24/07/2009 : 19:05:23
Başarısızlık ve başarısız olmak,
Aslında sadece ticari hayatta olmuyor arkadaşlar. Hayatın her alanında başarılar kadar başarısızlıklar ve başarısız olmakta var. önemli olan bunlarda ne dersler çıkarabildiğimiz ve nasıl bir seçim yaptığımızla alakalı. Bazen okurum, duyarım insanlardan Başarı için çok çalışmak ve sabretmek lazım. Başarılı kişi ve kurumların hayatında Şans diye bir faktör yoktur diye. Aslında söylediklerinin doğruluk payı yok değil, ama ŞANS'ta bir faktördür başarı için.
Çok çalışmak ve sabretmek
Evet bunlar önemli unsurlardır. ama tek başlarına yeterli olmadığı durumlarda vardır. Yeni mezun olan yada ticari faaliyetlere yeni atılan arkadaşlar dışarıdan baktıklarında gördükleri gelir sirkülasyonundan, çevreden edindikleri izlenimlerden ( ki bunun için gözlemleme yeteneklerini geliştirmeleri gerekiyor) düşündükleri iş konusunda birazda acele ederek tam araştırmadan ve profesyonel destek almadan yola çıkmaları sonucunda zarar etmeleri neredeyse kesindir. ( bu konuda da danışmanlık ve eğitim hizmetlerinin satın alma maliyetlerinin yüksek olması ve nakdi paraya endeksli olması da ayrı bir handikaptır.)
Bana göre bunlar kadar önemli olan bir diğer unsur da ülkemizde ilk öğretimden üniversitelere kadar uzanan süreçte verilen Eğitimin kalitesinin diğer ülke ve bölgelere göre çoook düşük olmasıdır. Buralarda sadece önermelere dayalı bir eğitim verilmektedir. Sonuçta bilgisayar programcılığını billmeden yetkinlik kazanan Tekniker! programcılar, Saha pazarlama tecrübesinden nasibini almamış (Tekniker) pazarlamacılar. Muhasebe, Finansman, Yönetim ve organizasyon konusunda ansiklopedik bilgiye sahip işletme bölümü mezunu, teorik yetkinliğini kanıtlamış mezunlar var aramızda arkadaşlar.
Gerek üniversitelerde gerekse mesleki eğitim veren liselerde öğrenim gören arkadaşlar mesleki formasyonları için olmazsa olmazlar arasında yer alan stajlarını bir eziyet, zulüm, bedava hamallık olarak görmektedirler. Çevremde çeşitli rüşvetlerle kağıt üzerinde staj yapan onlarca böyle örnek var arkadaşlar.
Ne iş yapacak olursak olalım öncelikle o işle ilgili ortam ve koşulları sadece dışarıdan değil içeridende görmemiz, o havayı teneffüs etmemiz lazım. bunun içinde o işin stajerliğini, çıraklığını belki de rezilliğini çekmemiz lazım ki avantajları kadar dezavantajlarını da görebilelim.
Gerek mesleki eğitim veren okullar gerekse üniversiteler akademik kimliklerinin kendilerine verdiği statülerini bir kenara ko**** yada daha güzeli bir arada kullanarak Sanayi işbirliklerine daha fazla önem vermeleri gerekmektedir.
ve gelelim esas konumuza başarısızlıklarımıza
Ben Bilişim sektöründe faaliyetlerine devam eden birisiyim. ve hemen hemen 90'lı yıllardan beri de bu işi yapıyorum. iki kez bu işi yapmama kararı aldım ve ara verdim. Birincisinde insanlara hayır diyemekten dolayı hem yaptığım işin gelirleri düşmeye başlamıştı. Hemde insanların beni gerekli gereksiz oyaladıkları fikrine kapılmış olmamdan kaynaklanmaktaydı. Ödeme yapması gereken insanlar ödemelerini öteliyorlar ve çok çeşitli mazeretler sunuyorlardı bunlar içinde bense her seferinde Peki diyerek verdiğim hizmetleri en iyi şekilde verebilmenin yollarını araştıyor mesleki konularda kendimde ve birlikte çalıştığım arkadaşların bu yönlerini tamamlayabilmek için mesleki konuları, yayınları ve organizasyonları elimden geldiğince takip etmeye çalışıyordum. Ama yukarıda da bahsettiğim gibi sadece ürün ve hizmetlerden dolayı değil bu ve bunun gibi konulardan dolayıda ister istemez geri dönüşü olmayan harcamalarınız oluyor. Mesleki bilgi ve edinimleriniz ne kadar müşteri lehine artmış olsa da bunu özellikle ürün bazlı satışlarda kazanca dönüştürme şansınız azalıyor.Sınırlarınızı iyi koymadığınızda ise giderler ile gelirler arasındaki denge bozuluyor. Sonuçta para kazanmak için yaptığınız iş, kazandırmanın ötesinde kaybettirmeye başlıyor.
97 -98 yıllarına geldiğimizde internet kullanımı günlük hayatımızda aktif olarak yerini çoktan almıştı. Yaptığımız iş gereği donanım bazlı üretici olma gibi bir lüksümüz bulunmamaktadır (BİLGİSAYAR için) .İnternet ile birlikte bir çok distribütör ve toptancılardan alım yaparak satış işlemi gerçekleştiren arkadaşımızın karşına bölgesel rakiplerinin yanında birde ulusal rakipler çıktı. Burada da en kötüsü distribütör ve toptancıların yada büyük grupların desteklediği sanal ortamda son kullanıcıya satış yapan e-ticaret siteleri 90lı yıllardaki karlılığımızı ne yazık ki oldukça aşağılara düşürdü.
98de birde evlilik planlarını hayata geçirmiş olmam nedeniyle ( o dönemde müşterilerimiz ülkenin bir çokk yerine dağılmış konumda idi.) öncelikle karlılığı olmayan müşterileri elemeye başladım. sonrasında da evlendiğimde gün içerisinde gidip gelebileceğim ve sorunlarını halledebileceğim müşterilerle çalışmaya devam ettim. Hem artan rekabet koşulları hemde müşteri sayısındaki azalmadan kaynaklanan ciro kayıpları birde üstüne eldeki müşterilerin ödemelerde çıkardığı sorunlar nedeniyle oturup düşündüğümde ortaya iki şey çıktı.
1. Teknik bilimler, mesleki deneyim tecrübe ve bilgi konusunda belirli bir düzeyin üzerindeydim.
2. Sosyal bilimler yani pazarlama, satış, Ticari insan ilişkilerinin sosyal boyutu konusunda da teknik bilimlerdekinin aksine bir o kadar başarısızdım ki.
Tespit etmiş olduğum bu iki konu hakkında özellikle sosyal bilimler konusunda ne yapmalıydım. Bunun için önce eşim, ailem ve çevremdeki güvendiğim insanlarla bunun çözümü konusunda defalarca konuştuk. Eşim ile ortak aldığımız karar neticesinde ( Sonuçta onunda hayatı etkilenecekti aldığımız karardan)
Öncelikle kendime 3 yıl süre tanıdım. ve süreyi 1 ay sonrasında başlattım.
1. İşimi bıraktım ve işyerimi kapattım.
2. Aldığım teknik eğitiminlerin dışında, işletme yönetimi ve ticaret konusunda da üniversite eğitimi almam gerektiğine karar verdim. ( 5. kez üniversite sınava girdim )
3. Pazarlama ve insan ilişkileri konusunda eksiklerimi giderebilmek için pazarlama odaklı bir işe girmem gerekiyordu, ama benim öyle çoook uzun zamanım yoktu. ( Bu yüzden pazarlama konusunda 2 sektörde karar kıldım. ilki Sigorta satışı, ikincisi ise reklam satışı idi ve ben ikincisi tercih ettim. )
4. Bu 3 yıllık dönem içerisinde pazarlama, halkla ilişkiler, satış, motivasyon, liderlik, zaman yönetimi, takım ruhu vs vs katılabileceğim tüm kurs ve seminerlere eldeki imkanlar dahilinde katılmaya çalıştım ve katıldım.
5. içinde bulunduğum grubun yaşadığı ekonomik kriz ( TSMF bankasına el koydu.) nedeniyle bu işten 11 ayın sonunda ayrıldım.
ama bu dönemde aklıma hep biz bir şeyler ( Yaptığım işin reklamcılık olması nedeniyle) hatta soyut şeyler satıyoruz ama karşımızdaki insanlarda almamaya çalışıyorlar :)
Bunun neden böyle olduğunu merak ettiğimden ayrıldığım periyotta bir arkadaşımın aracılığı ile hiç alakam olmayan bir sektör olan TEKSTİL sektöründe satın alma pozisyonunda işe başladım. Burada da öncelikli hedefim tekstil sektörünü öğrenmek değil satın alım sürecinin neden satın almama üzerine kurulu olduğunu öğrenmekti. :) )
Aslında her ne kadar amacım tekstili öğrenmek olmasa da hoşuma gitmedi desem yalan olur.
Bu pozisyonda da çalıştığım süre içerisinde aslında insanların satın almamak için değil, en uygun ürünü en uygun şartlarda
almak olduğunu yaşa**** öğrendim.
bu dönemde bilgi ve tecrübe birikimi olarak olarak çok şey kazandım...
Aynı dönemde çok şeyde kaybettim. Öncelikle 3 yıl bu şekilde çalışma ve yaşama kararını birlikte karar vererek aldığım eşim ile aramızda sorunlar çıktı ve ayrıldım. Boşanma periyodunun uzun sürmesi ve sonucunun ekonomik olarak beni zorlaması ve borçlandırması nedeniyle ciddi ekonomik kayıplarım oldu.
ve güzel bir şey yaparak 30 yaşında askere gittim. :)
O döneme kadar olan 5 yıl içerisinde aldığım en güzel karardı belki de bu.
Yorucu, uykusuz ama bir o kadar da çevresel sorun ve sıkıntılardan uzakta güzel bir askerlik döneminin sonunda 2006 yılında doğup büyüdüğüm şehir yerine ( askere gitme kararı almamda ayrıldığım eşimin babasının Maliyede yetkin bir pozisyonda bulunması ve konumunu - bana göre kötüye kullanarak - dolaylı olarak sürekli tacizde bulunması nedeniyle) bir başka şehirde devam etme kararı aldım.
Şubat 2006 ile birlikte, sokaklarının bile tam olarak bilmediğim bir şehirde , hayatıma ikinci bir başlangıç yaptım. Şu an yaiadığım şehir ve çevresinde bulunan bir kaç şehirde ticari faaliyetlerimi sürdürmeye çalışıyorum. Sürdürmeye çalışıyorum diyorum çünkü, bu arada tekrar evlendim ve yine boşanıyorum. Dolayısıyla talepler nedeni ile yine tam performansla ticari faaliyetlerimi sürdüremiyorum.
Aldığım kararlardan pişmanmıyım?
Kesinlikle hayır.
Çünkü hayatımın kontrolü hala bende
Ticari olarak şu an üzerinde çalıştığım 3 farklı proje mevcut ve mümkün olduğu kadar birbirlerinne karıştırmadan sürdürmeye ve sonuçlandırmaya çalışıyorum. Zaman zaman sıkıntılar yaşasam da 2 tanesi araştırma aşamasını geçti ve uygulama noktasına geldi. Öncelikli olan, GSM teknolojileri üzerine olan 1 Ağustos itibari ile tanıtım ve lansmanları yapılacak. Şu an personel seçimi ve alt yapı eksiklerini tamamlama aşamasındayız. Diğer ikisi ise bu projenin devamında hayata geçirilecek olanlar, çevremde bu projeleri paylaştığım insanların deyimiyle B ve C planları...
Biraz uzattım evet.
Ama dediğim gibi sadece eğitim, bilgi, çok çalışmak, sabretmek tek başlarına bir anlam ifade etmiyor. DOĞRU YERDE, DOĞRU ZAMANDA VE DOĞRU İNSANLARLA BİR ARADA OLABİLMEK EN ÖNEMLİLERİ. Burada da ŞANS faktörü ile tecrübe ve birikimlerin karmasında DOĞRU olanları seçmeye çalışmalıyız.
Eğer istediklerimize ulaşmak için nelerden vazgeçeceğimizi bilirsek ve bunu kabullenebilirsek sanırım başarılı oluyoruz. Ben bunu biraz geç anladım.
Ama kesinlikle pişman da değilim. Bu benim ve benimle birlikte bunu seçenlerin tercihi
Başarılı mıyım? yoksa başarısızmıyım siz karar verin?