11/09/2004 : 10:14:55
Çözüm üniversitelerin piyasa ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte insan yetiştirmelerinden geçiyor.
Ben İktisat Fak.mezunuyum. Yıllarca hep aynı geçerliliğini yitirmiş teoriler anlatılmıştır Öğrencilere. Zerre kadar uygulamalardan bahsedilmemiştir. Hele birde ekonometri okuyorsanız vay halinize. Rahmetli Keynesin az kulaklarını çınlatmamışızdır.
Teorik bilginin yanında uygulamalarada yer verilmelidir.
İşveren elbette isyanda. Kendine katma değer yaratacak. işi yönetecek firmayı vizyonuna taşıyacak, güveneceği, kendisini yarı yolda bırakmayacak eleman arıyor.
İşverenin kafasında şu var.Az para vermeliyim çok faydalanmalıyım. Yani işveren problemi simplex metoduyla çözmek istiyor. Minimum ücret max kar. Optimizasyon yapıyor. ( Dantzig yaşasaydı da görseydi nasıl optimizasyon yapılıyormuş.)
Piyasa: iş arayan binlerce üniversite mezunu ile dolu olduğundan işverenlerin çoğu aslında çokda isyan edip strese girmiyor bu konuda.
İşveren kendi savunma mekanizmasını geliştirmiştir. Sözleşmeler, deneme süreleri vs.
En büyük sorun güven meselesidir.
Piyasada kimsenin kimseye güveni yoktur. Kimse parlak özgeçmişlere, bildiğin yabancı dillere, yaptığın araştırmalara bakmaz. İş sonuçlarına bakarlar ve sonuçlar olumsuzsa hüsrana uğrarsınız.
En önemli yatırım insana yapılan yatırımdır ve en önemli sermaye kaliteli insan sermayesidir. Ne kadar kulağa hoş geliyor değil mi? Ama ya sonrası. Madalyonun öteki yüzü. Realitede bu böylemidir.
İş dünyasında en geçerli slogan;
Başarı sonsuza kadar,
Kar sonsuza kadar. Gerisi hikaye.
Bana göre personel seçiminde araya insanlar ve sistemlerin konulmasına gerek yoktur. İnsan kaynakları uzmanı arkadaşlar sakın alınmasınlar, gerçekten çok değerli işler yapıyorlar. Personel seçimi sadece işlerinin bir parçası. Personel seçimini direkt işi yöneten kişi. işin sahibi yapmalıdır.
Selamlar.