Daha önce parti kapatma ile ilgili yazılar için bir başlık açmıştım, bu başlıkta da global kriz ile ilgili beğendiğim yazıları buraya eklemeye çalışacağım.
Türkiye için asıl kabus şimdi başlıyor
Kredi krizinin ABD’li bankalardan sonra Avrupalı bankaları da vuracağı vurgulanıyor.
Credit Suisse ilk çeyreği zararla kapatacağını açıklarken, Alman bankası IKB’nin zor durumda olduğu söyleniyor
Kredi krizinin ABD’li dev şirketleri kurban almaya devam edeceğine yönelik korkular şimdi de Avrupalı bankalara sıçradı. Alman bankası IKB’nin likidite sıkıntısı çektiği söylentileri ve Credit Suisse’in ilk çeyreği zararda kapatacağını açıklaması, başta Avrupa olmak üzere Türkiye’de de moralleri bozdu. Hissedarları arasında Deutsche Bank’ın da olduğu Sigma Fonu’nun zor durumda olduğuna yönelik haberler de borsalarda satışları hızlandırdı. İMKB, Avrupa borsalarındaki düşüşlerin ardından günü yüzde 2.59’luk kayıpla 39.847 puandan tamamladı.
Credit Suisse’in ilk çeyreği kârla bitiremeyeceğini açıklaması ve Alman bankası IKB’nin zor durumda olduğu yönündeki haberler moralleri bozdu. Avrupa merkez bankalarının piyasalardaki likidite sıkıntısının devam ettiğine yönelik sinyallere yanıt olarak piyasaya para vermesinde IKB’nin ciddi miktarda sermayeye ihtiyacı olduğu yönündeki söylentilerin etkili olduğu belirtiliyor.
Fonlar nakite döndü
Dün sabah Alman Devlet Bankası KfW, zor durumdaki IKB’ye varlıklarındaki değer düşüklüğünü karşılaması için 450 milyon dolar vereceğini açıkladı. Alman hükümeti bu bankayı ayakta tutmak için geçen ay 1 milyar euro teklif etmişti. Avrupa Merkez Bankası dün yaptığı ihalerle piyasalara 5 gün vadeli olarak 15 milyar euro verdi.
Fonların emtia fiyatlarının rekor seviyelere tırmanmasının ardından satış yapıp nakite dönmeleri, dolara hem yurtdışında hem de yurtiçinde değer kazandırdı. Pazartesi günü bin 30 dolara çıkan altının ons fiyatı 905 dolara, petrolün varil fiyatı ise 100 doların altına indi. Fonların emtiadan kaçmaya başlamalarının ardından dolar euro karşısında yüzde 1.6 değer kazandı.
Bazı Avrupalı bankaların zor durumda olduğuna yönelik haberler de eurodaki değer kaybını hızlandırdı. Euro/dolar paritesindeki sert düşüşün ardından dolar içeride 1.5 kuruş artarak 1.25 YTL’ye yükseldi.
Credit Suisse: Kâr etmedik
Şubat ayında mortgage’tan 2.85 milyar dolarlık zarar yazan İsviçreli Credit Suisse, 2008’in birinci çeyreğinde aktif değerlerindeki büyük düşüşler ve zor piyasa koşulları nedeniyle kâr elde etmesinin muhtemel olmadığını, ancak Şubat ayında açıkladığı yüksek aktif değer düşüşlerin, ilk düşünüldüğü kadar kötü olmadığını açıkladı. Yazılı açıklamanın ardından gazetecilere konuşan Credit Suisse’nin CEO’su Brady Dougan, aşırı dalgalı piyasada faaliyet göstermeye devam ettiklerini ancak yine de konumlarının sağlam olduğunu söyledi.
Dougan, “Aşırı dalgalı piyasada faaliyet göstermeye devam ediyoruz . Sektörün üzerindeki baskı belli. Konumumuzu daha muhafazakâr tuttuğumuz için, zarara rağmen yine de zaman içinde rakiplerimizden daha iyi performans gösteriyoruz” dedi. Açıklamaların ardından Credit Suisse hisselerinde kayıp yüzde 11’e ulaştı.
Kaynak: Vatan Gazetesi
Krizin sorumlusu hırslı süper bankerler
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Kemal Derviş, dünyada türbülanslar yaratan ekonomik krizlerden "yeni kuşak" hırslı "süper bankerleri" sorumlu tuttu.
Kemal Derviş, Hindistan’da yaptığı konuşmada yeni kuşak "süper bankerlerin" kár peşinde koşarken gösterdiği açgözlüğünün, en yoksul ülkelerdeki yoksulluğu azaltma hedeflerini geciktirme riski içeren bir ekonomik krizi tetiklediğini söyledi. Derviş, İngiliz The Times gazetesinde yeralan açıklamalarında, son 10 yılda yaşanan üç ekonomik krizden "aşırı etkinliğe sahip, az yasal düzenlemelere tabii olan" finansal sektörü sorumlu tuttu.
BANKERLER BÜYÜK KÁR EDİYOR: Derviş, söz konusu üç kriz olarak, 1997’deki Asya krizi, 2001’deki e.ticaret krizi ve halen devam eden ABD kaynaklı kredi krizlerden bahsetti. Derviş şunları söyledi: "Süper bankerler, hedge fonların yöneticileri ve özel yatırım şirketleri, 21’inci yüzyıl kapitalizminin yeni baronları oldu. İnanılır gibi değil: ABD’de son birkaç yılda toplam şirket kárlarının yüzde 40’ı, finansal sektörde elde edildi." Satın alma gücü paritesine göre yüzde 4-5’lik dünya ekonomik büyümesinin, kalkınma için ’harika’ olduğunu, büyük bir yavaşlamanın ise ciddi bir aksilik oluşturacağını vurgulayan Derviş, bankerlerin, piyasalarda oluşan balonlardan büyük karlar sağladıklarını ancak balon patladığında bunun bedelinin asıl, hükümetlerce gerçekleştirilen kurtarma operasyonları ve agresif faiz indirimlerince alevlendirilen yüksek enflasyonun aracılığıyla sıradan insanlar tarafından ödendiğine dikkat çekti.
BM HEDEFLERİNE ETKİSİ: Finansal sektörün üretici olmadığını, üreten kaynaklar için aracılık yaptığını, organize ettiğini belirten Derviş, dünya ekonomik büyümede meydana gelebilecek büyük bir düşüşün, 2015 yılına kadar yoksulluğun yarıya indirilmesini, Aids’in yaygınlaşmasının durdurulmasını öngören BM’nin Binyıl Kalkınma Hedeflerini gerileteceği uyarısını yaptı.
Kaynak: Hürriyet
Mobius: Siyasi endişeler kalkarsa, yolunuz açık
Templeton Fonu kurucusu Mobius, Türkiye’de siyasi endişeler kalkmadıkça belirsizlik durumunun süreceğini söyledi. TL’nin dalgalanmaya devam edeceğini belirten Mobius, doların uluslararası piyasalarda daha fazla düşmesini beklemediğini kaydetti.
İSTANBUL - Templeton Fonu Kurucusu dünyaca ünlü yatırımcı Mark Mobius, CNBC-e yayınında piyasalarda yaşanan dalgalanmanın fotoğrafını çekti. Türkiye’nin siyasi sorunlar yaşanan bir süreçten geçtiğini belirten Mobius, “Siyasi sorunlar devam ettikçe Türkiye’ye belirsizlik olarak yansıyacak. Türkiye’nin nereye gittiğini bunlar belirleyecek. Siyasi endişeler ortadan kalkarsa Türkiye ilerleyebilir. Siyasi endişeler kalkmadıkça bu durum daha fazla belirsizlik demek olur” dedi.
Ekonomik büyümeye odaklanmanın çok önemli olduğunu belirten Mobius, hükümetin dini konular yerine reformlara yönelmesini umduğunu belirtti.
TL DALGALANMAYA DEVAM EDECEK
Böyle bir ortamda TL’nin biraz daha dalgalanmaya devam edeceğini belirten Mobius, “Bir tarafta iyi bir ekonomik büyüme var, yabancı yatırım var. Diğer tarafta ise siyasi ortamla ilgili korkular artıyor. Kurda hassasiyetin biraz daha devam edeceğini düşünüyorum” diye konuştu.
ABD’DE FAİZ İNDİRİMİNDE SONA GELİNMEDİ
Mobius, ABD Merkez Bankası Fed’in faiz indiriminde sona gelmediğini, faizlerin yüzde 1’e kadar kadar marjı olduğunu kaydetti. Avrupa ekonomisinin daha fazla yavaşlayacağını sanmadığını belirten Mobius, enflasyona odaklanan Avrupa Merkez Bankası’ndan ise kısa vadede faiz indirimi beklemediğini söyledi.
DOLAR DAHA FAZLA DÜŞMEZ
“Bundan sonra emtia fiyatlarının uzun vadede yüksek kalacağını göreceğiz” diyen Mobius, dünyada doların bundan sonra daha fazla zayıflamasını beklemediğini ifade etti. Mobius, “Dolar şu ana kadar oldukça düştü ama ABD’deki olaylara bakınca gittikçe daha fazla zayıflaması yönünde endişeler vardı. Bundan sonra biraz daha dengeleme görebiliriz. Doların daha fazla zayıflamasını beklemiyorum” dedi.
Kaynak: CNBC-E
'Krizin yaşanması kaçınılmazdı, geçiş dönemi yaşıyoruz'
Alan Greenspan ABD'de yaşanan ekonomik krizin kaçınılmaz olduğunu belirterek, "Konut sektöründe olmasaydı başka alanda olacaktı" dedi..
*Bunun olabileceğini iddia edenler bu yöntemi kullanarak doğruluğunu kanıtlamalı.
*Fed geçmişte deflasyonist endişeler nedeniyle faizleri uzun süre düşük tuttu.
*Deflasyon ABD ekonomisi için konutta kıyasla daha büyük bir tehlikeydi.
*Uzun vadeli faizlerin artırılmasıyla konutta balon oluşması engellenemez.
ABD piyasalarının içerisinde bulunduğu krizin baş sorumlusu olarak gösterilen eski ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Alan Greenspan, kendisine yönelik eleştirilere yanıt verdi. Greenspan özellikle 2003-2004 döneminde faizleri uzun süre düşük tutmasıyla, ABD'de konut balonunun oluşması arasında bir bağlantı kurulmasının anlamsız olduğunu belirterek, "Fed'in bu konuda sorumlu tutulması çok yanlış. Fed'in kısa vadeli faiz oranları üzerinde bir etkisi var ama uzun vadeli faizler bankanın etki alanının dışında kalıyor. Konut sektöründe oluşan balonun nedeni de Fed'in etki alanı dışında bulunan uzun vadeli faizlerin uzun süre düşük seyretmesi sonucu oluştu" dedi.
UCUZLUK DÖNEMİ BİTTİ
Greenspan, uzun vadeli faizlerin artırılmasıyla konut sektöründe balon oluşmasının engellenebileceği yönünde teoriye de katılmadığını belirterek, "Bunun olabileceğini iddia edenler arada sırada bu yöntemi kullanarak doğruluğunu kanıtlamalıdır" dedi. Konuşmasında ABD'de yaşanan çöküşe de değinen Greenspan, "Piyasalarda bir krizin yaşanması kaçınılmazdı. Sıkıntılar konut sektörü olmasa bir başka alanda olacaktı. Bir geçiş dönemi içerisindeyiz. Fiyatların uzun süre düşük seyrettiği bir dönemin sonuna gelmiş bulunmaktayız" dedi.
KONTROLÜ KAYBETTİK
Eski Fed Başkanı, geçmişte aldıkları kararlara yönelik eleştirilerin o dönemin ekonomik koşulları göz önünde tutularak yapılması gerektiğine işaret ederek, "Fed'in o zamanlar önceliği deflasyonist etkilerle mücadele etmekti. Bu konu ABD ekonomisi için olası bir konut sektörü sorunundan çok daha büyük bir tehlike anlamına geliyordu. Biz daha sonra kısa vadeli faizleri yeniden yükseltmeye başladık ama uzun vadeli faizler bundan etkilenmedi ve düşük seyretmeye devam etti. Bir süre sonra İngiliz Merkez Bankası'nın yanı sıra diğer merkez bankalarıyla birlikte uzun vadeli faizler konusunda kontrolü kaybettiğimizi fark ettik. Bunun sonucu olarak konut fiyatlarını düşürme şansımızı da kaybetmiş olduk" dedi. Greenspan 2004 yılında yaptığı ve tüketicileri değişken faizli konut kredisi almaya teşvik ettiği açıklamasını 1 ay sonra geri aldığını belirterek yanlış yönlendirme ile ilgili iddiaları da reddetti.
Kaynak: Sabah