Ana içeriğe geç

Pazarlama Ve Satış

Küçük İşletmeler İçin Akıllı Pr

BaşlatanbdilekTarih08/04/2008 19:50:51Yorum21

İlk mesaj
Kişisel Gelişim Editörü98 yazı
Halkla ilişkiler alanında 32 yılı aşkın deneyimi olan PR Danışmanı Earl Ross, küçük işletme sahiplerine, hatalarını düzeltmek üzere PR’dan yararlanma konusunda aşağıdaki öğütleri veriyor:

“Er ya da geç, her şirketin yanlış birşey yapma olasılığı vardır. Bu durumda PR ne yapabilir?"

Birşey ters gittiğinde izlenecek ilk 10 kural şunlardır:

1) Hatanızı sahiplenin ve DERHAL onu düzeltmeye çalışın. 2) Aynısı 3) Aynısı 4) Aynısı 5) Aynısı 6) Aynısı 7) Aynısı 8) Aynısı 9) Aynısı 10) Aynısı.

Size gerçek bir örnek sunayım. Karımın başına gelen bir olay. Karım, civardaki bir mağazadan epey pahalı bir etek aldı, bir kez giydi ve yine civardaki bir kuru temizleyiciye ***ürdü. Bir hafta sonra almaya gittiğinde, eteğinin berbat durumda olduğunu gördü. Kuru temizleyici, hatasını kabul etmek yerine, ucuz bir etek olduğunu ve bu nedenle makineden bu halde çıktığını söyledi.

Karımın protestolarına rağmen, kuru temizleyici uzlaşmıyor; berbat hale gelen eteğin sorumluluğunu almıyordu. Karım, bir daha asla dönmemek üzere mağazadan çıktı. Kuru temizleyici, birkaç doları kurtarmaya çalışırken değerli bir müşteriyi kaybetti. Görünüşte, bu kuru temizleyiciyle tartışan tek kişi karım değildi. Kuru temizleyici, bütün müşterilerine karşı aksiydi. Dahası, genellikle, müşterilerine, üzerinde ev kıyafeti, kafasında bigudiler ile hizmet veriyordu. Hiç kuşkusuz, halkla ilişkiler açısından yürüyen bir kötü örnek. Nitekim, birkaç ay sonra kuru temizleyici kapanmak zorunda kaldı.”

Kaynak: Marjinal

Yerleşim Türkiye / İzmirMeslek Halkla ilişkiler
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
21 yorum
Üye964 yazı
bugün bende benzerini yaşadım.
Bir züccaciyeden evimin eksiği bir mutfak eşyasını beğendim kasaya giderken benden oldukçakilolu ve nasılsa daha atik bir bayan elinde tanesi 1,5 YTl den 3 tane fincan la kasaya geldi. Kasiyer o önce geldiği için kadının verdiği kredi kartını aldı. kadın tam 3 adet fincan için kart çekilmişken bir bardak daha almak istiyorum kartı çektinmi dedi
kasadaki kız bir kez daha 1,5 YTL çekti kredi kartından. Kadın bu esnada buzdolabı süsü beğendi. Kadın onuda aldı kasiyer onun içinde kartı Pos tan çekti.
Ödeme bittikten sonra kasiyer kız fincanları tek tek kağıtlara sarmaya başladı. Ben sinirlendim ve kasiyere.
Sadece bir parçaydı aldığım şunu ödemek istiyoru bir poşete koyar mısınız dedim.
Kasiyer tamam dedi yana doğru eğildi
tamama poşet alıyor sıra bana geldi dedim.
Oysa ki daha çok kağıt almıştı
ben daha çok sinirlendim elimdeki o dükkana ait almak istediğim eşyayı kasaya bıraktım benim aldığım dhaa değerliydi ve bundan sonraki alışverişlerimi sizden yapacaktım.
ama siz 3 milyon için bana bakmadınız saygısızlık ettiniz, almıyorum" dedim
Çok bağırmadım ama kasadaki karışıklığı farkeden bir görevli yakınımıza geldiğinde:" Kasiyeriniz hızlı çalışamıyor, ona destek olur musunuz yoksa 3 lira için 15 liradan olmaya devam edeceksiniz" dedim.
ve yanıt vermelerine fırsat vermeden dükkandn hızla çıkıp uzaklaştım
kim haklı ve o işyeri bu hizmetiyle kan kaybeder mi?
Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Önüne sayılamayacak güçlükler yığacaklardır, kendini büyük değil küçük, zayıf, vasıtasız, hiç telâkki ederek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu güçlükleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin.( 1908 )

Bir adam ki büyük olmaktan bahseder, benim hoşuma gitmez. Bir adam ki memleketi kurtarmak için evvelâ büyük adam olmak lâzımdır; der ve bunun için bir de örnek seçer, onun gibi olmayınca memleketin kurtulamayacağı inancında bulunur, bu, adam değildir. ( 1908 )

Mustafa Kemal Atatürk

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Saty? / Pazarlama
Yeni Üye1 yazı
Yasadıgınız seyler gunluk hayatın ıcınde olagan seyler salında ..Herkes kendının onemsenmesını ıstıyor haklılık veya bıze yapılanlar o kadar onemlı degıl eslında sonucta kısıler kendı cıkarlarına ve yakınlıklarına gore davranıyorlar.Bızım yapmamız gereken sey bıze davranılanlar kadar oraya yada kısıye sahıp cıkmamız dıye dusunuyorum....
bulent

Yerleşim Türkiye / Ankara
Yeni Üye1 yazı


Goldenist ; öncelik her zaman kasaya ilk gelendedir,ama buradaki suçu kasiyerde degilde işletmede bulmak daha dogrudur.Müşteri ile direkt olarak temas halinde olan personeli egitemeyen yada fazla araştırmadan işe alan işletmelerdir !
uMa

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Serbest meslek
Üye964 yazı
Aslında aynı anda kasadaydık ama o kadın kasiyerin önündeydi.
Tahammülsüzlüğüm alacaklarını bitirmeden 1 er YTl lik alışverişle kasayı o kadar işgal eden kadına ve o kadının 5YTl lik alışverişine karşılık 10 larca Ytl lik satışa burnunun ucuyla bile bakmayan kasiyee ve paket yapana dek kasadan üstelik nakit paramı alıp ürünüde sadce poşete koyacakken beni bekletmesine.
Ben yada bir önümdeki, yani müşterilere davranışları tartışmaları. Ben kendime yapılmıştan çok müşterilere dengesiz davranılmasını kınıyorum.
Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Önüne sayılamayacak güçlükler yığacaklardır, kendini büyük değil küçük, zayıf, vasıtasız, hiç telâkki ederek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu güçlükleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin.( 1908 )

Bir adam ki büyük olmaktan bahseder, benim hoşuma gitmez. Bir adam ki memleketi kurtarmak için evvelâ büyük adam olmak lâzımdır; der ve bunun için bir de örnek seçer, onun gibi olmayınca memleketin kurtulamayacağı inancında bulunur, bu, adam değildir. ( 1908 )

Mustafa Kemal Atatürk

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Saty? / Pazarlama
Yeni Üye4 yazı
pekı bu konuda haklı olabılırsınız fakat kendınızı hıc kasıyerın yerıne koydunuzmu belkı bugun onun için çok kotu bır gundu ve kafası gerçekten bulanıktı yada sızın o uc bes mılyonluk alısverıs yaptı dedıgınız kısıyle daha onceden daha ıyı8 bır alışverısı oldu ve bunun sayesıne patronundan aferın almıs olamaz mı bence bu konularda bıraz emmatı yapmak ıse yarayabılır

fakat benımkı sadece bır varsayımdım ordakı durumu en ıyı sız bılırsınız
tesekkurler
futurebigboss

Yerleşim Türkiye / KonyaMeslek Ö?renci
Üye964 yazı
hayır olamaz çünkü o kadın itiraf etti. dışarı çıktığında kredi kartıyla böyle küçük miktarlı alışverişler yaparmış. Kredi kartını limit altı kullanıyor. Aslında bunuda bankasına haber vermek gerek. Belkide kart sahte.
Limit altı alışverişlerde provizyona gerek olmuyor. Kızda hiç mutsuz değildi. dükkan büyük alışveriş merkezlerinden birinde yada kalabalık bir yerde değildi. Başı kalabalık değildi.
Fincanları paket yaparken benim almak istediğim o kadının alışverişinden daha yüklü miktardaki tek parçalık ürünü poşete koyup kasaya sadece parayı verecekti. Parayı bile tam çıkarmıştım.
İşletmeler nakit paralı müşteriyi daha çok tercih derler kanıma göre. Peşin alışlarda indirimli bile olur satışlar. Ayrıca tek alışverişe bakılır. O kadın taksit taksit aldı. Kredi kartı bir kaç kez çekildi. Limit altı olduğu için çekim süresi sorun yaratmadı ama 3 ürün için 3 kez kart çekilmişse ben değil her müşteri tahammülsüz olur.
bu bir saygısızlıktır. Ödemeler esnasında benden kaynaklanan zamanda sarkma olmuşsa bekleyenlere dönüp özür dilemesinide bilirim.
Bu bir saygısızlıktı. Konuyu uzatmak ve yaptığımı mazur göstermek yada haksız duruma düşmek değil 20 yaşlarındaki Lise mezunu ve telefon kontör parası ile röfle parasını ödemek için işe girmiş tezgahtar ve kasiyerlerin işlerini ciddiye almayışlarını vurgulamak istiyorum.
Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Önüne sayılamayacak güçlükler yığacaklardır, kendini büyük değil küçük, zayıf, vasıtasız, hiç telâkki ederek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu güçlükleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin.( 1908 )

Bir adam ki büyük olmaktan bahseder, benim hoşuma gitmez. Bir adam ki memleketi kurtarmak için evvelâ büyük adam olmak lâzımdır; der ve bunun için bir de örnek seçer, onun gibi olmayınca memleketin kurtulamayacağı inancında bulunur, bu, adam değildir. ( 1908 )

Mustafa Kemal Atatürk

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Saty? / Pazarlama
Üye145 yazı
benim kanaatimce sizin daha fazla para harcamaniz ya da elinizde tek bir parcanin olmasi hicbirsey ifade etmiyor.sonucta kasada o anda kim servis ediliyorsa hizmetini ve ilgisini tam almali ister 1 liralik musteri olsun ister 10 liralik.musterinin defalarca raflara gidip yeni urunler getirebilecegini kasiyer tabiki bilemezdi.her medeni insan gibi sizin de sabirla siranizi beklemenz gerekiyor.
lafla peynir ekmek gemisi yurumez

Yerleşim Yngiltere / BiyerMeslek Esnaf
Yeni Üye34 yazı
Merhaba!
Anladigim kadari ile, sizin yaptiginiz alisveris diger müsterininkinden fazla oldugu icin, kendinize ayricalik yapilmasi gerekir, en azindan sizin islem daha kisa sürecegi icin ilk önce yapmasi gerekir kanaatindesiniz..
Benimde bir tekstil ve hediyelik esya dükkanim var. Size sunu söyleyebilirim. Müsterinin kücügü büyügü olmaz, herkes ayni haklara, ayni muameleye sahiptir. Fazla alisveris yapana imtiyaz tanimanin sonu yoktur ve etik de degildir. Kasaya kim erken gelmis ise arkasindaki onu beklemek zorundadir. Müsteri kasada cesitli sebeplerden dolayi isi uzatiyorsa, kasiyerde suc aranmamalidir. Kasiyerin görevi müsteriye görgü kurallarini ögretmek degildir. Ancak siz müsteriye kibarca müdahale edebilirsiniz, veya sorabilirsiniz. Kasiyer islemin cok uzayacagini sezerse, belki müsteriden izin alarak sizi öne cekebilir. Müsterinin ödeme sekli, limit alti, üstü, nakit falan filan diger müsterileri ilgilendirmez. Ben sahsen sizin yaptiginizi saygisizlik olarak yorumluyorum. Hele bir kasiyerin 20 yasinda olmasi, ve röfle icin calistigini vurgulamanizi ise utanc verici bir yaklasim olarak yorumluyorum.
Benim dükkana gelseydiniz ve anlattiginiz sekilde davransaydiniz, size güle güle derdim. Öyle müsterilere ihtiyacim olmaz.

Yerleşim ALMANYA / FrankfurtMeslek Saty? / Pazarlama
Üye964 yazı
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - uMa
Goldenist ; öncelik her zaman kasaya ilk gelendedir,ama buradaki suçu kasiyerde degilde işletmede bulmak daha dogrudur.Müşteri ile direkt olarak temas halinde olan personeli egitemeyen yada fazla araştırmadan işe alan işletmelerdir !


Uma bu sözüne 100 de yüz katılıyorum. Benim tamda anlatmak istediğim buydu.

Haksız olduğum konusunda iddialı yazılar yazan arkadaşlarada ; Daha önce çalıştığım bankada bize öğretilen şu sloganı yazma geeği duyuyorum
; HER MÜŞTERİ BİR YILDIZ...
Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Önüne sayılamayacak güçlükler yığacaklardır, kendini büyük değil küçük, zayıf, vasıtasız, hiç telâkki ederek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu güçlükleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin.( 1908 )

Bir adam ki büyük olmaktan bahseder, benim hoşuma gitmez. Bir adam ki memleketi kurtarmak için evvelâ büyük adam olmak lâzımdır; der ve bunun için bir de örnek seçer, onun gibi olmayınca memleketin kurtulamayacağı inancında bulunur, bu, adam değildir. ( 1908 )

Mustafa Kemal Atatürk

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Saty? / Pazarlama
Üye964 yazı
Gerçek Patron Müşteridir

Maaş çeklerini, ikramiyeleri, sağlık sigortasını, vergileri ve diğerlerini karşılayan müşterinin parasıdır. Çünkü çalı­şanlara ödeme yapan müşteridir, zaten çalışanlar bütün ça­lışanlar patron dahil müşteri için çalışırlar. Bundan dolayı, bir şirketteki her iş müşteri çekmek veya müşteriyi tutmak üzere yapılandırılmış olmalıdır. İstisnasız! Eğer bir iş direk ve dolaylı olarak müşteriyi çekemiyor veya tutamıyorsa, o iş gereksizdir ve dolayısıyla ya bırakılmalıdır ya da başka bir şirkete devredilmelidir.

Patron herkese sürekli müşteriler için çalıştıklarını hatırla­tır. Büyük patronun bir sorumluluğu çalışanlarına müşteriyi nasıl çekeceklerini ve nasıl tutacaklarını öğretmektir. Patron daima şirketle müşteri arasındaki engelleri ortadan kaldırmaya çalışır. Büyük patron her zaman çalışanlarını müşteriyi tutmalarını engelleyen kısıtlayıcı şirket ihtiyaçlarından kurtarır.


Büyük patron satış gücünün raporla­malarını azaltır ki satışçılar işini yapabilsinler. Büyük patron üretim darboğazlarını azaltır ki üretim yapanlar ürünlerini zamanında tamamlayabilsinler. Her çalışanın müşteri için çalışması gerçeği basit bir kav­ramdır, fakat ilginç bir şekilde bazı insanların bunu tam an­lamıyla kavraması zordur. Bazı çalışanlar bir birlik için çalıştıklarını sanıyorlar. Yanlış! Bir birliğe bağlıdırlar ama şirket­lerine ödeme yapan müşteri için çalışıyorlardır. Bazı kamu çalışanları motorlu araçlar bölümünde, polis departmanında, hükümet için veya öğretmenler birliğinde çalıştıklarını sanı­yorlar. Yanlış! Bu insanlar vergileriyle onların maaşlarını kar­şılayan vatandaşlar için çalışıyorlar.

Vatandaşlar, metro çalı­şanları, öğrenciler ve öğrencilerin aileleri ödeme yapan müş­terilerdir. Bazıları XYZ şirketinin pazarlama bölümünde karizmatik patronları, kendileri veya bir yardım derneği ya da kilise için çalıştığını sanıyor. Ama ne müşteri ne de para var. Ne para, ne misyon. Ne para, ne papazlık. Ne para, ne askerlik. Ne para, ne yöneticiler (ne patronlar). Müşteriler gerçek patronlardır. Ve memnun kalmayan müşteri her gün çalışanlarını işten çıkarır.


Kaynak: Jeffrey J. Fox’un “Büyük Patron Olmaya Giden Yol” isimli kitabından alınmıştır

Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Önüne sayılamayacak güçlükler yığacaklardır, kendini büyük değil küçük, zayıf, vasıtasız, hiç telâkki ederek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu güçlükleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin.( 1908 )

Bir adam ki büyük olmaktan bahseder, benim hoşuma gitmez. Bir adam ki memleketi kurtarmak için evvelâ büyük adam olmak lâzımdır; der ve bunun için bir de örnek seçer, onun gibi olmayınca memleketin kurtulamayacağı inancında bulunur, bu, adam değildir. ( 1908 )

Mustafa Kemal Atatürk

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Saty? / Pazarlama
deleted12 yazı
Arkadaşlar,
Perakende sektöründe eleman devir hızı %40 lar gibi oldukça ciddi bir seviyededir. Kasiyerlik eğitimi de veren birisi olarak herkesi haklı görmekle birlikte Goldenist'i biraz daha haklı görüyorum. Goldenist'in kasiyerlerin motivasyon kaynakları hakkında söylediklerine katılmakla beraber; bir genelleme yapmanın da çok doğru olmadığı kanaatindeyim. İşlerini çok severek yapan, tek başına ev geçindirenleri de olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

John Hewitt "Bir şirketin tek bir hedefi vardır: Tek bir müşteri yaratmak" der. Bir arkadaşım "öyle müşterilere ihtiyacım yok" diye yazmış. Bu söylemi de çok doğru bulmuyorum. Hepimiz ister maaşlı, ister serbest çalışıyor olalım maaşlarımızı ödeyenler müşterilerimizdir. Eğer konu ile ilgileniyorsanız Robert Craven'in "Müşteri kraldır" isimli kitabını okumanızı tavsiye edebilirim. (Elips yayıncılık)

Evet, haklısınız kasiyerin önünde kim varsa sıra onundur. Ancak kasiyerin veya hemen orada bulunması gereken kasa şefinin müşterinin ikide bir arkadakileri bekleterek parça parça eşya alıp bunları tek tek kasadan geçirmesine kibar bir şekilde müdahele etmeleri gerekir. Herkes eşit haklara sahipse o zaman herkes ister bir parça, ister yüz parça sıraya girerek işini orada bitirmesi gerekir. Zaman zaman tek parça ürün alan müşterilerin kalabalık sepetli müşterilerden izin alarak öne geçtikleri görülmektedir. Ama bunlar hep bir nezaket çerçevesi içinde olması gerekir. Yaşamanın bu kadar zor olduğu, saatlerce zaten trafikte yeteri kadar stres yüklendiğimiz bir ortamda kimsenin kimseyi ister 1, isterse 1000 lira için bekletmeye hakkı yoktur. Buna da orada yetkili olan kişinin kibarca müdahele etmesi gerekir. İyi günler, sevgiler.
mtg

Yerleşim / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Üye964 yazı
Müşteriyi Elde Tutma Stratejileri



Mevcut müşterilerinizi elde tutmak için, düşük maliyetli şu on stratejiyi uygulayabilirsiniz.

1- Her gün 30 dakikanızı, mevcut iki müşterinizle konuşarak geçirin. Ne istediklerini, neye ihtiyaç duyduklarını ve neyi sevdiklerini/sevmediklerini sorun. Aklınıza yatan fikirleri yaşama geçirin.

2- Şampiyon müşterilerinizi, yönetim kurulunuza katılmaya davet edin. Müşterileriniz, farklı görüşler sunacak ve onların yargılarına değer verdiğinizi anlayacaklardır.


3- Müşterilerinizin firmanızda kazandığı başarılara ilişkin gazete/dergi haberlerini onlara postalayın. İnsanlar, başarıları hakkında bilgilendirilmekten hoşlanırlar. Klasik bir fotoğraf çerçevesi, gönderinizi dahadaanlamlıkılacaktır.


4- Yeni bir ürünü/hizmeti halka sunmadan önce, denemesi için müşterinizi çağırın. Müşterileriniz, halkın ne istediğini daha iyi bilirler. Bu, size enerji tasarrufu sağlar ve müşterinize yeni bir şeyi ilk kez onun denediği mesajını verir.

5- Bir pazarlama faaliyeti, çalıştay ya da özel etkinlik için müşterilerinizle işbirliği yapın. Müşterilerinizle birlikte olmak için ne kadar çok fırsat yakalarsanız, kişisel bazda o kadar çok yakınlaşırsınız.

6- Her gün değer yaratın. Promosyon malzemeleri ve indirimler, müşterilerinizi elde tutmanın ve yeni müşteriler kazanmanın güzel bir yoludur. Ücretsiz otomobil yıkama, saç kesimi, yüz bakımı ya da hediye kuponu, her zaman hoşa gider. Müşterilerinize, yaratıcı ve yeni fikirlere açık olduğunuzu göstermek için benzersiz birşey sunun.

7- Mükemmel müşteri hizmetiyle ünlü şirketlerin başarılarını inceleyin. Profesyonellerden ders alarak işinizi büyütüp geliştirebilirsiniz.

8- Müşterilerinizle ortak bir noktada buluşun. Onlarla ortak paylaştığınız şeyleri bulun. Sizi hatırlayacak ve arkadaşları olarak göreceklerdir.

9- Rakibinizle zaman geçirin ve neler yaptıklarını öğrenin. Bu rekabetçi dünyada, sürekli önde olmak zordur. Daha uygun fiyatlar ve daha iyi hizmet konusunda fikir edinebilmeniz için, müşterilere yönelik bir öneri kutusu tasarlayın.

10- Unutmayın! Hatalı bile olsalar müşterileriniz her zaman haklıdırlar. Olumlu olumsuz her tür eleştiri için onlara teşekkür edin. Onları mutlu etmek için elinizden

Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Önüne sayılamayacak güçlükler yığacaklardır, kendini büyük değil küçük, zayıf, vasıtasız, hiç telâkki ederek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu güçlükleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin.( 1908 )

Bir adam ki büyük olmaktan bahseder, benim hoşuma gitmez. Bir adam ki memleketi kurtarmak için evvelâ büyük adam olmak lâzımdır; der ve bunun için bir de örnek seçer, onun gibi olmayınca memleketin kurtulamayacağı inancında bulunur, bu, adam değildir. ( 1908 )

Mustafa Kemal Atatürk

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Saty? / Pazarlama
Yeni Üye43 yazı
müşteri kraldr kralın karşısında diz çök:)

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Ticaret
Üye143 yazı
Olayın kahramanları 3 insan...
Birbirleriyle dialog kurarak kolayca çözebilecekleri bir konuyu hak-hukuk-imtiyaz gibi kelimelerin arkasına atıp olayın insani boyutunu uzaklaştırmış oluyorlar.
Bu noktadan sonrasında hiç kimseyi hedef alarak yazmıyorum. Herhangi bir kişi ile sorunum yoktur. Bence sorun, mecburen yaşadığımız bu şehir hayatındadır.

Yapılan yorumlara ve yorumları yapanların yaşadıkları şehirlere bakacak olursanız, İstanbul'un ağırlıklı bir şekilde bu insani tarafı ötelemiş olduğu görebilirsiniz.

Bu durum İstanbul'da yaşayan kişilerin eksikliği değildir, İstanbul gibi aşırı büyümüş tüm şehirlerin sorunudur. Şöyle ki;
Toplumsal yapımız, uzmanlaşma ile ürettiklerimizi takas edebileceğimiz ortamlara ihtiyaç duyar. Bu tespitin içinde, uzmanlaşma, üretim ve takas kavramları olmakla birlikte, bir de gizli kavram olarak "zaman" olgusu vardır. İhtiyaçlarınıza yetecek kadar üretemezseniz ya da zamanında takas edemezseniz aç kalırsınız.

Ancak bu takas işlemleri artık ticaret erbabının eline geçmiştir. Üretimler sanayicidedir ve uzmanlaşma kavramı herkesin yaptığı işi çok iyi yapmak zorunda olması anlamına gelir. Bütün bu kavramları ucuca ekleyince göreceksiniz ki, siz başkasına verdiğiniz hizmetin karşılığında bir miktar para alan bir insansınız. Çok hızlı ve çok kaliteli hizmet verebilirseniz daha çok paranız olur. Hızın ve para isteğinin sonu yoktur. İstanbul, bu hataya düşmüş durumdadır.

Neden daha çok para istediğinizi sordunuz mu kendinize? Daha iyi ev, araba, kıyafet, cep telefonu... Bütün bunlar, daha hızlı ve daha kaliteli çalışmanız için önünüze atılmış tuzaklardır. Hepsinin çözümü "daha çok para"dır. Bu psikoloji, "para"nın değerini herşeyin üstüne çıkarır... "insan"ın bile...

Para o kadar değerlidir ki, başkasının parasını size memnuniyetle vermesini sağlamanız için milyonlarca sayfa bilgi derlenmiştir. Buna kısaca "müşteri memnuniyeti" diyoruz. Aslında "anlamsız" bir ihtiyacı karşılamak üzere yapılan bir alışverişin tek geçerli sebebidir "memnun olmak"... Para peşine koşmakla geçen ömrünüzde size değer vermesini beklediğiniz kişi bir kasiyerdir ve siz bu değeri "para" ile satınalmaya çabalarsınız. Üstelik asabi yüzünüz, haklı olduğunuzu bile iddia eder.

Bu psikoz, yıllık tatilleri zorunlu kılar, bigudili başları affetmez.

İnsanların dakika beklemeye tahammül yoktur. Her trafik lambası bencilliğinizin yüzünüze vurulmasıdır. Kırmızı yandığında yolda duran yaya ölüme mahkum edilmiştir. Suçu, "başkalarını 30 saniye bekletmeye tam teşebbüs..."

Halbuki sizin için ekmek üreten, evinizi yapan, sizi işinize ya da evinize ***ürenler hep o "insan"lardır. Bütün bu hayatınız boyunca yanınızda olanlar, önünüzde duranlar veya arkanızda bıraktıklarınız da "insan"dır.

Ve sizin değerinizi belirleyen şey, sizi "insan" yapan şey "para"nız değildir.

Yerleşim Türkiye / Mu?laMeslek Mimar
Yeni Üye44 yazı
Yine 2 yıl önceki konuyu diriltmişsiniz arkadaşlar.Acaba o işyeri noldu:)

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Di?er
Üye143 yazı
Haklısın bahewq, hiç dikkat etmemişim konunun tarihine...
Ben de konuda bahsi geçen insanları merak ettim şimdi. Acaba onlara ne oldu?

Yerleşim Türkiye / Mu?laMeslek Mimar
Yeni Üye88 yazı
OLAY ANINDA MÜŞTERİ HAKLIDIR KASİYERİN OLAYA MÜDALE ETMELİYDİ FAKAT MÜŞTERİDE KENDİNİ KRAL ZANETTİP PERSONEL ŞİKAYETİNDE BULUNMAMALIYDI. BELKİ O PERSONELİN O İŞE İHTİYACI VARDI BELKİDE BU ŞİKAYET ÜZERİNE İŞİNDEN ÇIKTI BU TARZ İNCELİKLERE DİKKAT EDİLMELİDİR KASİYERE HELE BEN 15 TL ALIŞVERİŞ YAPTIM DİĞER MÜŞTERİ 3 TL ALIŞVERİŞ YAPTI DEMEK ÇOK AYIP YARINDA BU OLAYIN TERSİDE OLABİLİR BENİM FİKRİM BU DOĞRULTUDA. HERKESİN DÜŞÜNCESİ

Yerleşim Türkiye / SakaryaMeslek Muhasebe
Yeni Üye44 yazı
Müşterinin kendini kral zannetmesine gerek yok zaten kraldır:)Personel hatalı eğer sıradaki müşteri pos geçildiktikten sonra '1 bardak daha istiyorum' dediyse o arada 2nci müşterinin işini halledebilirdi.Bu tür olayları kasiyerlerin idare etmesi gerekiyor.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Di?er
Üye143 yazı
(Aşağıdaki yazı http://www.fwmail.gen.tr/komik/musteri-her-zaman-hakli-mi/ adresinden alınmıştır.)

Tüketici hakları konusunda "Müşteri her zaman haklı mı?" sorusunu irdelerken çeşitli ülkelerdeki mahkemelik olayları araştırmışlar ve burda okuyacağınız buldukları bu belgelerden birisi...

Olay gerçek... WorldPerfect (bilgisayar, elektrikli daktilo gibi aletler için program yapımcısı) adlı şirketin müşteri yardım hattında banda alınmış bir telefon konuşmasını okuyacaksınız. Bu konuşma sonrası WorldPerfect görevlisi işinden kovuluyor. Kovulan görevli WorldPerfect'i kendisini "Gerekçesiz" işten çıkardığı için mahkemeye veriyor. İşte bu konuşmanın deşifresi.

-WorldPerfect yardım hattı, buyrun, nasıl yardımcı olabilirim.
-WorldPerfect`te bir sorun oldu.
-Nasıl bir sorun?
-Yazı yazıyordum, birden bütün kelimeler gitti.
-Gitti mi?
-Yokoldu!
-Ekranda şu anda ne görüyorsunuz?
-Hiç bir şey.
-Hiç bir şey mi?
-Yazdığım hiç bir şey ekrana çıkmıyor.
-Hala WorldPerfect programında mısınız yoksa programdan çıktınız mı?
-Bunu nereden bileyim.
-Ekranda bir "C" harfi görüyormusunuz?
-Bir "hece" mi..
-Boşverin. Ekranda yanıp sönen bir çizgi var mı?
-Söyledim ya hiç bir sey yazmıyor.
-Monitör üstünde yanan bir lamba var mı?
-Monitor ne?
-Ekranı olan yer, televizyon gibi... Çalıştığınızı gösteren küçük bir lamba var mı?
-Bilmiyorum.
-Monitorün arkasına bakın, oraya bir elektrik kablosu giriyor olması lazım. Görebiliyor musunuz?
-Evet.
-Harika, o kabloyu takip edin duvarda elektriğe bağlımı bana söyleyin.
-Bağlı.
-Harika. Monitorün arkasına bakınca bağlı olan tek kablo mu gördünüz, yoksa iki tane mi?
-Görmedim.
-Tekrar bakar mısınız, ikinci bir kablonun da bağlı olması lazım.
-Evet buldum.
-Tamam, şimdi onu takip edin bilgisayara bağlı mı diye bakın.
-Kabloya ulaşamıyorum.
-Ulaşmayın, bağlı mı diye bakabilir misiniz?
-Olmuyor.
-Bir şeyden destek alıp eğilip bilgisayarın arkasına baksanız...
-Eğilmek dert değil, karanlık olduğu için bakamıyorum.
-Karanlık?
-Ofisin ışıkları kapalı, pencereden gelen ışık yetmiyor.
-Ofisin ışıklarını yakın.
-Yanmaz.
-Neden?
-Elektrikler kesik.
-Elektrikler mi kesik. Tanrım..! (kısa bir sessizlik) Bilgisayarın kutusu, kitapları her şeyi duruyor mu?
-Evet dolapta.
-Şimdi bilgisayarı sökün, aynen aldığınızdaki gibi paketleyin ve aldığınız dükkana iade edin.
-Durum bu kadar kötü mü?
-Korkarım öyle!
-Peki tamam. Onlara ne diyeceğim?
-"Ben bilgisayar kullanamayacak kadar ***ım" diyeceksiniz...

Kaynak: http://www.fwmail.gen.tr/komik/musteri-her-zaman-hakli-mi/

Yerleşim Türkiye / Mu?laMeslek Mimar