Öncelikle, zamanın ne anlama geldiğini düşünmeye çalışalım. Zaman; duyu organlarımız tarafından art arda gelen birtakım olaylar neticesinde hissedilen, tarifi son derece güç olan bir tür algıdır. Zamanın akışını, etrafımızda gözlemlediğimiz hareket değişikliklerini birbirlerine kıyasla**** anlarız. Örneğin; bardak yere düşer ve kırılır, kömür yanar ve kül olur, yürürüz ve bir an önce odanın bir ucundayken bir an sonra odanın diğer ucunda oluruz. İşte sebep-sonuç ilişkileri çerçevesinde meydana gelen tüm bu olaylar, çevremizde gözlemlediğimiz tüm bu hareketlilik bize zamanın geçtiğine dair bir izlenim verir.
Ama zamanı ölçmek için kullandığımız kavramlar, çok değişkendir. “Yarım saat” dediğimiz süre, eğer sıkıcı bir bekleme içindeysek, saatler kadar uzun gelebilir. Aynı yarım saati, çok eğlenceli ve bitmesini istemediğimiz bir durumda, üç-beş dakika kadar kısa bir süre gibi algılarız. Yani aslında zaman algısı, bizim için farklı “hız”larda akabilmektedir.
Zamanın akış hızı hakkında bir fikre sahip olmamıza neden olan etken ise, zaman için kullandığımız referanslardır. Güneş doğar ve batar ve ertesi gün tekrar doğduğunda “bir gün geçti” deriz. Bu olay 30-31 kez tekrarlandığında bu kez “1 ay geçti” deriz; ama sorulduğunda bu bir ayla ilgili fazla detay hatırlamadığımızı, geçen zamanın sanki sadece bir an gibi olduğunu düşündüğümüzü itiraf ederiz. Eğer gündüz geceyi, gece gündüzü takip etmese ve elimizde zamanın geçtiğini gösterir bir saatimiz olmasa, belki de geçen zamanın ne kadar olduğuna, bir günün ne zaman başlayıp ne zaman biteceğine dair doğru bir tahminde bulunmamız mümkün olmayacaktı. Bu açıdan zaman, bizim için belirli referanslar olmaksızın, ne hızla aktığı konusunda kesin bir yargıya varamayacağımız bir algıdan ibarettir.
Hız ve Zaman
Einstein, zamanın göreceliği kavramını bilimsel olarak ortaya koymuştur. Bu teoriye göre, zaman mutlak ve değişmez değildir. Zaman, her cismin hızına ve konumuna (çekim merkezine olan uzaklığına) göre hızlı veya yavaş geçmektedir.
Einstein’a göre bir sistem hızlandıkça o sistem üzerinde zaman yavaşlamaktadır. Işık hızına yakın bir hızla hareket eden bir aracın içinde zaman daha “ağır” akar. Her türlü organik, biyolojik ve anatomik yapı daha ağırdan işlemeye başlar. Atom düzeyindeki tüm hareketler yavaşlar. Zamanın hıza göre olan bu değişimini, uzayda hareket eden bir araçtaki gözlemci, yani bir astronot anlayamaz. Çünkü onun da her türlü hücre fonksiyonu, dolaşım ve solunum sistemi daha ağır işleyecektir. Dünyada bildiğimiz 3 saatlik bir zaman geçtiğinde uzay kapsülü içindeki adam için sadece 3 dakika geçmiştir.
Görecelik Kuramı olarak bilinen bu teoriyi açıklamak için kullanılan bir diğer örnek “ikizler paradoksu”dur. Bu örnekte aynı yaşlardaki ikizlerden biri dünyada kalırken, diğeri ışık hızına yakın bir hızda uzay yolcuğuna çıkar. Geri döndüğünde ikiz kardeşini kendisinden çok daha yaşlı bulacaktır. Bunun nedeni uzayda seyahat eden kardeş için zamanın daha yavaş akmasıdır.
Rakamlarla ifade etmek gerekirse, eğer ikizlerden uzayda yolculuk yapanın roketi ışık hızının yüzde doksandokuzuna erişirse, dünyada 30 yıl geçerken uzayda yalnızca 2.9 yıl geçer. Bu örnek bir baba-oğul için düşünülecek olursa uzay yolculuğuna çıkan baba 27 yaşında dünyadaki oğlu ise 3 yaşında olsa, 30 dünya yılı sonra baba dünyaya döndüğünde kendisi 30 yaşında olacağı halde oğlu 33 yaşında olacaktır. Diğer bir deyişle oğlu babasından yaşlı olacaktır.
Işık Hızı Kavramı
Işığın evren belli sabit aşılamaz bir değeri vardır. Bu değer Saniyede Üç yüz bin KM'dir. Buna hiç bir cisim ulaşamaz. Yani ben falanca ışık hızıyla gideyimde, sonra öbür gezegene geçeyimde noluyor ne bitiyor diye bir düşünce olamaz. Çünkü: Işık hızına yetişme sırasında, insanın veyaz bir aracın yada uzay aracının ya da füzenin kütlesi sonsuza ulaşır.
Alfo Center Yıldızının ışığının hızı bize 4,5 yılda geliyor. Ben 2009 senesinden bu yıldıza baktığım zaman onun hangi halini görüyorum? 2005 yılındaki halini görüyorum. Neden? Çünkü 2005 Yılında o yıldızdan çıkan ışınlar şimdi dünyamıza geldi ve ben mecburen onun 2005 yılındaki halini görüyorum. Diyelimki o yıldız 2006 senesinde patlamış olsa ben onu hala göreceğim Peki sistemi biraz daha uzaklaştıralım: Sirus yıldızı vardır. En parlak yıldızdır. 8 ışık yılı uzaklıktadır bize. Ben o yıldıza şimdi baktığım zaman Onun 2001 yılındaki halini görürüm.
Pekiii: Sirüs yıldızında bir gözlemci olsa, bir uzay adamı olsa, onunda çok güçlü teleskopları olsa ve dünyamıza baksa bizi görür mü? Hangi halimizi görür? Şimdiki halimizi mi görür? Ne zaman ki halimizi görür? 8 sene önceki halimizi görür. Mesela 8 yaşında olan bir çocuk ordan bakıldığı zaman dünya ya gelmemişti daha. Diyelim ki; Ben 60 yaşında bir adamım Bizden 60 ışık yılı uzaklıkta olan birisi Buraya baksaydı beni görmeyecekti. Peki bin yıl ışık yılı uzaklıkta olanlar bin yıl önceki halimizi görür. Yani; Yani Osmanlı İmparatorluğun kuruluş halini görecek. 3000 Yıl önceye baksa Mısır Firavunlarını görecek. Peki 1500 ışık yılı uzaklıkta olan bir yıldızdan ileri uygarlığa sahip gözlemci teleskoplarınla istanbulu görse, kimi görür? Fatih Sultan Mehmeti görecek. Burada krtik nokta şu: Fatih Sultan Mehmet'i gören o ileri uygarlığa sahip gözlemci Fatih sultan mehmet'i gerçek olarak mı görür? Hayal olarak mı? Yoksa bir imaj olarak mı görür? Sanal olarak mı? Fotoğraf plak'ı olarak mı gördü? Video olarak mı gördü, görüntü olarak mı gördü? Ne gördü? Fatih Sultan Mehmeti gerçek olarak gördü; Ama biz Fatih sultan Mehmet'i öldü biliyorduk? Fatih Sultan mehmet ölmedi? Nereye göre ölmedi? Bize göre öldü; Ama oraya göre ölmedi o yıldızdan bakana göre ölmedi; Çünkü bizde o yıldızda baktığımız zaman 500 sene önceki halini görürüz. Orada yaşayanlar var ise orada şimdi yaşayanları görmüyoruz biz. Zamanımızdan 500 sene önceki halini görüyoruz.
"BEDAVA PEYNİR SADECE FARE KAPANINDA OLUR"
"Zirvelerde Kartallar da bulunur, Yılanlar da. Ancak birisi oraya süzülerek, diğeri ise sürünerek gelmiştir. Önemli olan nereye gelmiş olduğunuzdan çok, nereden ve nasıl geldiğinizdir."
ßeLki Sandığınız Kadar Ukala,
ßeLkide Tahmin Edemeyeceğiniz Kadar Mütevaziyim
ßiraz SakLıyım ßazen YasakLıyım Kimseyi Örnek ALmam
Kimseye Örnek OLmam Arkama ßakmam 'AsLa' Demem
'Keşke'Leri Sevmem !!
ELeştiri DinLerim Nasihat DinLemem
Şüpheciyim ama kuruntu yapmam Kendimle çelişebilirim ama kafama takmam Dalga geçerim ama kırmam Ciddiye alırım ama kapılmam Huzur veririm ama söz vermem Sahip olurum ama ait olmam....
"Zirvelerde Kartallar da bulunur, Yılanlar da. Ancak birisi oraya süzülerek, diğeri ise sürünerek gelmiştir. Önemli olan nereye gelmiş olduğunuzdan çok, nereden ve nasıl geldiğinizdir."
ßeLki Sandığınız Kadar Ukala,
ßeLkide Tahmin Edemeyeceğiniz Kadar Mütevaziyim
ßiraz SakLıyım ßazen YasakLıyım Kimseyi Örnek ALmam
Kimseye Örnek OLmam Arkama ßakmam 'AsLa' Demem
'Keşke'Leri Sevmem !!
ELeştiri DinLerim Nasihat DinLemem
Şüpheciyim ama kuruntu yapmam Kendimle çelişebilirim ama kafama takmam Dalga geçerim ama kırmam Ciddiye alırım ama kapılmam Huzur veririm ama söz vermem Sahip olurum ama ait olmam....