Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

30/09/2007 : 14:09:11
Günün birinde, hayallerinizi gerçekleştirmenin zamanının geldiğini düşünüyorsunuz ve yıllardır çalıştığınız iş yerinden bir şeklide ayrılıyorsunuz..
Zaman kaybetmeden tüm birikmişinizi harcayıp, kendi işinizin patronu oluyorsunuz…
Büyük heveslerle kurduğunuz, dişinizden tırnağınızdan arttırdığınız, gençlik hayallerinizi yatırdığınız;
Şirketin ömrü sizce ne kadar?
“Müneccim miyim!” dediğinizi duyar gibiyim..
Sizden sonra gelecek olan kuşakların; oğlunuzun, kızınızın işinizi devam ettirme ihtimali de var. Türkiye’deki ekonomik dalgalanmalara yenik düşüp iki yılda kepenk kapatma ihtimali de…
Çok uzatmadan cevabı ben vereyim..
Türkiye’de kurduğunuz Aile şirketinin ortalama ömrü….
Sadece on yıl…
Şirketinizi Türkiye’de değil de dünyanın başka bir ülkesinde kursaydınız bu süre yirmi dört yıla kadar çıkacaktı!
Neyse!
“Şirketimi! Hadi olayı abartalım biraz, imparatorluğumu, günün birinde acaba torunlarım yönetebilecek mi?”diye merak ediyorsanız…
Bunun ülkemizde gerçekleşme oranı yüzde dört, bilemedin beş…( Bursa Ticaret ve Sanayi odası verileri)
Genelde şirketiniz işinize ne kadar emek harcadığınızı gören, çalışmalarınıza bire bir şahit olan oğlunuz yada kızınız tarafından sonlandırılıyor..( Ne kadar acı….!Acaba acı mı?)
Bunun bir sebebi uzun yıllar boyunca ihmal ettiğiniz ailenizin, sizin ölümünüzden, ya da şirketin yönetimini onlara bırakmanızdan sonra içlerinde küllendirdikleri intikam duygusunun alevlenmesi olabilir mi?
Çocuklarınızın kilitli sandıklarda duran gizli günlüklerinde şöyle bir cümle yer almadığına emin olabilir misiniz?
“ Sevgili Babacığım, kendimi bildim bileli yanımda hiç olmadın..Özel günlerimde gözlerim sürekli seni arardı ve sen yoktun! Anneme seni sorduğumda aldığım cevap hep aynı olurdu…Babanın çok işi var kızım ( Oğlum).. Bak sana harika bir hediye göndermiş…Hediyelerinden ve bizi değiştiğin şirketinden nefret ediyorum”
Sonuç; İş adamı babanın ressam kızı!
Ya da şöyle bir gazete manşeti ; Ünlü iş adamının oğlu, Türkiye’deki tüm mal varlığını satıp, İbiza adasına bar açtı…
Aslına bakarsanız Aile şirketlerinin neden kurumsallaşması gerektiğini yazmaya niyetliydim…
Vazgeçtim!

Son 4 yorum (en yenisi önce)

15/10/2007 : 18:02:36
Sayın tristapenanın son cümlelerde söylediğine katılıyorum.Aile şirketleri mutlaka kurumsallaşmalı yoksa globalleşen dünyada silinip giderler...
14/10/2007 : 22:17:53
seviyeyi ayarladın mı herşey yolunda gider bence
06/10/2007 : 08:07:16
güzel yazı ama biraz fazla acımasız ve gaddarca bir yaklaşım oldu sanırım. keşke herkes babasından dediğiniz gibi köklü şirket (imparatorluk) bulsa da işsizlik olmasa...
05/10/2007 : 11:29:52
Babam kadar başarılı olamassam o zaman ne olur korkusu ile bu işlere son verenler ve kendi bildikleri yolu seçenler de olabilir....