Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

02/06/2006 : 18:03:53
AŞK
Kimi zaman karşılıksız sevmek
Kimi zaman yerinde canını vermek
Kimi zaman *** durumuna düşmek
Kimi zaman kendinden geçmek
Veee….
Her şeye rahmen sevebilmektir…..

Son 23 yorum (en yenisi önce)

14/04/2008 : 13:11:29
insanın birden gökyüzüne çıkması ve o en uç noktadan mutluğun zirvesinden pat diye aşağı bırakılmasıdır...
Gözyaşındaki mutluluk,tebessümlerdeki hüzündür...
Sadece önünü gösteren bir mum ışıgıdır ve asla ileriyi bilemezsin..
İçindeki çocuğu keşfetmektir..
HERŞEYE RAĞMEN SEVEBİLMEKTİR!!
08/04/2008 : 00:09:34

İnsan Sevdiğini Görmediğinde....
Kıskançlıklarla, kuşkularla, hesaplaşmalarla süren sancılı bir aşkın orta yerindeki bir sevişmeden sonra adam seviştikleri odadan çıktığında başlayan bir hava bombardımanında ev isabet alıyor ve adamın biraz önce geçtiği bölüm çöküyor.
Daha iki dakika önce koynunuzda olan birinin yok olduğunu görüyorsunuz.
O korkunç anda kadın yaşadığı çaresizlik karşısında, aslında pek de inanmadığı Tanrı’ ya sığınıyor.
Dizlerinin üstüne çöküp yalvarıyor.
“İnandır beni” diyor, “o yaşarsa sana inanacağım. Ona bir fırsat tanı. Bırak mutluluğuna sahip olsun. Bunu yap, inanacağım sana.”
Ve Tanrı’yla bir pazarlığa oturup en çok sevdiğini geri alabilmenin karşılığında Tanrı’ya en çok sevdiğini vermeyi öneriyor.
Eğer biraz önce o kapıdan çıkan erkek yeniden o kapıdan sağ olarak dönerse, o erkeği bir daha hiç görmeyeceğine söz veriyor Tanrı’ya.
“İNSANLAR BİRBİRLERİNİ GÖRMEDEN DE SEVEBİLİRLER, değil mi” diyor, “seni hayatlarında bir kere bile görmeden seviyorlar.”
Graham Greene, “Zor Tercih” isimli romanında, erkeğin dönüşünü gören kadının duygularını yalın bir dille anlatıyor.
“O anda Maurice girdi içeri. Yaşıyordu. İşte şimdi onsuz olmanın ıstırabı başlıyor diye düşündüm ve yine kapının ardında ölmüş yatıyor olmasını istedim.'
Kadın, sevdiği erkeğe kavuşmuş ve onu kaybetmişti.
Ve onun yaşadığını gördüğü anda, biraz önceki pazarlığın ağırlığını fark edip, “keşke ölseydi” diyordu.
Bundan sonra, bir insanı görmeden de sevmenin mümkün olup olmadığını öğrenecekti.
Romandan yapılan filmde, “Tanrı’ yı görmeden seven insanların” birbirlerini de görmeden sevip sevemeyeceklerini, iki sevgili unutulması zor cümlelerle tartışıyordu.
- İNSAN SEVDİĞİNİ GÖRMEDİĞİNDE AŞK BİTER Mİ?
- Düşünsene, Tanrı’ yı bir kez bile görmedik ama onu seviyoruz.
- Ama benimki o tür bir sevgi değil, Sarah.
- Belki de başka bir tür sevgi yok, Maurice.
Aşk, bir insanı Tanrı’ yı sever gibi sevmek mi, onu görmeden ama onu hissederek onun varlığına bağlı kalmak mı?
Bir dokunuşa, bir bakışa, bir sese, bir işarete muhtaç olmadan, onu besleyecek bir bedene, bir vaade, bir ümide ihtiyaç duymadan, tek başına da sürebilecek kadar güçlü bir sevgi mi aşk?
‘Sevmeye devam edebilmek için onu görmeliyim’ demeyecek kadar büyük bir iman, büyük bir bağlanma mı?
Bir ruhun bir başka ruha sarılması ve bu sarılışı bir bedene gerek duymadan da sürdürebilme mi?
‘Tanrı’yı sevdiğim kadar severim seni’ diyebilmek, böylesine korkunç bir bağlılığa rıza göstermek mi aşk?
Peygamberler bile Tanrı’ ya bir kere yüzünü göstermesi için yalvarırken, hiç görmeden de ruhunu bir başka ruha adamak mı?
Hayatın içinde, insanların sevmek için görmeye ihtiyaç duyduğuna şahit oluyoruz; kaybedişler unutuşları da getiriyor; bir bedenin aracılığı olmadan bir ruha bağlılığımızı da çok sürdüremiyoruz. ’Tanrı’ mız’ olmuyor sevdiğimiz; imanımızı çabuk kaybetmeye, bütün inançsızlar gibi sevgimizin sürmesi için bir kanıt görmek istemeye çok yatkınız.
‘Belki de sevmenin başka türü yoktur’ diyen birilerinin romanların, filmlerin arasında dolaşması ve bizim o insanları hayatta da bulacağımıza dair ümidimiz, bizi aşka doğru çeken.
Böyle bir ümidimiz olduğu için şiirler, romanlar yazıyor, böyle bir ümidimiz olduğu için şiirler, romanlar okuyoruz.
Neredeyse bütün hayatını kendi inancıyla dövüşerek geçiren Graham Greene’in ‘Tanrı’ yı görmeden seviyorlar, ben de onu görmeden severim’ diyen bir satırı yazması, bize aşkın çekiciliğini yaşatan.
Bu satırı okumak, bunun gerçek olabileceğine inanmak, bu hayali benimsemek, bizim sıradan hayatımızı, bizim yaşadığımızdan daha renkli, daha çekici, daha heyecanlı kılan.
Hiç rastlamasanız da ‘bir insanı sevmenin bir Tanrı’ yı sevmek gibi bir şey olduğunu’ yazan birinin varlığı, sizi, bunu söyleyebilecek birinin varlığına da inandırır ve o inançtır ki, bence, sizin hayatınıza mana katan.
Aynen, ‘Tanrı’ yı görmeden sevmek’ gibi siz de bir insanın başka bir insanı hiç görmeden sevebileceğine, o insana hiç rastlamadan inandığınızda, romanların size itaat ettiği o kutsal topraklara girmek için, o toprakların sınırlarında içiniz ürpererek dolaşmaya başlarsınız.
Birisi tarafından öyle sevilmek istersiniz.
Ve birisini öyle sevmek.
Ancak o zaman, gerçek bir mümin gibi, çekilecek olan acıları değil, bir tanrısı olan bir kainatta yaşamanın mucizesinin fark edersiniz.
Acı dolu, isyan dolu bir mucize.
‘Keşke inanmasaydım’ dedirtecek, ‘keşke onu böyle sevmeseydim’ dedirtecek bir mucize.
Ama bütün acısına, bütün kederine, bütün yalnızlığına rağmen vazgeçilmeyecek bir mucize.
O mucizeyi görenlerin ondan kolay kolay kopabileceklerini sanmam.
İnsanların bütün nankörlüklerine, alaylarına, hor görmelerine, inanmamalarına karşın tek başına kendi inancıyla yaşayan, kendi inancının yüceliğinde diğer insanların zavallılığını, yetersizliğini, aşksızlığını görüp, onlar için üzülen ve kendi sevgisine sıkı sıkıya tutunan bir ahir zaman peygamberi gibi, başkalarına bomboş gözüken bir çölde, o çölün boş olmadığını hissederek yürürsünüz.
Sizin bu yürüyüşünüz, bir gün bir romanda ya da bir yazıda bir satıra dönüştüğünde, sizinle alay eden nice insanın çorak ve loş hayatına sizin hayatınızdan bir ümit ve ışık sızar.
Büyük bir ödülün ve büyük bir cezanın sahibisinizdir.
Bir insanı bir tanrıyı sever gibi sevebilecek bir güçle ödüllendirilmiş.....
Bir insanı bir tanrıyı sever gibi sevebilecek kadar güçlü olduğunuz için de cezalandırılmışsınızdır.
İnsanlar Tanrı’ yı görmeden seviyorlar.
Ama Tanrı’ ya inananların çoğu, bir insanın bir başka insanı hiç görmeden sevmeyi sürdürebileceğine inanmıyor.
Ben, Tanrı’ yı inanan Graham Greene’ e inanıyorum, ‘bir insan başka bir insanı hiç görmeden de sevmeyi’ sürdürür.
Benim inancımı paylaşanlar, bir gün öyle sevmeyi ve öyle sevilmeyi bekleyecekler, bu inanç, onların içinde kapatıldıkları küçük hayatların sınırlarını yıkıp onları vaat edilmiş hayallere taşıyacak.
Bir gün biri onlara diyecek ki:
- Belki de başka tür bir sevgi yok,
..
Ahmet ALTAN
24/11/2007 : 17:32:22
Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere
saatlerce havadan sudan söz etmek.
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek.
Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak.
Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana...
Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda
ıslanmak birlikte.
Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek...
Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak...
Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her
mısrasında seni bulmak.
Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz
duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek.
Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak.
Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde.
Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki.
Olsaydın avuçlarım terlemezdi...
Isırmazdım dilimin ucunu...
Özlemezdim seni
yanımdayken...
Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten.
Islanmazdım yağmurlarda...
Yıldızlara aya dert yanmaz,
böyle her şarkıda sarhoş olmazdım.
Korkmazdım seni kaybetmekten
ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize...
Ve her kulaçta haykırırdım seni..
Ama sen hiç benimle olmadın ki...
24/11/2007 : 17:30:55
Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere
saatlerce havadan sudan söz etmek.
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek.
Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak.
Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana...
Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda
ıslanmak birlikte.
Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek...
Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak...
Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her
mısrasında seni bulmak.
Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz
duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek.
Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak.
Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde.
Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki.
Olsaydın avuçlarım terlemezdi...
Isırmazdım dilimin ucunu...
Özlemezdim seni
yanımdayken...
Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten.
Islanmazdım yağmurlarda...
Yıldızlara aya dert yanmaz,
böyle her şarkıda sarhoş olmazdım.
Korkmazdım seni kaybetmekten
ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize...
Ve her kulaçta haykırırdım seni..
Ama sen hiç benimle olmadın ki...
24/11/2007 : 17:16:58
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - merwe
aşk
bazen bir ağlayıştır aşk
aşk
kalbin duruşudur aşk
aşk
bu yazının bitişi qibi kalbimin bitişidir
aşkkk
21/06/2007 : 22:12:52
aşk onu düşündüğünde onunda seni düşünebilmesidir.
06/06/2007 : 17:25:41
aşk
bazen bir ağlayıştır aşk
aşk
kalbin duruşudur aşk
aşk
bu yazının bitişi qibi kalbimin bitişidir
aşkkk
31/03/2007 : 18:28:07
aşk...görmeye calıştığınız ama göremeiğiniz,hissederken öldüğünüz ama bilemediğiniz,sadece 3harfe sığdırılmış bir hayattır...sonunda olen mutlaka vardır...
22/02/2007 : 11:33:50
ADIM ADIM AŞK HERKES İÇİN BİR PARÇA

*tam göğsünün ortasında bir yerin acıyacak...
*evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin...
*sokağa fırlayacaksın...
*sokaklar da dar gelecek...
*tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi...
*ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü...
*kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar
*küçüleceksin...
*birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan...
*"önemli olan sağlık."
*"yaşamak güzel."
*"boş ver, her şey unutulur."
*sen hiçbirini duymayacaksın...
*gözyaşlarından etrafı göremez hale geleceksin...
*ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az *sonra kollarında ölmek
*isteyecek kadar çok seveceksin...
*hep ondan bahsetmek isteyeceksin...
*"ölüme çare bulundu" ya da "yarın kıyamet kopacakmış" deseler başını
*kaldırıp "ne dedin?" diye sormayacaksın...
*yalnız kalmak isteyeceksin...
*hem de kalabalıkların arasında kaybolmak...
*ikisi de yetmeyecek...
*geçmişi düşüneceksin...
*neredeyse dakika dakika...
*ama kötüleri atla****...
*onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin...
*gittiğin yerlere gitmek...
*bu sana hiç iyi gelmeyecek...
*ama bile bile yapacaksın...
*biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın...
*aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin...
*hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin...
*aksini iddia edenlerden nefret edeceksin...
*herkesi ona benzetip...
*kimseyi onun yerine koyamayacaksın...
*hiçbir şey oyalamayacak seni...
*ilaçlara sığınacaksın...
*birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan...
*sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren...
*bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek...
*boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin...
*uyumak zor, uyanmak kolay olacak...
*sabahı iple çekeceksin...
*bazen de "hiç güneş doğmasa" diyeceksin...
*ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...
*ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...
*belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak
*isteyeceksin...
*nafile...
*düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek...
*rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin...
*her sıçra**** uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin...
*telefonun çalmasını bekleyeceksin...
*aramayacağını bile bile...
*her çaldığında yüreğin ağzına gelecek...
*ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla...
*yüreğin burkulacak...
*canın yanacak...
*bir daha sevmemeye yemin edeceksin...
*hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden...
*onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın...
*defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefret
*edeceksin...
*yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin...
*onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek...
*ama bir umut...
*onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu...
*bu umut seni gitmekten alıkoyacak...
*gel gitler içinde yaşayacaksın...
*buna yaşamak denirse...
*razı mısın bütün bunlara...?
*hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye...?
*O HALDE AŞIK OLABİLİRSİN………
(ALINTI)
11/02/2007 : 21:27:24
aşkı yaşamayan ve aşktan canı yananlar inkar eder. aşk yok derken aşkı yaşayanları da yok saymış oluyorsun öyle mi
08/07/2006 : 16:12:09
AŞK & SEVGİ ÖZETİ

Aşk ikidir sevgi bir; Aşk yalan, sevgi gerçektir. Aşk sudur, sevgi susuzluk. Bu yüzden sevgi hasrettir,
Özlemektir, beklemektir. Asıl maharet: Susuzken suyu içmek değil Karşısına geçip seyretmektir. Aşk haykırmaktır, sevgi ağlamak; Aşk açmaktır, sevgi katlamak. Sevgi saklamaktır yüreğini, gözlerini Ve de ellerini saklamak Bahar geldiğinde… Bir çiçeğe, yeşile, çimene Âşık olamazsın ama seversin. Arkadaşına âşık olamazsın Ama seversin. Toprağa fidanı aşkla değil Sevgiyle dikersin. Sevgi için ölünür, aşk öldürür. Aşk kıskançtır, nankördür Sevgiyi öldürür. Aşk Kabil’dir, sevgi Habil. Aşkla sevgi aslında kardeştir Babaları insandır, Âdem’dir Aşk için şiirler yazarsın, Şarkılar yaparsın; Sevgiyi anlatamazsın. Çünkü yüreğine sığdıramazsın. Kalbini aşka kapatabilirsin Ama sevgiye kapatamazsın Sevgi gizli, aşk aşikârdır. Yüz vermeyince unutursun Sen aşığım diye daha kendini kandır. Dedim ya sevgi gerçek, aşk yalandır. Dahası da var: Aşkın gözü kördür, Fazla naz aşık usandırır; Aşk oyun, aşık oyuncaktır. Sevgi ise yaşamdır, hakikattir. Aşk aceledir, Sevgi usul usul sabırlıdır. Acele işe hem şeytan karışır. Aşk ateşlidir Çünkü hastalıklıdır. Sevgi ılıktır Çünkü sağlıklıdır.
Velhasıl bu iki kardeşin hikâyesidir
Aşka ve sevgiye dair…
30/06/2006 : 15:24:22
ask diye bise yokkkk
24/06/2006 : 09:26:02
AŞK CAN DEMEKTİR BENCE.
AŞK KARŞILIKSIZ SEVMEKTİR
AŞK MUTLULUK DEMEKTİR.
AŞK GÜÇ DEMEKTİR.
PEKİ AŞK AYRILIK OLURSA BUNUN ADI NEDİR?
YİNEDE HERŞEYE RAĞMEN SEVMEK MİDİR?
22/06/2006 : 23:44:31
ask emektır
saygıdır
yerı geldıgınde de gidebilmektir
....sozcuklerı ve zamanı oylesıne harcamadıkları sürece....hala insanlar yeryüzünde aşkı yaşayabiliyolar ....
13/06/2006 : 13:25:03
aska ınanan varmı ya halen daha yazık ask ı herkese sunarsınız mesela benım bır kopegım var ve ben ona asıgım ama sevgı o sevgı varya bambaska bır duygu bır ınsana kolay asık olursunuz fakat tüm benlığınızle sevemezsınız. sevgı ımkansızlıgı basarmaktır ask ıse basıt olan duyguları kolaylıkla caba sarfetmeden kazanmaktır ve elde etmektır .
13/06/2006 : 08:26:02
Böyle bir aşk yok, keşke olsaydı...
Aşk denilen şey beşlı başına bir yalan ve kandırmaca...
10/06/2006 : 11:30:45
AŞK SEVİPTE KAVUŞAMAMAKTIR
09/06/2006 : 05:37:02
-"Aşk, patatesli sanal bir börektir"

-Sıcacık, burnunuzda tüter, size sunulduğunda, yutkunmaktan kendinizi alamazsınız...

Durdu, bir nefes daha çekti sigarasından.

-Büyük bir iştahla, kocaman bir lokma ısıverirsiniz. O an kendinizden geçmişsinizdir.

-Ağzınızdaki lezzeti kaybetmemek için, lokmayı yutmak istemezsiniz. İşte o an olanlar olur.

Dinleyenler, pür dikkat kesilmiş dinlemeye devam ediyorlardı.

Herkes böreği, dudaklarının arasında hissetmişti.

- Çünkü çiğnemeye başlamış, üstteki ılık hamur kısmı tüm lezzetiyle hissetmişsinizdir. Fakat patates içinde yangını korumaya devam etmektedir. Önce dişleriniz sızlar, patatesin sıcaklığı damaklarınızı yakar, sonra diliniz, damağınız ardından boğazınız yanmaya başlar. Artık hem hoşunuza gidiyor hem de acı çekiyorsunuzdur. Çıkarmak istersiniz lezzetten vazgeçemezsiniz, yutmak istersiniz acıdan bunu da beceremezsiniz... Bu her lokmada devam eder... Ya ağzınız hissizleşecek, ya da açlığa tahammül edeceksiniz. Soğuk yemeyi denerim diye düşünmeyin sakın, o ayrı bir dert. Karnınız doyar ama ağzınız buruşur. Yediğinize yiyeceğinize pişman olursunuz...

http://www.koniks.com/topic.asp?ARCHIVE=true&TOPIC_ID=111
08/06/2006 : 17:45:32
Aşkın gözü kör, kulağı sağır, aklı kıttır.
Aşk bir cüceyi dev sanmaktır.
Bir ucubeyi tanrıça sanmaktır.
Hiç bir şeyi bir şey sanmaktır.
Aşk aldanmaktır.
Nedeni bilinmez...
07/06/2006 : 13:15:56
Aşık olup da aşık olduğu şeye ulaşan vardır...
07/06/2006 : 12:38:52
ask sevipte ulasamamaktır..ulastıgında hersey bitmistir zaten...
05/06/2006 : 15:57:18
İnsanoğlundaki doğuştan varolan hoşlanma duygusunun aşırıya kaçmasıyla beraber sözkonusu şeyi çok sevmesi,her an o şeyi düşünüyor olmasıdır.Kimisi işinin aşığıdır,kimisi vatan aşığıdır, kimisi Allah aşığıdır, kimisi de bir bayan aşığıdır.Aşkın kimisi zararlı kimisi de faydalıdır.Mesela bir bayana aşık olup da yerli yersiz hayaller peşinde koşup işini gücünü aksatmak zarardır,işinin ve ideallerinin aşığı olan ise sürekli yükselir,daha iyi bir seviyede bulunur.Ben aşk tanımını böyle yapabildim.Bakalım diğer arkadaşlar ne diyecek...
04/06/2006 : 00:35:50
AŞK
ZAMANI GELDİĞİNDE ARADIĞINIZI BULAMADIĞINIZDAN..
ELEKTİRİK ALDIĞINIZ BİR KİŞİYİ BEYNİNİZDE HAYAL ETTİĞİNİZ GİBİ SÜSLEYİP SONRADA UYANDIĞINIZDA
GÖRDÜĞÜNÜZ ACI GERÇEKĞİN SIZISIDIR...
AŞK İMKANSIZDIR...