Ana içeriğe geç

Diğer Konular

Kıbrıs, Irak Ve Türkiye

BaşlatanizzetygTarih22/09/2003 21:36:02Yorum1

İlk mesaj
Yeni Üye3 yazı
Mehmet Altan'ın aşağıdaki Ağustos 2002 deki yazısını şimdi nasıl değerlendirebiliriz?

Kıbrıs’taki Seçim Sonuçlarını Duymadınız mı? Mehmet ALTAN

KKTC üzerinden “hamaset şarlatanlığı” yaparak AB sürecini zehirlemek isteyen ve genellikle adadaki ranttan istifade eden zevat, geçtiğimiz ay yapılan seçim sonuçlarını tavana bakarak geçiştirme eğiliminde.
Çünkü KKTC halkı bireyin “zenginliğini ve özgürlüğünü” yok sayan, iri kıyım palavra laflara karnının tok olduğunu bu kez çok net biçimde gösteriverdi.

Referanduma Dönüşen Seçim

Seçimi AB süreci için bir referanduma dönüştüren Mehmet Ali Talat’ın Cumhuriyetçi Türk Partisi kazanarak, birinci parti haline geldi.
Cumhuriyetçi Türk Partisi seçime “Çözüm kapıda, açın; Avrupa kapıda, açın” sloganı ve cıngılı ile girdi. Çünkü CTP, Güney Kıbrıs ile birlikte Avrupa Birliği’ne girmeyi hedefliyor. Bunun için de iki kesimli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, egemenliğin ortaklaşa kullanılacağı bir çözümü destekliyor. KKTC halkı da oyların yüzde 33.98’ini vererek ilk sıraya taşıdığı CTP’nin görüşlerinden yana tavır aldı.
Çözümü ve AB üyeliğini istediğini yüksek bir sesle haykırdı.
KKTC halkına rağmen, “çözüm çözümsüzlüktür” diyerek Kıbrıs’ı bir “korsan ada” olarak tutmak isteyenler, sahte bir kurtarıcı rolünü oynayamaz hale geldi.
Halka halkın istemediği bir çözümü dayatmanın başka kişisel hesapların sonucu olduğu biraz daha netleşti.
Tüm dünyanın “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak tanıdığı, bizim ise “Güney Kıbrıs” diyerek kendi kendimizi rahatlattığımız Rum kesiminde kişi başına gelir 16 bin dolar. Türkiye’den başka tek bir devletin tanımadığı KKTC’de ise 2 bin dolar civarında sürünüyor.

Rum Kesimi AB Üyesi Oluyor

Rum kesimi çok az bir zaman sonra AB üyesi olacak. Oranın vatandaşları tüm Avrupa’da özgürce dolanacak, evrensel standartlarda yaşamaya devam edecek.
KKTC’de ise eskiden mevcut olan özgürlükler gittikçe artan bir hızla kısıtlanarak, fakirleşme devam edecek.
Böyle bir durumda, KKTC halkı oradaki kooperatifçi zevatın, günlük hayata ve birey yaşamına eksiden başka bir şey getirmeyen palavrasını neden dinlesin ki?
Herkes gibi KKTC halkı da doğru dürüst bir yaşam istiyor. İki yüz metre ötede cennet varken, cehennemde kavrulmasının mantığı ne?
Türkiye’de ve KKTC’de “milliyetçilik” bir iç sömürge anlayışının paravanı haline getirildi.
Sürekli tekrarladığımız gibi, toplumda iki kesim var: Birincisi yönetenler, diğeri ise yönetilenler.
Türk ve KKTC halkını dünya standartlarının çok uzağında bir eşikte, yeryüzü mezrası halinde tutan “yönetenlerin” başarısızlığı, milliyetçi hamaset şarlatanlığı ile saklanabilir mi?
Saklanamadığı KKTC’deki son seçim sonuçları ile bir kez daha görüldü.

KKTC’nin Akıbetine Uğrayacaklar

Aynısı Türkiye’de de görülecek. Bu süreci halkın bunca yoğun talebine karşı engellemek isteyenler, KKTC’deki akıbete uğrayacaklar.
Aralık ya da Ocak ayı içindeki muhtemel bir Irak saldırısında Türkiye’yi tetikçi olarak kullanmak isteyen, bu nedenle de AB üyelik sürecine sıcak bakmayan Cumhuriyetçi Bush yönetiminin kuyruğuna takılanlar Türkiye’ye büyük bir kötülük ediyor.
Bush’un üç yılı için Türkiye’nin otuz yılını yakmak kimseye hayır getirmez.
Bu takım, hamasetin en salçalısının yapıldığı KKTC’deki seçim sonuçlarına baksın.
İnsanların istediği palavra dinlemek değil, özgür ve zengin yaşamak.
Sevgilerimle,

Yerleşim Türkiye / İstanbul
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
1 yorum
Yeni Üye1 yazı
Tabi ki Mehmet Altan da her bir vatandas gibi kendi görüslerini dile getirmektedir. Fakat hayatin önümüze koymakta oldugu gerceklere dogru yanitlari bulmak ve bulmamak, bir ülkede hem tüm yurttaslik bilincine ulasmis ferdlerin sorumluluk alanindadir hemde o ülkenin yönetimini elinde bulunduran, demokratik yöntemlerle yurttaslarindan oy alarak parlementosunda oy cogunlugunu elde elde edebilme basarisi göstermis bulunan Hükümet ve muhalefet güclerinindir.
Cok acik belirtmek gerekir ki, Kibris Politikalarinda tarihsel olarak yapilagelmekte olan hatalar mevcuttur. Burada ki hatanin aslinda uzantilari, Türkiye`de ki, demokratiklesme sürecleri ile dogrudan baglantilidir. Fakat bunlarin yanisira sunu da iyi bilmek gerekir ki, Reel Politik, duygusal ve üzerinde iyi calisma yapilmamis kararlari ya da adimlarin sonuclarini kesinlikle affetmez. Yani yapilmis hatalardan yola cikarak, alelacele yaklasimlar gelsitirip, bu kez de bir diger uclara kaymaya gerek olmadigi kanisindayim. Kibris konusunda bilimsel calisma yapan gruplarin, gerek ekonomik ve politik acidan hükümet düzeyinde gerek ise istihbari-askeri düzeyde olsun konunun bir fiil icinde olan cevrelerin, ellerinde bulundurduklari, kendilerini ve kimi yetkilileri manüpüle etmek, ya da eski politikalarini hakli göstermek icin degil bu anlamda hem Kibris Türklerinin gelecegini pozitif olarak kurgulamak hemde bunu yaparken Türkiye`nin cikarlarini zedelemeden gerceklestirmek noktasindan hereket edilerek, ada da rum toplumu ile kalici ve ilerici sosyal adaletci-özgürlügü yakalayacak cözümler üretilebilir. Dolayisi ile, Mehmet Altan ve 2. Cumhuriyetci aydinlarda ki yaklasimlar maalesef uzunca bir süredir artik objektif kriterlerden yoksun olarak, ayni elestiri metoduna dayali bir boyutla süregelmektedir.

Irak Meselesin de de, her nekadar mesele Bush yönetimi ile gündemde olsada, bu yine bir bilimsel calisma kapsami alanina girer ki burada da yapilmasi gereken, bizim ne düsündügümüzden önce bölgesel ve küresel alanda ki gelismelerin bizden bagimsiz incelenmesi neticesinde hangi verilere sahip oldugumuz noktasindadir. Dolayisi ile basta Türkiye halki olmak üzere, balkanlar-ortadogu ve Kafkaslar Bölgesinin tam dügüm ve acilim noktasinda öncü role sahip olan ülkemizin yakin orta ve uzun vadede gelismelere katkisinin nasil gerceklestirilebilecegi yine demokratiklesmesine, ekonomik kalkinmasina bunu yaparken hangi küresel güclerle isbirligi yapilarak gelistirilebilecegi vb. bir dizi sorular acilmalidir. Dolayisi ile asil mesele Bush`un is basinda olmasi degil, dünya ekonomik ve politik sürecinin 21. Yüzyila girerken Buhs`u pratik olarak yaratmis olmasindadir.Sayin Bush gider yakinda Bayan Clinton gelir önemli olan bizim isbirligi politikalarimizin korku üzerine degil dinamik bir yaklasim icermesi meselesidir. Eger Irak da olmak gerekiyorsa orada olunmalidir. 21. Yüzyili ya simdi yakalayacagiz ya simdi yakalayacagiz. Sonra olmaz...Avrupa Birligine ya simdi adim atacagiz ya simdi adim atacagiz...sonra olmaz...korkuya gerek yok...Bölgesel güc olmak, hatta bugünün reel politiginde varligimizi korumak savunma dan degil aktif dis politik yaklasimdan gecmektedir. Mustafa Kemal, 600 yillik sürecin son yenilgisinde taktik ve stratejik bir önder olarak, Türkiye cografyasinda o sartlar icerisinde büyük bir ustalikla askeri deneyim ve tecrübesi ile Cumhuriyet Projesini üretmistir fakat simdi ayni taktik adimin ikinci süreci bizden eger cografyamizi korumak istiyorsak simdi defensiv degil offensiv politik bir tutuma sahip olmamizi gerektirmektedir. Bölgenin kaderine 600 yil boyunca büyük etkilerde bulunmus bir tarihin cocuklari ve torunlari olarak, 100 yil önce kapitalizmin ulus devletleri bir zorunluluk olarak dayattigi konjontürde o istikamet de adim atarak süreci en az tahribatla kurtarirken bugünde cokuluslu bilesimlere ve konseptlere dogru ve dinamik yakinlasarak, Bölgenin en büyük gücü olmak mümkündür. Tüm bu yaklasimlarla Halkimizin yasamayi hakkettigine inandigimiz kisibasina düsen milli gelir ve refah seviyesi yükselebilir hayali istekler ve hergün aglamak sizlanmakla degil...
Tesekkür ederim..
Cetin Ari/ Berlin
Cetin Ari

Yerleşim Germany / BerlinMeslek Ögrenci