17/02/2011 : 01:54:43
Bence bu şartlarda ilk başta üretime girmeye gerek yok. Yani bahçe tesis etmek, mantar üretmek, mal toplamak ve bunların ürününü satmaya çalışmak sonraki yatırım işleri olabilir ama şimdi bunların eziyetine risklerine girmek gereksiz olur.
Kendine bir veya birden fazla şablon müşteri biçimi seç. Örneğin 40-50 dekar tarlası , bahçesi olan ama para kazanamayan bir kişi. Fabrikası olan üreten ama iki yakasını bir araya zar zor getiren bir patron. Yani ortada bir mal varlığı, iş gücü var ama kazanç yetersiz. Şablonun ana teması bu. ister kundura üreticisi ister çiftci farketmez. Ama tarım sektöründe potansiyel daha fazladır. Bakirdir. Dünyadan haberi yoktur uyandırılsada yapmaya kapasitesi yoktur.
Yani asıl güvenilecek şey çiftciden alınacak üç kuruşluk danışmanlık parası değildir. İşi o seviyede yapmamalısın. Daha büyük olmalı. Vatandaşın elindeki gücü patlakmak gibi bir şey asıl hedef. Ama bunun için ortada bir sönük volkan olmalı. Evler, araziler, dükkanlar, tarlalar, bahçeler, büyük işgücü vs.
Sonra oturup harika sunular tanıtımlar hazırla. Reklam ajansı gibi. Çok etkileyici olsun. Gerekirse diksiyon dersi bile al. Farkındalık kursuna git ! Bir kaç yaşam koçunun anlattığı hikayeleri dinle vs.
Yapılacak iş basit bir yayım işinden fazla olmalı. Eski çiftciler, özellikle büyük şehirden uzaktaki kısır döngüye girmiş çiftciler harika hedeflerdir. Elinin altında dönümlerce asmalık vardır ama hasad derdi, komisyoncu pazarlığı en önemlisi üzüm satmaktan başka bir versiyon bilinmemesi, düşük yaşam standartına müptelalık bu çiftciyi olabildiğince köreltmiştir. Oysa onun üzümlerine belkide İtalyada küçük bir köydeki ufak bir şarap fabrikası sahip olabilmek için can atıyordur. Ama ne o fabrika bu çiftciye ne de bu çiftci o fabrikaya dünya yıkılsa ulaşamaz.
Ama belki birileri önceden araştırmış mal satılabilecek kaynakları tespit etmiştir. Çok da zor bir iş değil açıkcası. Biraz ingilizce ve belki üç beş mail. Taranan internet sayfaları, ziyaret edilen ticaret odaları, katılınan bir kaç seminer insana bilmem neredeki köyün ürünlerinin, dünyanın bilmem neresinde gayet değerli hale gelebileceğinin keşfini sağlayabilir.
Bu tip keşiflerden sonra bu durumu kafada organize edip bir iş sunusu halinde çiftci dayıya anlatmaya başlamak birinci adım. Ama basitce değil. Yani köylü dayıya gidip senin malları şuraya satarım şeklinde değil. O zaman kabzımal olunur. Bir sürü başarılı kabzımal zaten var.
Anlatması zor.
Köşebaşı dönercisi ile Mc Donals arasındaki farkı yakalamak. Sonuç aynıdır ikisinde de ekmek arsında et yenir. İkisi de fiyat olarak nerdeyse aynıdır. Ama birinde hava, atmosfer, mutluluk, keyf ya da adı herneyse başka bir şeyler daha satın alınmış olunur. Köşe başı dönercisinin tüm sunabileceği lezzet, güleryüz, sağlık, temizlik iken diğerinde bunlar standart kabul edilip fazladan soyut şeylerde satın alınır. Çocuklara köşebaşı dönercisi Mc Donals olarak yutturulamaz. Affetmezler, tatmin olmazlar dönerci onları kesmez.
Çocukların saf temiz algısı ile mal mülk sahibi köylü dayının algısı arasında büyük farklar yoktur. Bu algıya hitap etmenin yolu bulunduğunda genellikle işler tıkır tıkır yürür. Bu algıya yönelik sihirli sunular hazırlamak büroda yapılacak ilk işlerden biri işte . . . Ama önce sununun hazırlandığı, senaryonun oluşturulduğu, hedef şecilmiş mal sahibi çiftçi ile onun malını değerli kılacak düzenlemenin keşfedilmiş olması gerek.
Sunular standart. Yani tek bir müşteri için değil genel. Başarılı çiftci hikayesi dünyanın başka bir yerinden mesela. Biz seni şu an olduğundan çok daha yukarı taşırız sende kazanırsın vatanın da kazanmış olur teması üzerine . . . . onun malını alıp nereye kaça satacağın sana ait. Ama eskiden bir kazanıyorsa üç kazanmalı. Duygusal bir detay da parayı sen ondan değil o senden almalı. Tahsilat diye bir dert olmamalı. Eskisinden çok kazanan bir insan sana ne ödediğinin üzerinde durmaz. Aynı kişiye durumuna uygun projeler üretilip başvurularda yapılabilir. Yani bir çiftciyi zemin kattan alıp binanın üst katlarına taşıyacak ve kendine minnettar bırakacak bir düzen kurman gerek. Yılda iki kişi yeter zaten. Az eleman az iş, incelikli ve bol çalışma.