Kira gelirine ihtiyacınız yoksa önceliğiniz arsa ve arazi yatırımı olsun. Yaşadığınız kentin toplam nüfusu artıyorsa, bu kentin gelişme akslarını tercih edin. 5-10 yıl ilerisini düşünüyorsanız arsa, daha uzun vadeli düşünüyorsanız arazi yatırımı yapın. "Bağ babadan, zeytin deden kalmalı" sözünü bilmeyen yoktur. Arsa emeklilik, arazi ise çocuklar için alınır.
Şair Şaban Abak: "Yaralarımdan dökülen kabuk gibisin dünya" diyordu. 11 Eylül 2001'den sonra dünya baş döndürücü bir hızla gelişmeye başladı. İnternetle birlikte dünya hızlı bir değişme girmişti. Şimdi değişim çok daha hızlı bir şekilde sürüyor. Değişim ve gelişim bu hızla giderse emeklilik için alınan arsalar genç yaşlarda, çocuklar ve torunlar için alınan arsa ise orta yaşlarda prim yapacak. Arsa alırken kentlerin gelişme akslarını seçin. Bir şehir birden fazla yöne gelişiyorsa en hızlı gelişen yönü tercih edin. Hızlı gelişen yön yavaş gelişen yönlere oranla daha fazla getiri sağlar.
2) Kira gelirine ihtiyacınız varsa önceliğinizin dükkan geliri olmasına özen gösterin. Dükkan kiracısı genelde ödemesini düzenli yapar. Kiraya verirken 4 duvar yeterlidir ancak dükkan sahibi dükkanını yani ekmek teknesini en güzel şekilde dizayn etmek, bakım ve onarım masraflarını üstlenmek mecburiyetindedir.
Konut kiracısı ise öyle değildir. Kiracı istemese bile oturduğu konutu yıpratır, tahrip eder. Konutta kiracı çıktıktan sonra evin ciddi bir şekilde elden geçirilmesi gerekir. Bu yüzden son yıllarda konutlarda "hızlı" eskiyen malzemeler kullanılıyor.
Eskiden A tipi ofislerde "10 yılda bir bakım" kuralı vardı. Bu kurala göre kullanılmaya başlanmasının üzerinden 10 yıl geçtiğinde, içi yenilenmeyen ve tesisatları elden geçirilmeyen ofis sınıf düşerek "B tipi" ofis olurdu. Şimdi yeni yapılan evlere bakıyorum, çoğunun malzemesi 5 yılda eskiyor. 10 yıl dayanacak malzeme bulmak zor. Bu konuda konut yapan şirketleri suçlamamalı. "Hızlı eskimeyen" malzemeler var da onlar mı kullanmıyor?
Sonuç olarak konutta bakım maliyetlerini ve evin boş kalma süresini unutmamak gerekiyor. Krediyle ev alanlar, evi zamanında teslim alacak ve teslim aldığı gün kiraya verecek gibi bir psikoloji içinde. Yatırım bu kadar stresi sevmez. Hele ki konut yatırımı hiç sevmez. Stresle iş yapmanın hiçbir mantığı yok. Genelde bu durumlarda evdeki hesap çarşıya pek uymaz, her şey ucu ucuna yetişmez. Yüksek enflasyon döneminde "temel" aşamasında "topraktan alıp" inşaat tamamlandığında satmak gibi bir eğilim vardı. Düşük enflasyon döneminde bu yöntem yüksek beklentiye girmemek koşuluyla geçerliliğini hala sürdürüyor. Düşük enflasyon ortamında, satın aldığınız konutun getirisi enflasyon ya da faiz oranlarının biraz üzerindeyse ve üstüne bir de kira getirisi ilave edilirse bu iyi bir yatırım olduğu anlamına gelir.