Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

11/04/2008 : 11:47:04
evet mutlu olmak için biçok sebebi olabilir insanın ama bence bu onların ne kadar gerçek olduğuna da bağlı.yanınızda milyonlarca insan olabilir peki bu yalnız olmadığınız anlamına gelirmi?içinde canım cicim olan bütün sözcükler içtenmi sizce???ya bilmiyorum ama artık bazı şeylerin ne kadar doğru insanların ne kadar samimi olduğunu bilmiyorum....evet yüzüm gülüyo ama yürekten gelen bi gülümseme değil bu....mecburiyett...bardağın dolu tarafını görebiliyorum herzaman ama bi işime yaramıyo...mutlu olmak için küçük bişey yeter biliyorum..işte o küçük anlari yakalayamıyorum artık..aslında karamsar biri değilim sadece bu aralar mutlu olamıyorum.kahkaka atmayı öyle özledim kiiiiiii_umarım bu geçici bir durumdur_
(yüzünüzden ve gönlünüzden tebessümler eksik olmasın)

Son 2 yorum (en yenisi önce)

11/04/2008 : 12:47:16
EVET İŞTE TEK SORUN BU NASIL DOYURURMAMIZ GEREKTİĞİNİ BİLMİYORUZ.YADA ÖNEMSEMİYORUZ.SAHTE SÖZCÜKLER YAPMACIK DAVRANIŞLARLA İNSANLARI KACANABİLECEMİZİ SANIYORUZ......ÇOK ŞÜKÜR BEN BUNUN FARKINDAYIM BAŞKALARINI DOYURABİLDİĞİMİ SANIYORUM..SEVGİSİZLİK ÇOK BÜYÜK Bİ AÇLIK RABBİM KİMESEYİ BU BOŞLUĞA DÜŞÜRMESİN.AKSİ TAKTİRDE BÜYÜK UMUTSUZLUKLARIN AÇTIĞI DERİN YARALARI SARMAK HİÇ KOLAY OLMUYOR.
11/04/2008 : 12:36:49
DERVİŞ KAŞIKLARI


Sevginin yalnızca sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? diye sordular bir bilgeye.
Bilge, büyük bir sofra hazırladı ve sevgiyi dillerinden eksik etmemelerine karşın, onu günlük yaşamlarında hiç kimseye göstermeyen kişileri yemeğe çağırdı. Sofrada herkes yerini aldıktan sonra, önlerine birer tas sıcak çorba, sonra da derviş kaşıkları denen, sapları bir metre uzunluğunda özel kaşıklar getirildi.
Ev sahibi konuklarına bu kaşıkları nasıl tutmaları gerektiğini söyledi Herkes kaşığının ucundan tutmak zorunda kaldı.
Konuklar, uçlarından tuttukları bir metre uzunluktaki kaşıkları güçlükle taslarına daldırıyorlar, fakat kaşıklarına çorba doldurup, ağızlarına ***üremiyorlardı. Ağızlarına bir kaşık çorba koyabilmeyi beceremeyen konuklar, yemekten sonra kalktıklarında, karınlarını doyuramamışlar, kaşıklarından dökülen çorbalarla da sofranın üstünü kirletmişlerdi.
Bilge, bir gün sonra ikinci bir yemek daveti verdi. Bu kez, sevgiyi gerçekten bilen ve her gün sevgiyle yaşayan kişileri çağırdı. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgiyle gülümseyen pırıl pırıl kişiler geldiler ve bu kez onlar yerlerini aldılar, sofrada. Önlerine birer tas sıcak çorba ve sapları bir metre uzunluktaki derviş kaşıkları getirildi. Onlara da kaşıkları ancak,saplarının uçlarından tuta bilecekleri kuralı söylendi.
Ev sahibi bilgenin Buyurun, afiyet olsun sözünden sonra sofradaki herkes, önündeki kaşığı, sapının ucundan tuttu ve
Herkes kaşığını, karşısındaki kişinin tasına daldırıp, kaşığına aldığı çorbayı, karşısındaki kişinin ağzına uzattı. Bu yöntemle herkes karnını doyura bildi. Konuklar sofradan kalktıklarında ise, sofranın üstünde, dökülmüş tek damla çorba yoktu.
Sevginin yalnızca sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır sorusunu soranlara bu uygulamayla yanıt verdikten sonra bilge, bir de öğütte bulundu:
İşte, dedi. Kim ki yaşam sofrasında yalnızca kendini görür ve yalnızca kendini doyurmayı düşünürse, o kişi aç kalacağını da bilmelidir.
Ve kim ki başkalarına da düşünür ve o da kesinlikle doyurulacaktır. Çünkü yaşam denen bu pazar, alan değil, veren kazançlıdır her zaman