Teşekkür ediyorum cevabınız için.
Sizin sorunuza şöyle cevap verebilirim yapmayın. Eğer yapacaksanız da bilin ki %50 şansınız var. Ya zarar edersiniz ya kar. Bu tüm ticarette böyle ama ufak bir otel işinde daha da öyle :)
Benim işlettiğim otel belekte denize 500 metre mesafede bir oteldi. 6 seneliğine senelik 100 bin liraya kiralanmıştı. 16 odası vardı 2 tanesi personel odasıydı. 5 tane 2+1, 5 tane 2, 2 tane 1+1, 1 tane 2+1+1 ve 1 tane de süit oda vardı. Temmuza kadar "sezon daha açılmadı" lafını duymaktan bıktım. Sıcağın altında terden ölüyoruz ama müşteri yok ve patronlar hala kendini avutuyordu. Temmuz sonu ağustos başı 2-3 haftalık bir patmala oldu otel ful çekti. O zamanlarda da 2 kişilik odalar 100 3 kişilik odalar 120 liraydı. Bunlardan önce bazen dışarıdan yemek yemeye gelenler olurdu. Ama yine de zararda görünüyordu otel. Bayağı bir masraf yapıldı. 100 bin lira dışında alalı 4-5 ay olmasına rağmen 3 bin küsür içerdelerdi. Yani otel açmak çok riskli. Turizmin göbeğinde iş yapmıyorsa bir otel, şehir dışında da biraz masraflı olur. Bunun dışında sonbahardan yaza kadar gelen belli eski yerli müşteriler vardı önceki senelerden. Bunlar da bayan arkadaşlarıyla gelen, büyük otellerin lojmanlarında kalan kişiler. Malum 3 kişilik odalarda kaldıkları için kız arkadaşlarıyla veya ruslarla gelirlerdi. Biz büyük bir otel ve lojmanı arasındaki mesafenin tam ortasındaydık. Yine de pek karı yoktu bu durumun. Sadece sonbaharda masrafları çıkarıyordu. Günlük ortalama 1-2-3 oda dolu oluyordu. Yazın ise 6-7-8 arası.
Bunun dışında yemeklerden gelen kâr iyi sayılır durumdaydı. Aşçı seçimini iyi yapmalısın. Bir aşçımız vardı istifa etti. Oradaki her işi o hallediyordu. Temizlik, bahçe, havuz, resepsiyon ve teknik şeyler kendisinin işi olmamasına rağmen hepsini yapıyordu. Yani aşçı aldığında kışın kalmak istiyorsa en azından resepsiyona da bakacak biri olmalı. Bundan sonra gelen aşçı tüm çalışanları illallah ettirdi ama yine de otel çalışanları biraz daha çalışır oldu. Fakat cingözlü olduğunu sanıyordu. Yanıldı ve kovuldu.
Yani bizim otelden sattığımız yemeklerden aşçının maaşı dışında sana 1-2 bin lira karı olur.
İşçi seçimini de iyi yapmalısın. Benim dayım teknik bir lisede teknolojiyle ilgili bir öğretmendi hatırlamıyorum tam ismini :) Kendi öğrencilerinin staj yapması gerekiyordu elektrik üzerine. Ama oranın sıcağında hiç biri direklerde çalışmak istemiyordu. Geliyorlardı ve otelde yapıyorlardı stajlarını. Otobüs paralarını veriyordu sadece. Bu durum onun karınaydı. Ama yine de 20 lira daha az vermek için afedersin 40 takla atıyordu.
Bu işi açıp para kazanmak istiyorsan aile oteli kavramından vazgeç. Aile oteli açıcam dersen de ilk 1 sene kar etmekten vazgeç. Bizim otele gelen ailelerin yarısı geçen seneden gelen müşteriler ama şüpheyle geliyorlardı. Bayağı bi çabayla otel bişeye benzedi ve bayağı beğenip seneye de gelmek istediler. Bayağı kişiye önerdiler ve bu önerilerden bir sürü kişi geldi.
İlk seneni gelen müşterileri memnun etmeye harcarsın. Sonraki senelerde referans artacağından karın iyi olabilir.
Turizmde elemanlar çok ezilir. Bu o kadar ters bi durum ki. Kendi yerim sayılabilecek bir yerde çalışmama rağmen günde binbir lanet okuyacak bir duruma geldim.
Elemanlarını ne kadar rahat bırakırsan o kadar sahiplenirler. Ama ipin ucunu da bırakmamak lazım. Elemanlarına "burası senin yerin" havası verirsen hiç beklemediğin kadar çalışırlar. Mesela rütbe sistemiyle. Büyük otellerde çalışanların hepsi eğer bir vasıfları yoksa komilikten başlar. Antalyada komilik maaşıyla geçinmek bayağı bir zor olur. Onların yapmak istedikleri durmadan rütbe değiştiricek kadar çalışıp maaşlarını artırmaları. Komilikten garsonluğa geçersin garsonluktan şef garsonluğa gibi. Ama küçük otel olduğu için bu rütbeleri bu şekilde veremezsin çünkü çalışanlar sayılı. Onun yerine yeni gelen kişiye karşı ufak da olsa bir otoritesinin olmasını sağlayabilirsin.
Ayrıca çalışanlarını müşteriler konusunda da rahat bırak. Mesela "profesyonel" bir ilişki olmasını isteme onlar ve müşteriler arasında. Sadece benim için tekrar gelebilecek bir çok müşteri tanıyorum ki şöyle. Oturur muhabbet ederim 2-3 günden fazla kalan müşterilerle veya onlar gelir benimle muhabbet eder. Bu onların hoşlarına gider çünkü "tatilde biriyle tanıştım şöyleydi böyleydi" demeyi sever turistler.
Hatta özlediklerim bile oluyor bazen. Bir gün sigara alacak paramın bile olmadığı bir günde odasının anahtarını verdi "git odada çantamda karton var ordan 3 sana 1 bana sigara al gel" dedi. Biraz dirensem de nikotin bağımlılığı çok kötü bi durum :) Eşi daha da çok sevmişti beni "tüm kartonu ver!" dedi ama kabul etmedim. Kendisine getirdiğim sigarayı da bana verdi. Gittikten sonra arkadaşlarına tavsiye etmişler. Geldiler ve "mert varmış burda kim o" diye sordular :)
Yani çalışanlarının müşteriyi etkilemesine izin ver ama sınırı da iyi bil.
Son olarak oteline mutlaka güzel bayanlar gelicektir. Çalışanlarının da gözünün olduğunu var sayıyorum. Zaten tek yapabilecekleri bakmak olur küçük bir otelde. Ayrıca zaten hiç bir otelde "profesyonelce" bir çalışan müşteri ilişkisi yoktur. Büyük otellere gidersen animatörlerle az konuş veya geceleri bir eğlence yerine git otel içinde ve kim kimle çıkıyor dikkat et anlarsın. Sap gelip saman gitmek deyimini burda kullanmak istedim nedense :) Ama yine de mesafa koymalarını iste. ileri gitmemeliler. Şansları da olmaz zaten hiç bi konuda :)
Şimdilik söyleyebileceklerim bunlar ama ne konuda olursa olsun herkese yardım edebilirim elimden geldiğinde.
Tekrar teşekkürler cevabınız için.