Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

29/12/2008 : 00:08:43
Arkadaşlar ticarette iki konum devamlı tartışma konusu olmuştur. Yahudi tüccarlar ve pek çok tüccar kesim AL-SAT daha karlıdır derken. Rum tüccarlar ve aynı görüşe sahip tüccarlar ise YAP-SAT daha karlıdır diye düşünürmüş. Acaba hangisi daha mantıklı ve karlı. Bunu nedenleriyle birlikte açıklayacak arkadaşları bekliyorum..Teşekkürler..

Son 26 yorum (en yenisi önce)

02/01/2009 : 18:15:48
Sonuçta Yap-Sat da olsa Al-Sat'da olsa Sat kısmını gerçekleştiren kazanıyor.Ticaret bir hile gibi algılanmayacak ve oyun dürüst oynanacaksa Yap-Sat her zaman kazançlı gibi.Ama hile ve desise işin içine giriyorsa Al-Sat daha mantıklı.Yahudilerin vatansız olmalarından dolayı birbirlerine kenetlenmiş olması organizasyonlarının sağlamlaşmasına yol açıyor.Hile ve desiseyi iyi uygulayabiliyorar.Bir an için dünyada üretimin olmadığını varsayarsak para nedir ki alt tarafı kağıt parçası fakat paranın olmadığı ve üretimin olduğunu düşünürsek mübadelenin çeşitli şekilleriyle karşılaşabiliriz.Yani ticaret için üretmek gerek.Yahudi kendisi gibi aşağılık yöntemlerle herşeyi tanımı dışına çıkarabilir.
02/01/2009 : 17:55:23
Aslında bu iki iş de aslında kişinin yapısıylada ilgilidir. Yani para kazanmak tabiki hedeftir. Ama bu parayı kazanırken insan ruhunuda çok yormamalı. Yani insanlar kendine göre iş seçmeli. Kendimden örnek vermek gerekirse ben yap sat da çok daha mutlu olan bir kişiyim. Şunu samimi olarak söylüyorum yap sat la kazanacağım 1 lira al satla kazanacağım 5 liradan daha çok keyif veriyor bana. Çünkü birinde işiniz belli piyasayı kollayıp uygun malları bulup uygun noktalara satmak. Ama üretmek hep önü açık olan bir iş gelişmeye, yeniliklere, değişikliklere açık olan bir iş

Birde bu dünyada bir kısım insanlar üretim aşkıyla yanıp tutuşurken diğer bir kesimde birileri mal üretsede bende bunları satsam aşkıyla yaşıyor.
Aslında en uygunu ve bana göre gelecekte ayakta kalacak olanı kendi satış ekibini kurmuş olan üretim tesisleri. Tabi ben bunları ticareti kendi dinamikleriyle düşünerek söylüyorum. Dışardan siyasi,etnik ve dini etkenler olacaksa ona benim kafam basmaz. Ordakinin adı ticaret olmaz
02/01/2009 : 03:08:07
hangisi çok hangisi az ilgi goruyo ulkemizde bunu anlamak icin soyle bir ulke geneline bakmak yeterli.
biz turk olarak avrupada kafamis calisir , uyanigiz ,kolay para kazanmanin pesinde ve ozellikle kendi
isimizin kendi patronu olmamiz asikardir. isciligi pek kaldiramayiz onun icin hemen az olsun oz olsun deyip kendi
isimizi kurmanin yollarina bakariz. bu gercektir arkadaslar.

02/01/2009 : 00:19:02
deneme
01/01/2009 : 14:55:22
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - rterzioglu
Bu duruma göre değiştir. Daha önce Ali Şen öğreğini vermiştin.

Satmak mı karlı üretmek mi?

İşte burada bir soru daha gizli. Hangi sektör daha karlı.

1.Onun içindirki zaten herkes bildiği işi yapar, parası çok olan üretimden anlayan üretim işine girerek fazla para kazanabilir. Amaa. İşler tersine giderse işçi çıkarır ama fabrikayı kapatmamak için çırpınır.

Sen satıcı olarak onun malı pahalıysa diğerinden alırsın. Fabrikayı kapatır diğerinden alırsın.

2. Üretici, iyi bir ürün üretiyorsa herkes kapısına dayanır. Yurtdışından teklifler sürekli gelir.

Sen sadece belirli bir gölgeye satarken, üretici hem tüm Türkiye'ye hemde yurtdışına satabilir.

Kısır bir döngü işte... :)


2 numaralı sorunuza şöyle cevap vermek istiyorum. bu benim şahsi görüşümdür. Herkes anladığı sektörde at koşturuyor dediniz. Doğrudur. Ülkemizde veya dünyada olsun üretim sektöründeki tüm işletmelerin en büyük zaafiyeti daima pazarlama olmuştur. Sürekli kendi kategorilerindeki zorluklarla mücadele ettiklerinden dolayı pazarlama anlayışına fazlasıyla erişememektedirler. Ancak al-sat yapanların en büyük tecrübesi iyi bir pazarlıkçı olmalarıdır. Hem alırken hem satarken çok sıkı ve iyi bir pazarlık yaparlar. Sen ne kadar iyi ürün üretirsen üret bir ülke pazarına girebilmen için iyi bir pazarlama kanalına sahip olmalısın veya onlarla çalışmalısın. Burada da ortaya şu gerçek çıkar bütün insiyatif al-satçıdadır ve sen de zarar etmeyeceğin az da olsa kar edebileceğin bir fiyatla o pazarlamacıyla anlaşırsın. böylece sürümden kazanma gibi vahim bir olaya kabulcü olarak dalarsın. Size küçük bir örnek vermek istiyorum.
Bu sitede bir arkadaşımız KAPİTALİZM diye bir başlık atmış ve yorumlara açmış. Ben Kayseri'de özel bir firmada Tamboy mutfak fırınları, ocak setleri, ankastre ve davlumbaz ürünleri üreten bir firmada çalışmaktayım. Buraya başlamadan önce hayatın bu kapitalizm gerçeğiyle karşılaşmamıştım henüz. Firmamız dünyada 170 ülkeye aralıksız ihracat yapmaktadır. Adı sanı duyulmamış olan nice ülkeler var oralara binlerce ürün göndeririz. Şimdi burada enteresan bir konuya değinmek isterim. Sanırım bu konu başlığına en net cevabı bu yazacaklarım verecektir. Biz kendi firmamızın logosuyla sadece 3 ülkeye girebilmekteyiz. Azerbaycan, Nahçıvan ve Ukrayna. Diğer ülkelere asla kendi logomuzla %100 kendi kar oranlarımızla giremiyoruz. Sebebi mi? Sebebi şu:
1-Dünyada sömürge düzeni üstü örtülü olarak devam etmektedir. Örneğin eskiden ingiliz sömürgesi olan bir ülkeye bir türk firması olarak kendi sektörümüzde asla ihracat yapamayız. Sebebi ise kabul edilmiyor ve mallarımız o ülkelere sokulmuyor. Nasıl olacak peki. Bizim sektörümüzde dünyaca ünlü dev İngiliz firmalarıyla anlaşırsak ancak girebiliriz. Nasıl mı? Onlar o ülkelerde tüm pazara hakimdirler. Asla başkalarına at koşturmazlar. Sen o firmalara fason olarak çalışmalısın ki oraya mal satabilesin. Örneğin Güney Afrika'ya İngiliz firmaları hakimdir. Onlar sana der ki bize bu ay 30.000 adet tamboy fırın lazım. Üzerlerinde ünlü ingiliz markaları olan bu ürünleri Türkiye'de üretiriz ve MADE IN EUROPE etiketli, ingilizce kullanma kılavuzlu olarak malları tırlara yükleriz. Oradan Mersin limanı ardından Güney Afrikaya gider. Bizden herşey dahil bir fırın 197 Euroya gider ancak orada ingilizler tek zahmet harcamadan 450 euroya satarlar. Burada bizim maliyetler hariç bir fırından kazancımız 70 eurodur. Ama al-sat yapan ingiliz firmasının karını hesaplayın bakalım. Ha bir de şu enteresan tabloyla karşılaştık onu da paylaşmak istiyorum. Tüm sömürge ülkelerinde yerleşmiş olan şu mantık çok dikkat çekicidir. O ülkenin halkı aldığı tüm ürünleri ne olursa olsun maksimum 4 yıl içinde tüketmek zorundadır. bu orada otokontrole bağlanmıştır. Tüketmeyen suç işlemiş oluyormuş. Beilmem siz de duydunuz mu? Bu sayede de sürekli tüketici oluyorlar ve oraya hakim olanlara sürekli para kazandırıyorlar. Bu sömürge mantığı Fransa, Portekiz, İspanya, İtalya v.s. tüm ülkelerde ve onların eski sömürgelerinde geçerlidir. Anlayacağınız tüm dünyayı paylaşmışlar ve size sadece üretip onlara cüzi fiyatla az kar elde ederek ve de sürümden ancak kazanarak yaşam sürdürmek kalıyor. Dayatılan tüketme mantığıyla da işleri hiç durmuyor. Onlar isterse sizden vazgeçip başka firmadan alıyor çünkü kriz onları hiç vurmaz yasalar gereği her zaman bir talep var tüketmek için. Siz ise onların her türlü isteğine şartlarına (siyasi olsun, ticari olsun) uymazsanız batmaya mahkumsunuz. Şimdi üretin irettiğiniz kadar. Kime satacaksınız. Umarım burada AL-SAT ile YAP-SAT arasındaki mücadeleyi az çok anlatabilmişimdir. Ha bir de şu da var. Bazen bu AL-SAT firmaları bakarlarki bir ülkede üretim tesisi kurup alıp satmak daha da karlıdır . Onu da yaparlar. Ekonomik krizle değer yitiren ülkelerde işçilik çok ucuzlar, bu fırsatta hemen bir tesis kurulur ve ucuz hammadde ve işçilikten yararlanırlar.Örneğin biz de 197 euroya malolan tek ürünü onlar 120 euroya maledebiliyor. Çünkü bazen yabancı yatırımcıya tanınan kolaylıklar bizlere asla tanınmıyor.(Ör: Coca-Cola türkiye üretim tesisleri avrupanın en büyük merkez üretim tesisidir. Ayrıca Kocaeli'deki otomobil tesisleri de avrupanın en büyük üretim üsleri arasındadır) Ta ki o ülke kendini toparlayıp ayağa kalkacağı sıra suni bir kriz veya daralmayla tesilerin kapasitesini düşürüp diğer firmalara yönlendirirler üretimi. Yani işlerine geldiği gibi davranırlar ancak AL-SAT dünyaya hakim bir konumdadır. Şu da bir gerçek dünyayı saran ekonomik krizler en çok üretim sektörünü vurur. Yani YAP-SAT. bu da ayrı bir çökertme stratejisidir.
01/01/2009 : 04:44:08
Bu duruma göre değiştir. Daha önce Ali Şen öğreğini vermiştin.

Satmak mı karlı üretmek mi?

İşte burada bir soru daha gizli. Hangi sektör daha karlı.

1.Onun içindirki zaten herkes bildiği işi yapar, parası çok olan üretimden anlayan üretim işine girerek fazla para kazanabilir. Amaa. İşler tersine giderse işçi çıkarır ama fabrikayı kapatmamak için çırpınır.

Sen satıcı olarak onun malı pahalıysa diğerinden alırsın. Fabrikayı kapatır diğerinden alırsın.

2. Üretici, iyi bir ürün üretiyorsa herkes kapısına dayanır. Yurtdışından teklifler sürekli gelir.

Sen sadece belirli bir gölgeye satarken, üretici hem tüm Türkiye'ye hemde yurtdışına satabilir.

Kısır bir döngü işte... :)
31/12/2008 : 23:33:10
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - KIRIMLIOGLU
Ben genelde konikse yazilan yorumlari okurum pek yorum yazmam ama burda bi karadenizli olarak insaa etme konusundaki yaraticiliginin ve insaa edilmis olanin nasil hakkini verigini dusunulmemis ve dusunulmuslerin arasina katmak istedim
ve engineer38 ya kayserilisin yada yasin umuyorum 38 le baglantili ama plakan buysa tabiri caiz olarak yorumlarin takdire saayan birde temelle kayserililerin ticari fikralarindan espiriye karistirilmis temiz feyZler alabilirsin umuyorum
Tesekkur ederim



Teşekkür ediyorum sevgili arkadaşım. Evet Kayseriliyim. Karadenizli vatandaşlarımızı da takdir ediyorum. Çünkü vatanını milletini bayrağını bu kadar seven ve bağlı kalan insanlar daima sevilirler. Saygılarımla...
31/12/2008 : 02:32:17
Ben genelde konikse yazilan yorumlari okurum pek yorum yazmam ama burda bi karadenizli olarak insaa etme konusundaki yaraticiliginin ve insaa edilmis olanin nasil hakkini verigini dusunulmemis ve dusunulmuslerin arasina katmak istedim
ve engineer38 ya kayserilisin yada yasin umuyorum 38 le baglantili ama plakan buysa tabiri caiz olarak yorumlarin takdire saayan birde temelle kayserililerin ticari fikralarindan espiriye karistirilmis temiz feyZler alabilirsin umuyorum
Tesekkur ederim
30/12/2008 : 15:05:05
Bizde genel olarak ikisi de yok :((
30/12/2008 : 14:43:05
yahudiler çok eski tüccardırlar ve kendi içlerindeki ticari dayanışmayı çok iyi organize etmişlerdir
günümüzde dünya ekonomisine yön veren hammaddelere bakarsanız hepsi yahudilerin elindedir
petrol altın değerli taş kahve gıda gibi

şimdi iyibir üretici olmanın haricinde elde birşey kalmamıştır
rumlarsa bakmışlardırki çok iyi üretici olmak yapılabilecek en iyi ticari işdir
ve uzmanlıklarını bilgilerini kendi aralarında yahudiler gibi organie olarak en iyi konuma getirmişlerdir

bilere ve diğer insanlara kalansa şuan elimizde olanlardır
30/12/2008 : 13:22:01
Geniş bir modern makine parkuruna sahiptik ve otomotiv yan sanayiine üretim yapmaktaydık, ama şükürler olsun üretim kısmını çıkardık elimizden, başından geçmiş biri olarak, kendi sektörüm için kendi fikrim YAP-SAT hammalıktır. Bu hammalığı yapanın elinden ALIP-SATMAK gibisi yoktur.
Arızayla uğraşmam, işçiyle-ustayla uğraşmam, yüksek miktarda elektrik-doğalgaz faturasıyla uğraşmam, ve şu anda aklıma gelmiyen binbir türlü sıkıntıyla uğraşmam, krallar gibi ALIR - SATARIM.

Saygılar Sunar İyi Çalışmalar Dilerim.
29/12/2008 : 23:44:11
engineer yazılarını şevkle okudum çok güzel sanki bir televizyon programında gibi hissettim kendimi, güzel tespitleriniz ve araştırmalarınız malumunuz peki türkiye ticatet tarihi için ne söyleyebilirsiniz ??yatırım ,sıcak para,likidite,reel sektör ??yanlış anlaşılmasın gerçekten bir fikri olan şahıs değil bilgisi olan bir şahıs olduğunuz için soruyorum.
izmir görünüyor kaydım kendime cevap hakkı doğmuş hiiçç hissetmiyorum çünkü ankaralıyım:)eşimin memleketi burası.izmir ticaretine hiç girmeyim isterseniz ortalık karışmasın ..kulağımdan tuttukları gibi atacaklar yoksa ankara.ya..:)istisnalar kaideyi bozmaz ..
29/12/2008 : 22:01:13
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - armandoTR
unutmayalimki izmir ilimizden cok kurnaz cikarmis askerdede cavus yaparlarmis.


İzmirli arkadaşlara cevap hakkı doğdu.. :)))
29/12/2008 : 21:57:51
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - akinselcuk
Tabi durumu böyle izah edersek haklısınız. Ama o zaman rahmetli Sakıp ağanın ve Vehbi beyin, hatta hayattaki Aydın Doğanın başka bir dine ait olduklarınıda kabullenmek gerekecek.

Belki de haklısınızdır. . . .

Çinliler ve Japonlar var. Belkide ticaretin hasını budistler biliyordur. Yahudilerin pabucunu dama atmak üzerelerdir.

Yahudiler bu konularda oldukça egemen kabul ama dünya çok büyük.

Ben hala dünyanın yapsat üzerinde durduğunda ısrarlıyım. Biri bir şey yapmazsa kim alsat yapabilir ki ?

Yapmayı da yahudiler sevmediğine göre . . .



Ayrıca verdiğiniz isimler üzerinden yorum yapmak gerekirse Vehbi Ağa ile Sakıp Ağa çok farklı kulvardadırlar. Doğan için ise iki kafanın birleşimi demek gerekir. Sakıp ağa bir Yeddiemin İmparatorudur. Sadece Kayserili kafasıyla imparatorluk kurmuşlardır. Mimarı H.Ömer Sabancıdır. Vehbi ağa farklı konumdadır. O ise Levantenlerden mirasçıdır. Saygılarımla.
29/12/2008 : 21:53:43
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - armandoTR
bir soz var ispanyada catalunya bolgesi insanlari, ve turkiyedeki kayseri ilimiz icin hep derlerdi yahudi kafasi cunku bu bolgeler ticarette basarili olan bolgelerdir.


Ben katılmıyorum. Tam tersi bence. Çünkü Kayseride yahudi mantığıyla ticaret tüm il ticaretinin %7 si civarındadır. Çünkü imalat sanayi %90 ları aşan bir hakimiyet kurmuştur. Bu da diğer bir Ticaret kafasını gündeme getiriyor. Orasını da size bırakıyorum. Bilin bakalım?
29/12/2008 : 21:50:40
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - akinselcuk
Tabi durumu böyle izah edersek haklısınız. Ama o zaman rahmetli Sakıp ağanın ve Vehbi beyin, hatta hayattaki Aydın Doğanın başka bir dine ait olduklarınıda kabullenmek gerekecek.

Belki de haklısınızdır. . . .

Çinliler ve Japonlar var. Belkide ticaretin hasını budistler biliyordur. Yahudilerin pabucunu dama atmak üzerelerdir.

Yahudiler bu konularda oldukça egemen kabul ama dünya çok büyük.

Ben hala dünyanın yapsat üzerinde durduğunda ısrarlıyım. Biri bir şey yapmazsa kim alsat yapabilir ki ?

Yapmayı da yahudiler sevmediğine göre . . .


Yahudilerin oyununu en çok çalışkanlar ve uyanıklar bozmuştur hep. Ben demiyorum yahudiler hep öndedir diye. Yahudiler aslında her alanda yenilirler. Ancak bu yenilgilerini çeşitli hile ve düzenbazlıklarla kara çevirmesini de bilirler. Yahudilerin ticarette en çok çekindikleri iki millet vardır. bunlar Japonlar ve almanlardır. İki dünya savaşı almanya ve bir dünya savaşında da Japonya hedef olmuştur. Ancak yahudiler Almanyayı 2 dünya savaşıyla dize getirip pençelemişlerdir. Hem de iki süper güç arasında bölerek. Almanyanın milli birlik ve beraberliğini, üstün millet tezlerini bir bir çürütene dek bu iki süper gücün pençelerinden kurtulmaıştır. Nihayetinde Almanlar kendi syundan nefret eder hale gelince özgür bir almanya ortaya çıkmış ve duvarlar yıkılıp birleşmiştir. Hitler yok sayılmıştır. Bütün ulusal endüstri kuruluşları yahudilerin kıskacına girmiştir. Ancak bir şeyi kaybetmemişlerdir. 1925-1945 arasında elde ettikleri disiplin erdemi. Bu sayede çabucak toparlanmışlardır. Japonlar ise kendi örf, adet,anane ve TÖRElerinden asla ödün vermedikleri için asla bir yahudi tuzağına düşmemişlerdir. İnanç, adalet, hoşgörü ve çalışkanlıkları sayesinde yahudilerin dünyadaki en büyük rakipleri olmuşlardır. Gelelim ÇİN'e. Çin aslında ne çalışkandır ne de üretkendir. Sadece asklını iyi kullanıyor o kadar. Bence Çin bir yere kadar doğru yapsa da bir yere kadar da yanlışın içine batıyor. Ürünleri daima adi ve değersiz damgası yemeye mahkum oluyor. Taklit, hile ve adi üretimle bir sıcak para girişi sağlanıyor ancak bu piyasalarda bir para şişkinliğine yol açıyor. Piyasasında çok para olan ekonomiler daima en büyük risk altındadırlar. Çünkü küresel ekonomilerde ve dalgalı kur denen serbest piyasalarda trilyonlarca dolar eğer bir yerde yatırıma yönlendirilmezse bir gecede buhar olabiliyor. Nitekim Çin ile Japonyayı ayıran tek neden budur. Tüm dünya Çin'in bu yükselişine bu yüzden ses çıkarmıyor. Bu sıcak para girişi Çin'i hipnoz etmiş durumda ve bu hep böyle gider sanıyorlar ancak yanılıyorlar. Çin eğer kısa sürede yatırıma yönelmezse. Özellikle enerji alanında ihtiyaçalrı artmaya devam ederse sonu hüsrana dönecektir. ABD bir yanda pekçok sektörde Çin'i teşvik ederken diğer yanda saman altından Orta Asya, Kafkaslar, Ortadoğu gibi enerji havzalarını kuşatıp kontrol altına almaktadır. Bu sayede Çin'in hayat damarlarını kesmesi hiç de zor olmayacaktır. Japonya ise Hidrojen ve Atom enerjileri alanındaki yatırımları sayesinde büyük bir atılım yapmış durumdadır. Bakalım bu oyun nereye kadar sürecek. Al-Sat mı yoksa Yap-Sat mı dünyaya hakim olacak.
29/12/2008 : 02:46:34
unutmayalimki izmir ilimizden cok kurnaz cikarmis askerdede cavus yaparlarmis.
29/12/2008 : 02:45:09
bir soz var ispanyada catalunya bolgesi insanlari, ve turkiyedeki kayseri ilimiz icin hep derlerdi yahudi kafasi cunku bu bolgeler ticarette basarili olan bolgelerdir.
29/12/2008 : 02:32:40
Tabi durumu böyle izah edersek haklısınız. Ama o zaman rahmetli Sakıp ağanın ve Vehbi beyin, hatta hayattaki Aydın Doğanın başka bir dine ait olduklarınıda kabullenmek gerekecek.

Belki de haklısınızdır. . . .

Çinliler ve Japonlar var. Belkide ticaretin hasını budistler biliyordur. Yahudilerin pabucunu dama atmak üzerelerdir.

Yahudiler bu konularda oldukça egemen kabul ama dünya çok büyük.

Ben hala dünyanın yapsat üzerinde durduğunda ısrarlıyım. Biri bir şey yapmazsa kim alsat yapabilir ki ?

Yapmayı da yahudiler sevmediğine göre . . .
29/12/2008 : 02:02:32
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - salih_32
aslında ıkısıdee aynı sey bırınde uretımde risk varken digerınde satımda risk vardır uretıcı urettıgı malı artırma yolunda ıyı bır fıyata satması emek harcaması digeri isee sermayesını vererek risk almaktadırr.....işinn kısacasıı giricimsi olmaktırr amacım guvenınızı kazanmak :=)) her seydenn onemlısıı guvendırr tıcarette kar etmekde zarar etmek de var işte bu olursa ticerat olurr saygılarımlaa


yap-sat bence daima en büyük risklere açıktır. Örneğin maliyetler, pazarlama sıkıntıları v.s. Ancak Al-Sat yönteminde farklı ve sağlam bir kapı vardır. Karşı taraftam bankalar aracılığıyla teminat almadan üreticiden malı almazsın. Teminatı aldıktan sonra üreticiden malı alır müşteriye satarsın paran peşin olarak bankadaki hesabına yatmıştır. Sen istersen üreticiye uzun vadeli çek yazarak onu bekletip paradan para kazanabilirsin bu sürede. en çok bu yöntemi kullanırlar. Tabi daha usta yöntemler de vardır ama bilemiyorum. O kadar kafam çalışmıyor bunların karmaşık hesaplarına.
29/12/2008 : 01:57:39
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - akinselcuk
Yap sat gibisi varmı ki ?

Ticareti, illede bir dine bağlayacaksak benim gördüğüm ticaret hristiyanların üzerinde dönüyor. Yahudiler populer olsada bu konuda, en büyük ticaret hacmi hristiyan aleminde. Yoksa değil mi ??


Ben bunu şöyle bir örnekle size anlatmak isterim. Hristiyan ABD nin tüm ticaretini %85'i, Almanyanın %54'ü, İtalyanın %68i, Fransa'nın %70i, İngiltere'nin %77 si, İspanya'nın %90ı, Rusya'nın %52si (her yıl azalıyor, Putin millileştirme yapıyor), Yunanistanın %59u, İsviçrenin %81i,Norveçin %75i, İsveçin %75i v.s. hristiyan ülkelerde yahudi kökenli firmaların tekelindedir. İsraili işin içine katmıom. Türkiyenin %80 gibi dev bir oranı bunların elindedir. Bunu izah etmek nasıl olacak acaba. Veriler resmi değil ancak araştırmaya açıktır. Saygılarımla.
29/12/2008 : 01:53:30
aslında ıkısıdee aynı sey bırınde uretımde risk varken digerınde satımda risk vardır uretıcı urettıgı malı artırma yolunda ıyı bır fıyata satması emek harcaması digeri isee sermayesını vererek risk almaktadırr.....işinn kısacasıı giricimsi olmaktırr amacım guvenınızı kazanmak :=)) her seydenn onemlısıı guvendırr tıcarette kar etmekde zarar etmek de var işte bu olursa ticerat olurr saygılarımlaa
29/12/2008 : 01:45:28
Yap sat gibisi varmı ki ?

Ticareti, illede bir dine bağlayacaksak benim gördüğüm ticaret hristiyanların üzerinde dönüyor. Yahudiler populer olsada bu konuda, en büyük ticaret hacmi hristiyan aleminde. Yoksa değil mi ??
29/12/2008 : 01:41:16
haklisin
29/12/2008 : 01:21:38
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - armandoTR
yahudide ticari kafa vardir, rumda ise emekcilik esnaflik kafasi var,
bu boyle geldi boyle gider ,dunyaniin her yerinde boyle bilinir, istisnalar kaideyi bozmaz.


Evet ama şöyle bir enteresan bilgiyle karşılaşmıştım. Emeğe önem veren örneğin Rum ve Ermeniler daha köklü bir sanata ve zanaata sahip olduklarında yahudileri genelde ezip geçerler. Aynı kategoriye japonlar ve Almanlar da giriyormuş. Bu yönde ezildiklerini hisseden yahudiler hileye başvururmuş. Örnek 1909 Rum tehcirinde Egedeki 175.000 rum mora ve içanadoluya sürgün edilmiş ve ege bölgesine büyük bir yahudi göçü olmuş, 1915 ermeni tehciri ile savaşa bulaşmamış olsa bile ermeni tüccarlar bile tehcir edilmiş, 1944 japonya bombardımanı ve işgali (japonya işgal edilince japon şirketleri 5 er parçaya bölünmüş ve anayasaya koydurulan bir madde ile birleşmeleri yasaklanmış, halen geçerliymiş bu yasa), almanyanın bombardımanı ve bölünmesi hep yahudi eliyle farklı devletlere yaptırılmış. Yani Yap-Sat genelde temeli sağlam oluyor ancak al-Sat karşısında hileye ve oyunlara yeniliyor. Düşünce bu yönde.
29/12/2008 : 01:08:02
yahudide ticari kafa vardir, rumda ise emekcilik esnaflik kafasi var,
bu boyle geldi boyle gider ,dunyaniin her yerinde boyle bilinir, istisnalar kaideyi bozmaz.