Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

02/05/2001 : 13:02:03
M.Orhun Eskici'nin o tarihlede yayınlanmış bir makalesine rastladım. Kategori başlığı ile bire bir uyumunu ve güncelliğini halen korumakta olduğunu görünce sizlerle paylaşmak istedim. Bu sebeple kendisinden izin almadan buraya aktardığım için beni mazur göreceğini umuyorum.

Makale için:

http://www.koniks.com/content.asp?contentid=29

Son 7 yorum (en yenisi önce)

12/01/2003 : 12:16:11
haklısınız bencede öyle
26/10/2001 : 12:12:49
Hayat,gelecekte bu günkünden daha yaşanılır olacak diye düşünüyorum.Çünkü,dünya 20.yüzyıl iki savaş ve artıkları ile acının,zorluğun ve çatışmanın çözümsüzlüğünde,uzlaşma ve insanca düşünmeye değer veren yönetim ve tercihlere yöneldi.

Kalite çalışmaları,BM yapılanması,İnsan hakları evrensel beyannamesi,demokratik yönetimlerin artması, ortak medeniyet kurma çalışmaları ve bilimin öncülüğünde elektronik dünyanın sahip olduğu kazanımların hepsi,2.dünya savaşı sonrasında başlayan ve bu günde ağır aksakta olsa yoluna devam eden bir beraber yaşama isteğidir.

Anlamı ve sonuçları bu gün tartışılsa da,hatalarından ders alan ve yanlışları azaltmaya yönelen,bunu yapmadığı zaman kaybeden taraf olmanın riskine katlanamayacak bir anlayış öne çıkmaktadır.

Güçlü batı ile güçsüz doğu, buluşacakları alanları çoğaltmak ve daha yaşanılabilir bir dünyanın insanları olmak zorundadır.Yoksa küresel felaketler,hepimizi tehdit etmektedir.

Karmaşık ve zor geçen insanlık yolculuğu,sahip olduğu deneyimi insanına sunma süreçlerini yaşıyor.
02/10/2001 : 23:16:55
Merhaba,

Bazen zihnimde şu soruya cevap arıyorum: "Acaba gelecekte hayat günümüzdekiden daha yaşanabilir olabilecek mı?"

Maalesef bu konuda çok iyimser değilim çünkü insanlığın geçmişi sabıkalarla dolu. Teknolojideki başdöndürücü gelişmeler insanlığın hayatını kolaylaştırmaya, insan sevgisini arttırmaya, sosyal adalete ne kadar transfer edilebildi? Gelecekte yönetim her yönden zor olacak... Bizi zor günler bekliyor...

Yaşadığımız bin yıl, eğer sahip olduklarımızı iyi yönetemezsek belki de sonumuzu hazırladığımız bin yıl olarak uzaya gömülecek.

Geçmişte değerler ve ilkelere yatırım yapanlar hep kazandılar, insanlara sevgi ile yaklaşanlar uzun vadede hiç kaybetmediler, nefret etmeyenler hiç pişman olmadılar, insana yatırım yapanlar hiç kaybetmedi, idealleri sönmeyenler hiçbir zaman yaşlanmadı;

o zaman gelecek bin yılda da sağduyu kazanacak, insanlığın doğasında olan ama sonradan kibir ve ihtirasa yenilmek zorunda kalan sağduyuyu, yeni nesillere transfer edebilirsek....

Güzel Günlere,

Akın Arslan
02/10/2001 : 10:12:19
Önümüzdeki bin yılda yönetim demek,değişecek ve yenilenecek sistemleri sanki belli bir rotaya oturtmuş,sadece hızını ayarlamakla ilgileniyoruz duygusuna kapıldım.sanırım üçüncü binyılın yolcuları olarak uzun hedeflerin önemine vurgu yapan bir psikolojinin eseri olarak geleceği bir formata yerleştirmeye çalışıyoruz.
Yönelimlerin ve yeni senaryoların varlığı ile beraber yaşanacakların katma değerine de bir pay bırakmak gerekiyor diye düşünüyorum.Yüksek teknolojinin yeni sonuçları beraberinde yeni problemleri gündeme getirmektedir.Belkide yönetimin yönetimi gerekecek.
İnsan sağlığını tehdit eden kanser,AIDS gibi alanlara,hücre içerisindeki ilişkilerin belirlenmesine yönelik canlı dokuların incelenmesi önemli bir yönetim konusu olacak.
Teknolojiye doymuş toplumların yönetim beklentileri çok farklı olacak.
Fakir toplumların zenginliğe ve demokrasiye daha çok ihtiyacı olduğundan,yönetim basamakları bunlara göre ayarlanacak.Farklı yönetim modellerinin zenginliği öne çıkacak.
Toplumlar unutulmuş ve yaşanabilir değerlerine geri dönmeyi,belli bir refah seviyesinin ardına saklamışlar gibi geliyor bana. Zenginlik ve demokrasinin egemen olduğu bir toplumun geşmişini yenileme hakkını kültürel anlamda koruduğunu düşünüyorum.
John Naisbii ve Patricia Aburdene'nin ortak değerlendirmesi ile konumuzu noktalayalım.
"Binyıl kavramının içerdiği simgesel anlam,bütünüyle kavramın yorumlanışına bağlı.Bir zamanın bitişini de gösterilebilir,başlangıcınıda.Kararın olumludan yana verilmiş olduğuna inanıyoruz.İnsanların yüreğinde ve aklında,herkesin barış ve bolluk içerisinda yaşaması isteği her zaman var olmuştur."
16/05/2001 : 23:40:33
Merhaba,

Heyecan duymak, etkileyici, insanın kanını harekete geçirici birşeydir.

Bizde en çok heyecan uyandıran şeylerin başında "GELECEK" gelir. Çünkü geleceği düşünmek, hayal etmek dahi insanı heyecanlandırır, özellikle de geleceğe yönelik belirsizlikleri önceden tahmin etmeye çalışmak insana herşeyi unutturabilir.

Kısaca "geleceği düşünmek" heyecanı içinizde hissetmenizin en güzel yollarından biridir.

"Gelecek bin yılda yönetim" de Mike Johnson tarafından bu heyecanla yazılmmış kitaplardan biridir.

Acaba geleceğe şimdiden hazır olmak için neler yapmalı?

Ben düşündüğümde şunları sıralayabiliyorum:

1- Ulaşmak istediklerinizi resmeden, sizin gerçek kuzeyinizi gösterecek, bir vizyon belirleyin.

2- Bu vizyonu gerçekleştirebilmek için kimlerle, nasıl yola çıkabileceğinizi ortaya koyun.

3- Vizyonun, yönlendirici takımdaki herkes tarafından doğru olarak algılanmasını sağlayacak yaklaşımlarınızı onlarla paylaşın.

4- Elinizdeki mevcut kaynakların ve entellektüel sermayenizin tespiti yapın.

5- Bir plan yapın ve sizi buradan oraya ***ürecek hedefler belirleyin.

6- Oluşturduğunuz stratejik yönetim modelinin hangi safhalarını nasıl gerçekleştirebileceğinize yönelik kriterleri, standartları, sorumluları belirleyin. Gerekirse işi adama göre yeniden düzenleyin.

6-Her departmanın bağımsız bir şirket olduğunu kabul edin ve işlerin etkin olarak yapılıp yapılmadığını ölçün.

7-Her zaman çalışanlarınızın motivasyonunu gözetin, mutsuz bir elemanın ne işine, ne kendisine, dolayısıyla da size hiçbir faydası olmayacaktır.

8- Sıkı merkezi denetime dayalı bir kontrol sistemini terk edin, özdeğerlendirme(self assesment)' yi hedefleyin.

9- Kar için çalışmak yerine "KALİTE" için çalışın. Eğer kaliteli olduğunuzu ispat edebilirseniz, uzun vadede karın süreklilğini kurumsallaştırabilirsiniz. Kar sevindirir, kalite mutlu eder.

10- Sizi oturduğunuz yerden fırlatabilecek çılgın fikirlerin peşine düşün, sıradan ve olağan şeyleri zaten %99 düşünüyor ve yapıyor!..

11- Alçak gönüllü liderlerin yaygın olduğu, organizasyonlar yaratın.

Akarsular neden hep denize doğru akarlar da dağlara doğru çıkmazlar?

-Çünkü alçak gönüllüdürler. fikirler de akarsulara benzer, eğer alçakgönüllüyseniz size doğru giderler, yoksa buharlaşırlar...

12- Hata yapmaktan korkmayın, hata yapın ama aynı hatayı iki defa yapmayın. Hata yapmaktan korkan riske giremez. Risk almayan sıçrama yapamaz.


AKIN ARSLAN
16/05/2001 : 17:56:26
Yoğun iş ortamı içinde zaman ayırıp mesajları okumak ve bu mesajlara cevap yazmak gerçekten zor.

Ben de mesajların kısa olmasından yanayım.

Bu mesajın orjinalliğine zarar vermemek için bu şekilde aktarmam gerekiyordu.

Faydalı olduğunu umuyorum.
02/05/2001 : 15:33:16

Foruma gönderilen mesajlardan fazlasıyla istifade ettiğimi söylemek istiyorum.
Ne var ki, bu mesajlar biraz kısa ve öz yazılırsa, daha ilgi çekici ve okunur olacaktır.

(Belki diğer üyelerde benim fikrime katılıyorlardır.)