Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

03/02/2012 : 17:17:49
Bugün aklıma dijital mezar taşı fikri geldi .şöle darbeye yağmura dayanıklı olacak.üstünde yakınlarının istegine göre meftunun bazı fotografları kısa hayat hikayesi artık ister yasin i şerifin latin harfli okunuşu ister orjinali sürekli akacak veya dokunmatikte olabilir.
Üstünde webcam ile kabrin sürekli kontrolü sağlanır.Hatırlarsanız Vehbi koçun naaşını çalmışlardı.Böylece güvenlik endişesi kalkar.
Bu işin en önemli yanı ise kriz dinlememesi.İnsan bu yani, her zaman ölüyor.Kriz zamanında hatta işler daha da hızlanıyor.
Tabi konunun dini yönünü bilmiyorum.Ama diyanetten fetva alınabilir mi veya bu gereklimidir bilmiyorum.
Osmanlı mezarlarını düşünün arkadaşlar.Kabirdeki kişinin tüm özellikleri kabir taşında anlatılıyor.bu sebeple tarihi vesika gibi oluyor.Bu dediğim metodlada tarihi taşa kazımış oluyorsunuz.mezarlığa bir giriyorsunuz ne kadar çok şey öğreneceksiniz.
Fikirlerinizi bekliyorum arkadaşlar.herkese teşekkürler.

Son 30 yorum (en yenisi önce)

11/02/2012 : 20:44:51
dortler21 rica ederim ne demek,
Keşke tüm bireyler sizin gibi duyarlı olsa , keşke sizin gibi sorgulayıcı olsa , inanıyorum tüm saplantılarımızdan kurtulmuş olurduk.
Evet malesef ülkemizde bahsetmiş olduğunuz bu tür imamlar mevcut. Onlar ilahiyat mezunu olmayan imam hatip lisesi dahi bitirememiş hocalarımızdır. Kişi başı açıkda olsa kapalı da olsa cehennemede gidebilir cennetede. Bunu ancak Allah bilir. Ancak nur suresi 31. ayette başı örtmek istenmiştir ,"Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!"

bu istek aslına bakarsanız bir emirdir. Buna uymak zorundalığımız var.
Cuma namazı da aynı şekilde cuma suresi 9. ayette farz kılınmıştır. "Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah'ı anmaya koşun ve alış verişi bırakın Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır.Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan isteyin Allah'ı çok zikredin; umulur ki kurtuluşa erersiniz"

Fakat bu namaza gitmemek boşanmayı doğurmaz , böyle bir kayıt litaratürümüzde bulunmamaktadır , ancak fakihlerimizden bazıları böyle bir uyarıda bulunmuşlardır. Bu uyarıların bağlayıcılığı kişinin vicdanına ve dini yaşantısının saygınlığına kalmıştır. İslam esasları arasında böyle bir şey yoktur. Fakat şunuda hatırdan dur etmemekte yarar görmekteyim , emredilen bir şeye (namaz veya örtünme vb.) özürsüz bir şekilde keyfi olarak uymamak , kişiyi mü'minlik sıfatından çıkartmaktadır.
Allah Teala , Peygamber Efendimiz'e (sav) Mirac'tan dönerken 3 hediye vermiştir. Bunlardan biri kişinin şirk(ortak koşmak) haricindeki tüm günahlarının affedilebileceğidir. Bu hadis Buhari , müslim , tirmizi, ibn mace , ebu davud , ahmed b. hanbel , nesai vs tüm hadis imamları tarafından nakledilen sahih bir hadistir. Sadece şu hadis bile , kişinin her halukarda cennete gideceğini teyid edebilir , yeter ki tevhid çizgisinden çıkılmasın, Allah'ın varlığı birliği ikrar edilsin , Peygamber Efendimiz'in peygaberliği tasdik edilsin. Zaten şu da çok önemli bir hadistir . "La ilahe illallah Muhammedur resulullah" diyen cennete gidecektir.
Vesselam.....

11/02/2012 : 12:56:25
tşkler hiratex;
acık yazdıgın için benim için önemli olan Allah ın kesin ayetleridir ve Peygamber efendimizin sözleridir.
ondan sonrası bu hoca bu şeyh öyle deniştir önemli değildir çünkü herkes kendi konumu için topluma fetva veriyor..

verdiğin açıklayıcı bilgiler için tşkler..

ama neden açık yorum istedim diyeyim sana bir cami hocamız var her cuma aynı vaazı veriyordu kızı başı açık pantolon gezen kişi kesinlikle cehennemden cıkmaz diye aman hoca müslüman günahını çektikten sonra cennete girer diye açık delil var ama yinede hayır diyordu

ve 2 cuma namazına gitmeyen boşanmış diye konuşanlara nerde yazıyor kitapta diyor ama kitabın adını nedense hatırlamıyordular.:)
11/02/2012 : 10:38:50
Peki güzel kardeşim, sizi bu araştırmacılığınızdan ötürü tebrik ediyorum. sizin bu olayları sorgulamanız elbette takdire şayan bir durumdur.

aşağıda bir kaç link veriyorum , onları siz isterseniz inceleyin
eğer verilen cevaplar sizi pek mutlu etmezse http://sorusor.diyanet.gov.tr adresinden de sorunuzu sorup cevabınızı alabilirsiniz.

Abdulaziz Tarhan'ın İslam fıkhı Ansiklopedisinde , mezar taşlarına yazı yazmanın bile caiz olmadığı belirtilmektedir.
ayrıca mahallemizdeki imamlarımıza da böyle bir soru yöneltsek ,sanırım pek farklı bir cevap almayız.

http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/resimli-mezar-tasi-yapmak-ve-yaptirmak-caiz-midir.html
http://www.mumsema.com/fetvalar-bir-konu-hakkinda-verilen-fetva-sorusu-ve-cevabi/187398-kabirlerin-basina-mezar-tasi-konulmasinin-bir-sakincasi-var-midir.html

Seyyid Sabık'ın fıkıh kitabından konuyla alakalı sadece bir yazı naklediyorum. Bu fıkıh kitaplarında geçen sadece bir konudur. Diğer fıkıh kitaplarında da konu farklı bir şekilde belirtilmemektedir. Yani konu aynı konudur. Umarım kabirlerle ilgili yeterince bilgiye hep beraber haiz oluruz.

KABİRLE İLGÎLÎ MESELELER

Kabirlerin Yapılmasında Sünnet Olan Şekil

Kabir olduğu bilinsin diye, kabrin yerden bir karış yükseltilmesi sünnettendir. Bundan fazla yükseltmek ise haramdır. Çünkü Müslim ve diğerlerinin Harun'dan rivayet ettikleri hadise göre Sümâmc bin Şufcy, Harun'a şöyle demiştir; "Fudâle bin Ubcyd'le (r.a.) Rum toprağı olan Bru-düs'deydik. Bİr arkadaşımız vefat edince, Fudâle bin 'Ubcyd, (r.a.) kabrinin kazılmasını emretti. Sonra kabrini düzlcycrck; "Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'den kabrin düzlenmesini emrettiğini işittim," demiştir.
Ebû Hcyâc el-Esedî'dcn rivayet olunduğuna göre; o demiştir ki; "Alî bin EbîTâlib bana şöyle dedi: "Seni Rasûlüllah'ın benden yapmamı istediği bir şeye sevk edeyim mi? Rasûlüllah gördüğü heykeli yıkmadan geçmez, yine gördüğü yüksek kabri düzlemeden geçmezdi." Tirmizî demiştir
ki; "İlim ehlinden bazısı bu şekilde amel ederek, üzerine basılıp oturul-tnaması ve kabir olduğu bilinecek kadar yükseltilmesi dışında, kabrin yerden fazla yüksek olmasını mekruh saymışlardır. Veliler, sahih sünnetle amel etmek için meşru olandan fazla olarak kabirlerde yapılan binaları yıkmışlardır."
Şafi'î şöyle demiştir: "Kabre başka yerden toprak ilave edilmemesini kabrin sadece yerden bir karış veya ona yakın yükseltilmesini ve kabre bina yapılmamasını ve kireçlenmemesini uygun görürüm. Bütün bunlar gösteriş, gururlanma alâmetleridir. Halbuki ölünün yeri süs ve gösterişin yapılacağı yer değildir. Muhacir ve Ensâr'ın kabirlerinin kireçli olduğunu görmedim. Ka.birlcrde.ki binaları yıkan valiler gönnüşümdür kijakih-lerin bunu ayıpladıklarına şahit olmadım."
Şcvkânî şöyle demiştir: "Zahir olan, kabirleri izin verilen miktardan fazla yükseltmenin hara/n olduğudur." Bu hususu Ahmed'in taraftarlarıyla Şafiî'nin taraftarlarından bazıları ve İmam Mâlik açıklamışlardır. İmam Yahya ile, "Ğays" kitabında Mchdî'nin dediği gibi; "Kabirleri yükseltmekte bir mahzur yoktur; Çünkü önceki ve sonraki alimler zamanında kabirler yükseltildi de yadırganmadılar," sözü sahih değildir. Çünkü o devirlerde kabirlerin yükseltilmesinden çıkan sonuç; onların bu konuda sustuklarıdır. Susmak ise şüpheli konularda delil olamaz. Halbuki kabirleri yükseltmenin haramhğı şüpheli bir konudur. Kabirleri yükseltmek konusunda hadisten ilk anlaşılan mana kubbeler ve kabirler Üzerine yapılan görkemli binalardır. Böyle bina yapmak, "kabirleri mescid edinme" neh-yine girer ki, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem, böyle yapanları İâncüemişür. Kabirler üzerinde sağlam binaların yapılması ve kabirlerin süslenınesiyle, müslümanlar arasında, İslâm'ın yasak ettiği nice sapık fikirler yayılmıştır. O sapık fikirlerden birisi, kâfirlerin pullar hakkındaki inançları gibi, cahillerin kabirler hakkındaki inançlarıdır. Kabirdekilere aşırı saygı du**** onların fayda temin ettiklerini ve zararı defettiklerini sandılar. Kabirleri, ihtiyaçlarını giderme ve isteklerine kavuşma yeri olarak gördüler. Kulun Allah'tan istediği şeyleri, kabirlerden istediler. Kabirler için yolculuk yaparak, onlara el, yüz sürdüler ve imdat dilediler. Özetle cahiliyyet devri insanlarının putlara yaptıkları şeylerden hiçbirisini terketmeden aynısını yaptılar.
"- Biz Allah'ınız ve yine ona döneceğiz............
"Bu kötü münker ve çirkin küfür devam ederken, bunlara Allah için kızan ve bu temiz dini koruma gayretinde bulunan bir âlim, bir müderris bir âmir, bir vezir ve bir reîs bulamazsın.
"Şüphesiz olarak bize ulaşan haberlere göre, kabirlere şu şekilde saygı gösterenlere karşı olanlardan birisi, onlara; "yemin et," dediği zaman, Allah adına yemin eder. "Peki bir de inandığın filan velî ve şeyh adına yemin et," denince duraklar, dili tutulur. Onun ismiyle yemin etmekten kaçınarak hakkı kabul eder. İşte bu da gösteriyorki, ölülerden yardım bekleyenlerin şirki, "Allah ikinin ikincisi, üçün üçüncüsüdür," diyenlerin şirk noktasını aşmıştır.
"Ey din bilginleri, ey islâm reisleri; islâm için küfürden daha şid-dcili hangi musibet vardır? Bu din için Allah'tan başkasına ibadcl clmck-len daha zararlı hangi belâ vardır? Ve bu belâya denk müslümanlarm uğradığı hangi tehlike vardır? Eğer bu açık şirki engellemek vacib değilse hangi kötülüğü engellemek vaciptir?"
(Eğer diriye çağırsaydın elbette işillirirdin;
Fakat çağırdığın kimsede hayat yok.
Eğer aleşe üflescydin ışık verirdi;
Fakat sen külleri üflüyorsun.)
Alimler kabirler üzerine yapılan kubbeleri ve mcscidlcri yıkmak gerektiğine dair fetva vermişlerdir.
Ibn Hacer, "Zevacir" kitabında şöyle demiştir: "Kabirler üzerindeki kubbe ve mescidleri yıkmaya devam etmek vaciptir. Çünkü bunlar, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in emrinden çıkmak için yapılan mes-cid-i Dırâr'dan daha zararlıdır. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem kabirlerin üzerinde bina yapmayı nehyederek yıkılmasını emretmiştir. Kabirlerdeki her türlü kandil ve lambaları kaldırmak vacip olup kabirler için vakıf yapmak, adak adamak sahih değildir."

3.21.2. Kabri Tümsek Yapmak ve Düzlemek

Fakihler kabrin düzlenmesi ve tümsekienmesinin caiz olduğunda ittifak etmişlerdir. Taberî şöyle demiştir: "Kabirlerde, iki şeyden başkasının yapılmasını hoş görmem; yerle bir olması veya müslümanlarm yaptıkları gibi bir karış yükseklikte tümsek yapılması. Kabirleri tesviye eunek, yerle bir etmek değildir. Fakihler, hangisinin daha faziletli olduğunda ihtilâf etmişlerdir. Kâdî 'Iyâd, ilim ehlinin çoğundan şöyle nakletmiştir: "Efdâl olan, kabirlerin tümscklenmesidir." Çünkü Süfyân Nimar'm Kâdî'Iyâd'a anlattığına göre, Süfyân Rasûlüllah'ın kabrini tümsek olarak görmüştür." (Bu rivayet Buharî'nindir.)
Ebû Hanîfe, Mâlik, Ahmed, Müznî ve Şâfi'îlerden çoğu bu görüşte-
dir. Şâfi'îler, Rasûlüllah'm "yerle tesviye edilmesi" emri olduğu için, kabri düzlemenin daha faziletli olduğu görüşündedirler.

3.213. Kabri Bir işaretle Belli Etmek

Kabir üzerine, bilinmesi için taştan veya ağaçtan bir işaret koymak caizdir. Çünkü İbn Mâce'nin Enes (r.a.)'den rivayet ettiğine göre; "Nebi aİcyhisselâm; Osman b. Ma'zûn'un kabrine bir kaya parçası dikmiştir." Yani belli olması için kabrin üzerine kaya parçasını koymuştur. "Zevâid" kitabında; "Bu hadisin isnadı hasen olup Ebû Dâvûd bu hadisi Muttalib b. Ebî Vedâ'a hadisinden rivayet etmiştir," denmektedir. Bu hadîse göre; Ra-sûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem, kayayı alıp başucuna ko****; "Bununla kardeşimizin kabrini tanırım da yakınlarımdan ölenleri oraya gömerim," buyurmuştur. Bu hadisten, yakın ölüleri birbirine yakın yerlere defnetmenin müstehab olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü böyle yaparak, insanların onları daha kolay ziyaret etmeleri ve onlara karşı daha çok acıma hissi taşımaları mümkündür.

3.21.4. Kabirlerde Ayakkabıları Çıkarmak

îlim ehlinin çoğu, kabirlerde ayakkabılarla gezmekte bir beis olmadığı görüşündedirler. Cerir b. Hazm; "Hasan ve İbn Sirîn'i kabirler arasında nalinleriyîe gezerken.gördüm," demiştir. Buharî, Müslim, Ebû Dâvûd ve Nesâî'nin Enes (r.a.)'den, onun da Nebi aleyhisselâm'dan rivayet ettiğine göre; Ncbî aleyhisselâm: "Kul kabrine konulduğu ve arkadaşları ondan ayrıldığı zaman arkadaşlarının nalinlerinin sesini işitir," buyurmuştur. Alimler bu hadisle kabirlerde ayakkabılarla yürümenin caiz olduğuna delil getirerek; "Nalinlerİn sesi ancak kabirlerin üzerinde onlarla yüründüğü zaman işitilir," demişlerdir.
imam Ahmed, deri ayakkabılarla kabirlerde yürümeyi mekruh saymıştır. Çünkü Ebû Dâvûd, Nesâî ve İbn Mâce'nin Rasûlüllah'm azatlısı Beşîr'den rivayet ettiklerine göre: "Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem ayağında nalinleri olduğu halde kabirlerde yürüyen bir adamı görünce; "Ey nalinlerle yürüyen! Yazık sana. Nalinlerini çıkar," buyurdu. Adam dönüp baktı; Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem olduğunu öğrenince, onları çıkarıp attı."
Hattabî şöyle demiştir: "Kabirlerde ayakkabıyla gezmekte, kibirlilik söz konusu olacağından, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem bu hareketi çirkin bulmuştur. Deriden yapılmış ayakkabılar genellikle zengin ve rahatlık içindekilerin giydiği ayakkabılardır. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve
sellem ise, kabirlere girenlerin, tevazu süsü içinde ve alçak gönüllü İnsanların giydiği elbiseyle girmesini hoş görmüştür." imam Ahmed'e göre; "Kabirlerde deri ayakkabıyla dolaşmak, özür olmadığı zaman mekruh olur. Şayet yürüyeni dikenlerden veya pisliklerden koruyan bir özür varsa, o zaman mekruh olmaz."

3.21.5. Kabirleri Örtmenin NehyediIdiğİ

Kabirleri örtmek helâl değildir. Çünkü böyle yapmakla boş şeyle uğraşmak, malı, şer'î bir maksat olmayan yerde harcamak ve halkı yanlışa sevketmek vardır. Buharî ve Müslim'in Aişc (r.a.)'dan rivayet elliklerine göre; Nebî aleyhisselâm bir gazaya çıktığında, Âişe (r.a.), kapıyı bir kilimle örtmüştü. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem gazadan dönünce, kilimi gördü ve onu çekerek yırttı. Sonra; "Allah Teâlâ bize laş ve çamurları örtmeyi emretmedi," buyurdu.
Kabirler üzerine mescid yapmanın ve kabirler üzerine kandil asmanın haram olduğu hakkında açık ve sahih hadisler gelmiştir:
Buharî ve Müslim'in Ebû Hüreyre (r.a.)'den rivayet ettiklerine göre, Nebî aleyhisselâm; "Allah yahudileri kahretsin. Nebilerinin kabirlerini mescid edindiler," buyurmuştur.
Ahmed, Tirmizî, Nesâî ve Ebû Davud'un İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet ettikleri ve Tirmizî'nin hasen saydığı hadiste ibn Abbas (r.a.) şöyle demiştir: "Rasûlüllah kabirleri ziyaret ederek üzerlerine mescit yapan ve kandil asanları lânellemişlir."
Sahih-i Müslim'de, Abdullah el-Becelî (r.a.)'den rivayet olunduğuna göre, o demiştir ki: "Rasûlüllah'dan, vefat etmeden Önce beş şey işittim ki şöyle derdi: "Sizden bana bir dost kılmasını Allah'a arz etlim. Allahu Teâlâ İbrahim'i dost edindiği gibi beni de dost edindi. Eğer ben dost edinseydim, Ebû Dekr'i dost edinirdim. Sizden öncekilerden nebilerinin ve salihlerinin kabirlerini mescid edinenler vardı. Sakın kabirleri mescid edinmeyiniz; sizi bundan sakındırırım."
Yine Sahih-i Müslim'de Ebu Hüreyre (r.a.)'den rivayet olunduğuna göre, Rasûlüilah sallailahu aleyhi ve sellem; "Allah yahudi ve hıristiyan-lara lanet etmiştir. Çünkü nebilerinin kabirlerini mescid edindiler," demiştir.
Buhârî ve Müslim'in Âişe (r.a.)'dan rivayet ettiklerine göre, Ümmü Habîbe ve Ümmü Seleme, (r.a.) Habeşistan'da görmüş oldukları, içinde resimler olan bir kiliseyi Rasûlüllah'a anlatınca, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Onlarda salih bir insan bulunup ta öl-
düğü zaman kabri üzerine mescid yaparlar ve bu resimleri kiliselere asarlar. Onlar kıyamet günü Allah kalında mahlûkalın en şereflileridir."
Muğnî sahibi şöyle demiştir: "Kabir üzerine mescit yapmak Nebî alcyhissclâm'ın şu hadisinden dolayı caiz değildir: "Allah kabirleri ziyaret ederek üzerlerine mescid yapanları ve kandil asanları lanetle/niştir." (Hadisi Ebû Dâvûd ve Nesâî rivayet etmiştir. Nesâî'nin lafzı, "Rasûlüllah lanetledi..." şeklindedir.) Eğer mubah olsaydı, böyle yapanı lânetlemezdi. Çünkü böyle yapmakta, faydasız olarak malı zayi etmek, kabirlere ta'zim-dc (hürmette) aşırı gitmek ve putlara la'zime benzeyiş vardır. Bu hadisten dolayı kabirler üzerine mescid yapmak caiz değildir. Çünkü Nebî aleyhisselâm; "Allah yahudileri lânellemiştir. Nebilerinin kabirlerim mescid edindiler." buyurmuştur. Böyle yapanlar engellenir. (Hadisi Buharı ve Müslim rivayet etmiştir.) Âişe (r.a.) şöyle demiştir: "Mescid edinilmesin diye Rasûlüllah'in kabri yükseltilmedi. Kabirlerin yanında namaz kılmak, pullara la'zime ve onlara yakınlık göstermeye benzemektedir. Dizlere ulaşan haberlere göre, putlara ibadet, ölülerin heykellerini yaparak onlara el sürmek ve dua etmek suretiyle onları büyükleyerek başlamıştır."

3.21.6. Kabrin Yanında Kurban Kesmenin Mekruh Olduğu

Cahiliyet devri insanlarının yaptığından sakınmak, övünme ve gururdan uzak olmak için Şârî' kabrin yanında kurban kesmeyi nchyclmiştir. Ebû Davud'un Encs (r.a.)'dcn rivayet ettiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sciicm; "İslâm'da, kabrin yanında boğazlamak yoktur." buyurmuştur. Abdurrezzâk; "Araplar kabrin yanında bir sığır veya koyun boğazlıyorlardı," demiştir. Hatlabî: "Cahiliyyet devri insanları cömert kişilerin kabri üzerinde deve boğazlı**** şöyle diyorlardı: "Yaptıklarına karşıhk onu mükâfatlandırıyoruz; çünkü hayatında böyle boğazlar, misafirlere yedirirdi. Biz de kabrinin yanında deve boğazlıyoruz ki kuşlar ve yırtıcı hayvanlar yesin de, hayatında olduğu gibi öldükten sonra da kendisine "yemek yediren' densin. Şair şöyle demiştir:
(Nccaşî'nin kabri üzerine, seçmiş olduğum parlak bir kılıçla devemi boğazladım. Eğer ben ondan önce ölseydim, onun da, bineğini benîm kabrimin yanında boğazlaması ona elbette kolay olurdu.)
Cahiliyyet insanlarından bazıları, "Yolculuğa ait bineğim, ölünün kabrinin başında boğazladığı zaman, o kişi kıyamet günü binici olarak haşroîunur; boğazlamayan ise yaya olarak haşrolunur." görüşündeydiler, içlerinde öldükten sonra dirilmenin hak olduğunu bilenler de vardı."
Kabir Uzerıne Oturmak, Dayanmak ve Yürümekten Nehiy

Kabir üzerine oturmak, dayanmak ve yürümek helâl değildir. Çünkü Amr bin Hazm'm rivayetine göre; o şöyle demiştir: "Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem, beni kabre dayanırken gördü de; "Bu kabrin sahibine eziyet etme," veya "Ona eziyet etme," dedi." (Hadisi Ahmcd sahih bir senetle rivayet elmiştir.) Ebû Hürcyre (r.a.)'dcn rivayet olunduğuna göre; o demiştir ki: Rasûlüllah sallallahu aîeyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden birinizin aleş parçasının üzerine oturup la, elbisesinin yanarak ateşin cildine değ/nesi, kabrin üzerine oturmasından daha hayırlıdır." (Hadisi Müslim, Ahmcd, Ebû Dâvûd, Ncsâi ve Ibn Mâce rivayet etmiştir.)
Kabirde olurmanih haram olduğu sözüne gelince: Bu îbn Hazm'm görüşüdür. Çünkü bu konuda azab olacağı varİd olmuştur. Ibn Hazm: "Bu görüş, içlerinde Ebû Hürcyrc'nin de bulunduğu seleften bir topluluğun görüşüdür," demiştir.
Âlimlerin çoğunun görüşüne göre; kabir üzerine oturmak mekruhtur. Nevcvî şöyle demiştir: "cl-Ümm kitabında, Şafî'nin açıklaması ve gelen bütün rivayetlerde, ashabın çoğuna göre, kabre oturmak mekruhtur." Nevcvî devamla demiştir ki: "İçlerinde Ncha'î, Leys, Ahmcd ve Davud'un da bulunduğu âlimlerin çoğunluğu aynı şeyi söylemişlerdir." Nevcvî; "mekruh olmak açısından, dayanmak ve yaslanmak da oturmak gibidir," demiştir. Sahabeden İbn Ömer (r.a.) ile Ebû Hanife ve Mâlik ise, kabir üzerine oturmanın caiz olduğu görüşündedirler. İmam Mâlik 'Muvatla'm-da; "Kabir üzerine oturmanın nchycdilmcsi, kanaatimize göre, büyük ve küçük abdest bozmak gibi defi hacet yapma niyetiyle oturan içindir," demiştir. Bu konuda zayıf bir hadiste zikretmiştir. İmam Ahmcd bu tevili zayıf görerek, "bu hiç bir anlam taşımamaktadır," demiştir. Nevcvî; "bu tevil zayıf veya bâtıldır," demiştir. Aynı şekilde İbn Hazm da bir çok yönden bu tevili bâtıl saymıştır. Bu tartışma defi hacet için oturmadığı zamandır. Şayet ölünün kabrine varmak için ancak kabrin üzerinden geçmek gibi bir zaruret varsa kabir üzerinde yürümenin caiz olduğunda fa-kihler ittifak ettikleri gibi def İ hacet için oturmanın haram olduğunda da fakihler ittifak halindedir.

3.21.8. Kabri Kireçlemek ve Üzerine Yazı Yazmaktan Nehiy

Câbir (r.a.)'den rivayet olunduğuna göre; o demiştir ki: "Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem kabrin kireçlenmesi, üzerine oturulması ve bina yapılmasını nehyetmişiir." (Hadisi Müslim, Ahmcd, Nesâî, Ebû Dâ-
vûd ve Tİrmizî rivayet etmiş, Tirmizî sahihiemiştir.) Tİrmizî'nin lafzı şöyledir: "Rasûlüllah kabri çiğnemekten nehyelmiştir." Nesâî'nin lafzında İse; "Kabir üzerine bina yapmaktan veya kabre ilâve etmekten veya kabri ki-rcçlcmckten veya üzerine yazı yazmaktan," şeklindedir.
Tecsis; kireçle boyamaktır. Bu ise bilinen kireçtir, lbn Hazm, bu nebyi, haram olduğuna hamletmiştir. Dendi ki: "Nehycdilmesindcki hikmet; kabrin bir irmihan yeri olup kalıcı bir yer olmadığıdır. Halbuki onu kireçlemek dünya zinciindendir. Ölünün ise zinete ihtiyacı yoktur." Bazıları; "kabirleri kireçlcmckteki nehiyden hikmet, kirecin ateşle yanmış olmasındandır," demişlerdir. Zcyd bin Erkam (r.a.)'dan gelen şu rivayet bu görüşü kuvvetlendirmekledir: Zcyd bin Erkam (r.a.) oğlunun kabrini yapıp ta kircçlcycnc şöyle demiştir: "Ona eziyet ellin ve boş şeyle uğraştın. Ateşin dokunduğu şey kişiyi Allah'a yaklaştırmaz."
Kabri çamurlamakta bir beis yoktur. Tirmizî şöyle demiştir: "İçlerinde Hasan Basrî'nin de bulunduğu ilim ehlinden bazısı, kabirlerin çamur-lanrnasına ruhsal vermiştir." Şâfi'î: "Kabri çamurlamakta bir beis yoktur." demiştir. Ca'fcr bin Muhammed'in, babasından rivayet eniğine göre; Nebi aleyhisselâm, kabri yerden bir karış yükselterek boş araziden kırmızı çamur aidi ve çamurla kabri sıva**** üzerine çakıl taşlan serpti. (Hadisi Ebu Bekir Ncccâd rivayeı etmiş, Hafız, 'Telhis' kitabında hadis hakkında bir açıklama yapmamıştır.)
Alimler, kabri kireçlcmcyi mekruh saydıkları gibi kabrin tuğla veya ağaçla yapılmasını, yer yumuşak ve ıslak olmadığı zaman Ölünün tabutla gömülmesini de mekruh saymışlardır. Eğer yer yumuşak olursa, kabri tuğla ve benzerleri ile yapmak ve ölüyü tabutla defnetmek kerahatsiz caizdir. Muğîre'nin ibrahim'den rivayet ettiğine göre; o demiştir ki: "As-hab kerpici müsiehab saymış, tuğlayı ise mekruh saymışlardır."
Hadiste, kabir üzerine yazmaktan nehiy vardır. Zahir olan kabir üzerine ölünün ismini yazmakla başka şey yazmak arasmda fark olmadığıdır. Hâkim, bu hadisi tahric etlikten sonra şöyle demiştir: "isnadı sahih olup, bununla amel edilmemekledir. Doğu ve batıda müslümanların önde gelenleri kabirler ü/.erine yazı yazmaktadırlar. Bu tatbikat, halefin seleften aldığı bir usûldür." Zehcbî'nin araştırmasına göre kabirler üzerine yazı yazmak sonradan ortaya çıkmış olup hakkında nehiy gelmemiştir. Hanbclî mezhebine göre: "ister Kuran olsun, ister ölünün ismi olsun, kabirlere yazı yazmanın nchyedilmesi, mekruh olduğunu gösterir." Safiîler de bu görüşe katılarak; "ancak, kabir, alim veya salih bir insana ait olursa tanınsın diye ismini yazmak mendubdur," demişlerdir. Malİkîler: "Eğer
yazılan şey, Kur'ân ayeti olursa haram olur. Şayet ismini açıklamak veya ölüm tarihini bildirmek içinse mckruhiur." demişlerdir. Hanefi'ler: "Kabir üzerine yazı yazmak tahrimen mekruhtur; ancak ölünün izinin tamamen kaybolmasından korkuluyorsa mekruh olmaz," demişlerdir. Bu konuda lbn Hazm şöyle demiştir: "Eğer ismini bir taşa yazarsa, bunu yadırgamayız. Hadiste geçen nehiy, kabir üzerine çıkan topraktan daha fazla toprak koymaktır. Bcyhakî, kabir toprağını fazla yükseltmek hakkında bir bâb başlığı açarak şöyle demiştir: "Yüksek olmasın diye, kabrin üzerine kendi toprağından fazla olarak toprak ilâve etmek babı." Şevkânî şöyle demiştir: "Hadiste geçen ziyadeden murad, toprağına yapılan ilavedir." Denmiştir ki: "Kabir üzerine ilâve etmekten maksat, bir başka kabrin üzerine kabir açıp ölüyü koymaktır.11 Şafi'î birinci manayı tercih ederek demiştir ki: "Kabre, çıkan toprağından daha fazla toprak konmaması, sadece müsıe-habdır. Bunun müstehab oluşu, kabir çok yüksek olmasın diyedir. Buna rağmen toprak ilâve ederse bir beis yoktur."

3.21.9. Bir Kabre Birden Çok Kişiyi Defnetmek

Selefin takip etliği ve şu anda geçerli olan tatbikata göre; bir kabre bir kişi defnedilir. Birden çok kişi defnetmeye gelince; bu mekruhtur. Ancak ölülerin çok olması ve defnedenlerin azlığı veya imkânsızlığı sebebiyle, bir kabre birden çok kişiyi defnetmek mekruh olmaz. Bu durumda bir kabre birden çok kişiyi defnetmek caizdir. Çünkü, Ahmed ve Tİrmizî'nin rivayet etliği, Tİrmizî'nin ise sahihlediği hadise göre; Ensâr, Uhud savaşında Nebî alcyhisscîâm'a gelerek: "Yâ Rasûlallah, biz zor durumdayız, nasıl yapmamızı emredersiniz?" dediler. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve scllcm: "Mezar kazınız, onu geniş ve derin yapınız, iki kişiyi ve üç kişiyi bir kabre koyunuz," buyurdu. Ensar: "Hangisini önce koyalım?" diye sorunca Rasûlüllah; "Kur'ân'ı en iyi bileni" diye cevap verdi. Abdürrezzâk'm Vasile bin Eskâ'dan iyi bir senetle rivayet ettiğine göre; bu zat, erkek ve kadını bir kabre defn eder, ön tarafa erkeği, arka tarafa kadını kordu.
3.21.10. Denizde Ölen
Muğnî kitabında şöyle denmiştir: "Kişi denizde gemi ile yolculukta Öldüğü zaman, bunun hakkında imam Ahmed şöyle demiştir. Eğer defnedecek bir yer bulacaklarını ümit ediyorlarsa, ölüyü bekletirler. Bozulmasından korkmazlarsa bir veya iki gün bekletirler. Eğer yer bulacaklarını ümit etmiyorlarsa, yıkayıp kefenlerler, güzel koku sürerek namazını kılar-
lar, ağır bir şey bağla**** suya atarlar. 'Atâ ve Hasan Basrî'nin görüşü de budur. Hasan Basrî demiştir ki: "Bir zenbile konularak denize atılır." imam Şâfi'î; şöyle demiştir: "Deniz, onu sahile çıkarsın diye, öİü İki levha araşma bağlanır, bu durumda, çok kere onu defnedecek insanların yanma ulaşmış oîur. Eğer denize atarlarsa, günahkâr olmazlar. Birincisi daha evlâdır. Çünkü böyle yapmakla definden maksat olan, Örtülme meydana gelmiştir. İki levha arasına koymak ise, onu bozulmaktan ve açılmaktan korumak içindir. Öİü çok kere sahile çıplak ve elbisesi yırtılmış olarak ulaşabilir ve müşriklerden bir topluluğun yanma da çıkabilir. Onun için iki levhaya bağlamak şeklindeki görüşümüz daha evlâdır."

3.21.11. Kabrin Üzerine Hurma Dalı Koymak

Kabir üstüne hurma daiı ve çiçek koymak meşru değildir. Buharî ve diğerlerinin İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet ettikleri hadise gelince: Nebi aleyhisselâm iki kabrin yanından geçerken şöyle buyurdu: "Bu ikisi azap görüyorlar, fakat büyük bir şeyden dolayı azap görmüyorlar. Şu birincisi idrardan sakınmazdı, buna gelince bu da koğuculuk yapardı." Sonra yaş bir hurma dalı isteyerek ikiye böldü. Bİr parçasını bir kabre, diğerini öbür kabre dikerek; "Umulur ki, bunlar kurumadıkça günahları hafifler." buyurdu.
Hattabî bu hadis hakkındaki görüşlere şöyle cevap vermiştir: "Rasû-lüllah hurmayı dikıi," sözünün aslı; hurma dalını iki parçaya ayırıp kabirlerin üzerine koymasıdır. "Dunlar kurumadığı müddetçe, umulur ki günahları hafifler," sözüne gelince; Rasûlüllah'ın yaptığı bir şeyi hayırlı ve uğurlu saymak ve Rasûlüllah'ın kabirdeki I erin azaplarının hafiflemesi için dua etmesi açısından düşünülmelidir. Sanki Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem hurma dallarının yaşlığının devam eüne müddetini, azaplarının hafiflemesine bir sınır kılmıştır. Yoksa yaş hurma dalında bir anlam olup, kuru hurma dalında bir anlam olmadığı şeklinde anlaşılmamalıdır. Pek çok yerlerde, ölülerin kabirleri üzerine hurma ağaçları dikerler. Böyle yapanların, bu görüşte olduklarını görmekteyiz. Halbuki bu görüşte olmalarına hiç bir sebep yoktur."
Hatîabî'nin sözü doğrudur. Rasûlüilah'ın ashabının anladığı şekil budur. Çünkü ashabın hiç birisinden, Bureydet'ül-Eslemî hariç, kabirlerin üzerine hurma dalı veya çiçek koydukları naklolunmamiştır. Bureyde ise, kabrinin üzerine iki hurma dalı konmasını vasiyet etmiştir. (Bu rivayet Buharî'nindir.) Kabir üzerine hurma dalı koymanın meşru olduğu görüşü doğru olmaktan çok uzaktır. Çünkü Bureyde'nİn dışındaki ashabın tümü-
ne bu meselenin gizli kalması mümkün değildir. Hafız "Fetih" kitabında şöyle demiştir: "Bureyde, bu hadisi sanki umumî manaya alarak, sadece o iki adama ait olduğunu görememiştir." İbn Rüşd demiştir ki; "Buharî'nin açıklamasından şu anlaşılmaktadır: Bu hâdise, o iki kabir için özel bir durumdur." Arkasından, Abdurrahman'm kabir üzerinde bir kıl çadır gören İbn Ömer'in şu sözünü naklctmişlir: "O çadırı kaldır, ey genç! Şüphesiz bu hareket, onun amelini gölgeliyor." İbn Ömer'in bu sözü, kabir üzerine bir şey koymanın ölüye faydası olmadığını, bilâkis faydanın iyi amellerde olduğunu göstermektedir.

3.21.12. Karnında Canlı Çocuk Varken Ölen Kadın

Kadın öldüğü zaman karnında canlı olduğu ümit edilen çocuk varsa, çocuğu almak için kadının karnını yarmak gerekir. Canlı olduğu, güvenilir doktorlar vasıtasıyla öğrenilecektir.

3.21.13. Müslümandan Hamile Kalan Ehli Kilab Bir Kadın, öldüğü Zaman Ayrı Bir Kabre Defn Edilir

Beyhaki'nin Vasile bin Eska'dan rivayet etliğine göre bu zat, karnında müslümandan çocuğu olan hırisiiyan bir kadını, hıristiyan ve müslü-manlara ait olmayan bir kabre dcfneimişıir. İmam Ahmcd bu görüşü seçerek şöyle demiştir: "Kâfir kadın, müslüman mezarlığına gömülmez; çünkü müslümanlar onun azabı ile ezâ duyarlar. Kâfirlerin mezarına da gömülmez çünkü karnındaki çocuk müslümandır. Kâfirlerin azabı ile ezâ duyar."

3.21.14. Ölüyü Kabire Gömmenin Fazileti

İbn Kudâmc şöyle demiştir: "Müslümanların kabirlerine defin yapmak evlerde defin yapmaktan Ebû Abdullah'a daha sevimlidir. Çünkü kabristana defnetmek, varislere en az zararı dokunacak bir hareket olup kabristan ahiret yurduna daha çok benzemekte, ölüye daha çok dua etmek ve rahmet dilemek mümkün olmaktadır. Sahabe ve tabiiler ve ondan sonra gelenler sahrada ölülerini gömmeye devam etmişlerdir."
Denilirse ki: "Nebî aleyhisselâm ve iki arkadaşının, evinde defn edilmesine ne dersiniz?" Deriz ki; "Âişe (r.a.) şöyle demiştir: "Nebî aleyhisselâm in evinde defnedilmesi kabrinin mescid edinilmemesi içindir." (Hadisi Buhari rivayet etmiştir.) Nebî aleyhisselâm, ashabını Bekî' mezarlığına defnetmiştir. Rasûlüllah'ın bu hareketi başkalarının hareketinden uyulmaya daha lâyıktır. Ashab; evde defnedilmesinin, sadece Rasû-
lüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e mahsus olduğunu uygun görmüştür. Çünkü "Nebiler öldükleri yere defnolurlar," rivayeti vardır. Bu şekilde onlar gelip geçenlerden korunmuş ve diğer insanlardan ayrılmış olurlar."
İmam Ahmed'e, evinde gömülmeyi vasiyet eden bir kimse hakkında sorulunca, "müs 1 umanlarla beraber kabre gömülür," diye cevap vermiştir.

3.21.15. Ölülere Sövmekten Nehiy

Ölülere sövmek ve kötülüklerini zikretmek helâl değildir. Çünkü Buharî'nİn Aişe (r.a.)'dan rivayet ettiğine göre Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Ölülere sövmeyiniz; şüphesiz ki, önce gönderdiğiniz şeyler onlara ulaşır." Ebü Dâvûd ve Tirmizî'nin zayıf bir senelle İbn Ömer'den rivayet ettikleri hadiste, Nebi aleyhisselâm; "Ölülerinizin iyiliklerini anınız, kötülüklerini söylemeyiniz," buyurmuştur. Ancak fâsıkliğı açık olan bid'at sahibi veya bozuk bir iş yapan müslümanlara gelince; kötülüklerini söylemekte bir maslahat varsa, kötülüklerini söylemek mubahtır. Meselâ; onların hallerinden sakındırmak, sözlerinden nefret ettirmek ve onlara uymayı terkettirmek gibi. Eğer bir fayda yoksa, kötülüklerini söylemek caiz olmaz. Buharî ve Müslim'in Enes'ten rivayetlerine göre Enes (r.a.) demiştir ki: "Ashab, bir cenazenin yanından geçerken onu hayırla övdüler. Ncbî aleyhisselâm; "vacib oldu," buyurdu. Sonra bir başka cenazenin yanından geçtiler, onu kötülükle andılar: Nebî aleyhisselâm, yine "vacib oldu," buyurdu. Ömer (r.a.) "Ne vacip oldu?" diye sorunca, Nebî aleyhisselâm; "Bunu hayırla andınız, ona cennet vacib oldu. Bunu ise kötülükle andınız, ona ise cehennem vacib oldu. Siz yeryüzünde Allah'ın şahitlerisiniz" buyurdu. Kâfirlerin ölülerinin kötülüklerini anlatmak ve lanet okumak caizdir. Çünkü Allahu Tcâlâ şöyle buyurmuştur: "Benî îsrâilden kâfir olanlar lanet olunmuştur. "(13) Yine "EbûLehebin elleri kurusun"{\A) buyurmuştur. Firavun ve benzeri lanet olunmuştur. Allah'ın lanetlemesi Kur'ân-ı Kerîm'de meşhurdur. Bunlardan birisi de; "Dikkat Allah'ın laneti zalimlerin üzerinedir" kyeûâ\v.{\5)

3.21.16. Kabirde Kur'an Okumak

Fakihler, kabrin yanında Kur'ân okumanın hükmü hakkında ihtilâf etmişler; Şafı'î ve Muhammed bin Hasan ölüye bereket hasıl olsun diye

(13) Mâide:78.
(14) Lehcb: I.
(15) Hûd: 18.

müstehab olduğu görüşüne varmışlardır. Kâdî 'lyâd ve Malikîlerden Karâfî de bu görüşe katılmışlardır. İmam Ahmed, "bunda bir beis yoktur," görüşünde olup Mâlik ve Ebû Hanîfe ise sünnette varid olmadığı için kabrin yanında Kur'ân okumayı mekruh saymışlardır.

3.21.17. Kabri Açmak

Âlimlerin ittifakına göre; müslümanın defnedildiği yerde et veya kemiklerden bir şey mevcutsa, mezarın tümü için kazılma haramlığı devam eder. Eğer ölü, zaman geçmekle toprak olursa, o yerde defin caiz olduğu gibi; ağaç dikmek, ziraat, bina vesair faydalanma yollarının birisiyle o yerde faydalanmak da caizdir. Eğer kabir kazan, orada ölünün kemiklerinin var olduğunu görürse kazmayı tamamlamaz. Eğer kazmayı bitirdikten sonra, kemik çıkmışsa, çıkan kemikleri kabrin bir kenarına ko****, ölüyü defnetmek caizdir.
Bir ölü, üzerine namaz kılınmadan dcfncdilmişse eğer henüz üzerine toprak atılmamışsa kabirden çıkarılır ve namazı kılınır, sonra tekrar defin iade olunur. Eğer üzerine toprak atılmışsa, kabrinin açılıp kabirden çıkarılması Hanefî, Şafiî ve Ahmed'den bir rivayete göre haramdır. Kabirdeyken namazı kılınır. Ahmed'den bir rivayete göre ise; kabri açılır ve üzerine namaz kılınır. Şafi'î, Mâlik ve Ahmed, kabirde bırakılan malı çıkarmak, kıbleden başka tarafa gömüleni kıbleye çevirmek, yıkanmadan gömüleni yıkamak ve kefeni iyi yapmak gibi sağlam bir maksat varsa, -ölünün kokmasından korkulup ta terkedilmesi tehlikesi yoksa- kabrin açılmasını caiz görmüşlerdir. Hanefîler bu durumlardan dolayı kabri açmaya karşı gelerek bunu ölüye işkence saymışlar, işkencenin ise yasak olduğunu belirtmişlerdir. Ibn Kudâme şöyle demiştir: "Defnedilen ölü, şayet bozulma durumuna gelmişse, kabri açmak ona bir işkencedir. Eğer kefensiz defnedilin işse, bunda iki durum vardır; Birincisi, olduğu gibi bırakılır. Çünkü kefenden maksat, ölüyü örtmektir. Bu ise toprak ile hasıl olmuştur. İkincisi ise, kabir açılır ve kefenlenir. Çünkü kefenleme vacib olup gûsle benzemektedir." imam Ahmed şöyle demiştir: "Eğer mezar kazan, elbisesini kabirde unutmuşsa kabri açmak caizdir. Yine balta ve para gibi kabre düşen bir şey için de kabir açılır." İmam Ahmed, "kabirde kalan şey kıymetli olursa kazılır" demiştir. Kendisine, "şayet Ölünün dostları, kabirde kalan eşyayı mezarcıya verirlerse durum ne olur?" diye sorulunca, İmam Ahmed; "hakkını, yani istediği şeyi verirlerse, ne âlâ," demiştir.
Bu konuda Buharî'nİn Câbir (r.a.)'den rivayet ettiği şu hadis gelmiştir: Câbir (r.a.) demiştir ki: "Nebî aleyhisselâm Abdullah bin Übey (r.a.)
kabre konulduktan sonra geldi. Ölünün çıkartılmasını emretti de, ölü çıkartıldı. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve scllem ölüyü dizlerinin üzerine alarak, tükürüğünden üfledikten sonra ona bir gömlek giydirdi." Yine Câbir (r.a.)'den rivayet olunduğuna göre; o demiştir ki: "Babamla beraber bir adam aynı kabre gömülmüştü. Bu benim hoşuma gitmedi. Altı ay geçtikten sonra, babamı çıkararak tek başına boş bir kabre koydum." Buharî bu iki hadis için; "Mcşrû bir sebepten dolayı, ölüyü kabir ve lahidden çıkarmak caiz midir?" diye bâb başlığı koymuştur. Ebû Davud'un, Abdullah bin Amr (r.a.)'dan rivayet eniğine göre; Abdullah (r.a.) demiştir ki: "Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve scllem ile Taife gitmek üzere yola çıktık; yolda bir kabre rastlayınca şöyle dediğini işinim: "Bu Ebû Riğâl'in kabridir. Kendisini koruyan bu yere sığınmıştı. Çıkınca kavminin başına gelen belâ onun da başına bu yerde isabet etti ve buraya gömüldü. Bunun delili, dayanmak için kullandığı altından bir sopanın, onunla birlikle burada gömülü olmasıdır. Kabrini açarsanız, alım sopayla birlikle onu bulursunuz." Bunun üzerine insanlar kabri açıp sopayı buldular." Haıtabî şöyle demiştir: "Bu hadisle, bir ihtiyaç veya müslümanlarm menfaati olduğu zaman, müşriklerin kabirlerinin açılmasının caiz olduğuna delil vardır. Çünkü müşriklerin ölülerine saygı göstermek müslümanlarm ölülerine saygı göstermek gibi değildir."

3.21.18. Ölüyü Başka Yere Nakletmek

Şâfi'ilcrc göre Mekke, Medine ve Kudüs'e yakın olması durumu müslesna, ölüyü bir yerden başka bir yere nakletmek haramdır. Ancak bu beldelerden birisine şeref ve faziletli olmalarından dolayı nakletmek caizdir. Eğer faziletli beldelerden başkasına nakletmeyi vasiyet ederse, defninin gecikmesi ve ölünün bozulmasından korkulduğu için vasiyyeti geçerli olmaz. Yine bunun gibi, yıkanmadan defnolmak veya kıbleden başka tarafa konmak ve kabrinin sel ve su altında kalması gibi sağlam bir maksat yoksa, kabirden ölüyü çıkarıp başka yere nakletmek de haramdır.
Minhâc kitabında şöyle denmiştir: "Definden sonra, nakil ve başka şey için kabri açmak; yıkanmadan defnedilmek, zorla alman yerde defnedilmek, elbiseyle defnedilmek, kabirde bir malın kalması veya kıblenin dışında defin olmak gibi bir zaruret yoksa haramdır." Malikîlere göre; "ölüyü definden önce ve sonra, bir maslahattan dolayı; meselâ, suya karışma tehlikesi, yırtıcı hayvanların yeme tehlikesi, ailesinin rahatça ziyaret edebilmesi, ailesine yakın yerde bulunması, nakledileceği yerin ölü için daha hayırlı olması gibi durumlarla bunlara benzer hallerde dahi ölü-
ye saygısızlık edilmemesi, taşınırken cesedin hırpalanmaması gerekir." Hancfilcre göre; "ölüyü bir yerden başka bir yere nakletmek mekruhtur. Kişinin öldüğü yerdeki kabirde defnedilmesi müstehabdır. Definden önce, bir mil veya iki mil nakledilmesinde bir beis yoktur. Çünkü kabirlere varmak için gerekli uzaklık bu miktara ulaşır. Definden sonra yukarda geçtiği gibi bir özür dışında nakil haramdır. Herhangi bir kadının oğlu öldüğünde başka bir yere dcfncdilmişse kadın da ondan uzak durmaya tahammül edemeyip naklini isliyorsa, bu isteği yerine getirilmez."
Hanbelîlcr; "şehidin öldürüldüğü yerde dcfnolması müstehabdır," demişlerdir. İmam Ahmcd; bu konuda şöyle demiştir: "Savaş meydanında ölenlere gelince: Câbir (r.a.)'in hadisine göre; Nebi aleyhisselâm; "Savaş meydanında ölenleri çarpıştıkları yerde gömünüz" buyurmuştur. Ibn Mâcc'nin rivayetine göre; "Rasûlüllah sallaüahu aleyhi ve sellem; Uhud şchidlcrinin çarpıştıkları yere gömülmelerini emretmiştir." Diğer ölülere gelince; geçerli bir maksat yoksa, bir yerden diğer bir yere ölü nakledilmez." Evzai ve ibn Münzîr'in görüşü de budur. Abdullah bin Mülkiye dc-mişir ki: "Abdurrahman bin Ebi Bekr, (r.a.) Habeşistan'da öldüğü zaman, Mekke'ye ***ürülüp dcfncdilmişıir. Âişe (r.a.) Mekke'ye gelince; kabrini ziyaret ederek şöyle dedi: "Eğer cenazede bulunsaydım sen öldüğün yerden başka bir yerde dcfncdilmezdin ve durumu bilseydim, seni ziyaret etmezdim." Çünkü öldüğü yerde gömülmesi hem maddi açıdan daha kolay, hem de bozulmaması için en doğru yoldur. Eğer nakledilmesini zorunlu kılan sahih bir maksat varsa, o zaman caizdir." İmam Ahmed; "Kendi beldesinde ölen bir kişinin başka bir beldeye nakledilmesinde bir beis olduğunu bilmiyorum," demiştir.

Fıkhu's sünne - Seyyid Sabık
11/02/2012 : 09:00:17
ayan beyanı geç nerde yazıyor bana onu yaz din kardeşim..
10/02/2012 : 20:02:12
"Ayrıca dini açıdan da bir sorun olmaz bence" demek ne kadar yanlış bir kelime. İslamda bence kelimesini ancak müctehidler kullanabilir. Konunun dini sakıncası olduğu ayen beyan ortadadır.
07/02/2012 : 18:59:50
Kesinlikle çok güzel fikir... Fikir sahiplerini kutluyorum böyle insan zihnini geliştirici fikirler olması oldukça güzel... Evet arkadaşında dediği gibi Osmanlı'nın mezar taşlarında hemen hemen tüm bilgileri yer almaktadır. Bu dijital sistemle yeni çağın bilgileride yer alabilir üstelik daha fazlası NİYE OLMASIN? Ayrıca dini açıdan da bir sorun olmaz bence çünkü Allah Kur'an-ı Kerim'de bilimi teşvik etmektedir. Bu onun nimetlerindendir...
07/02/2012 : 17:30:12
sefulik kardeşim , Kur'an ahkam ve muhkem ayetler olmak üzere ikiye ayrılır. Ahkam kesin hükümlerdir , muhkem tartışılabilir , zamana ve duruma göre farklılık arz edebilir demektir. İslam dininin kaynakları bellidir. Kur'an , sünnet , kıyas , icma vs. Bunları bilmek lazım , bunları bilmeden kafanıza göre dini kaidelere yorum yapamazsınız. Biz türk milleti olarak , maçlarda 70 milyon hakemiz , bir dava olur 70 milyon hakim oluruz , bir soru sorulur 70 milyon müftü oluruz. İşin ehlide konuşur , ehli olmayan kulaktan dolma bilgi sahibi de konuşur.
Peygamber Efendimizin bütün emirleri dinin kendisidir , aslıdır. O , Kur'an ağzı ile konuşmuştur. Peygamber Efendimizin sözleri Allah tarafından tasdik edilmiştir. Peygamber Efendimiz (sav) , gözterişli mezar yapmayınız diye bir hadis buyurmuşsa , bu kesinlikle yapılmayacaktır , eğer yaparsan Peygamberin emrine muhalefet etmiş , Allah'ın dinine uymamış olursun. Kaldi ki yine peygamber tavsiyesidir , dinin emirleri karşısında tartışmaya girmeyiniz demektedir. Bizler burada hadis tahric ediciler , hadiz müzakerecileri değiliz , o yüzden konunun kilitnenmesinin doğru olacağına kanaatindeyim. Çünkü konu uzayacak gidecektir , dinin içine kötü bir bidat sokulmuş olacaktır.
Fetva bekleyenler , diyanetin sitesinden online konu hakkında fetva alabilirler.
İslamda zorlama yoktur , isteyen mezar taşına istediğini koyar , isterse kendisini mumyalattırır. Tartışılan konu müslümanları ilgilendirir , olmayanları ilgindirmez. Ancak şunu da belirtmekte beis görmüyorum , neyin savunucusu olduğumuzu bilmezsek , neye hizmet ettiğimizi bilmezsek ; korkarım kendi adıma konuşuyorum , müslümanlığımız müslümanlık olmaktan fersah fersah uzak olacaktır. Avrupa da şu var bizde niye yok , olsa iyi olur, fena mı gibi mantıklar müslümanlıkla bağdaştırılamaz.
07/02/2012 : 13:17:45
Ya 10 yıl sonra digital bir ekran mermerden daha ucuza gelirse o zaman ne olacak acaba...
07/02/2012 : 09:23:48
Arkadaşım bu fikrinle mezarlık mafyası yaratırsın. Herkesin LCD taktığını düşünelim. Örneğin 100 milyon dolarlık bir pazar yaratırsın. Sonra da her mezarın başında mafyalar bulunur artık. İstanbul mezarlıkları v.s'den filan sorulur artık. Sonuçta evimizdeki LCD bile güvende değilken mezarlıklardaki LCD'lerin durması imkansız. Denemek için bir adet LCD koyup bir hafta sonra ziyaret edebilirsin.
06/02/2012 : 18:20:28
akınbeye katılıyorum bir iş yaparken **larmı belirliyor.. Her Allah ın günü kendi işyerimde beni çarpmaya çalışan en az 2-3 kişi çıkıyor ya mal alıp parayı yiyecek yada **lık amacıyla gelip defettiğimiz kişiler var
bugun bile 2 kişi bizi kandırmaya çalıştı belki inanmıyorsunuz ama her gün durum öyle..

sahipsiz mal yada serbest bıraktıgınız her şeyin başına gelir ...
06/02/2012 : 14:56:56
Bu mezartaşında cihaz işini bilmem yukarda bir iki yazdım ne düşündüğümü.

Fakat bildiğim şudur. Kırarlar sökerler diye bir işten vazgeçilmez. Mesela meyve bahçesi yapmak istiyorsun, kıskanır keserler ağaçları diye vazgeçiyorsun.

Ya söktürme ya sökenlerden ol.

Kapına paspas koyacaksın çalarlar diye koymuyorsun.

Enteresan.

Sizin yaşam alanızı hır sızlar belirliyor demek ki.

06/02/2012 : 11:53:53
bakın arkadaş bir fikir atmış tutarmı tutmaz mı yerine güanh helal kavramları almış başını ***ürüyor.
arkadaşlar ülkemizde kendi akfasında fetva çıkaran şeyhleri,hocaları tövbe tövbe mehdi ilan eden başka bir ülke yoktur..

mezarları anıt haline getirmek günahtır ( iranda bile liderlerinin mezarları anıttır) ama ülkemizde bunları söyleyenlerin mezarları türbe haline getiriliyor taş sürülüyor yüz sürülüyor dualar ediiyor kalkıp buna günahtır demiyorsunuz neden demiyorsunuz yada demiyoruz ya çıkarlarımıza uygun degil yada tepkilerden korkuyoruz değilmi açık söyleyelim..

adam diyor sadece mezar taşı bölümüne digital olacak demiyor ki müzik yayını yapalım anıt mezaryapalım
kısacası fikrini yazmış buda günah değil müslüman toplumlarda parası olmayanlar bir taş koyar az parası olan beton yapar çevresini biraz daha iyi olan mermer yapar zengin olan güzel birşey yapar hemde yazılı sözlü şekilde yapar bunları yapanda günaha bakmaz şeyh te olsa yine ona anıt yaparlar ..

mezar taşının gösterişli olması nerde günah oldugu yazılı biri bana açık yazsın ama lütfen ordan burdan kişilerin kişisel fetvası olmasın
06/02/2012 : 11:39:15
Fikir fena değil ancak olması mümkün değil. Anca özel kişilerin mezarı olabilir. Daha basit projeler daha mantıklı örnek veriyorum japon çimleri var farklı ve bazı ülkelerde mezarlarda kullanılıyor sürekli çiçek açan tohumlar var 4 mevsim ve yaban bitkileri oluşmuyor arasında. yurtdışıdna gördüm böyle bir ürünü bunlar mezar peyzajına gidebilir. mermer mesela pahalı birşey gösterişsiz olsun diyoruz ama taş üstüne gravür yapan yok daha ucuza maliyet oluyor. bu konular biraz dini içerikli bu nedenle genelde gelişmesi çok rahat olmaz geleneksel hizmet ve ürünler küçük değişikliklerle satılır.

06/02/2012 : 02:40:47
Anca Atatürk ve İsmet İnönünün mezarına konabilir bu, diğer mezarlarda anında yürütürler kardeşim.

Fikir çok çok iyi ama feasible değil, mezarların etrafı it kopuk kaynıyor çiçek satan tinerci tipli çocuklar, çiçek almayıncatehditkar davranışlar, cebeci mezarlığını ziyaret edin anlarsınız. LCD olduğunu düşünün hepsi bir günde sökülür.

Ya sökmeyi beceremezlerse kırarlar bu kadar basit.

06/02/2012 : 00:51:56
fikirleri beğenmeyebiliriz.gerçekten çok kötü diyebiliriz.ama bu konuyu konuşmayın kilitleyin bu konuyu demek doğru bir yaklaşım değil.
içki içmek, faiz almak ne biliyim daha pek çok şey dinimize göre uygun değildir.buna hepimizin sonsuz saygısı var.ama bunların dinen yasak olması ,bu konu hakkındaki konuşmaların yönetimce kilitlenmesi anlamına gelmez.
Konu başlıklarının kilitlenmesine dini hassasiyetlerimiz sebep olmamalı.biri burada domuz çiftliği açalım dese buda mı kilitlenecek.
saygılar muhabbetler.
05/02/2012 : 23:43:52
Bizim ülkede Serenity nin mezarının olduğu yerlere mesire yeri denir. Serenity nin orası en çok 100 yıllık bir yer olabilir. Aklınızdaki fikri Karacaahmete, Musallaya, göre düşüneceksiniz. Sıkışık düzen, kazılan yerden kemik çıkan, bin yıldır cenaze kabul eden yerleri. Bizde bolca yer olan köy mezarlıklarında bile düzen sıkışık düşünülür. Daha yıllarca cenaze gelecek diye. Ayrıca yeşillik ferah alanlar hedeflenmez. Düzenlenir yolları yapılır kayıt ve kontrol altında tutulur temizlik yapılır ama mesire yeri havası vermek asla akla gelmez. Bu konudaki içgüdülerimiz de, temayüllerimiz de , kültürümüz de , dini yaklaşımımız da farklı çünkü.

Ancak bütün bu farklar bir mezartaşına LCD ekran bir elektronik cihaz takılamaz diye bir durumu gerektirmez. Bu yapış şekline bağlı. Uygun bir mezarda uygun bir düzende bizde de olabilir.

Şimdi örneğin bizim burada eski Konya büyüklerinin daha fazla olduğu bir mezarlık var. Bu mezarlığa gelen herkez kendi ziyaretini bitirdikten sonra gelir bu büyüklerin mezarlarına da dua eder. Bu büyüklerden birinin mezartaşına veya sonradan yapılan bir ekleme ile mezarın uygun bir yerine 24 saat Yasin okuyabilecek bir düzenek takılsa, her bir dua okumaya gelen Fatiha' sını okuduktan sonra düğmeye basıp Yasin' i de cihaza okutsa sanki çokta aykırı bir iş olmazmış gibi geldi bana.

Serenity nin mezarındaki gibi olmasada olur.

05/02/2012 : 23:06:54
Gözterişli mezar günahtır diye nerde yazıyor diye soran arkadaşıma derim ki , azizim gösterişli mezar islam kültüründe yoktur. Peygamber tavsiyesidir , peygambere uymak farzdır biliyorsun. Her şeyi kuran'dan beklemek lazım , yoksa yanılgılar ve çelişkilrele dolu bir hayatımız olur. siyer ve hadis kitaplarını incelerseniz gösterişli mezarın uygun olamayacağı bilgisine ulaşmanız mümkündür.
Olayın dini boyutuna bakmak lazım çünkü konu bununla alakalı.
Ben açık konuşayım çok saçma buldum bu konuyu , tartışmamak gerektiği kanaatindeyim.
site yetkililerine sesleniyorum , kilitleyin konuyu.
Çok daha parlak fikirlere ihtiyacımız var , fikir beyanında bulunurken içerisinde bulunduğumuz dairenin örf , kültürel ve dini hassasiyetlerini göz önünde bulunduralım lütfen.
05/02/2012 : 02:42:02
Gösterişli mezar günahtır diye nerede yazıyor merak ettim. Dini hiç bir konuya girmeden tek söyleyebileceğim saçma bir fikir. Yakınlarını kaybetmek insanları derinden sarsan bir olay zaten. Kimsenin böyle bir şey yaptıracağını sanmıyorum.
04/02/2012 : 19:18:01





Türkiye de gayrimüslim mezarları hariç tutacağını sanmıyorum.
04/02/2012 : 16:26:32
başta zihni sinir projesi gibi gelse de kulağa,neden olmasın. sizin gibi hayal gücü geniş kimseler olmasa bugün sahip olduğumuz çoğu çılgın şeye sahip olamazdık. başarılar
04/02/2012 : 14:49:56
güzel bir fikir ama tutabilirmi tutmazmı zaman gösterir ama eğer öyle birşey yapılırsa kesin 5-10 tane satar..

olayın din konusuna gelince ister caiz olsun ister olmazsın isteyen mezar taşına şiir yazdırıyor isteyen slogan atıyor isteyen şarkı söylüyor isteyende yasin okuyor hatta avrupada yakılıp küllerini marmaraya savurtanda var
ama bu işe para veren olurmu o zor nedenine gelince ülkemizde birçok inanış var..

bazı bölgelerde mezarları kendi evinin bahçesine koyanda var köyün arkasında bir tepeye kuranda var hatta bazı genellikle çoğu ilk bir aydan sonra hiç ziyaret etmeyip bakımsız olup 10 yıl sonra süz sanıp başka ölü koyanlarda var..

yani muhitti geniş biri olmazsa yaptırmaz çünkü sırf para için yaapmayanlar var o söyler kardeşim yapsın o söyler amcam yapsın gibilerinden..

olayın **lık yönüne hiç değinmek istemiyorum bile adam mezarla birlikte kaldırır kendi mezarına diker mezarlıktan fidan çalıp kendi mezarına dikenler bile gördük memleketimizde :)

kardeş fikir kısacası güzel hoş ama insanlar dünyaya yatırım yapıyor gidenin peşine kimse düşmüyor gidenin mallarının peşine düşerler ancak..
04/02/2012 : 13:20:46
fikir güzel ama arkadaşların dedigi gibi hayalperest bi yaklasım hatırlatayım izmirde türk ninjalar vardı yahudi mezarlıklarından falan mezarı acıp onların altın vs. esyalarını arıyan burda kcd olucak **lar buna dayanamaz:)
04/02/2012 : 11:29:01
debber kardeş yorumunuz çok hoş , Allah razı olsun , lcd ekran orda bir gece durur mu , kaldı ki mezar taşında resim olması bile caiz değilken , birileri facebook , video , kısa hayatından bahsediyor. Yahu kime ne ölünün kısa hayatından. Adam memurdu , çalıştı emekli oldu öldü :) bundan kime ne yahu? Ne kadar gereksiz fikirler varsa karşımıza çıkmaya başladı , Avrupa işte böyle oynar adamla. Bak dünyada sosyal paylaşım ağlarının kullanım oranlarına Türkiye kaçıncı sırada !!! Biz dünya ile sosyal ağ projelerinde mi yarışacağız acaba? biz bilim adına ne ortaya koyabiliriz ki böyle bir durumda !!! Herkes facebook ta , acaba hakkımda ne yorum yapıldı ? acaba yorumuma ne cevap verildi? biraz video izleyeyim , derken saatlerce pc başında heder oluyoruz. Aslında ibret olsun diye hayatı facebook ve tv karşısında geçen insanlara yapıcaksın bu projeyi bak nasıl ibret oluyor?
Arkadaşlar ,
Kendimize gelelim , AHİRET var , HESAP var. dünya bir misafirhane , bizlerde bu misafirhanenin yolcularıyız. Bavulu ne ile doldurmamız gerektiği , bir broşürde yazıyor. O broşür Kur'an'dır. O insanın dünyadaki kullanma klavuzudur. O klavuzda anlayamadığımız bir çok şey var , onun mühendisi de Peygamber Efendimizdir (s.a.v) , Peygamber Efendimizin hadislerini (söylediği sözler ve yapmış olduğu fiiller) okuyalım ve ahiretimize azık yapalım. Dünya ahiretin tarlasıdır , buraya ne ekerseniz ne amelde bulunursanız , ahirette onu bulacaksınız. Burada faceyle , internetle ömürünü heba edenler , orada karşılığını bulamayacaklar. Allah indinde din islamdır , Allah bize islamı beğenip seçmiştir. İslam teslimiyet demektir , şartlarına uymayı kabul etmek demektir. Bu şartlar namaz , oruç , zekat , hac ve kelime-i şehadettir. herkez gücü nisbetinde bunlardan her birini yerine getirmekle mükelleftirler. Bunları yerine getiren bavulunu doldurmuş olarak bu yolculuğun koridoru olan berzah alemine intikal edecektir. ÖLÜM BİR YOKLUK DEĞİLDİR. İmam-ı Gazali öğrencilerini toplar ve onlara şunu söyler "Ölüm bir odadan bir odaya geçiştir"İmam-ı Gazali bunu dedikten sonra odasına geçer , bir müddet sonra öğrencileri hocalarını merak ederler , bir bakarlarki hüccetil islam (İmam Gazalinin lakabı) ruhunu RAHMAN'a teslim eylemiştir. Mevlana ölüm bizim düğün gecemizdir der. Evet ölüm kesinlikle bir yokluk değildir , asıl hayatın (ruha ait olan) başlamasıdır. İnsan kabre iman ile girmek istiyorsa büyük fazrları - namaz-oruç-zekat-hac-kelime-i şehadet) yerine getirmelidir. Kabir ya cennet bahçesinden bir penceredir , ya da cehennem çukurundan bir çukur. Siz cenneten (kabrinizde) bir suliete sahip olmak ve akabinde cennetin daim müdavimi olmak istiyorsanız , işte önünüzde Allah Teala'dan indirilmiş bir KİTAP (Kur'an-ı Kerim) , İşte alemlere rahmet olarak gönderilmiş bir Peygamber (Hz.Muhammed - sav) , ve peygamber varisleri alimler. Arı gibi ne almamız gerekiyorsa alıp görevlerimizi hakkı ile yerine getirmeliyiz.
Rabbim ülkemizdeki tüm müslümanları kendine kul , habibine ümmet eylesin. Amin
Din-i mubini islam dünyanın dört bir yanında şehbal açmaktadır , Rabbim bu fideleri yetiştirenlerden ebeden razı olsun , evet onlar bir sahabe gibi dünyanın dört bir yanında islamın bayraktarlığına hizmet etmekteler , görmüş oldukları bu vazife sahebe efendilerimizin görmüş oldukları vazife ile aynı kefededir. Benim ümmetimin başı mı hayırlıdır sonu mu hayırlıdır, bilemeyeceğim diyen Kainatın Efendisi (asm) , çok önemli bir hadis irad buyurmuştur. O'nun bir sözüyle İstanbul'u dize getiren Fatih hangi hizmet için başını bu yola koymuşsa , bu hizmet fedaileri de aynı zihniyetin temsilcileridirler. bizler rahat döşeklerimizle böyle temsilcilerden olamıyorsak , onlara kol kanat gerenlerden olalım , onları destekleyenlerden olalım. Onlar dünyada islamın temsilcileridir , onlar yeryüzünde Allah'ın halifeleridirler. O kutlu insanlara selam olsun.

YA ÖĞRETEN,YA ÖĞRENEN,YA DİNLEYEN YA DA İLMİ SEVEN OL. FAKAT SAKIN BEŞİNCİSİ OLMA;(BUNLARIN DIŞINDA KALIRSAN) HELAK OLURSUN."
Hadis-i Şerif
04/02/2012 : 10:51:25
Farklı fikirde tutmaz :)
04/02/2012 : 06:27:03
Sen Koyucan Arkadan Elemanlar Sökücek Doğruuu Bit Pazarınaaa Dostum Dağ (Misal) Başını Lgd ekranla doldurucam diyosun adamlar ölünün ağzından diş alıyo sen ne diyosun yaa :))
04/02/2012 : 00:31:25
bu iş tutarmı tutar valla..bununla ilgilenende çok olur tepkiside fazla olur
ama yurt dışında da rağbet orumüyolur diye düşün
04/02/2012 : 00:11:43
**lık, özel alana saygısızlık, ikisi bu fikri baltalayabilir. ölen birini düşünelim bayramda seyranda ailesi ziyaretine anca gidebiliyor... orada dijital taş. geri kalan günler orada yatanın tüm bilgileri yada görüntüleri orada herkese açık olacak. ben öldüğümde istemem böyle bir şey sanırım. öldükten sonra haberim olmaz ama olsun : )


değişik ve farklı fikir düşüncelerinize saygı duydum.
03/02/2012 : 22:39:00
idemirci çok teşekkür ederim çok güzel yaklaşmıssınız.tabiki güneş enerjisi kullanmamak lazım ki müşterinin hizmet akdi devam etsin.bu on yıllarca sürecek bir müşteri bağlılığı.bir kere bağladın mı müşteriyi kaçarı olmuyor.portföyünuz hiç eksilmiyor hep büyüyor.yok sıkıldım nakite çevirecem dediniz.hop portföyü bir firmaya devret hemen toplu nakite ulaş.
03/02/2012 : 22:13:20

Selamlar,

dini konularda hüküm vermek haddim değil. Elbette kimsenin fikrine de karşı çıkacak değilim. Bununla birlikte mezar başında kur'an okumak insanların, biz müteveffa yakınlarının görevidir. Bu tür "yenilikler", bizlerin görevlerini ihmal ederken kendimizi iyi hissetmemizi sağlar o kadar. Üstelik böyle bir şey bir kez başladı mı önünü alamazsınız: Kimi fotoğraflarını koyar, kimi videolarını ekler, kimisi de facebook yorumlarını listeler durur. Böylece kalanlar görevlerini en iyi şekilde yaptıklarını düşünerek rahat bir uyku çekerler. Bazı tanıdıklardan biliyorum, hayattayken yapılamayanlar, mezarlar anıtlaştırılarak giderilmeye çalışılıyor.

Öte yandan diğer ziyaretçileriz kaybettikleri sevdiklerinin mezarına doğru yürürken hiç tanımadığı insanların insanların parkta plajda çekilmiş foto-videolarını izleyerek farklı bir biçimde rahmet okuyabilirler.

Ama derseniz ki illa böyle bir şey yapacağım, uzun süre dayanan pillerle büyükçe digital çerçeveler kullanabilirsiniz. Böylece yazı, kaligrafi, resim vs. ile de medyayı besleyebilirsiniz. Pilin servisini yaparak da ek gelir elde edebilirsiniz. Tabii ki fotovoltaik enerji en iyisi. Ama bir kez kurulum yaptıktan sonra hizmet anlaşması yapmanız lazım ki başkası servis vermesin.
Öte yandan madem bu işe girdiniz ve mecra oluştu, hemen reklam anlaşması yaparak hayli tatmin edici bir gelir elde edebilirsiniz. Eğer ses yayını yaparsanız da olayı bitirmiş olursunuz. Bu konuda ise tek sıkıntı MÜYAP. Biliyorsunuz uçandan kaçandan telif almaya çalışıyorlar. Mekanı düşünürsek de olası gürültüden de şikayet eden olmayacağını düşünüyorum.

Muhabbetle,
03/02/2012 : 22:06:10
istersen mezar tasin icine wifide kur, ziyarete gelenler beles internete girsin. hadi kardesim bakin isinize , bu kadarda hayalperest olmayin