Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

15/03/2006 : 21:30:08
Sizin Hiç Babanız Öldü Mü?

Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar ***ürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum

Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Soylemesine maviydi kör oldum

Taslara gelince hamam taslarına
Taslar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taslarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kotu
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mi?

Cemal Süreya

Son 8 yorum (en yenisi önce)

18/03/2006 : 00:14:44
OTUZ BEŞ YAŞ

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çagımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mi yağdı ne?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünüyorsünüz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasil değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben degilim:
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
Insan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

N'eylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasil, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla tasında.

Cahit Sıtkı TARANCI
18/03/2006 : 00:06:49
Ölümü Düşünmek

Mümkün mü ağlasın annem
Mezarımın başucunda
Ben sesimi çıkarmıyayım
Hayırsız bir evlat gibi

Bir bulut uçsun da
Ben başımı kaldırmıyayım
Yağmur dindikten sonra
Gezinmiyeyim caddelerde

Ah, mümkün mü bir güzel kadın
Geçsin de yanımdan
Ben seyretmiyeyim
İçimi çekerek


Muzaffer Tayyip Uslu
18/03/2006 : 00:05:45
Ölüme Övgü

Sen olmasan duyar mıydım gerçekten
Özlem nedir acı nedir ayrılık ne
Ölüm sana övgüler düzenleme
Boynumun borcu olsun yürekten

Ölüm seni seviyorum inan ki
Hani alırsın diye sevdiğimi
Hep korku hep tasa içindeyim
Yani yaşamın daha içindeyim

Ölüm seni seviyorum şaşma buna
Sen olmasan bilir miydim hançeri
Ölüm seni seviyorum yaklaş daha
Yaşamın görünsün görkemli albenisi

Ölüm seni duymasaydım derinden
Düşünebilir miydim evreni
Evren ki renk renk bin bir görünümde
Saçılır şenlik fişekleri gibi

Ölüm seni kucaklıyorum seviden
Nelerle tanıştırmadın ki beni
Sana borçluyum duyularımın keskinliğini
Seni yaşadıkça varolduğumu yeniden


Nahit Ulvi Akgün
18/03/2006 : 00:03:54
Usulsüz Ölüm
Ölüm usulsüz gelir,
Bin yıla da sıkışırsa
Beklersekte o anı
Usulsüz gelir; yol bilmez, yordam bilmez
Hastalık değil; işkence değil, kimi zaman usul usul bulsun bizi
Ölüm bahsettiğim, ölüm
Saniyesi yakalanırsa usulsüzdür yine
Gidene, kalanına gidenin...

Usulsüz gelir, usulsüz ölüm.
Oğuzhan Gencer
18/03/2006 : 00:02:02
BENİM KORKUM ÖLÜM DEĞİL
Geçen gün senin yanında aklıma ölümüm geldi
Sensizlik bir mızrak gibi saplandı kalbime
O son anı hatırladım, o seni koyup gidişimi
İlk defa bu kadar üzüldüm dünyaya geldiğime

Ölüm! Kaçınılmaz sonuç, o soğuk kelime
Bir gün ucuz bir fahişe gibi koynuma girecek
Yüzümde gezinecek pis ve iğrenç elleri
Korkudan büyümüş gözlerimde hayaller can verecek

Biliyorum, üzüleceksin, ama ölüm bir gerçek
Bir yerde sevişmek gibi, bir yerde yaşamak gibi
Ne hazin sıcaklığımızın bizi terketmesi
Ve yüzümüze birbiri ardınca kapanan kapılar

Er geç uzanır bir el, son kampanayı çalar
Anlarız kaçınılmaz anın geldiğini
Şehre bir bomba düşmüş gibi aynalar, camlar kırılır
İnsan arar da bir türlü bulamaz güzelliğini

Kimse benim kadar bilemez ölümün rezilliğini
Seni koyup gitmenin hüznünü ben anlarım
Çünkü ben sende buldum kendimi, sende sevdim
Senin yanında seninle değerlendi zamanlarım

Ne acı gün kadehlerin boş kalması, şarkıların yarım
Mevsimlerin birbiri ardınca bir anda bitivermesi
Ansızın toprakla dolması gözlerimizin
Kanımıza o çirkin böceklerin girmesi

Kimbilir ölüm bir çilenin sona ermesi
Belki güzeldir, şu sefil dünyaya boş gözlerle bakmak
Ne çare ki sen varsın, o dünyada sen varsın
Benim korkum ölüm değil, seni yalnız bırakmak

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
17/03/2006 : 23:36:42
Besbelli

Besbelli ölümüm sabahleyindir
İlk ışık korkuyla girerken camdan,
Uzan, baş ucumda perdeyi indir,
Mum olduğu gibi kalsın akşamdan.
Sonra koş terlikle haber vermeye,
"Kiracım bu sabah can verdi" diye,
Üç beş kişi duysun ve belediye
Beni kaldırmaya gelsin, odamdan.
Evden çıkar çıkmaz omuzda tabut,
Sen de eller gibi adımı unut,
Kapımı birkaç gün için açık tut,
Eşyam bakakalsın diye arkamdan
Şair : Ahmet Kutsi Tecer
17/03/2006 : 22:03:20
Kapı, kapı, kapı... her yolun son kapısı ölümse

Her kapıda ağlayıp son kapıda gülümse.

N.F.Kısakürek
15/03/2006 : 22:26:13
Ölümü ne kadar düşünürüz? bize ne kadar yakın ne kadar uzak hiç hesaplarmıyız? ölen sevdiklerimizin arkasından yaptıklarımız nelerdir? neler olmalıdır? ne kadar kişi sevdiği birini kaybettiğinde bir daha yaşayamam fikrine kapılır. fakat bakar hayat aynen devam eder düşünsenize kaybettiğiniz bir yakınınızın arkasından hemen bir melek gelse ve deseki hadi çok üzüldün seni de onun yanına alalım naparız? atasözünde olduğu gibi doğduğunda ağladın ama herkes güldü öldüğünde herkes ağlarken gülen sen olmaya çalış.