Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

10/04/2001 : 11:38:32
Bizim Geleceğimiz değil ABD ve İsrail'in geleceği

Yukarıdaki raporu ABD'nin, Türkiye'nin geleceğini, kendi menfaatleri ve İsrail'in bölgedeki varlığını sürdürebilme adına hazırladığı bir gerçek.

İsrail Devleti, kurulduğu yıldan bu yana Ortadoğu'da kendine müttefik aramış ve bunun doğrultusunda ABD'yi kullanmıştır. İsrail'in bölgede Türkiye gibi bir ülkeyle askeri ve ticari alanlarda birtakım anlaşmalar yapması, onu bu bölgede güçlenmiştir.
Unutmamak gerekir ki, İsrail artan nüfusu nedeniyle kendi topraklarına sığmaz olmuş bunun neticesinde, Filistin'de bulunan bazı bölgeleri de yerleşime açmayı planlamaktadır.

GAP FAKTÖRÜ

Dünyanın en büyük sulama projesi olan GAP projesine başından itibaren her türlü desteği veren İsrail için bu proje hayati önem taşımaktadır.
İsrail kendi için gerekli olan suyu da Türkiye'den karşıladığı bilinen bir noktadır.

KİBBUTZ

İsrail'de, Kibbutz denen yerleşim bölgeleri kendi özerk yapısı içinde bir eyalet gibi yönetilir.
Kibbutz'larda ikamet, sağlık, eğitim gibi sosyal yaşantıyı ilgilendiren konular ücretsizdir.
Kibbutz'larda yaşayan yahudiler, aldıkları maaşları buranın yönetimine verirler. Yönetim daha sonra herkese aynı miktarda maaş verir. Bu bölgelerde tarım önemli yer tutar.

KIBRIS VE ARDINDAKİ SORU İŞARETLERİ

1997 yılında, Merit Otel'de Ortadoğu konulu bir panele katılan LDP Genel Başkanı Besim Tibuk çok önemli, önemli olduğu kadar da tehlikeli sözler sarfetmişti. Ancak ne yazık ki basın ve yayın kuruluşlarında bu sözler yayınlanmadı.
Tibuk aynen şöyle diyordu: "Geçenlerde KKTC'ye seyahat gerçekleştirdim. Özellikle, KKTC'nin Kuzeydoğu bölgesi olan Karpaz'da onbinlerce m2 boş araziyle karşılaştım. Bir de Ortadoğu'da, İsrail ile Filistin arasında toprak nedeniyle akan kanları düşündüm. Burada o kadar boş toprak dururken, İsrail'de kan dökülüyor. Kuzey Kıbrıs'ta bulunan boş bölgelere israil için yerleşim bölgeleri açılsa, hem oradaki kan durmuş olur, hem de KKTC kalkınmış olur."
Bu sözleri duyduğum zaman kulaklarıma inanamadım. "Yıllardan beri Kıbrıs için her türlü mücadeleyi veren Türkiye, yoksa Kıbrıs'ı İsrail'e mi verecek" diye beynimin içinde şimşekler çaktı.

CIA RAPORU,ABD, İSRAİL VE TÜRKİYE

40 yıldır AB'ye giremeyen Türkiye'nin bundan sonraki 40 yıl içinde de, AB'ye girebileceğini sanmıyorum.
Doğu blokunun yıkılmasından sonra, tek kutuplu dünyada AB, ABD için bir tehdit oluşturuyor. Ekonomik ve askeri alanlarda bütün Avrupa ülkelerinin aynı çatı altında buluşması ve aynı menfaat çemberinin etrafında toplanması ABD'nin kabul edemeyeceği bir oluşum.
Böylelikle ABD'nin de çabaları doğrultusunda Türkiye, AB'den uzaklaştırılıyor. Zira Türkiye'nin AB'ye girmesi ABD'nin ve İsrail'in bölgedeki menfaatleriyle çakışacaktır.

SORUNLARI ABD BELİRLİYOR

Türkiye'nin 15 yıl içinde karşılaşacağı sorunlara değinen CIA raporu, Türkiye'nin gelecekteki sorunlarını belirlemiş görünüyor.
Yani rapor, "Türkiye gelecekte şu sorunları yaşayacak demesi" bana sanki bu sorunların Türkiye'nin karşısına "çıkartılacağı" izlenimini veriyor.
Rapora göre, Türkiye gelecek 15 yıl içinde hiçbir yol katedemeyecek, bugün olduğu gibi, yarın da, laik-antilaik, etnik yapı,su sorunu gibi sorunları aşamayıp, suni bir şekilde oluşturulan bu sorunların pençesine düşürüleceğe benziyor.

GÜÇLÜ TÜRKİYE

Jeostratejik konumu gereği Türkiye, belki de dünyanın en önemli bölgesinde bulunuyor.
Güçlü bir Türkiye, bölgede kendi otoritesini kurabilir. Ancak egemen güçlerin, güçlü bir Türkiye'nin bölgede kendi açılarından bir risk getireceği için Türkiye'nin her alanda güçlenmesini arzu etmemekteler.
Ekonomik ve siyasi açıdan bir türlü belini doğrultamayan Türkiye ise, her zaman dış desteğe ihtiyaç duyuyor. Böylelikle dışa bağımlı bir ülke kimse için tehdit unsuru olamaz.

Son 7 yorum (en yenisi önce)

02/05/2001 : 00:42:53
Merhaba,

Bilmem farkında mısınız?

Şu anda Türkiye'nin karşı karşıya olduğu en büyük problemlerden birisi "beyin göçü".

Üniversiteler bazında gerçekleştirilen araştırmalar ortaya koyuyor ki; Türkiye'den ABD, Kanada, Almanya, Fransa, Avusturalya, İsveç ve İngiltere'ye MBA ve PH.D için giden yüksek lisans öğrencilerinden önemli bir kısmı ülkeye geri dönmüyor. Özellikle teknik branşlarda ODTÜ, Boğaziçi, Bilkent gibi üniversitelerin bilgisayar ve elektronik mühendisliği mezunlarından da dışarıya yönelişte geçmiş senelere göre son 5 yılda ciddi artışlar oldu.

Acaba nereye gidiyoruz?..

Toplumun üzerine çöken umutsuzluk bulutları yeni ve parlak nesli çok etkiliyor?

Sanırım bir an önce yönetsel ahengi tesis edip ülkeyi yeniden cazip hale getirmek çok önemli bir gereklilik haline geldi.

Umarım büyüklerimiz bunların farkındadırlar!..

AKIN ARSLAN
11/04/2001 : 12:14:09
Hindi ve papağan konusu hoşuma gitti...
Sadece düşünmenin veya sadece başkalarının sözlerini tekrarlamanın faydalı olmayacağını kestirmeden anlatan bir benzetme. Ben de bunun devamı olabilecek başka bir benzetme yapmak istiyorum. Hindi tehlike sezdiği zaman düşünmeyi filan bırakır, kabarmaya başlar. Çok geçmeden de ne kadar büyük olursa olsun düşmanına saldırıya geçer. Papağan aynı şekilde kendisi için tehlike kabul ettiği bir durumla karşılaşırsa diğer kuşlar gibi uçup gitmeyi değil çoğu kez savaşmayı tercih eder. Hatta bir zamanlar kızdırılan bir papağanın güçlü gagasıyla sahibi olan bir gencin parmağını koparttığını duymuştum.

Şimdi haberleri okuyoruz: Başbakanın önüne yazar kasa fırlattı... Gaziantep'te esnaf yürüyüşe geçti... Ankara Tandoğan meydanında 70 bin kişi hükümeti protesto için toplandı... Şanlıurfa'da olaylı protesto. Öfkesini yürüyerek dile getiren halka esnaf kepenk kapatarak destk verdi... Samsun Organize Sanayi esnafı Ankara'ya yürüyüşe geçti...devam edip gidiyor...

Papağan, koyun, tavuk, hindi...

Ne olduğunu bilmiyorum ama milletin sabrı kalmadı.

Ne usturuplu demeçler, ne evliyalar, ne Dervişler artık halkta umut ışığı olmaya yetmiyor.

Birilerinin parmağı kopacak gibi geliyor bana çok yakında...
11/04/2001 : 10:46:38
Sayın Eskici sanırım "Ya hindi, ya papağan" başlığı altında yazılan yazıyı farklı algıladı.

Kendi konumunu kendin belirle , koyunluktan kurtul" un alternatifi tabii ki "ya hindi ya da papağan olmak" değildir.

Ben sadece Türk halkının bugünkü durumunu algılayabilmek açısından, hindi ve papağan örneğini vermiştim.

Oysa, "Kendin olmak" ne hindilik, ne de papağanlıkla özdeşleşir.



Boon
10/04/2001 : 23:51:24
"Kendi konumunu kendin belirle , koyunluktan kurtul" un alternatifi ya hindi ya da papağan olmak mıdır????

Yüzlerce alternatif var!!

ve de bu bilgi toplumunda , tek bir kişi dahi tahmin edilenin çok üstünde etkili olabiliyor. Yurt dışı diploması olmasa bile
10/04/2001 : 13:08:38
Haklısın,
Yaşadıklarımız farklı bir gerçek yarattı. Yurt içinde ürettiğimiz şeyler küçük görülüyor. Türkiyede alınan eğitimin küçük görüldüğü gibi...

ABD de yaklaşık 4700 üniversite var. Bunların ciddi bir kısmı bizim anladığımız anlamda üniversite bile değil ama "made in USA" olunca kıymete biniyor.

"bir elin nesi var, iki elin sesi var" deyince kimse bakmıyor ama "sinerji" deyince herkes kulak kabartıyor, ve daha niceleri,

Kısacası kendimiz olmalı, düşünmeli, paylaşmalı, bilgi üretmeli, denemeli ve yarınları şimdi olduğundan çok farklı olarak yaratmalıyız.

AKIN
10/04/2001 : 13:01:47
Hindi veya Papağan

"Kendi konumunu kendin belirle , koyunluktan kurtul"

deyince aklıma bir söz geldi.

"YA HİNDİ OL, YA PAPAĞAN"


Bu söz Türk halkına ne kadar uyuyor değil mi

"Yani ya sus, hindi gibi sadece düşün veya papağan gibi başkalarının söylediklerini tekrar et"

Boon
10/04/2001 : 12:26:23
Küreselleşen ekonomi bildiğimiz alışık olduğumuz herşeyi değiştirdi.

Ülkelerarası çıkar dengeleri o kadar dinamik ki, çıkar bittiğinde krizler başlıyor. Tek çare tabi ki güçlü olmakta.

Güçlü olursanır, yönü siz belirlersiniz, kimlerle hangi oyunu oynamak istediğinize karar verirsiniz, kuralları yine siz koyarsınız.

Kuşkusuz bunları yapmak imkansız değil. ABD ve Avrupa hızla yaşlanıyor. ABD her beş yılda yüzde 2, Avrupa her beş yılda yüzde 3 yaşlanıyor. Bizim ise elimizde muhteşem bir gençlik var. Bizim sahip olduğumuz genç nüfus, çoğu Avrupa ülkesinin toplam nüfüsündan bile daha fazla.

Vizyonlu, mükemmel bir eğitim sistemi ile bilgi üreten bir nesil yaratabiliriz.

Ama bunları yapabilmek için şimdiye kadar alışık olduğumuz her şeyi bir tarafa bırakıp, yeni stratejiler, kaynaklar ve tamamen yeni kurumlarla yarının şeklini çizecek think tank'lara ihtiyacımız var.

İşimiz zor ama imkansız değil.

Bir de bir tavsiye:

Çocuklarınıza oyun oynatmayın. Hele hele kurallarını sizin belirlediğiniz bir oyunda rol üstlenmesini istemeyin.

Ona oyuncak verin ve o oynunu kendisi yaratsın. Herşeyiyle....

İşte o zaman toplum olarak koyunluktan kurtulup, müteşebbis hale geliriz.

Ben umutluyum.