Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

01/09/2006 : 18:32:34
pozitif düşünce hayatımızı yönlendirmemizde ne kadar etkili olabilir? şartlar mı değiştirir insanları hayat koşulları mı? ya da biz şartları pozitif düşünceyle kendi lehimize çevirebilir miyiz? bir bardak su bile ona söylenen güzel şeylerde şekil değiştiriyorsa, negatif söylenenlerde kırılmalar meydana geliyorsa pozitif düşünceyi hayatımızın merkezine koyabilir miyiz? yaptığımız ve başladığımız her işte mutlu olacağımızı düşünerek işe başlarsak iki kat daha başarılı olabilirsin.konsantire olun ve bugün uyandığınızda kendinize içten bir günaydın deyin ve kendinize iltifatlar etmekten çekinmeyin. sizin Atatürk'ten Fatih'ten Edison dan ne eksiğiniz olabilir ki? mutlaka deneyin kazanacaklarınızı hayal bile edemezsiniz.

Son 17 yorum (en yenisi önce)

10/02/2007 : 13:20:44
Bize verilen zaman ve mekanın içinde iki zıt düşüncenin olduğu gerçeğiyle (pozitif mercek-Negatif mercek)hayata bakış açımızdan sizce hangisi huzur ve mutluluk çıktısıdır.İnsanlar şartlar itibarı ile negatif bir bakış merceği oluştururlar.Onlar bundan rahatsız değillerse onları orada bırakıp çaresizliğie düşmeye bırakabilirsiniz(bir adı da nadasa bırakmaktır.)Nasıl olsa bir gün verimli olabileğini fark eder ya da eyvah der............
29/10/2006 : 21:11:38
şartlar ve hayat değişmez onu değiştirmek bizim elimizde daha doğrusu olumsuzluklar her zaman ve heryerde vardır önemli olan da bu olumsuzluklardan yola çıkarak yolumuzu bulmak tır. bence her şey güzel olsa bu dünyanın anlamı ne olur ki?
14/10/2006 : 00:00:35
gereksiz bi tartışmaya girmişsiniz arkadaşlar..

12/10/2006 : 22:09:47
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - nezihi
salt pozitif düşünce ile hayatı hayali olarak olarak pozitivize edebilirsiniz. Ancak gerçekler duygularınızı olumsuza çekmedikçe hırs oluşmaz. Başarı her ikisinin bileşkesidir.



Yahu abey,ben çok fazla annamadım,türkçe anlatmışsın ama gurban olam(kalem tutan ellere vaay) daha duru bi dil kullan.Hakkaten anlamıyom zıttırı vıttırı entel dili yafu.
11/10/2006 : 14:57:35
salt pozitif düşünce ile hayatı hayali olarak olarak pozitivize edebilirsiniz. Ancak gerçekler duygularınızı olumsuza çekmedikçe hırs oluşmaz. Başarı her ikisinin bileşkesidir.
11/10/2006 : 14:31:27
İlginç...Az önce dikkatimi çekti,formda,yorumlayan rumuzunun üstündeki tarih 10 Kasım 2006 yazıyordu.Oysa bu gün 11 Ekim 2006.Hiç uyuşturucu kullnmadığıma ve bu saatte içki de içemeyeceğime göre sarhoş değilim.Bunak sayılacak kadar yaşlı da değilim.(henüz 41)Gözlerim sağlam.Çok şükür hasta da değilim.Hata bende değilse ve tarih bizden 1 ay önde gidiyorsa,formdan kaynaklanıyor olmalı.Düzeltilmesi gerektiği kanaatindeyim ama böyle de hoş,gündemi sürekli geriden takip etmemiş olma hissi uyandırdı....
11/10/2006 : 00:49:22
Konu başlığı Pozitif düşünce.Ne güzel.Pozitif düşüncenin nimetleri,"konsantire" olmak,çiçekler,eşyanın tabiatı,kelebekler,arkasından da doğan güneşe merhabalar,teşekkür ederim,rica ederim...gibi medeniyetin beşiği sayılan İngiltere'nin sanayi toplumu olmasını ve şimdilerde bilgi toplumu olmasını tam açıklamasa bile,pozitif, SİHİRLİ kelimelerin etkileri...,magna carta'ya dahi bu cümlelerin kattığı yadsınamaz etki.Deneyin ,farkı göreceksiniz....İnanmazsanız olmaz.Ama yine de deneyin,farkı farkedin.Çamaşırlar daha da beyaz.İsa peygamber'in 13.Havarisi'nin DEMOKRASİ olduğunun bulunması ve hristiyanlarda shock etkisi,13.havarinin de havarilerinin bulunması ve DÜNYADA SHOCK etkisi!DEMOKRASI'nin "kuru"fasulyeyle birleştiğinde fasulyenin gazını alması ve fasulyeyi kendi yüce değerleriyle aydınlatması ama taze fasulyenin üzerine bir türlü etki edemeyişi,ıslah olmayan taze fasulyenin aydınları kızdırması ve taze fasulyenin demokrasi düşmanı ilan edilişi,demokrat olabilmesi ve AB ye girebilmesi için kurufasülye üzerinde soykırım yaptığını,aslında gazı olanın kendisi olduğunu ve barbar olduğunu kabul etmesi gerektiği...Derken kim daha uzağa işer yarışması.Yönetici olmanın verdiği dayanılmaz ezicilik ve istemeden! de olsa bunları kullanmaya çalışma çabaları.Kodum mu oturturum tarzı'nın,ben daha çok kitap okudum sayalım mı ha?sayalım mı? tadında silaha dönüşmesi, belaltı bölgesine vurma çalışmaları...Çorba içinde duman olmak isteyişim,süblimleşmenin örneği olmam,prof hawking'in kara delikler'inin çekim gücüne kapılmak,evrende;uzaya rengini veren siyah madde,gravitasyon,human albumin,azimle defekasyonun mermerde yarattığı perforasyon,artı değer teorisi,timsah ve daral oğlan,teoride ve pratikte yalaz beyler...Türk filmi formunda itişmelerimiz...ironinin canını seveyim....Havuç var.............Benim havucum daha vitaminli,SAYALIM MI HA SAYALIM MI?
11/09/2006 : 00:00:04
Sevgili 'yalaz' baba.
Amacım eteğimde ki boncukları dökmek te değildi.Neden olayları istediğiniz yerden alıyorsunuz.
İstediğiniz bölümü görüp, istediğinizi görmüyorsunuz. Yazdığınız yazılardan, bize göre yaşınızın büyük, tecrübelerinizin daha fazla olduğu sonucuna vardım.
Sizde bu durumu belirtmişsiniz zaten.
Tecrübelerinizi, yaşadıklarınızı yeri geldiğinde bizlerle paylaşsanız daha iyi olmazmı
09/09/2006 : 22:48:25
:) Sayın "Boncuk Ali",

Eteğinizdeki boncukları dökmüşsünüz. Teşekkürler. Başarılar diliyorum.
05/09/2006 : 10:22:53
Makbule hanım sizde yazmasınız daha iyi,
Doğru karar vermişsiniz
05/09/2006 : 10:19:50
Hatice hanım ;
Ön yargılı olduğumu, yazılan düşünceleri küçümsediğimi yazmışsınız.
Ne kadar kolay teşhis koymuşsunuz, tebrik ederim.Öğretmen değil doktor olmanız gerekiyordu bence.Türk tıbbı için büyük kayıpsınız.
Benim tepkim Şeyma hanımın pozitif düşünce ile ilgili yazdıklarına değil. Düşünceleri yazı ile ifade ediş şeklineydi.

05/09/2006 : 10:10:30
Sevgili ‘YALAZ’ baba;
Öğrenci demekle sizi kast etmemiştim.Profiliniz de ‘bir firmada yönetici olarak çalıştığınızı’ okudum.
Size cahil de demedim.
Engin,bilgi ve düşünceye sahibimde demedim.Bunlar sizin kendi görüşleriniz, saygı duymaktan başka yapılabilecek bir şey yok.
Bakmak ve görmek arasında ki farkı da biliyorum, eksik olmayın.
Ben sadece size bir soru sordum.
Yaştan kaynaklanan,bir takım sorunlarınız var sanırım.
Eski yazılarımı da okuyup gündeme getirdiğiniz için ayrıca teşekkür ederim.
O yazıları bilinçli olarak kaldırmıyorum.Eskiyi hatırlamak bazen güzel oluyor.
Ayrıca benim yaşımca okuduğunuz, kitaplardan tavsiyelerde bulunursanız sevinirim.
Saygılarımla
04/09/2006 : 23:47:23
ya ben de yorum yapmak istiyorum ama haddimi aşmış olur muyum acaba??? en iyisi yapmıyım...ne de olsa ben de bi öğrenciyim.sonra o abi kızar...
04/09/2006 : 23:42:49
olumlu düşüncenin hayatımıza katkılarını kimse inkar edemez. şeyma arkadaşımıza da bu konuyu gündeme getirdiği için teşekkür ediyorum. ayrıca şunu da belirtmek isterim ki haddi aşmak bi öğrencinin düşüncelerini belirtmesi değil, onun bu çabalarının küçümsenmesidir.

selamlar
04/09/2006 : 23:12:24
:)) Teşekkürler sayın "tristapena" yazılarınızı okudum ve elbette mükemmel ifade yeteneğinizi ve Türkçenizin güzelliğine de hayran kaldım. Sizin gibi engin bilgi ve tecrübeye sahip kişilerin yanında elbette ki ben ve benim gibi cahillerin lafı olmaz. “Bakmak ve görmek “ arasındaki farkı da biliyorsunuzdur eminim. Nereye baktınız ve ne gördünüz nasıl gördünüz doğrusu merak etmiyor değilim. Öğrenci olduğumu ne de güzel anlamışsınız…

Yaşınız kaçtır eğitiminiz nedir bilemiyorum ama sizin bir yazınızda “henüz okuyorum dediğiniz” kitapları ben okuyalı sizin yaşınız oldu...

Yine bir yazınızda yaptığınız vurgu üzerine şu cümleyi kullanmak zorundayım. (Aynen sizden alıntıdır) “Her zaman söylenen bi atasözü var,okumak cehaleti alır eşeklik baki kalır..”

Bknz.: http://www.koniks.com/topic.asp?TOPIC_ID=1803

Başka alıntılarda mümkündü tabii örneğin “Timsah” konusu gibi veya “Aferimli” “Çırak” gibi.

Saygılarımla.
04/09/2006 : 19:36:28
Şartlar ve hayat koşulları arasında ne fark var?
Bir bardak su,söylenenlerden nasıl şekil değiştirir.Anlatılmak istenen düşünce güzel anlatım içler acısı.
Sevgili 'YALAZ'
Görüşe katıldığını yazmışsın.Hangi görüşe katıldığınıda yaz bence.
Suyun söylenenlerden etkilenip şekil değiştirdiğine mi?
Atatürk ve Edisondan farkımız olmadığı görüşüne mi?
Büyük şirketlerde yapılan motivasyon toplantıların da da buna benzer hikayeler anlatılıyor.Daha düzgün bir üslup ve daha düzgün bir Türkçe ile tabii.
Bir öğrencinin, başımıza motivatör kesilip bu tür yazılar yazmasını haddi aşmak olarak yorumluyorum.
02/09/2006 : 10:21:22
Kesinlikle Şeyma arkadaşa katılıyorum.

İngilizlerin “Magic words” dedikleri “Sihirli sözcükler”i kullanmayı pozitif bakışın başlangıcı diye alıyorum. Bu sözcükler “Rica ederim, teşekkür ederim, Lütfen” den oluşmakta. Yaşamımıza eğer pozitif bir yaklaşım getireceksek gerek aile gerekse ilişki içersinde olduğumuz tüm toplumda ilk yapılması gereken zannediyorum ki bu üç sihirli sözcüğün sıkça kullanılması ile mümkündür.

Ne yazık ki toplumda bu sözcükleri kullanmanın gereği henüz fark edilmemiştir. Oysa “her şey bir damla ile başladı” söyleminde olduğu gibi bunlar olumlu, ılımlı ve esnekliğe yol açan sözcüklerdir günlük hayatımızda bu üç sözcüğe ne kadar yer verirsek zannederim bakış açımız ve pozitif olma yetimiz o oranda artacak ve diğer konularda daha yapıcı yaklaşımlarda buluna bileceğiz…

saygılarımla.