Kıbrıs’taki Seçim Sonuçlarını Duymadınız mı? Mehmet ALTAN
KKTC üzerinden “hamaset şarlatanlığı” yaparak AB sürecini zehirlemek isteyen ve genellikle adadaki ranttan istifade eden zevat, geçtiğimiz ay yapılan seçim sonuçlarını tavana bakarak geçiştirme eğiliminde.
Çünkü KKTC halkı bireyin “zenginliğini ve özgürlüğünü” yok sayan, iri kıyım palavra laflara karnının tok olduğunu bu kez çok net biçimde gösteriverdi.
Referanduma Dönüşen Seçim
Seçimi AB süreci için bir referanduma dönüştüren Mehmet Ali Talat’ın Cumhuriyetçi Türk Partisi kazanarak, birinci parti haline geldi.
Cumhuriyetçi Türk Partisi seçime “Çözüm kapıda, açın; Avrupa kapıda, açın” sloganı ve cıngılı ile girdi. Çünkü CTP, Güney Kıbrıs ile birlikte Avrupa Birliği’ne girmeyi hedefliyor. Bunun için de iki kesimli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, egemenliğin ortaklaşa kullanılacağı bir çözümü destekliyor. KKTC halkı da oyların yüzde 33.98’ini vererek ilk sıraya taşıdığı CTP’nin görüşlerinden yana tavır aldı.
Çözümü ve AB üyeliğini istediğini yüksek bir sesle haykırdı.
KKTC halkına rağmen, “çözüm çözümsüzlüktür” diyerek Kıbrıs’ı bir “korsan ada” olarak tutmak isteyenler, sahte bir kurtarıcı rolünü oynayamaz hale geldi.
Halka halkın istemediği bir çözümü dayatmanın başka kişisel hesapların sonucu olduğu biraz daha netleşti.
Tüm dünyanın “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak tanıdığı, bizim ise “Güney Kıbrıs” diyerek kendi kendimizi rahatlattığımız Rum kesiminde kişi başına gelir 16 bin dolar. Türkiye’den başka tek bir devletin tanımadığı KKTC’de ise 2 bin dolar civarında sürünüyor.
Rum Kesimi AB Üyesi Oluyor
Rum kesimi çok az bir zaman sonra AB üyesi olacak. Oranın vatandaşları tüm Avrupa’da özgürce dolanacak, evrensel standartlarda yaşamaya devam edecek.
KKTC’de ise eskiden mevcut olan özgürlükler gittikçe artan bir hızla kısıtlanarak, fakirleşme devam edecek.
Böyle bir durumda, KKTC halkı oradaki kooperatifçi zevatın, günlük hayata ve birey yaşamına eksiden başka bir şey getirmeyen palavrasını neden dinlesin ki?
Herkes gibi KKTC halkı da doğru dürüst bir yaşam istiyor. İki yüz metre ötede cennet varken, cehennemde kavrulmasının mantığı ne?
Türkiye’de ve KKTC’de “milliyetçilik” bir iç sömürge anlayışının paravanı haline getirildi.
Sürekli tekrarladığımız gibi, toplumda iki kesim var: Birincisi yönetenler, diğeri ise yönetilenler.
Türk ve KKTC halkını dünya standartlarının çok uzağında bir eşikte, yeryüzü mezrası halinde tutan “yönetenlerin” başarısızlığı, milliyetçi hamaset şarlatanlığı ile saklanabilir mi?
Saklanamadığı KKTC’deki son seçim sonuçları ile bir kez daha görüldü.
KKTC’nin Akıbetine Uğrayacaklar
Aynısı Türkiye’de de görülecek. Bu süreci halkın bunca yoğun talebine karşı engellemek isteyenler, KKTC’deki akıbete uğrayacaklar.
Aralık ya da Ocak ayı içindeki muhtemel bir Irak saldırısında Türkiye’yi tetikçi olarak kullanmak isteyen, bu nedenle de AB üyelik sürecine sıcak bakmayan Cumhuriyetçi Bush yönetiminin kuyruğuna takılanlar Türkiye’ye büyük bir kötülük ediyor.
Bush’un üç yılı için Türkiye’nin otuz yılını yakmak kimseye hayır getirmez.
Bu takım, hamasetin en salçalısının yapıldığı KKTC’deki seçim sonuçlarına baksın.
İnsanların istediği palavra dinlemek değil, özgür ve zengin yaşamak.
Sevgilerimle,