Konu yayın tarihi yukarıda gösterilir. Tarih bilgisi, içeriğin bugün de geçerli olduğunu göstermez.
Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.
Sizin Hiç Babanız Öldü Mü?
Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü kör oldum Yıkadılar aldılar ***ürdüler Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi? Ben gittim lambanın biri söndü Gözümün biri söndü kör oldum Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak Soylemesine maviydi kör oldum
Taslara gelince hamam taslarına Taslar pırıl pırıldı ayna gibiydi Taslarda yüzümün yarısını gördüm Bir şey gibiydi bir şey gibi kotu Yüzümden ummazdım bunu kör oldum Siz hiç sabunluyken ağladınız mi?
Ölümü ne kadar düşünürüz? bize ne kadar yakın ne kadar uzak hiç hesaplarmıyız? ölen sevdiklerimizin arkasından yaptıklarımız nelerdir? neler olmalıdır? ne kadar kişi sevdiği birini kaybettiğinde bir daha yaşayamam fikrine kapılır. fakat bakar hayat aynen devam eder düşünsenize kaybettiğiniz bir yakınınızın arkasından hemen bir melek gelse ve deseki hadi çok üzüldün seni de onun yanına alalım naparız? atasözünde olduğu gibi doğduğunda ağladın ama herkes güldü öldüğünde herkes ağlarken gülen sen olmaya çalış.
Besbelli ölümüm sabahleyindir İlk ışık korkuyla girerken camdan, Uzan, baş ucumda perdeyi indir, Mum olduğu gibi kalsın akşamdan. Sonra koş terlikle haber vermeye, "Kiracım bu sabah can verdi" diye, Üç beş kişi duysun ve belediye Beni kaldırmaya gelsin, odamdan. Evden çıkar çıkmaz omuzda tabut, Sen de eller gibi adımı unut, Kapımı birkaç gün için açık tut, Eşyam bakakalsın diye arkamdan Şair : Ahmet Kutsi Tecer
BENİM KORKUM ÖLÜM DEĞİL Geçen gün senin yanında aklıma ölümüm geldi Sensizlik bir mızrak gibi saplandı kalbime O son anı hatırladım, o seni koyup gidişimi İlk defa bu kadar üzüldüm dünyaya geldiğime
Ölüm! Kaçınılmaz sonuç, o soğuk kelime Bir gün ucuz bir ********* gibi koynuma girecek Yüzümde gezinecek pis ve iğrenç elleri Korkudan büyümüş gözlerimde hayaller can verecek
Biliyorum, üzüleceksin, ama ölüm bir gerçek Bir yerde sevişmek gibi, bir yerde yaşamak gibi Ne hazin sıcaklığımızın bizi terketmesi Ve yüzümüze birbiri ardınca kapanan kapılar
Er geç uzanır bir el, son kampanayı çalar Anlarız kaçınılmaz anın geldiğini Şehre bir bomba düşmüş gibi aynalar, camlar kırılır İnsan arar da bir türlü bulamaz güzelliğini
Kimse benim kadar bilemez ölümün rezilliğini Seni koyup gitmenin hüznünü ben anlarım Çünkü ben sende buldum kendimi, sende sevdim Senin yanında seninle değerlendi zamanlarım
Ne acı gün kadehlerin boş kalması, şarkıların yarım Mevsimlerin birbiri ardınca bir anda bitivermesi Ansızın toprakla dolması gözlerimizin Kanımıza o çirkin böceklerin girmesi
Kimbilir ölüm bir çilenin sona ermesi Belki güzeldir, şu sefil dünyaya boş gözlerle bakmak Ne çare ki sen varsın, o dünyada sen varsın Benim korkum ölüm değil, seni yalnız bırakmak
Usulsüz Ölüm Ölüm usulsüz gelir, Bin yıla da sıkışırsa Beklersekte o anı Usulsüz gelir; yol bilmez, yordam bilmez Hastalık değil; işkence değil, kimi zaman usul usul bulsun bizi Ölüm bahsettiğim, ölüm Saniyesi yakalanırsa usulsüzdür yine Gidene, kalanına gidenin...
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çagımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mi yağdı ne? Benim mi Allahım bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar? Neden böyle düşman görünüyorsünüz; Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasil değişiyor insan! Hangi resmime baksam ben degilim: Nerde o günler, o şevk, o heyecan? Bu güler yüzlü adam ben değilim Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız; Hatırası bile yabancı gelir. Hayata beraber başladığımız Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; Gittikçe artıyor yalnızlığımız
Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç farkettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, Insan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar! Her yıl biraz daha benimsediğim. Ne dönüp duruyor havada kuşlar? Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim? Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
N'eylersin ölüm herkesin başında. Uyudun uyanamadın olacak Kim bilir nerde, nasil, kaç yaşında? Bir namazlık saltanatın olacak. Taht misali o musalla tasında.
Cahit Sıtkı TARANCI
Saçım var, t-shirt giyerim
KATKI FIRSATI
Bu toplulukta ilk yanıtını bekleyen bir tartışma var
Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Gizlilik Prensiplerimiz