Ana içeriğe geç

Motivasyon

Yüzünüzün Gülümsemesi Yetmez. . . .

BaşlatanHÜMEYRAYayınlandı

İlk mesaj
GÜVEN BAĞLAMISinyalleri ve bağlamı gör

Aşağıdaki sinyaller içeriği değerlendirmenize yardımcı olur; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı26 katkı
Profil alanıMuhasebe
Profil konumuAnkara, Türkiye
Yayın
ZAMANSAL BAĞLAM

Konu yayın tarihi yukarıda gösterilir. Tarih bilgisi, içeriğin bugün de geçerli olduğunu göstermez.

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

evet mutlu olmak için biçok sebebi olabilir insanın ama bence bu onların ne kadar gerçek olduğuna da bağlı.yanınızda milyonlarca insan olabilir peki bu yalnız olmadığınız anlamına gelirmi?içinde canım cicim olan bütün sözcükler içtenmi sizce???ya bilmiyorum ama artık bazı şeylerin ne kadar doğru insanların ne kadar samimi olduğunu bilmiyorum....evet yüzüm gülüyo ama yürekten gelen bi gülümseme değil bu....mecburiyett...bardağın dolu tarafını görebiliyorum herzaman ama bi işime yaramıyo...mutlu olmak için küçük bişey yeter biliyorum..işte o küçük anlari yakalayamıyorum artık..aslında karamsar biri değilim sadece bu aralar mutlu olamıyorum.kahkaka atmayı öyle özledim kiiiiiii_umarım bu geçici bir durumdur_
(yüzünüzden ve gönlünüzden tebessümler eksik olmasın)
DüŞ PeŞiNDeYSeN,DüŞ PEŞiNe!!!

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Muhasebe
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
2 yorum
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 964Profil alanı Satış / PazarlamaProfil konumu İstanbul, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
DERVİŞ KAŞIKLARI


Sevginin yalnızca sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? diye sordular bir bilgeye.
Bilge, büyük bir sofra hazırladı ve sevgiyi dillerinden eksik etmemelerine karşın, onu günlük yaşamlarında hiç kimseye göstermeyen kişileri yemeğe çağırdı. Sofrada herkes yerini aldıktan sonra, önlerine birer tas sıcak çorba, sonra da derviş kaşıkları denen, sapları bir metre uzunluğunda özel kaşıklar getirildi.
Ev sahibi konuklarına bu kaşıkları nasıl tutmaları gerektiğini söyledi Herkes kaşığının ucundan tutmak zorunda kaldı.
Konuklar, uçlarından tuttukları bir metre uzunluktaki kaşıkları güçlükle taslarına daldırıyorlar, fakat kaşıklarına çorba doldurup, ağızlarına ***üremiyorlardı. Ağızlarına bir kaşık çorba koyabilmeyi beceremeyen konuklar, yemekten sonra kalktıklarında, karınlarını doyuramamışlar, kaşıklarından dökülen çorbalarla da sofranın üstünü kirletmişlerdi.
Bilge, bir gün sonra ikinci bir yemek daveti verdi. Bu kez, sevgiyi gerçekten bilen ve her gün sevgiyle yaşayan kişileri çağırdı. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgiyle gülümseyen pırıl pırıl kişiler geldiler ve bu kez onlar yerlerini aldılar, sofrada. Önlerine birer tas sıcak çorba ve sapları bir metre uzunluktaki derviş kaşıkları getirildi. Onlara da kaşıkları ancak,saplarının uçlarından tuta bilecekleri kuralı söylendi.
Ev sahibi bilgenin Buyurun, afiyet olsun sözünden sonra sofradaki herkes, önündeki kaşığı, sapının ucundan tuttu ve
Herkes kaşığını, karşısındaki kişinin tasına daldırıp, kaşığına aldığı çorbayı, karşısındaki kişinin ağzına uzattı. Bu yöntemle herkes karnını doyura bildi. Konuklar sofradan kalktıklarında ise, sofranın üstünde, dökülmüş tek damla çorba yoktu.
Sevginin yalnızca sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır sorusunu soranlara bu uygulamayla yanıt verdikten sonra bilge, bir de öğütte bulundu:
İşte, dedi. Kim ki yaşam sofrasında yalnızca kendini görür ve yalnızca kendini doyurmayı düşünürse, o kişi aç kalacağını da bilmelidir.
Ve kim ki başkalarına da düşünür ve o da kesinlikle doyurulacaktır. Çünkü yaşam denen bu pazar, alan değil, veren kazançlıdır her zaman

Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Önüne sayılamayacak güçlükler yığacaklardır, kendini büyük değil küçük, zayıf, vasıtasız, hiç telâkki ederek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu güçlükleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin.( 1908 )

Bir adam ki büyük olmaktan bahseder, benim hoşuma gitmez. Bir adam ki memleketi kurtarmak için evvelâ büyük adam olmak lâzımdır; der ve bunun için bir de örnek seçer, onun gibi olmayınca memleketin kurtulamayacağı inancında bulunur, bu, adam değildir. ( 1908 )

Mustafa Kemal Atatürk

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Saty? / Pazarlama
Güven bağlamı

Bu sinyaller yanıtı değerlendirirken bağlam sağlar; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı 26Profil alanı MuhasebeProfil konumu Ankara, Türkiye

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Profil bağlamını gör →
EVET İŞTE TEK SORUN BU NASIL DOYURURMAMIZ GEREKTİĞİNİ BİLMİYORUZ.YADA ÖNEMSEMİYORUZ.SAHTE SÖZCÜKLER YAPMACIK DAVRANIŞLARLA İNSANLARI KACANABİLECEMİZİ SANIYORUZ......ÇOK ŞÜKÜR BEN BUNUN FARKINDAYIM BAŞKALARINI DOYURABİLDİĞİMİ SANIYORUM..SEVGİSİZLİK ÇOK BÜYÜK Bİ AÇLIK RABBİM KİMESEYİ BU BOŞLUĞA DÜŞÜRMESİN.AKSİ TAKTİRDE BÜYÜK UMUTSUZLUKLARIN AÇTIĞI DERİN YARALARI SARMAK HİÇ KOLAY OLMUYOR.
DüŞ PeŞiNDeYSeN,DüŞ PEŞiNe!!!

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Muhasebe
KATKI FIRSATI

Bu toplulukta ilk yanıtını bekleyen bir tartışma var

TOPLULUK HAFIZASI

Bu toplulukta yeniden keşfet