| Alıntı Yapılan Metin: |
Yazıyı gönderen - asilkanbarboros
bir şehir efsanesi suyla çalışan araba .Biri yapmış sonra petrol kartelleri tarafından o biri yok edilmiştir.
suyla çalışan araba yapacak kadar akıllı iseniz kendinizi öldürtmeyecek kadar da akıllı olmanız gerekir..
Medyada özellikle de tv. de kaç kez rastladım,iyi bir icat çıkarıp destek ya da alaka bulamadığı gibi ti ye alınan yurdum insanını... Hiçbir metot izlemeden yapmak istemekle bir şeyler yapılamıyor... Ve kurulu düzen parçası olmadığım problemin çözümü de olmam diyorsa bazen rafa kaldırmanın zamanıdır umutları .
ya da sormak lazım gelir milyarlarca insanın içinde hem de o insanların içinde senden daha yetkin birileri varken niye senin aklına düşüvermiştir bu fikir.
BAĞIMSIZ ALTERNATİF ENERJİ
BU YAZDIKLARIM BELKİ ANLAMSIZ GELEBİLİR ..AMA SİZLERE BİR SORUM VAR....ÜLKENİZ İÇİN FAYDALI BİR İCADINIZ OLSA HEM DE BOYUNUZU AŞAN CİNSTEN ..ÇÜRÜTSÜN DİYE DANIŞTIĞINIZ AKİL İNSANLAR BİLE ÜSTÜNE GİT BU İŞ OLUR DEDİĞİ CİNSTEN....SİZ BU İŞİ NASIL ORGANİZE EDERDİNİZ OLURU NEDİR BU İŞİN ACABA ?
|
Şayet sansasyonel bir akademik kariyerin yoksa Türkiye şartlarında üstün fikirlerini anlatabileceğin ve seni anlayabilecek donanıma sahip karar vericilere ya da karar vericileri etkileyecek kişilere ulaşman kolay olmaz.
Ar-Ge'nin ne olduğunu bilmeyen, piyasa deneyimine sahip olmayan,dış dünyanın gerçeklerinden uzak,duvara çivi çakmasını beceremeyen,sabah işe gelirken akşamki derbi maçı düşünen ve akşama kadar mesai arkadaşlarıyla maç geyikleri yapan sıradan devlet memurlarının o bahsettiğin buluşları anlamalarını beklersen açlıktan ölürsün.Türkiye'de, devlet kurumlarının ilgili daire başkanlıklarında hep bu türden insanlar vardır. Bunlar bilim insanı olmadıkları için olaylara siyasi pencereden bakarlar. Ne senin buluşunu anlayabilirler ne de seni hedefe yönlendirebilirler. İcadını getirip bunlara gösterir ve bu sıradan kişilerden yardım beklersen ömrünün sonuna kadar bundan pişmanlık duyarsın. Keşke hiç gitmeseydim, dersin.
Butik,dükkan,lokanta,takı tasarım atölyesi ve bunun gibi işler için Kosgeb kaynakları har vurulup harman savrulurken oto sanayi sitesinde 40-50 yılını otomobil motoruna vermiş Yaşar Usta, 20-30 m² iş yerinde 10-15 yıl çalışarak karbon emisyon oranını %70 azaltan yeni bir motor teknolojisi geliştiriyor. Yaşar Ustamızın yaptığını ekonomiye nasıl kazandırırsınız? Bu arada önemli bir sorunumuz(!) daha var: Yaşar Usta ilkokul mezunu. Çevresindekiler ona Kosgeb'e gitmesini söylüyorlar. O da Gidiyor...Yaşar Usta'nın yaptığı işin değerini kavrama kabiliyeti olmayan sıradan bir memur ise daha ustamız konuşmasının ortasındayken ondan iş planı istiyor. Yaşar Usta ne anlar iş planından? O zaten bu motoru yapmış. Tek istediği bir şekilde emeğinin ticarileşmesi. Anadolu insanının tabiriyle, devletinin elinden tutmasını istiyor. İyi de, böyle bir destek yönetmelikte yok ama. Peki ne olacak?..Bu destek Yaşar Ustamıza hiçbir zaman sağlanmayacak. Sağlanmadığı için de belki dünyada birçok şeyi değiştirecek o motor 20m² dükkandan dışarı çıkamayacak. İşte biz buna meşhur, "Türk Bürokrasisi" diyoruz.
Türkiye'de bilim, akademisyenlerin tekelinden kurtulmadıkça bu meseleleri birbirimize anlatır dururuz. Leyleğin ömrü iki lak lak. Bu ülke ne zaman ki Yaşar Ustalara dini kanaat önderleri gibi değer vermeye, onlara ilgi alaka göstermeye başlarsa işte o zaman bazı şeylerin olumlu yönde değiştiğini söyleyebiliriz.
Sorunun cevabını vermeden önce Türkiye gerçeklerinden bahsetmem gerekti. Dolayısıyla konu uzadı. Sıradan biriysen sesini duyurmak için yapman gereken şey de sıradan olmalı. Akademisyen olmadığın için zaten kimse seni ciddiye almıyor. Bırak ciddiye almalarını, dediğin gibi "ti" ye de alıyorlar. Saçma sapan şeyler yaptığını iddia ederek milli ar-ge çalışmalarımızı baltalayan işbirlikçilerin de payını unutmamak lazım.( Bu konu ince bir konu olduğu için burada anlatmak uzun sürer. Şimdilik geçelim. ) Bunlar yüzünden devlet, gerçek bilim insanlarına; ückagıtcı, dolandırıcı ya da vakit kaybı olarak bakıyor. Bazen, mecliste bireysel bir eylem yapmak, bir bakanın önüne buluşunu fırlatmak ( Bir an için Bülent Ecevit'in önüne yazar kasa atan vatandaş geldi aklıma ) bizim gibi ülkelerde çözüm olabiliyor. Ne kadar acı değil mi?
Gerçek bir bilim insanının tavrını aşağıdaki paragraf çok güzel özetliyor aslında:
Siz hiç bir sarrafın bağırdığını duydunuz mu?
Kıymetli malı olanlar bağırmaz. Domatesçi, biberci bağırır da kuyumcu bağırmaz. Eskici bağırır ama antikacı bağırmaz. İnsan bağırırken düşünemez. Düşünemeyenler ise hep kavga içindedir.