Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

05/03/2011 : 20:52:08
Yıllardan beri bu sayfalarda hep denenmiş işler tartışılıyor.
Birkaç kayda değer iş önerisi de arada kaynayıp gidiyor.
Biraz yaratıcı olmakta fayda yok mu sizce?
En iyi getirisi olan işler, en uçuk fikirlerden çıkıyor.
Varan 1:
Giresun'un bir köyünden vatandaşlar aşagida linki gorunen siteyi yapmislar. Bu sitede sol menüde köyün ölüleri listelenmis, Ölüyü seçtiginiz zaman mezarının resmi karşınıza geliyor. Sağ tarafta da iki imam beliriyor, İstediğiniz imamı tıklayıp dua okumak istediğiniz rahmetliye dua okutuyorsunuz, şimdi ne diyeceğimi şaşırdım doğrusu, düşünce güzelde kalkıp mezara gitmek yerine böyle anmak da enteresan ama gidemeyenler için ne diyeyim. Herşeye rağmen internetin dijital bir hamlesi olarak tarihe geçecek bir hareket.

Varan 2:

Bir deste oyun kağıdı düşünün ama bunu diğerlerinden ayıran şey ise 50 değişik farklı seviyelerde vücut egzersizlerinin yer alması. Her kağıt , 3 seviyeden oluşuyor; yeni başlayanlar , ortaseviye ve ileri seviye ve bu egzersizler tamamen ekipman , araç gerektirmeden yapılabiliyor. İlk duyduğunda gereksiz diyebilirsin ama Phil Black geçen seneki satışının $4.7 milyon olduğunu beyan etmiş.

Varan 3:

Alaska, Kuzey Kutbundan bir posta adresi alıp , Noel Baba numarası yapıp , çocuğunu kandırmak . $10 a bunun sizin yerinize yapan kişi ise Byron Reese. Bu cinfikirli 2001 yılından beri tam tamına 200.000 mektup gondermiş. Bu da bunu biraz milyoner yapmış, bu sefer rakamı yazmıyorum siz hesaplarsınız.

Varan 4:

34 yaşında üç çocuk annesi Christie Rein çantasının içinde bebek bezlerinin ezildiği , şeklinin bozulduğunu gorunce aklına Kasım 2004 de bebek bezlerini içine koyabileceği compact, şık bir mini çanta aklına geliyor ve bunu kocası Marcus ile paylaşıyor. Marcus dizaynında yardımcı olarak hem seyahat için buyuk hemde gunluk kucuk 4 adet bebek bezine kadar alabilen bebek bezi çantası üretiyorlar. Bebek Bezi Çantası ! Sonuç mu ; 2005 yılı $180 bin dolar üzerinde satış, 22 değişik çeşit, online satış, 120 butik tanesi $14,90 dan hesabını da siz yapın...

Varan 5:

Kim HIV (AİDS) positive birisi ile buluşmak arkadaş olmak ister? Paul Graves and Brandon Koechlin bazılarının bunu isteyeceğini düşünmüş ve bir HIV positive lilerin buluştuğu bir arkadaşlık sitesi kurmuş . 2006 yılı kazancı $110 bin dolar ve daha iki yıl bile olmadan 50 bin üye...

Varan 6:

Geçim sıkıntısı çektikleri için 1997 yılında Diyarbakır’dan İstanbul’a göç eden Çetin Ailesi, kendi üretimleri olan dürümle ününe ün katıyor. Yasin Çetin ve dört kardeşinin babalarının, “Bizim işimiz kebap. Bildiğimiz işi yapalım” öğüdünü dinleyerek İstanbul Fulya’da dürüm arabası ile başladıkları satışa bugün yaklaşık 30 metrekarelik dükkânlarında devam ediyor. Yedi ay önce geçtikleri dükkânlarının müdavimleri arasında kimler yok ki… CEO’lardan ünlü mankenlere, sanatçılardan sporculara kadar Türkiye’nin ünlü simaları akşam saatlerinde dükkânın önünde kuyruk oluyor. Çetin kardeşler bu nedenle de dükkânlarının ismini de Meşhur Fulya Dürümcüsü koymuş. Onları meşhur eden el arabalarını da dükkânın başköşesine yerleştirmişler. O araba şimdi onların mangalı…

Çetin, “13 yıl el arabasında satış yaptık. İlk müşterilerimiz taksici ve öğrencilerdi. Kısa sürede ünümüz kulaktan kulağa yayıldı. CEO’lar, sporcular, sanatçılar, mankenler el arabamızın önünde sıraya girip dürüm bekler oldu. 7 ay önce de bu dükkâna geçtik” diyor. Hafta içi günde yaklaşık 750 adet dürüm satılan dükkânda, hafta sonları rakam bin adedin üzerine çıkıyor. Aylık cirolarının 150 bin TL civarında olduğunu ifade eden Çetin, yaklaşık 30 metrekarelik dükkânlarının tüm aile üyeleri ve 10 çalışanı da dâhil olmak üzere 60 kişinin geçimini sağladığını söylüyor.


Örnekleri çoğaltmak mümkün...

Hadi hem "geyik çevirin" hem de kendi uçuk fikirlerinizi yazın.
Belki birinin gerçekten işine yarar.

Son 30 yorum (en yenisi önce)

07/08/2011 : 21:27:30
Evet, doğal ürünlerin çok iş yapacağına ben de inanıyorum.
31/07/2011 : 21:20:13
aslında düşünce para kazanılacak işler çok ama örneğin apartmanlara sitelere bakın iş yerlerine değil sadece apartmanlara sitelere çöp poşeti satmak apartman yöneticerine aylık olarak satabilinir kar oranını bilmiyorum ama iyi para kazanabilinir

bir bakkalla yada marketle anlaşarak kar payı olarakta satış yapılabilir
31/07/2011 : 20:42:50
Bu tecrübeler girişimcilere cesaret versin diye paylaşmış arkadaşım ama biz her yönde olduğu gibi girişimcilik konusunda da çok karamsarız. O olmaz bu olmaz şu olmaz. Ben de şu an doğal sabun ağırlıklı bir dükkan açmak istiyorum. Fazla sermayem yok. değişik bir kaç ürün daha koyucam. Ama gel gelelim çoğu arkadaşım o olmaz falan filan . insanda cesaret, heves bırakmıyor.

Bu yazıları ve benzerlerini bende okudum. Tebrik etmeli bu insanları. Çoğu kişiye bu işlerden birini yapmak istiyorum desek gülerlerdi. Ama yapan yapmış.
31/07/2011 : 16:38:50
Konu güme gitmiş anlaşılan...
04/05/2011 : 23:59:41
Dini içerikli yazıların bu sitede ne işi olduğunu açıkça merak ediyorum. Yöneticiler neden duyarsız kalıyor onu da merak ediyorum. Bırakın millete dini bilgiler vs. vermeyi. Burası dini bir site değil.
04/05/2011 : 20:41:56
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - turi
Saplanmayalım arkadaşlar sonuç olarak ....bazı gerksiz yanlış anaşılmalara , bazı günümüzün getirdiği kavramlara .
Elbette ki "yaratıcılık" "yaratan"a mahsustur; amenna... anlatılan başka bir anlam taşır
.....


Bende aynı şeyi zaten söyliyorum :)
04/05/2011 : 20:31:30
Konuyu dagitmayalim ne oldu cilgin projelere?
03/05/2011 : 17:31:50
hayırlısı
02/05/2011 : 15:02:29
yanlış anlaşımlar , kısır döngüler ....ya yeter artık arkadaşlar !

hepimiz bir ekmek , varolma yolumuzda güç savşı verirken , günümüzün dünyası nerelere ulaşmışken ...içi çiği yorumlar yapmayalım .....

tartışılması gereken herhalde iki konu var günümüzde :

- Nasıl ki bizler kazandıkça , zenginleştikçe , kazandıklarımızın .....sadakasını ve zekyatını vermek zorundayız !

- Nasıl ki bizler bilgilerimiz ile yükselir ve büyürken , bilgilerimize bilgi katmak adına da .....sadakasını ve zekatını vermek zorundayız !

Bilgilerimize ...sadaka ve zekat olur mu ? Evet , Bal gibi de olur !

Elhamdülillah müslümanız !

Bu mübarek dinin yaşamasına, medeniyet saçan şanlı tarihine ait bazı bilgileri öğrenmek isteğinden, insan nasıl gafil bulunabilir?

İlim yükseltir, cehalet alçaltır ! Cehalet ve ilim. Hak teâlâ, ilmi çok yerde övdü Kur'anda !

İlmi biz neden halya okumak , araştırmak olarak görürüz ......gezmek ve görmek te ilmin bir kaçınılmaz parçasıdır !

Sadece okumak ve araştırmakla kendimizi geliştiremeyiz ....gezeceyiz ve göreceyiz , işte bu bağlamda da gezmeye zaman ve bürçe herzaman ayıracayız ....ara sıra tatile çıkacayız , kendimizi iş yerimizden , evimizden uzakta bırakacayız .....hayatın monotonlundan , odaklanmaktan kopacayız , bıraz farklı sakin ve hızır ortamı yaratacayız kendimize !

Taşdevrinden gelen bir alışkanlık .....bütün başarılı romanlar potlumdan ve monotonluktan , odaklanmaktan uzak bir oramda yazılmıştır !

İŞte bu da - Bilgelerimizin üzerine bilgi katmak adına .....sadaka ve zekat vermektir ! Gezeceyiz ve göreceyiz , gezerken de uradımız yerlerde para harcarken bildeklerimizle ve örendiklerimizle amel edeceyiz ......ve bunun için de para harcarken - bilgilerimizin sadakasını ve zekatını vereceyiz !

"Öğrendikleriyle amel edene Allâh Teâlâ bilmediklerini öğretir." buyrulmuştur. (Ebû Nuaym, X, 15)

Saplanmayalım arkadaşlar sonuç olarak ....bazı gerksiz yanlış anaşılmalara , bazı günümüzün getirdiği kavramlara .
Elbette ki "yaratıcılık" "yaratan"a mahsustur; amenna... anlatılan başka bir anlam taşır
.....içimizde ve özümüzde hepimiz Elhamdülillah müslümanız !

Bu bağlam da ....Yaşadığımız çağın doğru okunması, dinin doğru anlaşılması adına ....Diyanet işleri Başkanlığı Stratejik Planlar hazırlamış ve hazırlamakta arkadaşlar ....okuyalım anlayalım öncelikle :


www.diyanet.gov.tr/turkish/strateji/.../diyanet_stratejik_plan.pdf
02/05/2011 : 09:59:38
değerli sakaryalıyız kardeşim
dile getirdiğin son ayette (Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah’tır.)
denildiğine ve herşeyi Allah ın yarattığına inandığımıza göre
bu yaratmak kelimesini dahi kullansak bizim yaptıklarımızı da yaratan ALLAH olduğuna göre
bu çözümlemeye göre yaratmak ibaresini kullanmakta sıkıntı olmamalı sanırım
yoksa bu kelimenin yerine kullanabileceğimiz başka bir kelime yok tam anlamıyla o ifadeyi veren

01/05/2011 : 23:55:58
Sevgili sakaryalıyız;
Uyarılarınız ve eleştiriniz için sağolun...
Elbette ki "yaratıcılık" "yaratan"a mahsustur; amenna...
Aksini iddia etmek zaten "küfür"dür.
Ama sözün mecaz anlamını gözardı etmemek lazım. Zetan onurkoniks arkadaşımız bunu vurgulamış.
Sizin bahsini ettiğiniz "halketmek" anlamında olan yaratıcılıktır.
Oysa burda "halketmek"ten söz edilmemiştir.
01/05/2011 : 21:49:09
sakaryalıyız arkadaşım, gözünü seveyim,ne alakası var ya?
Git din-diyanet sitelerinde yorum yap. "İnsana yaratıcı denmez"miş!
Bal gibi de denir.
Kimse burada ölüyü diriltmekten bahsetmiyor ki!
Bir kelimenin;
*bir gerçek anlamı
*bir mecaz anlamı
*bir de yan anlamı vardır.
Buradaki "yaratmak" gerçek anlamıyla kullanılmıyor, merak etme!

01/05/2011 : 17:46:19
İnsana yaratıcı denmez
Allahü teâlânın, hiçbir işinde ortağı yoktur. Her varlığın yaratıcısı yalnız Odur. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Yaratmak Allah’a mahsustur.) [Araf 54]
(Yaratıcı ancak Rabbindir.) [Hicr 86]
(Her şeyi yaratan Allah’tır.) [Zümer 62]
(Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah’tır.) [Saffat 96]
01/05/2011 : 12:21:07
başarısız olma düşüncesşyle denemekten korkmaktan vazgeçip
kendimizi ve iş fikirlerimizi serbest bırakmadıkça başarı zor
kalıpların dışına çıkıp, deneyip azmedip çalışacağız
başarının başka formulü yok
ha mazaret dersen çok, sıkıntı çok
ama zor şartlar olmasa başarının zevkli tadı şıkarmıydı, yada o zaman herkes başarılı olur senin girişimciliğinin bir kadri kıymeti olmazdı.
nasip Allahtan, kime nasıl vereceğini bilemeyiz, ama görüyoruz ki, çalışan, üreten, düşünen, farklı şeyleri deneyen, yada bilineni farklı uygulayan, azmeden ve sebat gösterenler nasipten faideleniyr.
26/04/2011 : 15:02:38
5 yıl öncesinde cebinde 30.000 tl para ile inşaat işine başlayan birisini tanıyorum.Hatta ilk yaptığı evde ben oturuyorum.Adam şu anda sayısını bile bilemediği kadar inşaatı var.200-300 daire.Yeni bir toptan gıda işide kurdu.Hatta alt yapı müteahhitlik işi yapıtğınıda duydum.Biraz da nasip kısmet işi.Ne de olsa imtihan dünyasındayız.Kimi öyle kimi böyle imtihanda :)
26/04/2011 : 13:27:38
tebrik falan değil bence şans :D kimi ne yapsa parayı buluyor. Allah yürü ya kulum der ya, evet kesinlikle o fikrinizi değerlendirmek ve çalışmak lazım ama bazen ne yapsanız olmuyor. belki zamanı değil, belki yarın belki yaından da yakın..
24/04/2011 : 23:10:09
Yukarıda sözünü ettiğim "rezistanslı boya" hakkında bilgisi olan yok mu? Varsa ve paylaşırsa yeni ufuklar açılabilir.
28/03/2011 : 19:35:12
Yukarıda sözünü ettiğim boya hakkında bir fikri olan yok mu?
22/03/2011 : 21:56:52
Sanata, bezemeye meraklı, el becerisi olan arkadaşlara bir önerim de BOYAMA VİTRAY üretmeleri olacaktır.
İşçiliği kolay, masrafı çok az olan bu mesleğin özellikle gelir düzeyi yüksek semtlerde hatırı sayılır bir pazarı olacağına inanıyorum.
Zeten bir semte sanatınızla/vitrayınızla girdiğinizde, birbirinden görenlerin siparişi ile başınızı kaşıyacak zamanınız kalmayacaktır.
Hem modern tarz, hem de geleneksel motiflerle ufkunuz genişleyecektir.

Vitrayın Uygulama Alanları:

Geçmişte örneklerine büyük ve çok özel mimari yapılarda, kilise, camii gibi dinsel mekanlarda rastlanılan bu süsleme sanatı günümüzde çok yaygın olarak evlerde, otellerde, ve birçok mekanda;

kapı camları,
pencere camları,
merdiven boşluğu pencereleri,
mutfak - banyo dolap kapakları,
tavan camları - kubbe,
ışıklı duvar panoları,
ayırıcı paneller -paravanlar – seperatörler,
masa,
lamba – abajur – aplik ve
özgün hediyelik eşyalarda,


Kaynak: Vitray Dekorasyon
21/03/2011 : 23:24:40
:D Allah kimine yürü ya kulum der , Fabrikalar kurar.
Kimine de yürü ya kulum der , Arabasını sattırır.
hersey nasip kısmet biraz da gayret..
21/03/2011 : 16:04:18
Ayakta kalmak ve rekabet etmek için ...bilgiye ve teknolojiye kolaylıkla erişen rakiplerin inovasyonu taklit etme becerilerinin hızlarını düşünürseniz, tek bir inovasyonla elde edilen rekabet avantajının ne kadar kısa sürebileceğini tahmin edebilirsiniz. Bu nedenle, sürekli olarak inovasyon yapmak gerekir.
Başarılı bir inovasyon, farklı düşünmek ve farkı yapmakla gerçekleşir.
21/03/2011 : 15:42:35
Alıntıdır
Andrew James “Payback” adlı kitabında şunu demektedir :

" “Gerçek inovasyon, kârı artırma sonucunu getirecek disiplinli bir süreçtir” diyor ve devam ediyor: “Ancak şirketlerin neredeyse yarısı, inovasyona yaptıkları yatırımların geri dönüşünden tatmin olmadıklarını belirtiyor. Oysa biz inovasyonu ‘geri ödeme sağlamak için yeni bilgi kullanan bir süreç’ olarak tanımlıyoruz.”
21/03/2011 : 14:54:46
tasarlanan veya düşünülen fikir insanların zorunlu bir ihtiyacını karşılamıyorsa o fikir veya iş modelinin bir sonu gelir.

Gerçekçi olmak lazım innovatif fikirlerin gerçek bir ihtiyaca cevap verip vermediğini iyi araştırmak lazım.

17/03/2011 : 20:31:11
Büyük kentlerde "salon golfü" tutmaz mı dersiniz?
Bir kenarda da "bilardo"...
Bence hiç de fena fikir değil.
Kent yoğunluğu içinde golf oynamak isteyeck çok kişi çıkar.
Hem paralı bir spordur.
İyi de kazandırır...
17/03/2011 : 19:18:10
Takidin sonu yoktur!...
Zaten ne kadar uğraşırsanız uğraşın, Çin'in taklit yeteneğini de geçemezsiniz.
Buna vergiyi, işçiliği, kirayı vs ekleyin, astarı yüzünden pahalıya gelir.
Bizde günlüğü 1-2 dolara çalışacak işçiyi de bulamazsınız.

O halde beyin jimnastiğine devam...
Herkesin elinden gelen mutlaka bir iş vardır.
Asıl tehlike, "umutsuzlık"tur...
17/03/2011 : 10:37:23
Arkadaşların değindiği çin ve bu çin malları ile iflas eden firmalar,
birşeyi üretirseniniz ve talebi varsa satabilirsiniz, başka üreticiler tabiki olacak, kise piyasada tek olmayacak çünkü tekel diye bir kavram kalmadı ama sizin bu süreç içerisinde ne pozisyon aldığınız önemli. Çinde daha ucuza mal oluyorsa sizde orda ürettirin, yada benim gibi yerli malı olsun diyorsanız, daha kalitesini yaparak kalite ve standarları üzerinden yada başka kavramlar üzerinden kurun pazarlama stratejinizi,

elin adamı çinden gelip yada getirip piyasaya hakim olabiliyor, ve siz bu süreçte bu tehditi algılayıp pozisyon alamıyor, yada yerel üretici olduğunuz halde alternatif ürün veya pazarlara kayamıyorsanız
bu çinin başarısı değil sizin başarısızlığınızdır derim ben,

Konuda geçen yaratıcılık ki ben bu kelimeyi kullanmayı sevmeyenlerdenim, yani yeni şeyler deneme illa ki fikir değildir
bazen işi yapış şekliniz, bazen üretim metodunuz, bazen ürününüzün görselliği gibi iş hayatında kullandığınız donelerden herhangi birisinde olabilir bu yaratıcı dediğiniz şey

Biz beklemeyi severiz, daha fazla param olsun, piyasa otursun, talebi bir görelim falan derken fırsatlar uçar gider. Başarısız olmayı göze almazsanız başarılı olmak nasıl olacak.
Ayrıca diğer bir konu, insanların beyin büyüklükleri aynıdır, ne Türk daha zeki nede daha akılsızdır. ama belki kültür olarak sahip olduğu değerler onu bir adım öne çıkarabilir ki, böyle insanlar da kalmadı piyasada. Yoksa iş hayatında çinli, Türk ve avrupalı arasındaki fark sadece iş yapış şekilleridir... ve burada kimin daha zeki olduğu, kimin başarılı olduğu ile ilgilidir. başarıda açıkca daha çok piyasaya sahip olan ve daha çok kazananadır.
16/03/2011 : 20:09:47
Yorunların hepsini bende okudum arkadaşlar .....evet yaratici olacayiz , girisimci olacayiz , ama ucuk fikirlere yatirim yapmak - " amerikalilara , avrupalilara mahsuz " ....biz yillir dir amerikali olamadik ve olmayacayiz , bizim kendi degerlerimiz var , kendi kultur ve buyuk bir ulkemiz var.
Biz mutlaka kendi değerlerimizden beslenmek zorundayız. ...
Eşsiz, inanılmaz potansiyeli olan bir ülkede yaşıyoruz. Fakat sürekli bir kısır döngünün içindeyiz. Görüyorum ki bu kısır döngü bitmedi, bitmeyecek. ..... 'Her şeyin ortası makbuldür,' denilen bir ülkede yaşıyoruz. Bunun kıymetini bilmek lazım....tamam cabuk ve kolay para kazanma yollari arastirip yaratici olacayiz , bu isleri yapanlar da olacek , nasil ki memurlarimiz da olcaga gibi , nasil calisanlarimiz da olacaga gibi , nasil bilim adamlariimiz da olacaga gibi , ama bu site de arkadaslar yillarini vermis is adamlarimiz var ( esnaflar demiyorum - " her bir esnaf bir is adamidir " ) ve iste onlar artik Ulkemizin Ana sektorlerine yonlenmeli ve yatirim yapmali , oralarda sektorel bazda yenilik ve fikirler aramalayiz .... para kazanmaya paralel olarak, Ülke çıkarlarını ve Ülkemizin büyümesinin yolunda katkida bulunmaliyiz.
Ulkenin ana sektorlerinde rekabeti guclendirmeliyiz ......ama bakıyorum ki Türkiye'de hâlâ çok sığ şeyler tartışıyoruz.
Türkiye'de kendi kendine yabancılaşan bir sistemi var tamam, ama biz buna da destek olmayalim . Yaratici ve cirisimci gucumuzu ve ruhumuzu kendi dinamiklerimize kulanalim .....hele hele hicbir zaman demeyelim - " Ya bu yastan sonra , bu saatten sonra maceraya ben giremem " .......yoksa bakin nasil oluyor :

'Her şeyin ortası makbuldür,' - hayattin belki en sihirli kelemesidir ...... Bizler gozde olan sektorlere demiyorum ......a " gozde olan yeniliklere ve ucuk islere " pes - pese gireriz , ilk yillarimiz acemilikle ve para kazanma esas alinir , " topyekün kalite " bir kac yill sonra gelir .........birkac yil da sonra sektor dolunca isin suyu cikar ve ayakta kalmayi ve para kazanmayi esas aliriz ...... Bu Böyledir .
Iste , bizim en verimli çağ miz .....Bir - Kac Yil Sürüyor .

Saygilarimla arkadaslar . Iyi calismalar
15/03/2011 : 18:40:11
Yıllar önce bir Fransız televizyonunda duvara sürülen bir tür boya ile (sanıyorum gümüş karışımlı) az bir cereyanla aynı zamanda salonları odaları ısıttıklarını görmüştüm. Yani duvar boyası aynı zamanda rezistans görevi yapıyordu. Bu konuda bir bilgisi olan varsa sanırım ilgi çekici olacaktır.
15/03/2011 : 18:09:48
YORUMSUZ...

Antalya’nın Kurşunlu Köyü’ne 350.000 YTL’lik yatırımla çekirge çiftliği kuran Selami Gökgöl, tanesini 6 sentten Avrupa’ya ihracata başladı.

Talebe yetişemediğini söyleyen Gökgöl, 72.000 Dolar’lık sipariş almasına karşın 24.000 Dolar’lık canlı çekirge satışı yapabildiğini belirtti. Antalya’nın merkeze bağlı Kurşunlu Köyü’nde 350.000 YTL’lik yatırım yaparak kurduğu çekirge çiftliği ile Türkiye’de bir ilki başlatan işadamı Selami Gökgöl, Avrupa ülkelerine ihracat yapıyor. Selami Gökgöl, Avrupa’dan ayda 72.000 Dolar’lık sipariş almasına karşın, 24.000 Dolar’lık canlı çekirge satışı yaptığını belirtti. Çekirgenin tanesini 6 Cent’e sattığını belirten Gökgöl, Avrupa’daki petshopların (hayvan satılan dükkan) çekirgelere büyük ilgi gösterdiğini anlattı.