aşkı ararken o kadar çaresiz hale düşüyoruz ki bu durumdan kurtulmak için beynimiz bize mecburen oyunlar oynamak zorunda kalıyor.karşımıza çıkan ilk iyi görünen adaya yakınlaşıyoruz ve ona delicesine aşık oluyoruz bir anda.birtek onu düşünüyoruz,aşığım diye ortalıkta dolaşıyoruz,havalara zıplıyoruz oysa geceleri aklımız eski sevgililerimize,o unutamadıklarımıza kayıyor.amaaan onlar eskidendi ben şimdi aşığım diye yine kendimizi yeni aşkımızın kollarına iyice atıyoruz,kendi isteğimizle ve adeta zorla**** duygularımıza tavan yaptırıyoruz.ama maalesef bu sahte aşkın sonuçları oldukça gerçek.karşımızdaki kendini bizim kadar kaptırmadığı için üzülüyoruz, sinirleniyoruz.sonra kıskançlık krizleri başlıyor.paranoya güvensizliği doğuruyor,güvensizlik kavgalar,kavgalar sinir ve ağlama krizlerine yol gösteriyor.sonunda elimizde kalan başarısız bir ilişki,kötü anılar ve nefret edilmesi gereken,"zaten değmeyecek" bir insan oluyor.pişmanlık ve üzüntü dolu bir süreden sonra aşk damarımız tekrar kabarıyor ve aynı şeyler baştan yaşanıyor..
aşkın gelip bizi bulmasını bekleyenecek sabrımız yok mu hiç?bu kadar umutsuzca aramak yerine.."aşkı hakettiğine gerçekten inandığında o gelip seni bulacaktır" demişti daha önce birisi.beklemememizin nedeni gerçekten sevmeyi,sevilmeyi hakettiğimizi düşünmemizden olabilir mi?kendimize inanmak, güvenmek yerine yarattığımız oyuncak aşklarımızla ruhumuzdaki eksikliği mi kapatmaya uğraşıyoruz yoksa?eski bir sevgilinin acısını unutmak için,kendimizi yalnız hissetmemek için,tüm dünyaya aşka sevgiye layık olduğumuzu kanıtlamak için..aşk arayışımızı,özlediğimiz duyguları bize sonuna kadar tattıracak kişiyi beklemek yerine yarısını dahi olsa dolduramayacak yalanlara,oyunlara koşmamızdaki bu acele neden?peki ya bu "yoğun çabamızın" sonucunda değmezmiş dediğimiz insanlar ya aslına aradığımız kişilerse?kendimizi bu kadar zorlamak yerine zaman verip herşeyin oturmasını bekleseydik; yalan yanlış duygular uğruna bu kişileri harcamasaydık..olması gerektiği gibi yavaş yavaş,tadını çıkarta çıkarta tanısaydık birbirimizi zorlayıp hem kendimizi hem onu kaçırmak yerine..ben zamanında birkaç kişiyi kaybettim bu delice tutkuyu yaşamak adına;peki ya siz,siz kaç kişiyi harcadınız?
DüŞ PeŞiNDeYSeN,DüŞ PEŞiNe!!!