Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

12/10/2007 : 08:06:38
Girişimcilik, bir ülkenin en önemli lokomotifi... Bunu bütün yazı ve konuşmalarında belirtiyorum. O nedenle yeni şirket kuruluşlarına ait rakamları izliyor, sayılarının artması gerektiğini vurguluyorum. Ancak, yeni şirket kurmak, onu yaşatmaktan çok daha zor. Özellikle de rekabetin arttığı ülkelerde. Türkiye, henüz rekabet ortamının tam içinde değil. Açılmakta olduğu kesin. Fakat, hala bazı sektörlerde az sayıda oyuncu var. Penetrasyon oranı da düşük olduğu için, şirketler arasında müthiş acımasız rekabet yaşanmıyor.

Girişimcilik, bir ülkenin en önemli lokomotifi... Bunu bütün yazı ve konuşmalarında belirtiyorum. O nedenle yeni şirket kuruluşlarına ait rakamları izliyor, sayılarının artması gerektiğini vurguluyorum. Ancak, yeni şirket kurmak, onu yaşatmaktan çok daha zor. Özellikle de rekabetin arttığı ülkelerde. Türkiye, henüz rekabet ortamının tam içinde değil. Açılmakta olduğu kesin. Fakat, hala bazı sektörlerde az sayıda oyuncu var. Penetrasyon oranı da düşük olduğu için, şirketler arasında müthiş acımasız rekabet yaşanmıyor.
O nedenle yılda 50 bin şirket kuruluşuna karşılık 5-6 bin kapanış oluyor. Oysa, hepimizin girişimciliğini hayranla izlediğimiz Amerika'da işler öyle değil. Rakamlar olayı açıkça ortaya koyuyor. 2005 yılında 671 bin 800 yeni küçük işyeri açılmış. Bu iyi haber. Gerçekten etkileyici bir rakam. Ancak, kötü haber en az onun kadar etkileyici. Çünkü, aynı yıl bunların 544 bin 800'ü kapanmak zorunda kalıyormuş.

ABD Küçük İşyerleri İdaresi'nin (Small Business Administration) verilerine göre, yeni kurulan işyerlerinin yüzde 66'sı ilk 2 yıl, yüzde 44'ü ise ilk 4 yıl boyunca ayakta kalabiliyor. Sonradan tarih oluyorlar.
Bir yönetim uzmanından dinlemiştim. Özetle şöyle diyordu: "Yeni kurulan bir şirket için ilk 2-3 yıl çok önemli. Sektörü ya da boyutu önemli değil. Ne olursa olsun. İlk 2 yılı büyüme ya da karlılık içinde geçirebiliyorsa, sonradan işi kolaylaşıyor. Hayatına devam etmesi mümkün hale geliyor. Eğer ilk 2 yıl ne büyüme ne de kar elde edebiliyorsa, ölüm riski de artıyor."

Bu rakamlar ve değerlendirmelerden birkaç önemli ders çıkmalı:

-Türkiye'de rekabet nispeten daha az. O nedenle yeni ya da mevcut şirketlerin hayatta kalma şansı yüksek. İleride bu oran düşecek.

-Girişimciler, ilk 2, bilemedin 3 yılına dikkat etmeli. Evlilik için buna benzer yıllar ortaya atılır. "İlk 3, ilk 7 yıl" gibi. Şirketlerde de böyle bir tarih var.

-Son olarak girişimciler için önümüzdeki yıllarda fırsatlar çok. O nedenle "bu kadar çok şirket batıyor. Tehlike var" düşüncesine kapılmasınlar.

Kaynak: Rauf Ateş, Capital

Son 2 yorum (en yenisi önce)

13/10/2007 : 13:51:38
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - yamtarhattab
batmadan cikmanin saadetinin o muazzamiyetini tadamayiz
dimi!!! denemek lazim girisimle batarsak zaten deneyimisatin almis oluruz hepinizinde bildigi gibi iste...


öyle tabi de kolay para kaznaılmılıyor iyi bakıp araştırıp girmek lazım bence.

Reuf Ateş rrkabet yabancı memleketlere göre daha az demiş ama Türkiye'de de vergiler, iflas kanunları, kredi problemleri var, öyle iş kurmak çok ta kolay değil.
12/10/2007 : 08:27:17
batmadan cikmanin saadetinin o muazzamiyetini tadamayiz
dimi!!! denemek lazim girisimle batarsak zaten deneyimisatin almis oluruz hepinizinde bildigi gibi iste...