Önümüzdeki bin yılda yönetim demek,değişecek ve yenilenecek sistemleri sanki belli bir rotaya oturtmuş,sadece hızını ayarlamakla ilgileniyoruz duygusuna kapıldım.sanırım üçüncü binyılın yolcuları olarak uzun hedeflerin önemine vurgu yapan bir psikolojinin eseri olarak geleceği bir formata yerleştirmeye çalışıyoruz.
Yönelimlerin ve yeni senaryoların varlığı ile beraber yaşanacakların katma değerine de bir pay bırakmak gerekiyor diye düşünüyorum.Yüksek teknolojinin yeni sonuçları beraberinde yeni problemleri gündeme getirmektedir.Belkide yönetimin yönetimi gerekecek.
İnsan sağlığını tehdit eden kanser,AIDS gibi alanlara,hücre içerisindeki ilişkilerin belirlenmesine yönelik canlı dokuların incelenmesi önemli bir yönetim konusu olacak.
Teknolojiye doymuş toplumların yönetim beklentileri çok farklı olacak.
Fakir toplumların zenginliğe ve demokrasiye daha çok ihtiyacı olduğundan,yönetim basamakları bunlara göre ayarlanacak.Farklı yönetim modellerinin zenginliği öne çıkacak.
Toplumlar unutulmuş ve yaşanabilir değerlerine geri dönmeyi,belli bir refah seviyesinin ardına saklamışlar gibi geliyor bana. Zenginlik ve demokrasinin egemen olduğu bir toplumun geşmişini yenileme hakkını kültürel anlamda koruduğunu düşünüyorum.
John Naisbii ve Patricia Aburdene'nin ortak değerlendirmesi ile konumuzu noktalayalım.
"Binyıl kavramının içerdiği simgesel anlam,bütünüyle kavramın yorumlanışına bağlı.Bir zamanın bitişini de gösterilebilir,başlangıcınıda.Kararın olumludan yana verilmiş olduğuna inanıyoruz.İnsanların yüreğinde ve aklında,herkesin barış ve bolluk içerisinda yaşaması isteği her zaman var olmuştur."