Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

17/02/2006 : 09:18:07
>"CAN DÜNDAR"
>Genç bir kadın
>Kadınlar yüzleriyle barışıktı eskiden... Bir ağacın yaşı, nasıl
>gövdesinde gizlediği çizgilerden okunursa bir kadının hayatı da yüz
>hatlarında ele verirdi kendini...
>Her biri; insan suretinden bir papirüse döşenmiş elyazmalarıydı o
>kırışıklıkların; engin tecrübelerin alametiydi.
>Gün geldi, uzun yaşama sevdasına kapıldı insanoğlu...
>Gençliğe tapındıkça yaşadığını yalanlamanın derdine düştü.
>Madem ki o hatlardı yaşını ele veren; o hattı müdafaa etmenin âlemi yoktu.
>Çehreler önce yoğun pudra taarruzuyla maskelendi; yetmeyince genç kalma
>hırsının çarmıhına gerildi.
>Tecrübe, "kulak ardı" edildi.
>Şimdi, "gergin anneler", ağır makyajla yaşlı görünmeye çalışan
>kızlarının yanında, çizgilerinden arındırılmış anlamsız yüzlerine bakıp
>yaşlarını tahmin etmemizi ve kendilerini tebrik etmemizi bekliyorlar.
>* * *
>Leyla Umar'ın yeni çıkan anılar kitabının ("Geriye Yazılar Kaldı",
>Epsilon) kapağındaki fotoğrafa bakıyorum.
>Bu yüzde bir kitaba sığdırılmış bütün anıların, bütün acıların, bütün
>sevdaların izi var.
>Alnını, gözlerinin kenarını, dudaklarının çeperini çevreleyen her
>çizgi, "Bak ne çok şey yaşadım" diye bağırıyor gururla...
>Ve gözler cümleyi tamamlıyor:
>"...ama hâlâ dimdik ayaktayım".
>Kapağı çevirip sayfalara daldığınızda onun neden "kırışıklıklarıyla
>barışık" yaşadığını anlıyorsunuz.
>Çünkü o, genç göstermesini, kulağının ardına gizlediği çizgiye değil,
>hayatın inadına izlediği çizgiye borçlu...
>Nikâh günü tek başına ağlayan gelin fotoğrafını nasıl çektirdiğini
>anlatırken de, doğuracağı gece kocasından yediği dayaktan bahsederken
>de, eşinin ihanetini anımsarken de en ufak bir ağıt yakma ya da
>pişmanlık izi yok satırlarında...
>Tersine "Yine olsa yine yaşardım" meydan okuması var.
>* * *
>Bir uçak yolculuğu süresinde okuyup bitirdiğim bu kitap, hayatının
>hiçbir döneminde muhabirlik heyecanını yitirmemiş 76 yaşında bir
>gazetecinin meslek dersleriyle dolu...
>Ama ondan da önemli hayat dersleri var:
>Yıl 1976...
>Umar, eşi roman yazabilsin diye kendini paralıyor. Onun gazete
>yazılarını daktilo ediyor. Rahat çalışsın diye işini bırakıp onunla
>Amerika'ya göçüyor.
>Bir gün evde yalnızken telefon çalıyor.
>Arayan bir kadın...
>"Kocanızla birbirimize âşık olduk, bundan böyle birlikte yaşayacağız"
>diyor.
>Sonra telefonu kocasına veriyor. Kocası durumu teyit ediyor. "...hem de
>inanmamasına içerleyerek..."
>Yüz gerdirme operasyonlarına servet yatıran kadınlar bu durumda ne
>yapardı bilmiyorum.
>Leyla Umar, kıymetli yüzüklerini satıyor. Onların parasıyla dünya turu
>bileti alıyor, Güney Amerika'dan Japonya'ya, oradan Hindistan ve İran'a
>uzanan bir yolculuğa çıkıyor.
>Üstelik gittiği her ülkenin başbakanıyla röportajlar yapıp gazeteciliğe
>ve para kazanmaya devam ederek...
>* * *
>İnsan, şişirilen kaslar, silinen kırışıklıklarla genç kalmaz.
>Gençlik, göğüs gerdirmek değil, ihanetlere göğüs gerebilmektir;
>yaşadığıyla övünebilmek, değişimi göze alabilmek, her an başını alıp
>gidebilmek, hayata sil baştan başlayabilmektir.
>Bunu anlayanlar, yüzündeki çizgilerle yaşlanır, ama ihtiyarlamazlar.
>