Sanırım Pando amcanın yerinden ilham aldın. :)
Öncelikle belirtmek isterimki (aynı işi düşündüğüm için) çok çok çok güzel bir iş.İstanbul'da yeni oturmaya çalışılan bir konsept.Şarküteri ve hizmetten anlayan kişiler yaparsa güzel verim alınabilir.
Bu konseptte çevrende hangi market olduğu önemli değildir.Çünkü sen öncelikle hizmet sonra kaliteli ürün satacaksın.Yani müşteri kitlen farklı olacak.
Örnek alman gereken yerler Karaköy Namlı Gurme ve benzeri yerler olabilir.Tabi sen daha ufak çaplı olanını açacaksın.Ama kahvaltıda değişmez bazı kalemler olmaz olmazdır.
Abim 15 şubeli bir market zincirinin satın almasını yapıyor.Şunu özellikle belirteyim şarküteriden anlayan biri olmadan bu işe girmeyin.Örneğin zeytin kalibresine göre kalitesinin değiştiği bir üründür ama bugün benim diyen ustanın bile kazıklandığı bir üründe olabiliyor.
Sen müşterini kalite ve hizmetle çekeceksin fiyat yarışına girersen 250 bin yanına üç sıfır daha koyman gerekir :)
Bugün 500 m2 büyüklüğünde marketlerin kar edebildiği çok az bir kısım vardır.Bunlardan en önemlisi şarküteri,manav,açık et-tavuk bölümüdür.Diğer bölümlerde marj %10 u geçmez.Sen direk şarküteri satacağın için kazanç noktan bu olacak.
40 m2 bana ufak geldi ki bu konsept için önüne masa koyabileceğin min 80 m2 bir yer gerekir gibi.İnsanların senin burun buruna kalabileceği değil sepetini alıp rahatça gezebileceği bir yer olmalı.Bu konuda Namlı Gurme'nin Caddebostan mağazasını gezersen ne demek istediğimi anlarsın.
Son olarak bu tip bir yerde bence et olmaz.Farklı bir uzmanlık,farklı personel ve extra maliyet gerektirir ki bunuda ufak bir köşeden çıkaramazsın gibi.