Okey oynardık; taş gelmeyince istekayı değiştirirdik..
Sonra masayı, ardından kahveyi...
Günün birinde arkamıza bir bakardık, gidecek kahve kalmamış...
Kiralık evlerde oturur, ev sahibi kirayı arttırınca; evi, takıldığımız kızların ağabeyleri önümüzü kesmeye başlayanca mahalleyi ,veresiyeyi kesince bakkalı, kesekağıdının dibine çürükleri koyduğu için manavı, tavuktan zehirlenince kasabı değiştirirdik....
Okul bitince;
Sürekli evlenmek isteyen kız arkadaşlarımızı,
Ailesi yüzünden nişanlımızı
Parası iyi olmadığı, sürekli başkaları terfi ettiği için işimizi.
Gecenin bir yarısı arayan sapıklar yüzünden telefon numaramızı...
Alacaklılardan kurtulabilmek için şehrimizi
Parayı bulunca da; eşimizi değiştirmeye başladık...
“Değişmeyen tek şey değişimdir” dedik....
Orta yaşlı olunca;
Saç şeklimizle beraber kılık kıyafetimizi, hobilerimizi ve farkında olmasak da karakterimizi değiştirmeye başladık...
Arabaları sattık.
Yerine motosiklet alarak ruhumuzu, estetik ameliyatlar yaptırarak yıllardır aynada gördüğümüz yüzümüzü değiştirdik....
Teknoloji ilerledi;
Takoz cep telefonlarını, evdeki bilgisayarı, banyodaki çamaşır, mutfaktaki bulaşık makinesini, taksitle aldığımız televizyonu
En sonda ısınma ve sinir sistemimizi değiştirdik...
Günün biride sıkıldık, eski arkadaşlarımızı unutup, çevremizi değiştirdik...
Her şeyi, herkesi değiştirdikte;
İçimizde sakladığımız çocuğu elleyemedik...
Büyütmek istedik; büyütemedik..
Zorlasak da değiştiremedik...
Bazıları; bu çocuktan utandı
Kimleri; hayatı boyunca bu çocuğun arkasına saklandı...
İnsanların bakışlarına dikkat ederseniz;
Gözlerindeki pencerelerden hayata gülen, “ elma” denince çıkmayı bekleyen çocuklar görürsünüz...
Bakmazsanız................................................
Ali GÜLCÜ