4 yıl önce kurduğum firmamın bu güne kadar önceki yıla göre cirosunu fazlasıyla artırmış ama bugün faturalarını ödeyemez hale gelmesinin sebebini br türlü aklım almıyor.genç yaşta kıt imkanlarla kurulmuş bi işyerinin zorluklarla bu günlere gelipte herşeyin elinden kayıp gitmesini görmek kadermi krizmi.yaptığım bütün işlerde müşterilerim tarafından memnun edici bi tablo oluşturmuşken kendi çabamla bi oluşum sergilemişken insanların güvenini kazanmanın zor oldu bi dönemde bunu başarmışken bugün eksik olan nedir.yazımı paylaşacak arkadaşlara şimdiden teşekkürler.
YORUM YAZ
Tartışmaya katıl
Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.
Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar
Orijinal yazı
Son 12 yorum (en yenisi önce)
01/03/2009 : 17:05:33
akınselçuk bey yazılarınızı zevkle okuyorum.
istanbul okmeydanındaki perpa hakkındaki düşünceleriniz nedir arkadaşlar? elektroniğin başkenti gibi. inanılmaz bir ticaret hacmi var bence. herkes birşeyler yapıyor.
istanbul okmeydanındaki perpa hakkındaki düşünceleriniz nedir arkadaşlar? elektroniğin başkenti gibi. inanılmaz bir ticaret hacmi var bence. herkes birşeyler yapıyor.
27/02/2009 : 11:01:06
Elektronik piyasası küçüklü büyüklü Türk girişimcilerle dolu. Atölyeye cihazlar geliyor İstanbuldan Ankaradan ve yakın ilçelerden. bir çoğu yabancı mal. Ama bazıları halis Türk malı. Karaköyde zamanında üç beş arkadaşın firma kurup Türkiyeye yaydığı cihazlar. Bazıları o günün şartlarına göre epey güzel üretilmiş. Hala hayattalar iş yapıyor bu makineler. Fakat firması artık hayatta değil. Aralarında bir tek globalleşebilen Eşkişehirde Sevo var. Dev bir fabrika ve aylarca yetecek stok parçası var. Cihazları güzel, emsallerine göre biraz fiyatlı ama değer bir ürün. Servo yu incelerseniz o fabrikanın bir tek kendi üretimi ile ayakta durmasının imkansız olduğunu kolayca hesap edebilirsiniz. Tanımam bilmem ama en az dört ayrı iş kolu ve para akarıyla ilişkisi olmasını beklerim. Girişimlerin görünmeyen yüzleri işte budur.
Bir de tak kullan at girişimler var benim tabirimle. İki kişi bir araya gelir şart değil bir kişi de olur. Proje doğar hesap yapılır, çizimler, mal tedarikleri, üretim bandı kurulur basitce, 6 aylığına peşin tutulmuş bir depoda. Yarı kalifiye 4 aylık montaj işçileri tutulur. Ortaya daha önce piyasada olmayan bir televizyon çıkar mesela. Her şey kanuni. 5000 adet üretilir. spotcu tüccarlara haber uçurulur. 3 - 5 partide mal 2 ayın içinde bitirilir. Para peşindir çünkü ucuzdur. Mal elden ele gezer spottan ucuza garantisiz veya son noktasına kadar ulaşmış garnatili faturalı bir magazadan size ulaşır. Fabrikası artık yok. Garantisi kanuni ama işlevi kalmamış. Üretenin işi ilk satışta bitti zaten firmayı daha o zaman kapattı. 5000 tv ye 300.000 yatırdı 600.000 - 700.000 parasını 6 ay içinde yerine geri koydu. LCD yi, bir ülkeden devreyi başka bir ülkeden dış kabını Türkiyeden peşin para temin etti.
Buyrunuz bir girişim kap kaçcı gibi bir girişim. Ama kanuni. Piyasa böyle mallarla dolu. Siz evinizde keşke Çin malı almasaydık diye durun. halis Türk malı !! Tama bazı parçaları Çinliler yaptı ama onlar bunun Bir LCD olarak size satılacağını bilmiyordu. Hint , Malez , Türk , Çin ortak yapımı diyelim.
Bu arada herşeyiyle nizami etiğin kitabını yazmış girişimler burnu bile suyun altına inmiş mücadele ede dursun. Müşteri memnuniyeti, vergiler, kanuni prosedürler vs.
Bir bizde yok bu. Dünya böyle. Amerikada bile vardır eminim. Ama Uzakdoğu ve bizde çok. Teknolojinin gelişmesi için piyasanın bir antrenmanı sayılır. Bir bakıma iyi bir şey ama müşteriye yansıyanı pek iyi değil.
Pratik hayat gerçeklerine dayanmayan teorilere biraz şüpheyle bakıyorum. Kariyer, konum sahibi olmakla tyicaret yapana tavsiye vermek kategorisel açıdan farklı şeyler. Elma hesabıyla armut yetiştirmek gibi.
Hissiyatım budur. Dediğim gibi içimden geleni yazıyorum yoksa kimseye takıldığım yok.
Ellerinizden öperim efendim. Allah sağlık sıhhat afiyet versin.
Bir de tak kullan at girişimler var benim tabirimle. İki kişi bir araya gelir şart değil bir kişi de olur. Proje doğar hesap yapılır, çizimler, mal tedarikleri, üretim bandı kurulur basitce, 6 aylığına peşin tutulmuş bir depoda. Yarı kalifiye 4 aylık montaj işçileri tutulur. Ortaya daha önce piyasada olmayan bir televizyon çıkar mesela. Her şey kanuni. 5000 adet üretilir. spotcu tüccarlara haber uçurulur. 3 - 5 partide mal 2 ayın içinde bitirilir. Para peşindir çünkü ucuzdur. Mal elden ele gezer spottan ucuza garantisiz veya son noktasına kadar ulaşmış garnatili faturalı bir magazadan size ulaşır. Fabrikası artık yok. Garantisi kanuni ama işlevi kalmamış. Üretenin işi ilk satışta bitti zaten firmayı daha o zaman kapattı. 5000 tv ye 300.000 yatırdı 600.000 - 700.000 parasını 6 ay içinde yerine geri koydu. LCD yi, bir ülkeden devreyi başka bir ülkeden dış kabını Türkiyeden peşin para temin etti.
Buyrunuz bir girişim kap kaçcı gibi bir girişim. Ama kanuni. Piyasa böyle mallarla dolu. Siz evinizde keşke Çin malı almasaydık diye durun. halis Türk malı !! Tama bazı parçaları Çinliler yaptı ama onlar bunun Bir LCD olarak size satılacağını bilmiyordu. Hint , Malez , Türk , Çin ortak yapımı diyelim.
Bu arada herşeyiyle nizami etiğin kitabını yazmış girişimler burnu bile suyun altına inmiş mücadele ede dursun. Müşteri memnuniyeti, vergiler, kanuni prosedürler vs.
Bir bizde yok bu. Dünya böyle. Amerikada bile vardır eminim. Ama Uzakdoğu ve bizde çok. Teknolojinin gelişmesi için piyasanın bir antrenmanı sayılır. Bir bakıma iyi bir şey ama müşteriye yansıyanı pek iyi değil.
Pratik hayat gerçeklerine dayanmayan teorilere biraz şüpheyle bakıyorum. Kariyer, konum sahibi olmakla tyicaret yapana tavsiye vermek kategorisel açıdan farklı şeyler. Elma hesabıyla armut yetiştirmek gibi.
Hissiyatım budur. Dediğim gibi içimden geleni yazıyorum yoksa kimseye takıldığım yok.
Ellerinizden öperim efendim. Allah sağlık sıhhat afiyet versin.
27/02/2009 : 10:13:46
sayın dijitalyaşam
güzel yorumların için çok teşekkür ederim.msn ve mail bilgilerimi mail olarak attım.iyi çalışmalar
güzel yorumların için çok teşekkür ederim.msn ve mail bilgilerimi mail olarak attım.iyi çalışmalar
27/02/2009 : 01:37:24
Ben ya nasip mantığına takıldım. Gayet bilinçli kurallara uygun yapılan işleri de piyasa bazen desteklemez.
26/02/2009 : 23:56:02
Sevgili akınselçuk, Ne beni, ne yazımı ne de girişimciliğin ne demek olduğunu anlamamışsınız. Öncelikle çok kısa kendimden bahsedeyim; Ticaretin nedemek olduğunu çok iyi bilirim, 10 seneyi aşmış bir şirketin kurucusu ve yöneticisiyim. Kimilerine göre büyük, kimilerine göre küçük ama bana göre büyümeye ve enlere aday bir grubun yönetim kurulu başkanıyım. Bunları neden yazıyorum çünkü masa başı ekonomi dergileri oku**** rasim arkadaşımıza yukarıdaki yazıyı yazmadım.
Gelelim girişim ve girişimciliğe; Akınselçuk arkadaşım her girişimde bulunan girişimci değildir. Girişimcilik ayrı bir olgudur yazınızdan anlaşılan bu da sizde yok. Lütfen bunu bir saldırı olark değerlendirmeyin. Gözü kapalı para yatırılmış, para kazanmak veya herhangi bir amaca hizmet etmek için kolların sıvandığı her iş bir girişim olabilir. Ama asla bu işe soyunan herkez girişimci olamaz.
Asıl mesele girişimci olunup olunmamasında da değil. Asıl mesele Yanlışın fark edilip edilememesinde. Yanlış fark edilirse doğru için arayış ta başalar. Rasim82 Kardeşim de Yanlışın farkına varmış ve doğruyu arayış içerisine girmiş. Bende bir abisi olarak ona Geleceğinin daha aydınlık olması için küçük notlar düştüm.
Sevgili Rasim82, Metinmetin arkadaşıma hem katılıyorum hemde büyük oranda katılmıyorum. Günü kurtarma konusunda şu an için kendine çıkar yol bulana kadar ona katılıyorum. Fakat bunu kendine tarz ve alışkanlık edersen ömrün bu günü birlik işlerle geçer. Sana Yukarıda yazdığım yazıyı bir daha oku ve sakın bu günü birlik veya mevsimlik işlere özenme. Akınselçuk işin formülünü yazısında vermiş fakat kendiside bu formülün ve şifrenin farkında olamamış. Değişen bir dünya var, çalışan sistemler var. Bu sistemler bazılarını sistemin adamınıdır vezir eder bazılarını sistemin farkında değildir rezil eder.
Son sözüm; Akınselçuk arkadaşım yorum yaptığı yazımı tekrar okusun. Metinmetin arkadaşım Günü birlik işler ve Her bulduğun işe asılmak hiç kimseyi yüceltmez ve tam tersi zaman içerisinde küçültür. Sistemli ve İdealist olmakta fayda var. Rasim82 kardeşim bilgi ve tecrübe yönünden desteğe ihtiyacın olursa ve bundan 5 sene sonra da bu yaşadığını yaşamak istemiyorsan lütfen bana email adresini ver sana bir abin olarak yardımcı olayım.
Gelelim girişim ve girişimciliğe; Akınselçuk arkadaşım her girişimde bulunan girişimci değildir. Girişimcilik ayrı bir olgudur yazınızdan anlaşılan bu da sizde yok. Lütfen bunu bir saldırı olark değerlendirmeyin. Gözü kapalı para yatırılmış, para kazanmak veya herhangi bir amaca hizmet etmek için kolların sıvandığı her iş bir girişim olabilir. Ama asla bu işe soyunan herkez girişimci olamaz.
Asıl mesele girişimci olunup olunmamasında da değil. Asıl mesele Yanlışın fark edilip edilememesinde. Yanlış fark edilirse doğru için arayış ta başalar. Rasim82 Kardeşim de Yanlışın farkına varmış ve doğruyu arayış içerisine girmiş. Bende bir abisi olarak ona Geleceğinin daha aydınlık olması için küçük notlar düştüm.
Sevgili Rasim82, Metinmetin arkadaşıma hem katılıyorum hemde büyük oranda katılmıyorum. Günü kurtarma konusunda şu an için kendine çıkar yol bulana kadar ona katılıyorum. Fakat bunu kendine tarz ve alışkanlık edersen ömrün bu günü birlik işlerle geçer. Sana Yukarıda yazdığım yazıyı bir daha oku ve sakın bu günü birlik veya mevsimlik işlere özenme. Akınselçuk işin formülünü yazısında vermiş fakat kendiside bu formülün ve şifrenin farkında olamamış. Değişen bir dünya var, çalışan sistemler var. Bu sistemler bazılarını sistemin adamınıdır vezir eder bazılarını sistemin farkında değildir rezil eder.
Son sözüm; Akınselçuk arkadaşım yorum yaptığı yazımı tekrar okusun. Metinmetin arkadaşım Günü birlik işler ve Her bulduğun işe asılmak hiç kimseyi yüceltmez ve tam tersi zaman içerisinde küçültür. Sistemli ve İdealist olmakta fayda var. Rasim82 kardeşim bilgi ve tecrübe yönünden desteğe ihtiyacın olursa ve bundan 5 sene sonra da bu yaşadığını yaşamak istemiyorsan lütfen bana email adresini ver sana bir abin olarak yardımcı olayım.
25/02/2009 : 16:14:14
Rasim kardeşim günü kurtaracak,çorbanı çıkaracak ve işinin dışına çıkmadan yapabileceği her işe asıl.Üçe beşe bakmadan günü kurtarabileceği bir çalışma sistemi kur.Küçük fazla bütçeni zorlamayan ve mevsimsel değişimlerin etkili olduğu şeyler yapmakta fayda var.İlerde tekrar toplandığında gerçek karını 3 e böl ve her zaman bir kısmını ilerdeki günler için ayır.Allah yardımcın olsun.
25/02/2009 : 15:03:42
sevgili dijital yaşam
yorumun için teşekkürler.söylemiş olduğun noktalar gerçektende iyi teşhis edilmiş durumlardır.anlattığın kadarı ile hatamın az çok farkındayım ama girişimcilik konusunda her zaman arayış içerisinde olduğumu belirtmek isterim ve bunların yanında kendime göre çok iyi fikirlerim olduğunu ama bu kriz ortamında bunların ne düzeyde kazanc sağlayacağını ve emeklerimin boşa gidebileceği ihtimalini düşümek korkutuyor açıkcası bi bakıma akin selçuk kardeşimin değinmiş olduğu gibi ayrıca onada teş.şimdilik tek yapmak istediğim şuan elimdekilerle az hasarla bu dönemi atlatmak eğer bu tecrübelerini benimle paylaşırsan sevinirim.teş
yorumun için teşekkürler.söylemiş olduğun noktalar gerçektende iyi teşhis edilmiş durumlardır.anlattığın kadarı ile hatamın az çok farkındayım ama girişimcilik konusunda her zaman arayış içerisinde olduğumu belirtmek isterim ve bunların yanında kendime göre çok iyi fikirlerim olduğunu ama bu kriz ortamında bunların ne düzeyde kazanc sağlayacağını ve emeklerimin boşa gidebileceği ihtimalini düşümek korkutuyor açıkcası bi bakıma akin selçuk kardeşimin değinmiş olduğu gibi ayrıca onada teş.şimdilik tek yapmak istediğim şuan elimdekilerle az hasarla bu dönemi atlatmak eğer bu tecrübelerini benimle paylaşırsan sevinirim.teş
24/02/2009 : 22:42:48
Bülent kardeşim güzel yazı ama bir elektronikçi esnafına bu zamanda, pratikte bir girişimcilik örneği versene uygulanabilir şekilde. Girişim güzel ama amaç para kazanmak olduğuna göre bu sektörde hangi girişimin paraya dönebileceğine bir örnek ver. 50 - 100 bin sermayeli bir elektronikçi esnafı bu sektörde şu zamanda nasıl bir girişim yapar ki para kazanabilir? Koyduğu paranın hakkını alabilir ? Sermayeden yemeden yarını görür. ben elektroniği yetkili servis olarak bireysel servis olarak ürün satıcısı olarak sistem kurucusu olarak Türkiyenin bir çok ilinde yaptım.
Başlangıcım İstanbul idi. 20 yıllık bir sürede bazen kriz ortamında bazen bereketli zamanda , yani her türlü müşteri kitlesinde her türlü zamanda ve her türlü mal ve hizmet unsuru ile bu işin içinde bulundum. Bu yılki gibi bir zaman hiç olmamıştı. Hem sektörün hemde müşterilerin globalleşmesi son bir kaç yılda çok hızlandı. Ürün kalitesinden bahsetmek çok zorlaştı. Kullan at ürünler çoğaldı. Markanın bir anlamı kalmadı. Ben bile daha küçücük bir firmayken 1992 de Üsküdarın bir ara sokağından ilk markamı piyasaya sürdüm. Hiç kastedmediğim halde Fransız malı olarak ünlendi branşında medikal bir üründü. Arkasından bu güne kadar 20 ye yakın marka yaptım. Konya da üretilen basit bir ürün İstanbu la Japon malı diye gitti. Şunu anlatmaya çalışıyorum. Ben ara sokaklarda marka üretip Kadıköy Bahariye caddesindeki doktorun muayenehanesine sokabiliyorsam kimler ne markalar üretiyor. Bu da marka mefhumunu anlamsızlaştırıyor. Ünlü bir Alman markası karşımıza Çin üretimi olarak çıkıp geliyor. İnsanlar bunu gördükce pahalı üründen korkmaya başladılar. Ya hem pahalı hem de kalitesiz se !
Elektronik piyasası asla eskisi gibi değil vurgun yapıp çekilme devri başladı. Küçük esnaf mal veya hizmet satarak asla para kazanamaz. Özel ürünlerin tamiri belki biraz maliyetsiz ciro yapabilir. Müşteri memnuniyeti odaklı hizmetin getirisi diye bir kazanç yok artık. Varsa da mikro boyutlarda küçük kitlelere hitap edebilir. Müşteri memnuniyeti odaklı büyük iş yapmaya kalkışan elektronikçi amme hizmeti yapmış olmanın sevabını belki cennette görecektir ama çocukları için bu durumun sevindirici bir yanı yoktur.
Girişim derken neleri kasteddiydiniz acaba . . .
Seneye markalı domates ve kıvırcık marullar yapmayı planlıyorum. Heleki düzenli bir pazar bulamayayım görün siz o zaman global dünyanın ekonomi kurallarına uygun iş yapmanın getirisini. 10 dekarda yaptıysak Yarım milyon borç !! Yok 1 dekarda yaptı isek o zamanda 30 - 40 bin borç !! Pazar girişimciye küstü ise bu güzel girişimcilik kuralları tamamen bir hikayeye dönüşüyor.
Masa başı ekonomi dergileri oku**** bilgi sahibi tabiki olunur hatta mektebinde okumakta buna dahildir fakat gelgelelim ekonomi uzmanı olmanın en geçerli yolu, o ekonomi ile boğuşmaktır. O ekonomi ile oynamaktır. Kendi paranızla. Taş taşı**** kazandığınız kendi paranızla.
Çok paralar kazanın inşallah.
Başlangıcım İstanbul idi. 20 yıllık bir sürede bazen kriz ortamında bazen bereketli zamanda , yani her türlü müşteri kitlesinde her türlü zamanda ve her türlü mal ve hizmet unsuru ile bu işin içinde bulundum. Bu yılki gibi bir zaman hiç olmamıştı. Hem sektörün hemde müşterilerin globalleşmesi son bir kaç yılda çok hızlandı. Ürün kalitesinden bahsetmek çok zorlaştı. Kullan at ürünler çoğaldı. Markanın bir anlamı kalmadı. Ben bile daha küçücük bir firmayken 1992 de Üsküdarın bir ara sokağından ilk markamı piyasaya sürdüm. Hiç kastedmediğim halde Fransız malı olarak ünlendi branşında medikal bir üründü. Arkasından bu güne kadar 20 ye yakın marka yaptım. Konya da üretilen basit bir ürün İstanbu la Japon malı diye gitti. Şunu anlatmaya çalışıyorum. Ben ara sokaklarda marka üretip Kadıköy Bahariye caddesindeki doktorun muayenehanesine sokabiliyorsam kimler ne markalar üretiyor. Bu da marka mefhumunu anlamsızlaştırıyor. Ünlü bir Alman markası karşımıza Çin üretimi olarak çıkıp geliyor. İnsanlar bunu gördükce pahalı üründen korkmaya başladılar. Ya hem pahalı hem de kalitesiz se !
Elektronik piyasası asla eskisi gibi değil vurgun yapıp çekilme devri başladı. Küçük esnaf mal veya hizmet satarak asla para kazanamaz. Özel ürünlerin tamiri belki biraz maliyetsiz ciro yapabilir. Müşteri memnuniyeti odaklı hizmetin getirisi diye bir kazanç yok artık. Varsa da mikro boyutlarda küçük kitlelere hitap edebilir. Müşteri memnuniyeti odaklı büyük iş yapmaya kalkışan elektronikçi amme hizmeti yapmış olmanın sevabını belki cennette görecektir ama çocukları için bu durumun sevindirici bir yanı yoktur.
Girişim derken neleri kasteddiydiniz acaba . . .
Seneye markalı domates ve kıvırcık marullar yapmayı planlıyorum. Heleki düzenli bir pazar bulamayayım görün siz o zaman global dünyanın ekonomi kurallarına uygun iş yapmanın getirisini. 10 dekarda yaptıysak Yarım milyon borç !! Yok 1 dekarda yaptı isek o zamanda 30 - 40 bin borç !! Pazar girişimciye küstü ise bu güzel girişimcilik kuralları tamamen bir hikayeye dönüşüyor.
Masa başı ekonomi dergileri oku**** bilgi sahibi tabiki olunur hatta mektebinde okumakta buna dahildir fakat gelgelelim ekonomi uzmanı olmanın en geçerli yolu, o ekonomi ile boğuşmaktır. O ekonomi ile oynamaktır. Kendi paranızla. Taş taşı**** kazandığınız kendi paranızla.
Çok paralar kazanın inşallah.
24/02/2009 : 18:43:58
Sevgili Rasim82;
Ne iş yapıyorsun bilmiyorum ama bugün krizi yaşıyor ve bunu yaşarken herşeyin elinden kayıp gitmesini görmek ne kader nede krizdir. Sorun sizin gerçek girişimci olmayışınızda. Sermayenin yetersizliği de çoğu zaman iş yerinizin batışına neden olsada asıl neden bu da değil tekrarlıyorum asıl neden sizin gerçek bir girişimci olmayışınızda. Bu konuda kişisel gelişiminizi sağlamalısınız bence.
Türkiye'de genel de benim izlenimin; Bir iş yeri kurulduktan sonra ya nasip mantığı ile iş yerleri açılır ve herşey normal ken gelen işlerle geçinip gidersiniz. Peki her şeyin normal olmadığı yada olmayacağı durumlarda ya nasip mantığının işlemeyeceği görülmez pek. Bu durumla karşılaşıldığında da ya nasip mantığının işlenmediği görülür ve o hazin sona gelinmiştir zaten. Gerçek bir girişimci bu zor durumun içerisinden bedel ödeyerek te olsa nasıl çıkacağını bilir ve gemisini fırtınalı havada da limana yanaştırır.
Sonuç olarak; Ya nasip mantığını ve ticari hayatında günü birlik yaşam tarzını değiştir. Önce idealist ol ve Kendine hedefler koy. Teknisyen ruhundan ve Teknisyen kişiliğinden kurtul ve hem kendini hemde becerilerini başkalarına kopyalamayı öğren. Sahip olduğun ürünün senin kendi işletmen olduğunu hatırla. (örneğin: Çok iyi program yazmak, Elektronik eşya tamir etmek vs. Değil.) Örnekteki işler senin ürünün olmamalı sen işletmeni çok iyi işletmeli ve yönetmelisin. Aksi taktirde bu hazin son zaten senin için kaçınılmazdır. Sen bu işleri yaparken sadece Müşteri beklersin. Her şey normal ken sana zaten seni akşama kadar oyalayacak işler gelir ve sen güzel iş yaptığını zannederek günlerini ve yıllarını boşa harcarsın ve bunu da tecrübe etmişsin zaten.
Senin durumun için söylenecek çok şey var ama burada daha fazla detaya girmeye gerek yok. Sana Son olarak tavsiyem Ne olursun Ya kendini girişimcilik konusunda geliştir, Ya da git başka bir girişimcinin yanında personel ol ve yaptığın işin başarısında faydalı ol.
Bülent BAYRAKTAR.
Ne iş yapıyorsun bilmiyorum ama bugün krizi yaşıyor ve bunu yaşarken herşeyin elinden kayıp gitmesini görmek ne kader nede krizdir. Sorun sizin gerçek girişimci olmayışınızda. Sermayenin yetersizliği de çoğu zaman iş yerinizin batışına neden olsada asıl neden bu da değil tekrarlıyorum asıl neden sizin gerçek bir girişimci olmayışınızda. Bu konuda kişisel gelişiminizi sağlamalısınız bence.
Türkiye'de genel de benim izlenimin; Bir iş yeri kurulduktan sonra ya nasip mantığı ile iş yerleri açılır ve herşey normal ken gelen işlerle geçinip gidersiniz. Peki her şeyin normal olmadığı yada olmayacağı durumlarda ya nasip mantığının işlemeyeceği görülmez pek. Bu durumla karşılaşıldığında da ya nasip mantığının işlenmediği görülür ve o hazin sona gelinmiştir zaten. Gerçek bir girişimci bu zor durumun içerisinden bedel ödeyerek te olsa nasıl çıkacağını bilir ve gemisini fırtınalı havada da limana yanaştırır.
Sonuç olarak; Ya nasip mantığını ve ticari hayatında günü birlik yaşam tarzını değiştir. Önce idealist ol ve Kendine hedefler koy. Teknisyen ruhundan ve Teknisyen kişiliğinden kurtul ve hem kendini hemde becerilerini başkalarına kopyalamayı öğren. Sahip olduğun ürünün senin kendi işletmen olduğunu hatırla. (örneğin: Çok iyi program yazmak, Elektronik eşya tamir etmek vs. Değil.) Örnekteki işler senin ürünün olmamalı sen işletmeni çok iyi işletmeli ve yönetmelisin. Aksi taktirde bu hazin son zaten senin için kaçınılmazdır. Sen bu işleri yaparken sadece Müşteri beklersin. Her şey normal ken sana zaten seni akşama kadar oyalayacak işler gelir ve sen güzel iş yaptığını zannederek günlerini ve yıllarını boşa harcarsın ve bunu da tecrübe etmişsin zaten.
Senin durumun için söylenecek çok şey var ama burada daha fazla detaya girmeye gerek yok. Sana Son olarak tavsiyem Ne olursun Ya kendini girişimcilik konusunda geliştir, Ya da git başka bir girişimcinin yanında personel ol ve yaptığın işin başarısında faydalı ol.
Bülent BAYRAKTAR.
24/02/2009 : 18:33:33
dünya gerçeğine dönüyor. başkasının parasıyla değil kendi paramızla iş yapmaya başlayacağız. küresel sermaye suyunu çekti. Ufak esnaf kazanacaktır. Zaman zaman küçülmeye giderek tekrardan başlayın. Yaptığınız hataları birdaha yapmazsanız krizden sonra daha da büyürsünüz.
24/02/2009 : 17:03:13
yorumun için teşekkürler kardeşim dediğin gibi küçülebildiğim kadar küçülüp masrafları en aza indirmeye çalışıyorum belirli bir markanın servisliğini yapsam sorun değilde kendi ismimin üzerinde faaliyet gösterdiğim için işim gerçekten zor bi şekildede isim duyurmaya devam etmek zorundayım bakalım hayırlısı benim gibi genç yaşta sıkıntı çekenlere allah yardımcısı olsun.tekrar teş.
24/02/2009 : 16:48:27
Sevgili elektronikçi kardeşim krizle piyasa daralmasıyla hiç inatlaşma. Firma dediğin kolayca tekrar kurulur. Ya iyice küçül masraflarını sıfıra yakına çek elinde kalanı da sakın kaybetme bekle. Ya da firmayı elindeki müşteriye rağmen bugün kapat. 50 bin borç 150 bine nasıl çıktı anlayamazsın.
Eğer şirketsen ve kapanmak kolay değilse, küçülebildiğin kadar küçül beklemeye geç. Taşın eleman çıkart mal almayı kes. 20 yıllık bir elektronik esnafı olarak tavsiyem budur. Tamire ağırlık ver eğer servissen.
Eğer şirketsen ve kapanmak kolay değilse, küçülebildiğin kadar küçül beklemeye geç. Taşın eleman çıkart mal almayı kes. 20 yıllık bir elektronik esnafı olarak tavsiyem budur. Tamire ağırlık ver eğer servissen.
Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Gizlilik Prensiplerimiz