAŞINDA BAŞLAR
KIZ ÇOCUK VE ERKEK ÇOCUK BİRBİRLERİNDEKİ FARKLARI FARK EDERLER VE BİRBİRLERİNİN VÜCUTLARINI MERAK EDERLER
İLK FIRSATTA DENERLER BUNUDA
İNCELERLER BİRBİRLERİNİ

8 YAŞINDA ÖPÜŞMEYE BAŞLIYORLAR ARTIK ÇOCUKLAR SEVGİLİ GİBİ

9 YAŞ TAM BİR BİRLEŞME İÇİN ERKEN AMA 12 YAŞ NORMAL YAŞ OLARAK KABUL EDİLİYOR ARTIK TOPLUMUMUZUN BİRÇOK YERİNDE
BİR GÜN GELİR, BİR GÜN KALIR, BİR GÜN GELİR ODA BİTER
İYİ GÜNLER
İNCİ

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Kamu sektörü
Üye488 yazı
İnci'nin yorumları için teşekkürler.

Ortaçağda ve 18. yüzyılda ergenlerin masturbasyon yapmasına büyük günah gözüyle bakılıyor. Ama bugün bilim adamları bu konuda o kadar insafsız değil.
Elbette insanda cinsel düşünce ve cinsellik kavramı ufak yaşlarda başlıyor. Ama işin başka boyutları da var.
Gelelim çocukların 12 yaşında evlenmesi ve cinsel hayata atılmalarına.
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye488 yazı


Bir kere cinsel yaşam sorumluluk gerektiren bir olay. Cinsel hastalıklar, yeni birinin dünyaya gelmesi ve daha başka bir çok sorun var.
Ayrıca çocukların her bakımdan cinselliğin esiri haline gelip başka bir şey düşünemeleri, veya cinsel meta olarak kullanılmaları gibi tehlikeler de söz konusu. Çünkü siz bir şeye kanunen izin verdiğiniz zaman onu yapmak artık on kat daha kolay hale gelebilir.
Osmanlı padişahların haremlerinde ne kadar zaman geçirdiğini akla getirin. Haremlerinden hiç çıkmayan padişahlar. Hatta bunlardan biri haremde kız kovalarken sabuna basıp düşmüş ve ölmüştü. Sonunda Osmanlı ne hale geldi.
Çocukların pornografi, oyun, eroin, şiddet ve seks bağımlısı haline gelmesini ister misiniz?
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye239 yazı
CİNSELLİK TAMAMEN İÇGÜDÜSELDİR BENCE
ANCAK MANTIK GEREKİR(O OLMAZSA ÇEŞİTLİ HASTALIKLAR VE BEBEK GİBİ SORUMLULUKLAR DÜŞÜNÜLMEZ)
AMA EĞİTİM HİÇ OLMASADA ÇOCUKLAR 4-5 YAŞINDA FARK-EDERLER KENDİLERİNDEKİ O ÇOCUKSU CİNSELLİĞİ

CİNSELLİK KONUSUNDA İNSANLARI HAYVANLARDA AYIRAN TEK FARK EĞİTİMDİR BENCE.
ONUN DIŞINDA KALAN KISIM İNSANİ VEYA HAYVANİ BİR İÇGÜDÜYLE KENDİLİĞİNDEN OLUR.
EĞİTİMLİ VE MANTIĞINI KULLANABİLEN KİŞİ BUNA ENGEL OLABİLİR.
DEDİĞİM GİBİ MANTIĞINI KULLANABİLİRSE İÇGÜDÜSÜNE KARŞI.
BİR GÜN GELİR, BİR GÜN KALIR, BİR GÜN GELİR ODA BİTER
İYİ GÜNLER
İNCİ

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Kamu sektörü
Üye488 yazı
Mim cinselliğin ders olarak işlenmesi ayrı cinselliği yaşamak ayrı; ikisini karıştırma. Ayrıca cinselliğin nasıl bir sömürü olarak kullanıldığını unutma.
Bu benim tecrübem ben yaşadıysam iyidir deyip buradan olağanüstü sonuçlar çıkarmanda yanlış olabilir. Senin yaşadığın benzer olayları yaşayıp bunalıma giren binlerce kişi olduğunu aklından çıkarma. Teşekkürler.
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye551 yazı
Sayın Mim,
Yaşayacağını yaşayacaktır illa ki ama sizin yaşadığınız gibi değil...Onu engelleyerek değil de daha farklı yaklaşarak bazı şeyleri çözüme ulaştırabilirim diye düşünüyorum. Baskı kurmak çare değildir zaten...

"Tabu yok bende"...diyorsunuz ama gördüğüm kadarıyla herşey var maaşallah...Yaklaşımlarınızı beğenmiyorum..ve inanın bu kadar anlamlı ve anlamsız şeyleri nasıl barındırabiliyorsunuz bir arada şaşıyorum... Bazen bir cümlenize hak verirken ve cümlenin gerisinde aynı onayı vereceğimi düşünürken, devamında yerlebir oluyor bu düşüncelerim ve eksileriniz artılarınızı ne yazık ki kapatıyor...Tabii sizi siz yapan da bu belki ama bu konulardaki " özellikle cinsellikle ilgili" yaklaşımlarınız sizi itici kılıyor bana göre....

Açıklayabiliyorum da ondan diyeceksiniz ama alakası bile yok...
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye488 yazı
Sayın Mim;

Sevgili Siyahbeyaz'ın söylediklerine aynen katılıyorum. Bazen güçlü olan argümanlarınız, başka bir bölümde çok zayıf gözüküyor; yani gerçekten yerle bir oluyorsunuz, kendi kendinizi deviriyorsunuz. İlginç sorunlar ortaya atıyorsunuz, bunlar fantezi gibi geliyor bana, her neyse.
Sayın Mim bu bölümde argümanların çok zayıf kaldı, gerçekten. Zayıf kalınca, güçsüz olunca başkasını kovmak çözüm değildir.
Ayrıca dikkat ettim sorduğum sorularıma cevap yok Mim, cevap yok. Başka şeyler var ki bunları da dikkate almıyorum, devam edebilirsin
.
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye488 yazı

"Zayıflığı, bilgisizliği kabul etmekte yüksek bir erdemdir."
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye551 yazı
Sayın Mim,

İnsanları nasıl kıştırtabileceğinizi çok iyi biliyorsunuz? Örnek mi? Aslında koniksi altüst etsem bir yığın bulurdum ama gerek yok..bunlar bile yeter!!!

"Kiskaniyormusunuz yoksa ?
Siz bunlari yaptirabiliyormusunuz ? Yapabiliyormusunuz ?
Yoksa biseksuel bir Lider mi isterdiniz ? O da geldi-gecti sizin tarihinizden degil mi ?"

bu arada "sizin tarihiniz" kelimeleriniz çok garibime gitti...

"Birakin lütfen su eger sunu yaparsan, su oluru. daimada korkulacak sey olur zaten bu düsünce tarzina göre."....Tıpkı sizin cümleleriniz gibi öyle değil mi sayın mim???

bir düşünceyi önce savunup sonra o düşüncenin karşıtı olmak büyük bir çelişkidir bana göre....ama ciddi anlamda, geçit vermeden savunup.....

sizin bence çook büyük çelişkileriniz ve bastırılmış duygularınız var sayın Mim, öncelikle içsel temizliğiniz şart...Kendinizi yeteri kadar iyi tanıdığınızı düşünmemeye başladım...hatta düşünmüyorum...

insanlara çatıyorsunuz; sonra da dalga geçercesine devam ediyorsunuz...sonra da tutup en alaksız yerde göbek dansı falan diyorsunuz...ortalığı bulandıran siz, konudan kaçmayın, korkmayın diyen yine siz...bu nasıl iştir???






İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
OYYY Sayın Mim OYYY,

Yine döktürmüşsünüz valla helal olsun!! Bir de Diyorsunuz ki Her şeye her zaman cevap bulabilen ve şu konikste en uzun açıklamaları yapan, yapabilen siz,"Her zaman cevap verme olanagimda olmayabilir. Bende insanim." diyip kaçıyorsunuz ha? Olmadı valla şimdi..

SIRAYALA GELELİM:

"Mesajin alindigini görüp, yarinin cocuklari adina mutlu oldum." VALLA BEN BU MESAJI KENDİ ADIMA ALMADIM, BU ZATEN BENDEYDİ... AYRICA YAKLAŞIMINIZI BEN KENDİ ADIMA DOĞRU BULMUYORUM. İNSANLAR ADINA KONUŞMAK İSTEMEM AMA BİRÇOK KİŞİNİN DE SİZİN YAKLAŞIMLARINIZI DOĞRU BULMADIĞINI AMA ANLAYAMADIĞIM BİR NEDENDEN ÖTÜRÜ DE SİZE YAKLAŞAMADIĞINI GÖRMEKTEYİM. ASLINA BAKARSANIZ YAKLAŞIYORLAR DA , SAYENİZDE GERİ ADIM ATIYORLAR...USANIYORLAR BELKİ DE...EVET, YAZILARINIZIN BİR NOKTADAN SONRA USANDIRAN BİR TARAFI VAR BANA GÖRE...FAKAT BÜYÜK BİR İNATLA TAKİP EDİYORUM BEN... DERYA DENİZSİNİZ MAAŞALLAH:) ÇEŞNİDEN ÇOK FAZLA HOŞLANMAM ANCAK ELİME BİR ODUN PARÇASI ALIP DA İÇİNDE NE VAR NE YOK DİYE O ÇEŞNİYİ KARIŞTIRMAKTAN DA GERİ DURMAM... BAKMAK GEREK, İNCELEMEK GEREK... SİZE TAMAMIYLA DENEYSEL AÇIDAN YAKLAŞIYORUM BEN..

"Anlamli olan ile Anlamsiz olan arasinda ne fark var ki ?" DİYE SORMUŞSUNUZ, ZITLIĞIN ŞANINDANDIR, DİYİP BURAYA SORU BIRAKIYORUM??????

"Açıklamak mi önemli yoksa Sorulari beyinlerde olusturmak mi önemlidir." demişsiniz;

YERİNE GÖRE HER İKİSİ DE ÖNEMLİDİR VE TABİİ KARŞINIZDAKİ İNSANA GÖRE...İNSAN VARDIR AÇIKLAMA YAPMAZSANIZ ANLATTIKLARINIZI YA DA HANİ SORUYORSUNUZ YA, "SORULARI BEYİNLERDE OLUŞTURMAK MI ÖNEMLİDİR" DİYE HA,İŞTE BUNU VEREMEZSİNİZ...YANİ KESİNKES AÇIKLAMA YAPMANIZ GEREKLİDİR... HER İNSANIN ANLAYABİLME KAPASİTESİ VEYAHUT SİZİN VERMEYE ÇALIŞTIKLARINIZI YORUMLAYABİLME YETİSİ BİR DEĞİLDİR... O NEDENLE KİŞİYE GÖRE BU DEĞİŞKENLİK ARZEDER!!!

"Insanlar kendi-kendilerine ögrenirler. Disardaki insanlar sadece motive ederler.
Bende yeterli derece motive oluyor ve motive ediyorum." VALLA BEN KENDİ ADIMA DIŞARIDAKİ İNSANLARIN BENİ MOTİVE ETMEDEN BİR ŞEYLERİ ÖĞRENDİĞİMİ, ARAŞTIRDIĞIMI VE BUNU KENDİM İÇİN YAPTIĞIMI BİLİYORUM...VE AÇIKÇASI BURADA KAÇ İNSANIN SİZİN YAZDIKLARINIZLA MOTİVE OLDUĞUNU MERAK EDİYORUM..? BİR NOKTAYA KADAR BELKİ; AMA ÖYLE BİR YERDE TIKIYORSUNUZ Kİ BAZEN AÇTIĞINIZ YOLLARI, BIRAKIN MOTİVE OLMAYI DEMOTİVE OLUYORUM... DEMİŞTİM YA, YAZINIZ GAYET GÜZEL VE ANLAMLI BAŞLAYIP, SONRADAN NE OLUYORSA HOOOP, ALAKASIZ BİR YERE GİRİYOR.. GİRDAP GENİŞ AÇILIMLI OLUP SONRADAN TEK BİR NOKTADA TÜM YAZILARI BOĞUYOR!!!

EVET GELELİM İLGİNÇ ANLATIMLARINIZA VE ÇELİŞKİLİ İFADELERİNİZE....GERÇİ KABUL ETMİŞSİNİZ AMA YİNE DE HER NE KADAR BİR KABULLENİŞ OLSA BİLE BEN YİNE DE YANDAN YANDAN ETMEYİŞ DE GÖRÜYORUM ŞU İFADELERDE:

"sizin tarihiniz" diyorum. Cünkü bu osmanliyi kötüleyen, kendini yalanlarla iyileyen tarihe ben sahip cikmiyorum. Cünkü hepsi yalan !!!!Bu nedenledir ki, kelimelerim hicte garibinize gitmemelidir...Benim gercegimdir bu...." demişsiniz.... ŞİMDİ BU CÜMLEDE ÖZELLİKLE "BENİM GERÇEĞİMDİR BU" CÜMLENİZİN ALTINI ÇİZİYORUM BASTIRA BASTIRA...SONRA HEMEN BİRKAÇ SATIR ALTTAKİ ŞU CÜMLENİZE GELİYORUM.:

"hicbirsey sabit degildir bende. Bendeki gercekler degisken !!!" O HALDE OSMANLI TARİHİNE SAHİP ÇIKIYORSUNUZ????!!!!ÇÜNKÜ AZ ÖNCE "BENİM GERÇEĞİMDİR BU" DEDİĞİNİZ ŞEYE OLDUKÇA PARADOKSAL BİR YAKLAŞIM VAR BURADA... ÇÜNKÜ SİZDEKİ GERÇEKLER DEĞİŞKENMİŞ, BUNU SİZ SÖYLÜYORSUNUZ:))
BİR FİLOZOFU HATIRLATTINIZ...SANIRIM EPİKURUS TU...GİRİTLİ BİR FİLOZOF...DEMİŞ Kİ "BÜTÜN GİRİTLİLER YALANCIDIR" KENDİSİ DE BİR GİRİTLİ OLDUĞUNA GÖRE O DA BİR YALANCI... PARADOKS ANLAYACAĞINIZ...

"siyah ve beyaz arasindaki tüm renkler güzel degilmi ?" demişsiniz: BENCE DEĞİL!! GRİYİ SEVMEYEN BİR İNSANIM...HATTA GRİLERİN YOKLUĞUNDA BİR DÜNYA OLSUN DİYEN BİRİYİM...ÇÜNKÜ GRİ BENİM İÇİN "BELİRSİZLİK" DEMEKTİR Kİ; BEN DE HAYATIMDA BELİRSİZLİĞE TAHAMMÜLÜ OLMAYAN BİR İNSANIM!!! HAA, BU GRİNİN VARLIĞINI KABUL ETMEDİĞİM ANLAMINA DA GELMEZ; BÖYLE BİR RENK VAR, HAYATIMDA YERİ YOK AMA!!! BELİRSİZLİK ADAMA ADIM ATTIRMAZ BENİM DÜŞÜNCEME GÖRE...

"Bende celiskiler cooook...Beni, ben edende celiskilerimdir !!!" ÇELİŞKİLERLE DOLU BİR DÜŞÜNCE DÜNYASIYLA İNSANLARI NASIL MOTİVE EDEBİLECEĞİNİZİ DÜŞÜNÜYORSUNUZ????BURAYA BİRÇOK EKLEME YAPMAK OLASI ELBET...

"Yukarda deniz, cinsel konulardan da bahsediyordu. Bu girintilerde kasitlidir. " DENİZ BUNUN CEVABINI VERECEKTİR EMİNİM...

UNUTMADAN..."Erol Tas kendisine tas atan seyircilere dönerek " Sizler bana ekmek atiyorsunuz" demis." EKMEĞİ KÜÇÜMSEMEYİN SAYIN MİM, NE DE OLSA EKMEK HEM KARIN DOYURAN HEM DE UĞRUNA KAVGA EDİLEN BİR NİMET... EMİNÖNÜNDE GÜVERCİNLER HAVADA KAPIYOR:))



İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
:))))

"Günde 27 tane oturakli konuda yazi, yazda seni göreyim. Zaman yetmiyor....." benim işim zaten yazı yazmak sayın Mim, metin yazarlığı yapıyorum ben:))) sorun değil...ayrıca edebiyatla içli dışlı olan biriyim...işimin dışında da deneme yazıları yazıyorum...:)))

"Meydani sizlerede birakma niyetim var....1500 yazi olunca....!!!!" bu bir lutuf mu? İlginç bir hedef...yani sizi yaklaşık olarak bir 3-4 ay sonra göremeyeceğiz...

"Bu sizin meseleniz." demişsiniz...evet kesinlikle doğru, bu benim meselem...zaten ben kendi adıma doğru bulmuyorum demiştim...tekrarlamaya ne gerek var...

"" İNSANLAR ADINA KONUŞMAK İSTEMEM AMA...demişim"
"Konusuyorsunuz ama.. " demişsiniz.... EHH SİZDEN VAKİT BULDUKÇA KALEMİME DEĞENLERİ AKTARMAKTAN GERİ DURAMIYORUM...ETKİ TEPKİ MESELESİ...BEN KALEMİMLE VARIM EN ÇOK DA!!!

"Herkes kendi adina konusabilir. Olmaz mi ?" ELBETTE SAYIN MİM ANCAK O BENİM TESPİTİMDİ..SİZİN TESPİTLERİNİZ GİBİ???

"Her acidan, her insan bende de birseyler bulabilir. Bulabiliyorlar mi bende birsey ? " BULMAMAK ELDE Mİ? ÇEŞNİ DEMİŞTİM ZATEN...ZENGİN BİR İÇERİK...!!


"VALLA" gibi ifadelerden kacinmaya calisiniz. Yemin dogru degildir. Bu bir yemindir, farkinda olunuz. "... BU KONUDA UYARILMAYA İHTİYACIM YOK SAYIN MİM, DİN KONUSUNDA GELEBİLECEK ŞEYLERİ DİNLEMEM...O ALLAHLA BENİM ARAMDADIR.NE SİZ NE DE BİR BAŞKASININ KARIŞMASINA İZİN VERİRİM...SUİSTİMALİ YÜKSEK BİR KONU...OLDUKÇA DA HASSAS...

"TÜM YAZILARI BOĞUYOR!!!" DEMİŞİM...

"Haklisiniz. Ben mesajimi, söyleyecegimi söyledikten sonra, bos yere konusmaktansa, toplantiyi kibarca terkederim.Vakit, nakittir." DEMİŞSİNİZ....SÖYLEYECEĞİNİZİ SÖYLEMEK EPEY ZAMAN ALIYOR AMA GÖRDÜĞÜM KADARIYLA...BUNDAN SONRA GİTMİŞSİNİZ KALMIŞSINZ ÇOK DA ÖNEM ARZ ETMİYOR...MARJİNAL FAYDA GİBİ....


"BENİM GERÇEĞİMDİR BU XXX" "hicbirsey sabit degildir bende. Bendeki gercekler degisken !!!"
Teknigi arayiiniz burada. Unutmayiniz ki, yasaklarin oldugu bir ülkede yaziyoruz. Burada yazilan hersey, mahkeme önünde önümüze atilabilir. Degil mi ?
Ama ne demek istedigim anlasilmistir. Siz anlamadiniz mi yoksa ?" KONİKSTE BİR BEN SİZİ ANLAMIYORUM GALİBA...BU DA İYİ BİR ŞEY(!)...:)) korkmayın...yoo hayır hayır korkun...demokratik olun yoo öyle demedim anti demokratik olun...ilginçleşiyor gittikçe....

"O; sizin yanlis algiladiginizin farkindadir" yani deniz....soralım o halde...bu kadar emin nasıl konuşabiliyorsunuz onun hakkında?????

SON OLARAK "KARŞILIKLI SAYIN MİM, KARŞILIKLI"....
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
EVET HAKİKATEN BÜYÜK KONUŞMUŞSUNUZ VE HAKİKATEN DE DEĞİNMEDEN DE GEÇEMEYECEĞİM....:))))

SİZİ NEYE BENZETİYORUM BİLİYOR MUSUN AZGIN DALGALARA...:))) BUGÜNLERDE DE EPEY GÜNDEMDE ZATEN..TSUNAMİ...ORTALIĞI DARMADUMAN EDİYORSUNUZ...BİR BAKIYORUZ ETRAFTA ÖLÜLER( Kİ BUNLAR GİDENLER KONİKSTEN, SAHİ KAÇ KİŞİ GİTMİŞTİR ACABA?) HOŞ GİDENLERİN NEDENİ SİZ OLAMAZSINIZ SADECE O AYRI KONU:) EVET, BİR BAKIYORUZ SİZE KIRILANLAR, SALDIRANLAR, TAŞ VE EKMEK ATANLAR:)) GÖRMEZDEN GELENLER, İNCELEYENLER:)) VS. VS..BEN DE BU KATEGORİLERE GİRENLERDENİM Mİ ACABA?:)))

HELAL OLSUN SİZE "MİM" GERÇEĞİ VAR KONİKSTE YADSINAMAZ ÖLÇÜDE...

BEN DE ALMANCAYI SEVMEM MESELA:))) ÇOK KABA...
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
:))))

mesela ICH LIEBE DICH... SENİ SEVİYORUM....3/2
mesela ICH WEISS(böylemiydi yaa:)) NICHT...BİLMİYORUM... 3/1
mesela ICH KANN NICHT DEUTCH SPRECHE... ALMANCA KONUŞAMIYORUM.... 5/2
GİBİ Mİ...BİZİM FİİLLERİMİZ YETER YA...
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
SAYIN MİM

BEN 3 YIL ALMANCA EĞİTİMİ ALDIM...CHAT LE İLGİLENEN ARKADAŞLARA TAVSİYEM YAPACAKLARSA DA BİR ŞEYİ LAYIKIYLA YAPSINLAR; YARIM YAMALAK DEĞİL....
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye370 yazı

OOO kavga büyüdü. Hadi bende kaynatma yapayım belki pekmez olur.

En önemli 6 kelime; "Evet, ben hata yaptığımı kabul ediyorum."
En önemli 5 kelime; "Tebrikler, iyi bir iş yaptınız!"
En önemli 4 kelime; "Bu hususta düşünceniz nedir?"
En önemli 3 kelime; "Eğer izin verirseniz!"
En önemli 2 kelime; "Teşekkür ederim."
En önemli 1 kelime; "Biz"
En önemsiz 1 kelime ; "Ben"

Sağlıklar.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye488 yazı
Dürüstlük konusu önemli bir konuydu. Zaman zaman başka şeyleri tartıştık.

Sayın Mim çocuklarla ilgili bir sorun ortaya attı. Onun görüşüne katılmasam da "getirilen sorun önemliydi, ciddiydi, aynı zamanda fantastikti ve bilinçatı düşüncelerin açığa vurulması idi."
Sayın Mim bir çok şekilde değerlendirebilir:
a) Her şeyi tartışacak kadar açık bir insan, kafasına takılan her şeyi ortaya koyabiliyor. Çok fantstiktik, akla hayala gelmeyecek düşünceleri düşünebiliyor, heycan verici, yazmaya devam etsin, ilgimi çekiyor.
b) Mim tartışmayı seviyor. Onun tuttuğu bir taraf yok. Bu yüzden sürekli saf değiştirip soruna değişik açılardan bakabiliyor. Bir bölümde İslam dan söz ediyor başka bir bölümde İslama pek uygun düşmeyen cinsel bir yaşam tarzından söz ediyor.
c) Mim bunalımda. Bu yüzden ne istediğini tam bilemiyor, kendinden emin değil, soygaz olamamış karasız elementlere benziyor.
d) Mim karmaşık bir insan. Onda yukarıda söylenenlerin hepsi var.
e) Mim'de "cinsellik" takıntısı var. Bazı konuşmaları çok itici geliyor. Ama olsun bir şey söylüyor ya.

Onun üzerine epey yorum yaptım, ama bu da normal ne de olsa konikste en çok yorum yapan kişi ve kendi üzerinde en çok konuşan, kendinden en çok söz eden kişi aynı zamanda. Umarım Mim söylediklerime alınmaz.

Her şeye rağmen tartıştığımız, dile getirdiğimiz sorunlar gerçekten önemli. Belki fantazi gibi gelse de, reklam gibi olsa da yine tartışmaktan, konuşmaktan yanayım. Şimdi soruyorum: Bastırılmış duygular, fanteziler gerçekten konuşulmalı mı? Ya da bunların konuşma yeri burası değil mi? Değilse neden değil?
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye1122 yazı
Bence çok da konuşulacak bir yer değil. Olayın uzmanı değiliz ve yanlış bilgiler verebiliriz. Hele Mimin anlattıkları insanları kötü etkileyebilir. Normal olmayan şeyleri gayet normalmiş gibi hatta güzel bişeymiş gibi anlatıyor. Belli ölçüde belki olabilir ama bana fazlasıyla abartılı geldi hoş değil.

Yerleşim Kuzey Kybrys TC / GüzelyurtMeslek Bankacylyk-Finans
Üye551 yazı
sayın levent,

benim kanaâtimce burada bu duygular elbette konuşulabilmeli...ancak dozunu ayarlamak kaydıyla....misal verem deyince önceden çok kötü etki bırakırken insan üzerinde; ince hastalık deyince biraz daha bu kötü etki azaltılabiliniyormuş... anlatabildim mi? sonuçta ikisi de aynı kapıya çıkıyor farkındayım ancak hitabı farklı.....

İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye551 yazı
SAYIN MİM,

YAZILARINIZ ÜZERİNDE BAKIYORUM DA HAYLİ OYNAMA YAPMIŞSINIZ...GÖZÜMÜZE GÖZÜMÜZE SOKMAK İÇİN RESMEN...PUNTOLARINI BÜYÜTÜNCE ANLAM GENİŞLİYOR MU?:)))) FOCUS:)) YA DA DAHA İYİ Mİ ANLAYABİLECEĞİMİZİ DÜŞÜNDÜNÜZ....ZAMANINIZ NE KADAR DA ÇOK ÖYLE SİZİN:))

İLAHİ YAA, KONİKS VE MİM GERÇEĞİNİ YAŞATIYORSUNUZ YAA...

İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Üye1122 yazı
Eğer bir köpek kucağınıza atlıyorsa,
bu size düşkün olduğu içindir. Aynısını bir kedi yapıyorsa, kucağınız sıcak demektir.

Alfred North Whitehead

Yerleşim Kuzey Kybrys TC / GüzelyurtMeslek Bankacylyk-Finans
Üye488 yazı
Bu konu şu bakımdan önemliydi bence:

1. Çocukların istismar edilmesinı, tacize uğramasını, savunmasız kalmasını açıklama fırsatı verdi.

2. Dürüst olmak gizli duygularımızı ve herşeyi olduğu gibi ortaya koymak gerçekten itici olabiliyormuş.

3. Olayın aşırıcı derece de fantezileştirilmesi, abartılması-9 yaş- itici olabiliyormuş.


Daha başka şeyler de söylenebilir. Ben daha çok düşüncelerin söylenmesi ve düşünce özgürlüğü bakımından olaya baktım. Çünkü hayatım boyunca beni ilgilendiren, rahatsız olmama yol açan konu bu olmuştu. Türkiye'de genelde saçmalıklar yasaklanmaz, Sokağa tükürmek, çevreyi kirletmek, insanları rahatsız etmek, magandalık yapmak filan.

Ama ne zaman biraz daha ciddi özellikle siyaset hakkında konuşsanız, size iyi gözle bakmaz, bazıları size terörist muamelesi yapar.

Atatürk hiç siyaset konuşmadı mı? Atatürk siyaset yaptı ve tüm hayatı boyunca siyasetin içinde oldu. Genç bir subayken bile onun bir takım siyasi düşünceleri vardı. Doğru yanlış ama vardı. Atatürkçü değilim ama Atatürkçü olan bir çok kişi bize bunu anlatmaz, başka şeyleri anlatır ve siyaseti kötü biliriz.

Düşünmek, felsefeyle uğraşmakta iyi gözle bakılmaz bizde. Onlara hemen "Arkadaş sen kafayı mı yedin?" , "Türkiye'yi sen mi kurtacaksın deriz". Toplum böyle böyle vurdumduymaz, düşüncesiz,bilgisiz, ilgisiz olmuyor mu?
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye551 yazı
Sayın Levent,

Ben de dediklerinize katılıyorum. Türkiye birçok açıdan oldukça ilginç bir ülke..Bazı başlıklar ülkemizde hiç kaale bile alınmazken, bazı başlıklarda da yer yerinden oynar... Bir cümle kurarsın "ne o filozof mu kesildin başımıza" derler ve tereyağından kıl çeker gibi sıyrılıp giderler...
Sanırım bunun cevabı ukalaca "evet filozof oldum ne olacak" demekte yatıyor...Yoksa iş kendinizi savunmaya varıyor ki oradan da çıkmak mümkün değil...Sinir harbine giriyorsunuz...Başıma geldi biliyorum...En iyisi he he deyip geçmek böylelerine..Anlatmaya çalışsan da olmuyor, kâr etmiyor...denedim...birkaç tanesinde etkili oldu ama genelde bu şekil cümlelerle gelenler sabit fikirli olduğundan, çekilmiyor.

Olayın fantezileştirilmesi konusuna gelince kesinlikle itici geldi bana, dediğim gibi ifade var ifade var.....

Yeni yılınız kutlu olsun...
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Yeni Üye11 yazı
İşeyen Çocuk


Çevresindekilere bakıp herkesi küçümsüyordu.Üstelik çoğu da kendi partilileriydi.Göz ucuyla camdaki görüntüsüne baktı. Adam dediğin böyle olurdu işte. Tam bir babayiğitti kendisi .Boy, bos, kelle kulak. En az iki adam ederdi o bedeniyle. Parti başkanlığına bir öneride bulunsam, boy ve kilo zorunluluğu koysalar üye olmak isteyenlere diye düşündü...

Ülkenin gurur kaynağıydı o. Başbakan, özellikle onu yapmıştı Turizm Bakanı. Onca aday arasında, boyunun bosunun hakkıyla, söke söke almıştı bakanlığı. Onun, yabancı dil bilmediğine bile aldırış etmemişti Başbakan. İyi de olmuştu. Onu gören turistler : "Oooh May Gat..Niye böyle bir turizm bakanımız yok bizim ?" diye söylenir ,üzülürlerdi. İmza vermekten bıkmış, kaşe yaptırmıştı imza isteyen turistlerin yüzünden...

Kendisi bu işlerle uğraşacak adam değildi ama, gel de anlat partililere. Neymiş efendim, işeyen çocuk heykelinin açılışı varmış?.. Bu yetmiyormuş gibi : "Buraya gelmişken Sayın Bakanım, bizim şu garaj helasının açılışını da yapıverin," demişti Belediye Başkanı. Bir an önce bitse şu tören de komşu ilçedeki otelin havuzuna atsam kendimi diye geçiriyordu usundan. Gerçek neden, havuz da değildi.Otelde sevgilisi bekliyordu.

Bir türlü bitmiyordu Belediye Başkanı'nın açıklamaları. Kendisine bıraksa bir şeyler bulur söyler, yapardı açılışı. Neymiş efendim: İşeyen çocuk bir ulusal kahramanmış. Onun hakkı olan kahramanlık madalyası, hiç olmazsa yaşayan torunlarına verilmeliymiş devletçe. Belediye Başkanı'nın işeyen çocuk hakkında anlattıkları şöyleydi kısaca : Yunanlılar Ege'yi ele geçirip, sivil halka baskı yapmaya başladıklarında, Ethem Efe, sık sık baskınlar vererek Yunanlıları taciz etmekteymiş. Düşman, kendilerini bu denli uğraştıran Ethem Efe'yi ne yapıp edip yakalamak ve halkın gözlerinin önünde, onu cezalandırmak istiyormuş. Her zaman Ethem Efe Yunanlılara pusu kurarken, bu kez Yunanlılar kurnaz davranıp ona pusu kurmuşlardı. Adamlarından bir kısmını yitiren Efe, köyün yakınından geçerken atı vurulunca, o zaman köy olan bu ilçeye girip saklanmak istemiş. Bunu gören düşman askerleri, Efe'nin peşinden köye girmişler. Efe bir çukur bulup gizlenmiş. Yunanlıların çukura doğru geldiğini gören bir çocuk, onu görmesinler diye çükünü çıkarıp, çukura, Ethem Efe'nin üstüne işemeye başlamış. Burada, başka partiden Belediye Meclisi'ne girmiş bir adam Başkan'ın bu anlattıklarına karşı çıkınca aralarında şöyle bir tartışma geçti :

"Benim duyduğum, uzaktan akrabam olan Ethem Efe, çok sinirli bi adammış. Arkasında düşman askeri de olsa üstüne işetmezmiş."

"Köyün imamı minaredeymiş.Gözleriyle görmüş olayı."

"Niye Efe'nin değil de çocuğun heykelini dikiyoruz?"

"Efe, çocuğu kurtarsaydı onun heykelini dikerdik?"

"Herkesin karşısında doğruyu söyle Başkan.Çocuk, babanın amcası olduğu için diktiriyorsun o heykeli."

Bakan burada araya girip tartışmayı kesti :

"İleride Efe'nin heykelini de dikersiniz.Ülkemizin kurtuluşuna katkısı olan kim varsa, hepsinin heykeli dikilmeye değer arkadaşlar."

"Efe'nin fotoğrafı yok elimizde,"dedi Başkan.

Diğer adam buna çok öfkelendi.

"Efe'nin fotoğrafı değil, senin niyetin yok heykeli diktirmeye."

"Bul getir Efe'nin fotoğrafını, diktirmezsem heykelini ne der sen de."

"Daha önce de konuştuk bunları.Fotoğrafı olmadığını bildiğin için böyle konuşuyorsun. Kaç kez söyledim; yaşlıların anlattıklarına göre, tıpkı bana benziyormuş Efe. Hık demiş burnundan düşmüşüm Efe'nin."

"Bi burundan düştüğün belli oluyor da, Efe'nin burnundan düşmediğin kesin."

"Duydunuz Sayın Bakan, sizin yanınızda sümük dedi bana?"

Bakan, kendi partilerinden olan Başkan'ın söz oyununu sevmişti ama yine de yansız görünmesi gerekirdi. Hem, bu tartışma bir an önce bitmeliydi. Komşu ilçenin otelinde bekleyen metresini görmeyi o denli istiyordu ki. Bu tartışmayı kesmeleri için kesin konuştu :

"Bakın arkadaşlar, bu tartışmayı uzatırsanız, ben açılışı yapmadan gitmek zorundayım. Çok önemli bir görüşmem var. Devlet işi, biliyorsunuz şakaya gelmez."

Bu sırada, dişleri dökülmüş, yaşı doksanın üstünde bir adam, elinde bastonuyla salona girdi. Göğsünde Gazi Madalyası taşıyordu. Gözleri iyi görmediği için, toplantının yapıldığı salona bakıp, aradığı kişinin hangisi olduğunu kestirmeye çalışıyordu. Onu ilk gören Başkan oldu. Karşıdan seslendi :

"Buyur Dede, kime bakmıştınız?"

"Bakan gelmiş dediler de?"

"Bakan benim Dede, buyur?"

Birinin yardımıyla Dede'yi Bakan'ın yanına getirdiler. Bakan ayağa kalkıp Dede'nin elini sıktı. Dede'yi yanına oturttu.

"Hoş geldin Dede. Nedir istediğin?"

"Gazi aylıklarını soracaktım Bakan Bey. Aldığımız paraylan geçinemiyorduk zaten. Her şey öyle pahalandı ki, şimdilerde hiç geçinemiyoz gari. Köyde, ilçeye Bakan gelmiş dediler. Ben de gidip derdimi anlatayım diye geldim."

"İyi etmişsin Dede. Sizin aylıklarınız için verilen yasa önerisi yakında gelecek meclise. Hiç tasalanma, bundan sonra alacağınız aylıkla sıkıntı çekmeden geçineceksiniz."

"Allah razı olsun Bakan Bey oğlum. İçimi serinlettin. Ne açılışı varmış burada ? Köyde bi şeyler söylediler ama, hiç aklım ermedi dediklerine."

"İşeyen çocuk heykelinin açılışını yapacağım."

"Niye doğru dürüs bi adamın heykelini dikmiyorsunuz da, işeyen çocuk heykeli dikiyorsunuz Bakan bey?"

"Bu çocuk Ethem Efe'yi kurtarmış Yunanlıların elinden."

"Ethem Efe mi? O da kim?"

"Kurtuluş Savaşında düşmanla savaşan ünlü bir efe."

"Buralarda Ethem Efe diye biri yoktu kurtuluş savaşında. Efelerin hepsini tanırım ben."

Belediye Başkan'ı hemen atılıp, Gazi Dede'yi yanıtladı :

"Yaşlandığınız için hatırlamıyor olabilirsiniz? Ethem Efe çok ünlüdür."

"Hangi Efe'yi sorsanız anlatırım size her bişeyini. Çoğuyla tanıştım onların. Yörük Ali Efe'ye kızanlık yaptım ben."

İlçe de Muhalif Mehmet diye bilinen, her şeye karşı çıkmasıyla ünlü biri bu durumdan yararlanmak için hemen söze karıştı :

"Araştırıp sordum. Ben de böyle bi Efe'yi bilen biriyle karşılaşmadım. Başkana daha önce de söylemiştim."

Şaşkın şaşkın bakmakta olan bir başkası :

"Efe yoksa, heykeli dikilecek çocuk da yok öyleyse?"

"Saçmalamayın arkadaşlar. Olmayan şeyi uyduracak değiliz ya?"

Başkan'ın çok bozulduğu Bakan'ın gözünden kaçmamıştı. Bu konuyla ilgili bir heykeli Avrupa'da gördüğünü anımsadı Bakan. Başkan bu işeyen çocuk masalını uydurmuştu anlaşılan. Başkan'ın bu yalanından karşıt partinin adamı yararlanıp, o da Ethem Efe benim akrabam demiş, başkan da buna karşı çıkamamıştı. Diğer partinin adamı da Gazi Dede geleliden beri diken üstünde oturuyordu. Bu durumda Bakan, ne haliniz varsa görün deyip, komşu ilçenin otellerinin birinde kendisini bekleyen metresine bir an önce kavuşabilirdi. Ancak, kendi partisinden olan Belediye Başkan'ı aşağılanır, ilçe halkınca bu yalanından sonra, kendisinden hesap sorabilirdi. Bunları kısa süre içinde düşünen Bakan, duruma el koyma gereğini du**** söze başladı:

"Başkan, sen ilkin Gazi Dede'nin altına bir araba verip köyüne gönder bakalım. Yollarda sıkıntı çekmesin."

Belediye Başkanı'nın bir işaretiyle, adamlardan biri Dede'nin koluna girerek onu dışarıya çıkardı. Bakan bu arada düşündü. Karşıt partinin adamına biraz yem atarsa Başkan da kurtulabilirdi :

"Arkadaşlar, bildiğiniz gibi buraları benim seçim bölgem.Ben de bir çok kez dedemden bu Ethem Efe adını işittiğimi anımsıyorum. Karşıt partinin adamını göstererek sürdürdü konuşmasını. Arkadaşımız da akrabası olduğunu söylüyor bildiğiniz gibi. Koskoca Meclis üyesi arkadaşımızın sözlerine inanmamak olur mu arkadaşlar ? Muhalifi, iktidarlısı hep bir ağızdan bağırdılar :

"Olmaz."

"Öyleyse,geç olmadan şu töreni bitirip,beni de şu önemli işime yetiştirin sevgili hemşehrilerim."

Heykelin dikildiği yerde ilçe halkı birikmiş, açılışı yapacak Turizm Bakan'ını bekliyordu. Bakanı görmek için çoktandır buradaydılar. İçlerinde çişi gelip sıkışanlar vardı. Ha geldi, ha gelecek diye oyalamışlardı onları zabıta memurları. Biraz dinleyip gideriz diye bekliyordu çoğu...

Bakan göründüğünde güçlü bir alkış koptu. Ne de olsa ilçeye bir yatırım bekliyorlardı, hemşehrileri Bakan'dan. Ayrıca,böyle bakan bugüne kadar görülmemişti. Boyuna bosuna bakan bir kaç kişi aralarında mırıldandılar :

"Bu adama ne elbise olur ne de ayakkabı ?"

"He valla, hölü bi bakan gelmemiştir dünyaya."

"Buna turiz mi dayanır, turiz garısı mı be"?."Yakından, höölü, bi görelim gari."

Bakan konuşmaya başladığında, bi görüp gideriz gari diyenlerin hiç biri bırakıp gidememişlerdi.Yüz elli kiloluk kalıp,bir doksan boyundaki bu adam ne büyük bir yetenekmiş oysa. Analar böyle çocuk da mı doğururmuş? Ne tarih bilgisi bu? Kurtuluş Savaşı'nı, efeleri, bu bölgenin, Kurtuluş Savaşı'nda neler çektiğini bu denli güzel nasıl bilebilirdi insan ?.. Böyle dokunaklı bir biçimde nasıl anlatabilirdi ?

"Burada," diyordu. "İşte, tam burda dikiliyordu o kahraman çocuk. Allah'ın verdiği şeyi kullanıp buradan işiyordu Ethem Efe'nin üstüne... Ensesinde "Şıırr" diye bir ses duyan Ethem Efe, başını göğe doğru çevirdiğinde, hafif tuzlu ve ılık bir şey döküldü ağzına. Efe, bunun, Allah'ın kendisine bir lûtfu olduğunu anlamıştı. Kurtulacaktı. Evet, kurtulup yeniden memleketi ve milleti uğruna yeni başlar alacak, düşmanın yüreğine korku salacaktı..."

Topluluk azalacağına çoğalıyordu. Karşıtı, yandaşı toplanmış, gözleri yaşararak onu dinliyorlardı. İşin en ilginç yanı, ilçeyi gezmeye gelmiş turistler onu dinliyorlar ve dilinden anlamamalarına karşın, onlar da hüngür hüngür ağlıyorlardı... O gelmeden sıkışıp, biraz dinleyip gideriz diyenler, yavaş yavaş altlarına kaçırdıkları halde bırakıp gidemiyorlardı. Bakan, Efe'nin kahramanlıklarını anlatırken, onun akrabasıyım diyen karşıt partili bir yandan ağlayıp, diğer yandan koluyla burnunu siliyordu... Ya Başkan ? Babasının amcası olan o kahraman çocuk Ebuziddin'e, bu bir tek heykelle borçlarını ödeyemeyeceklerini düşünüyordu...

Açılışta, ilçenin tüm çocukları orada toplanmış, bir zamanlar kendileri gibi çocuk olan bu kahramanın yaptıklarını dinliyorlardı. Yunan askerleri, çocuğun işediği bu yerde, nasıl olsa Efe yoktur diye, oraya bakmadan gitmişlerdi... Başkan'ın geri zekalı oğlu Zeki, bunları duydukça, kendisine kızıyor, niye ben değil de o çocuk diye düşünüyordu. Eline böyle bir fırsat geçse, onun da heykelini diktirir miydi acaba babası ?.. "Niye diktirmesin," diye söylendi kendi kendine. Öyleyse bir fırsat geçirip eline o da işemeliydi bu çukura ?..

"Böyle çocuk bi daha gelmez bu dünyaya," diyordu Bakan. Konuşmanın da sonlarına gelmişti. Bir an önce bitirip, garaj helasını da açıp gitmeliydi metresinin yanına. Bi yandan konuşup bi yandan da bunları düşünen Bakan, arkasından yavaş yavaş yaklaşan, Başkan'ın geri zekalı oğlunun farkında değildi. Bakan'ın tam arkasına gelen Zeki, durup bekledi. Konuşmasını bitiren Bakan, "Hayırlı olsun," deyip heykelin üstündeki örtüyü çekip aldı. Eli çükünde bir çocuk heykeli çıktı ortaya. Belediye çavuşlarından biri, biraz ilerideki vanayı çarçabuk açınca çocuk Ethem Efe'nin yattığı çukura işemeye başladı.Çılgınca bir alkış kopmuştu heykelin örtüsü açılınca. Çocuk işemeye başladığında alkışlar daha da yükseldi. İnsanların kendilerinden geçercesine alkışlamaları Bakan'ı da duygulandırmıştı.

Alkışlar tam kesilecekken, yeniden yükseldi. Bakan, akıl erdiremediği bu alkışın nedenini düşünüyordu. Durumu ilk gören Belediye Başkan'ı oldu. Zeki, tıpkı Kahraman çocuk gibi tutmuş, Bakan'ın bacaklarının arasından havuza işemekteydi. Dur mur derken, herkes Zeki'nin ne yaptığını görmüş oldu. Bu arada Bakan'ın pantolonunu çıkarmadan çiş yaptığını sanan ve onu çılgınca alkışlayan topluluk da işi anlayınca alkışı kesmişti. Babası, dur yapma, etme demişse de Zeki işini sürdürmüştü. Bakan işin farkına varıp, dönüp arkasındaki Zeki'ye tokadı çakıncaya dek, üstü başı ıslanmış, hatta birazcık da ağzına çiş kaçmasına engel olamamıştı. Zeki, Bakan'dan yediği tokadın etkisiyle Ethem Efe'nin saklandığı çukura düşmüştü.

Bakan, Zeki'nin Belediye Başakanı'nın oğlu olduğunu, zekasının da kıt olduğunu öğrendiğinde üzüldü. Öyle bir çocuğun babası olduğu için Başkan da, Bakan'ın karşısında epeyce bozuldu. Belediye binasına geçen Bakan, valizinde bulunan yedek elbisesini giydi. İyi ki yedek takımı almışım diye sevindi...

Helanın açılışı daha görkemli olacağa benziyordu. Bakan'ın birinci konuşmasını dinleyen halk, ilçeyi dolaşıp onun ne büyük bir adam olduğunu kısa sürede çevreye yaymıştı. Övgüyü duyanlar koşup geldiler. Topluluk bir kaç kat daha artmıştı.

Belediye Başkan'ı, turistlerin törenlere ilgisini görünce, bu kez önlem alıp, İngilizce, Fransızca ve Almanca bilen birer çevirmen görevlendirmişti. Bakan boğazını temizleyip konuşmaya başladı. Bakan konuştukça helanın önündekiler coşuyordu. Halka helanın tarih içindeki yerini anlatıyordu Bakan. Ne önemli bir esermiş bu hela denilen şey; tarihimiz hela yaptıran padişahlarla doluymuş meğer... Bakan, şimdi de helanın ülke kalkınmasına yararlarını anlatıyordu. Soluk almadan dinliyordu halk. Çevirmenler, konuşmayı çevirdikçe, Turistler, "Veri gut", "Tre biyen", "Şön şön" diye bağırıyor, Bakan'a çiçek atıyorlardı...

Konuşmanın sonları yaklaştıkça Bakan iyice coştu. Şimdi de sık sık çiş yapmanın, sağlıklı yurttaş olmanın baş koşulu olduğunu anlatıyordu. Öyle ballandıra ballandıra anlatıyordu ki, etki altında kalan dinleyiciler yavaş yavaş kıvranmaya başlamışlardı. Bir kaç açıkgöz atik davranıp yeni açılacak helaların, gayri resmi açılışını yapıp rahatladılar. Diğerleri Bakan'a ayıp olur korkusuyla tutmaya çalışıyorlardı. Dayanamayıp helaya koşanlar ise, sırasızlıktan donlarına koyuvermek zorunda kalıyorlardı. Bakan :

"Adam olacak çocuk çişinden belli olur" diye boşuna dememiş atalarımız," diye haykırıyordu. Arkasından :

"Bana çişini göster, senin nasıl adam olduğunu söyleyeyim,"dedi... İyice kaptırmıştı kendisini. Ortalık, göz yaşları ve sidik kokularıyla dolmuştu. Ne oluyordu böyle kendisine ? Şaşırdı. Bugüne değin kendi konuşmasının etkisinde hiç kalmamıştı Bakan. Dinleyenler coştukça o da coşmuş, sonunda olan olmuştu. Pantolonunun önü ıslanmış, yağlı kuzu etinden sonra içtiği tüm sular, çağlayanlar gibi akıyordu önünden. Durumun farkına varan Belediye başkanı sırtından ceketini çıkartıp Bakan'ın önüne sardı. Bakan aldırış etmiyor, konuşmasını sürdürüyordu.

"Biz halk adamıyız," diyordu. "Halkımız ne yer ne içerse onu yer onu içeriz ve de halkımız ne yaparsa biz de onu yaparız..."

Bu sözleri duyan turistlerden büyük bir alkış tufanı koptu. Kendi dillerinden şöyle diyorlardı :

"Bizde yok canım. Böylesi yok bizde. Bize de böyle bir bakan ihsan eyle May Gat..."

Tören bitip Belediye'ye geldiklerinde, üstünü değiştirmesi için Bakan'ın valizini getirdiler.Valizde yalnızca Zeki'nin işediği elbiseler vardı. Başka yedek olmadığını gören Başkan, pazar olmasına karşın ilçedeki dükkanları açtırabileceğini söyledi. Bakan :

"Boşuna.Benim bedenime göre hazır giysi bulunmaz"dedi.

Ancak diktirebiliriz. O da olanaksız. Hemen gitmem gerekiyor. Başkan :

"Battal beden olmaz mı sayın Bakan'ım?"diye sordu. Bakan :

"Ben Battal Gazi beden giyerim"dedi.

Bakan, pantolonunu çıkarmış, gazinoların birinden alınmış iki masa örtüsünün birbirine eklenmesini bekliyordu. Masa örtüleri dikilip Bakan'ın beline sarıldı. Ekose kumaşlardan etek diktirmiş gibi oldu. Bu haliyle İskoçlu Turizm Bakanı'na benziyordu... Kalkıp aşağıya indiler. Herkesin elini sıkıp, "Hoşça kalın" diyen Bakan, kendisini bekleyen sürprizden habersiz, gülücüğü eksik etmiyordu yüzünden. Zeki, babasından yediği dayağı ilçelerine gelen o koca adamın yüzünden sayıyordu. Kendisi, koskoca Belediye Başkanı'nın oğluydu. O herif dövemezdi onu. Kimseye görünmeden, elinde çükü, Bakan'ı bekliyordu sütunun arkasında. Bu işi yapması için kendisini dolduran arkadaşları, ona üç sürahi su içirtmişlerdi. Suyun etkisiyle durumu hiç de iyi değildi Zeki'nin. Ha işedi ha işeyecekti. Elindekini, boynundan sıkıp suların akmasını zor önlüyordu. Çok sıkmaktan canı yanıyordu.

"Hah," dedi Zeki. Bakan kendisine yaklaşmış, önünde de kimse olmadığından, durum tam Zeki'nin istediği gibiydi. Fırladı yerinden. Bakan'a doğru koşarken elindekini de özgür bıraktı. İtfaiye hortumunu aratmayacak kadar su fışkırtıyordu Zeki... Neye uğradığını anlayamayan Bakan, çareyi arkasını dönmekte bulmuştu. Önünden sonra şimdi de arkası ıslanıyordu. Zeki'yi durdurmak isteyenler, suyun baskısından dağıldılar. Babası arkasından sarılıp onu durdurmak istedi ama boşuna. Zeki atik davranıp geriye dönünce Başkan da suyun tazyikinden sırt üstü yuvarlanmıştı... Her şeyin bir sonu olduğu gibi, bunun da sonu vardı doğal olarak. Zeki'nin önündeki terkos musluğu gibi tıslamaya başlayınca, oradakiler onu yakalayıp cezasının biraz sonra babasınca infaz edilmesi için belediye binasına soktular...

Bakan arabaya binerken sidik kokan İskoç eteğini anı olarak saklaması için Belediye Başkanı'na verdi. Başkan eteği öpüp başına koyacaktı; ağzına kadar ***ürdü, öpemeden geri çekti...

Bakan İlçe halkına ve Turistlere el salla**** gidiyordu. Altında slip don, üstünde ıslak lacivert ceket ve koyu renk boyun bağıyla. Bu haliyle altı kaval üstü Şişhane gibiydi...



Hasan Öztürk

Yerleşim Türkiye / Samsun,BursaMeslek Bilgisayar-Bili?im
Üye488 yazı

Zaman zaman düşünüyorum biz sanki 21. yüzyılda değil de Ortaçağda yaşıyoruz gibime geliyor.Buna rağmen kendimizi övmekten çok hoşlanıyoruz. İki de bir "biz şöyleyiz, böyleyiz" deyip duruyoruz.

Geçenlerde halkımızdan bazı kişilerle dertleşiyorduk. Öğrencilerle, köylülerle, esnafla sık sık konuşmayı ve onların sorunlarını dinlemeyi önemserim. Herkesin fikrine büyük saygım vardır kimse yanlış anlamasın, üstelik millete de saygım sonsuzdur. Ama konuştuğum insanlar hep bana akıl veriyordu. En sonunda laf dolaşıp "biz şöyleyiz, böyleyizlere" geliyordu. Kısaca herkes herşeyi biliyordu. Kimsenin bilmediği bir şey yoktu.

Biraz da bilmediğimizi bilsek, tartışmak ve eleştrilmekten korkmasak iyi olur gibime geliyor.



Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye1122 yazı
Mutsuzluğun tesellisi,
onu belli etmekten alınan zevktir.

François de la Rochefaucould


Bundan olsa gerek insanlara sürekli ağlayıp dert yanma isteğimiz. Benim çok yakın bir tanıdığım var. Sürekli ağlar, hayatında çok mutsuz olduğunu söyler, sürekli hastalanır, yakınır da yakınır. Bunun yanında gezmekten, tatil yapmaktan, lüks alışverişlerden de geri kalmaz. Bense aksine mutsuz olsam bile mutluymuşum gibi görünen insanlardanım, sürekli gülerim. Bu sürekli ağlayan insanların ruh halini hala anlayabilmiş değilim.

Yerleşim Kuzey Kybrys TC / GüzelyurtMeslek Bankacylyk-Finans
Üye488 yazı
Sevgili Yasemince tam olarak ne demek istediğini anlayamadım. Mutsuzken mutlu ol veya mutlu görünmeye çalış Polivyanacılık mı oynayın diyorsun, her seferinde Polivyanacılık mı yapalım?
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye1122 yazı
Hayır kesinlikle söylemek istediğim Polivyanacılık değildi. Çok hemde çok yanlış anlamışsın. Ben mutlu iken bile mutsuzmuş gibi davrabnanları anlayamadığımı söylemek istedim. Sürekli yakınan insanlardan bahsettim. İnsanın elbette derdi olacak ve elbette üzgün gözükecek de ancak sürekli ağlanıp yakınanları anlayamıyorum. En ufak bir şeyi bile dert yapanları, acılarına alışamayanları, sürekli memnuniyetsizliğini dile getirenleri anlayamıyorum. Aslını söylemek gerekirse bu tür insanlardan da hiç hoşlanmıyorum. Derdini herkesin paylaşmaya hazırım ama geçmişe söylenmek sürekli bişeylere ağlamak niye? Ne kadar yas tutulursa o kadar kederin bizi bulacağını biliyorum. Derdim varken bile bunu anlatmayı sevmiyorum başkalarınıda üzmeye ne hakkım var diye düşünüyorum. Ayrıca hemende geçiyor gidiyor unutuyorum. Bazı insanlar kendilerini yas tutmak zorunda hissederler içleri kıpır kıpır olsa bile hüzünlüymüş gibi davranırlar bu beni sıkan şey işte. Acaba anlatabildim mi?

Yerleşim Kuzey Kybrys TC / GüzelyurtMeslek Bankacylyk-Finans
Üye488 yazı

Sevgili Yasemince81 kuşkusuz bu konuda istediğin gibi düşünebilirsin.

Fakat yine de "Derdim varken bile bunu anlatmayı sevmiyorum" sözü üzerinde durmak istiyorum.

Derdini anlatmadığında ona nasıl çare bulmayı düşünüyorsun, herşeyi içine atan insanların bir takım sorunlar yaşaması mümkün değil mi?

Bir derdimiz olduğunda bunu güvendiğimiz kişilere açabilir, belki sorunumuza iyi bir çözüm bulabiliriz. Ne dersin?
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk