Başlığı gördüm ve düşündüm acaba ne yazıyordu bu başlığın altında diye...korku...güçlü bir duygu...Kontrol etmesini bilmezseniz başına neler açar neler..Yalnızca herhangi bir şeyden korkmakla değildir onun işi...hayatımızdaki birçok şeye elini atabilecek kadar da korkusuz(!) bir kavramdır...cesaret, sevgi, acı, panik, vs. vs bir bakmışsınız ki yoldaşı olmuş korkunun...Korkunun böyle daha nice çocuğu vardır. Biz ona ne kadar yol verirsek o da bizim hayatımıza girmek için yüz bulacaktır... O halde dengeyi kurmak gerekli diye düşünüyorum...Herşey de dengenin olması gerektiğine inanan bir insan olarak...
Korkunun yanında cesarete de sahipsek korkunun bir anlamı vardır. Eğer cesur değilsek korkacağımız her şeyden uzak durmalıyız. Korkulu bir ömür müebbet ceza yemiş bir mahkumun hayatına döner. Cesur ve dürüst olduğumuz sürece korku yerini heyecana bırakır.
Dün bir dizide şu sözleri duydum çok hoşuma gitti.
ya ben kimim şimdi kimi sevdim, kimleri uğurladım kaç pazar yalnız geçti dışarda bir yaprak sürse bir yaprak saksımdan eksildi
kaç yaşındayım bilmem nasıl geldim buraya yorulmuş sızlıyor taşımaktan basıyor toprağa ya gitgide inceldi ayakbileklerim
uzandım sularımın altına gelip geçer üstümden gemilerim kadın mıydı erkek miydi bilemem gövdeleri rüzgar yarası içleri ben gibi savruk kırgın bütün sevdiklerim
Bence psikolojik bir olaydır. Ben karanlıktan korkarım bu bilmediğim için mi? Değil tabiki! Kişiye göre değişen bir olgudur. Bilip bilmemekle hiç alakası yoktur. Aslında bilmeyen insan korkmaz. Bir uçurumun eşiğinde olan bir insan, düşünce ölebileceğini bilmiyorsa uçurumun eşiğinde durmaktan korkmaz. Bence ne kadar bilirsek o kadar korkarız.
İnsan kaybedecek şeyleri azaldıkça daha az korkar. Bende öyle bir şey var. Eskisi gibi herşeyden korkmuyorum. Ben de çoğu zaman yalnız yaşıyorum. Eskiden evin içinde gölgemden korkarken şimdi sadece geceleri tedirginim. Hayatta en çok korktuğum şey ailemden birisine birşey olmasıydı. Artık ona bile alıştım. Eskiden ölüm hiç umrumda olmazken şuan ölüm çok ürkütücü geliyor. Çok çok uzun yaşamak istiyorum. Sürünerek bile olsa. Çok fazla göreceli bişey galiba korku. İyimi kötü mü belli değil.
Bir de sosyal ortamda bakıyorum. Sanki korkulacak şeyler çoğaldı gibi geliyor bana. Türkiye' de yaşamak gerçekten ürpertici olmaya başladı. Sokaklarda huzurlu yürüyemiyorum artık.
Benimde bahsettiğim oydu zaten. Duygular... Ne yazıkki zamanla gitgide azalıyor. Onursuzluğa, utanca, pişkinliğe alışıyorsun. Saf temiz duyguların gidiyor, menfaatlerin önemi artıyor. Hayatta kalmak için yaşamaya başlıyorsun. Aslında ruhumuzu gerçek benliğimi yitiriyoruz ve doğal olarak kaybedeceklerimiz gitgide azalıyor.
Gerçekten yaşadığımız an hiç korkutucu olmuyor hiçbir zaman. Geçmişte korkutmaz insanı ama gelecek! Gelecek de şimdilerde olacak ve geçmiş te olacak. O halde neden kokuyoruz değil mi? Ben hep bir gün pes etmekten korkmuşumdur. Şimdiye kadar hiç pes etmedim artık bundan sonra da etmem umarım. Galiba artık pes etsem bile o an korkmayacağım.
Çok karıştırdım çorba yaptım galiba, ama şu da var ki tüm duygular çok güzel.
nedemek istiyorsun mim korku cehaltmi hiç alkası yok insanoglu korkan bir varlıktır bunu unutmamanı istiyorum istersen bir dene olmazmı ben şahsen istedigin zaman akşam üstü mezarlık veya başka bir olabilir ama benim yüzümden cevremde bulunan insanlara zarar gelmesinden herzaman korkarım iste bunda seninde korkularında vardır bunu mutlaka unutma sende cahil oluyorsun kardaş
Bana göre içgüdüsel bir olay korkular. Bazıları psikolojiktir. Bazı şeyleri bilmediğimizde korkarız bazı şeyleri ise bilsek de korkarız. Ben bir merdivenden inerken çok rahatsız olurum. Hele de dikse. Bu merdivenden inmeyi bilmediğim için mi? Hayır. Bu olaya çok etraflı bakmak lazım. Bana göre mezardan korkmaya benzemiyor. çok fazla korku çeşidi vardır. Tamamen psikolojiktir.
Sence her merdiven aynı olabilir mi? Yangın merdiveni var, ranza mediveni var, ağaca tırmanmak için merdiven var, dama çıkmak için merdivan var, dükkanların genişliğine göre merdiven var. Çeşit çeşit yani!
Selamlar August Comte'un Üç Hal Kanununa göre insanlık üç aşamadan geçmiştir. Birinci aşama Teolojik Devirdir ki bu devirde insanlık doğa üstü güçlere inanır ve onlardan medet umarlar. İkinci Devir ise Metafizik Devirdir ve bu devir ise Teolojik Devrin evrimleşmiş ve gelişmiş halidir. Şöyle ki doğa üstü güçlerin yerini Tanrı inancı almıştır. Son devir ise Pozitif Devridir ve bu devirde insanlık artık doğa üstü ve metafizik varlıkların gücünü ve varlığını yadsır. Artık bilim ilerlemiştir ve tek referans kaynağı- tek güç bilimdir. Oysa insan soyunun ve birey olarak insanın tarihini bu şekilde devirlere ayırmanın yanlış olduğunu düşünüyorum.
Bilime ve daha geniş bir ifade ile bilgiye olan bu güven Sokratik bir tarih okumasıdır. Şöyle ki Sokrates temel olarak kötülüğün bilgisizlikten geldiğini düşünüyordu. Bu Sokratik düşünce evrimleşerek 19. yyda Comte ile yine ortaya çıkmıştır. Temel inanç bilginin veya bilimin her türlü kötülüğün ve KORKUNUN çaresi olacağı şeklinde. Belki yüzeysel bir tarih okuması veya ideal bir insanın nasıl olacağı üzerindeki kafa yormalar sonucu bu şekilde bir çıkarıma ulaşılabilir. Ancak bu inanç ideal bir insan tarifinden çok ideal bir bilgi gibi duruyor. veya her ikisi de. Özetle her şekilde de varolan ile varolması gereken birbirine karıştırılıyor ve abartılıyor. Her şekilde ya bilginin ontik yapısı ya da insanın varoluş biçimi bozulmuş oluyor. Bir insan bilim adamı olabilir ve bilgisi çokça olabilir ama o insan aynı zamanda metafiziksel varlıkların varolduğunu düşünebilir. Hatta bu kişi batıl inançlara da sahip olabilir.
Yalnızlık evi güzel bir noktaya işaret etmiş.Kendisini taktir ettiğimi açıkyüreklilikle ifade ederim. Korku ve kaygı ayrımına işaret etmiş ki dikkat ettim yazılarda bu iki kavram birbirine karıştırılmış. Yalnızlık evinin bu iki kavramın arasına bina ettiği duvar da yine konu ile alakalı olarak bilgi veya daha doğru bir ifade ile "bilmeye cesaret etmek" cümlesinin anlamı. Kaygı kavramı bir şekilde insanı bilmeye itiyor. Kant'ın Aydınlanma Çağını formüle ettiği " bilmeye cesaret et" çağrısı ile de örtüşüyor olması ister istemez insan için kaygının zorunlu bir faktör olması gerektiği sonucuna ulaştırıyor bizi.Yani kaygı kavramı, merak kavramıyla yakın. Burada cesaret kavramı da devrede. Ancak karıştırılmaması için belirtmem gerekiyor, psikolojideki anksiyete kavramı ile egzistansiyalist filozofların kullandığı bunaltı kavramı birbirlerinden çok farklı. Öncelikle bunaltı kavramı, kaygı kavramına çok yakın.
Bu kavramlar ışığında konu incelemesi devam ederse daha yararlı olur kanaati taşıyorum.
korkulardan, korkar oldum hayatla yüzleşmemek için hep uyumak istiyorum. sokaktan, sokaktaki insanlardan hayvanlardan, ağaçlardan gökyüzündeki bulutlardan kontrolüm dışındaki herşeyden korkuyorum; en çok da kendimden.
Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Gizlilik Prensiplerimiz